Dam Notları

Hasan Çakır 1 Mart 2018 Perşembe

İMARA, MİMARLAR, MİMARLAR ODASI KARIŞMAYACAK DA KİM KARIŞACAK?

KARIŞMASINLAR, ODA’YI KAPATIRIM

Bizde, kimi çevreler; kent yöneticileri, politikacılar ve hatta mimarlar; Mimarlar Odasının ve mimarların, imar işlerine, imar politikalarına karışmasından rahatsız olmuştur ve bu rahatsızlıktan oldum bittim kendilerini kurtaramamıştır. Hangi sosyal, ekonomik ve psikolojik dürtülerin bu rahatsızlığı yarattığını araştırmak ilginç olabilir…

***

Mimar Doğan Hasol anlatıyor:

1954 Oda’nın kuruluşu… Tek parti döneminden çok parti dönemine geçilmiş. Demokratik Parti Hükümeti iktidarda. Başbakan A. Menderes (…) Istanbulu imar ediyor… Tahranı ziyaret ettiği zaman geniş bulvarlar görmüş. İstanbul‘da da o bulvarları yapmaya çalışıyor. Tıpkı işte 3. Napolyon’un Paris’te yaptığına benzer bir takım uygulamalar.

Adnan Menderes 1955’te başladı istanbul’un imarına…

Oda yeni kurulmuş zaten. Toplanıyorlar. Merkez İstanbul’da. Ne yapalım diyorlar. Yeni Başbakan kendi bildiğince İstanbulda bir takım uygulamalar yapıp duruyor ama, bir yardımımız olsa en azından, bir şeyler yapsak…

Bir toplantı yapıyorlar. O toplantının sonunda Başbakanın kendisine bir mektup yazmaya karar veriyorlar ve diyorlark ki, işte sesimizi duyurmalıyız, işte keyfi imara karşı çıkmalıyız gerekçesinden hareketle, çok nazik bir mektup yazıyorlar ve size nasıl yardımcı olabiliriz diye soruyorlar.

Tabii Menderes bunun altında yatan manayı anlıyor.

Aylarca cevap gelmiyor. Sonunda Oda’nın 1 numaralı üyesi – Profesör Emin Onat, o tarihte Demokrat Parti’den milletvekili – Emin Hoca’ya söylüyorlar durumu, ne olur Başbakanla bir konuşsanız diye. Cevap Emin Onat aracılığıyla geliyor. Diyor ki „Karışmasınlar, Odayı kapatırım.“

12 Eylül 1980’den sonra memur mimarların odaya kayıt olma zorunluğu kaldırıldı… Temmuz 2013’te torba yasayla Odanın yetkileri bakanlığa devrediliyor… MImarlık Semineri konuşmasından, Mart 2015, İstanbul

***

Mimarlar, imara ve imar politikalarına her zaman karışmıştır. M.Ö. 5. Yüzyılda Milet kentini planlayan Miletli Hippodamos da imara karışmıştır, M.S. 20. Yüzyılda Mimar Sedat Çetintaş da… İmara, imar politikalarına karışmak mimarlığın doğasında var.

Yıl 1949. Ortada Oda moda yok .Mimar Sedat Çetintaş imara karışıyor:

Fatihte Macar Kardeşler Caddesi… Bu cadde ki Türk İstanbulun en mühim ve en yeni caddesidir. Burada imar namına, zevki bedii namına vücuda gelen heyeti garibeyi birer birer tetkik ediniz… Bir tane  ciddi zevk ve kalem mahsulü bina gösteremezsiniz. Artık en mühim cadde böyle olursa daha içerileri siz tahmin ediniz. Bu hal nedir ve nereye varacaktır? Bu gibi binalarla yumurcaklı kozalaklı, pis bir şekle girecek olan bu zavallı şehri, sonra hangi kuvvet temizliyebilir, mümkün mü? Gürhan Tümer, Şadırvan, Mimarlık ve İstanbul, Mimarist 28, Güz 2008.

***

Yalnızca mimarlar mı? Kentinin imarına ilgi duyan sanatçılar, filozoflar, yazarlar ve kent sakinleri her zaman imara ve imar politikalarına karışmıştır.

Yıl 1959. Edebiyat Tarihçisi, Yazar Nihad Sami Banarlı imara karışıyor:

Gazetelerde okur ve sevinirsiniz: Belediye yeni ve güzel kararlar almıştır: Boğaz sahillerinde ve yamaçlarında dört kattan yüksek bina yapılmayacaktır. Hatta sahil binaları yalnız iki katlı olacak ve ahşap yapılacaktır.

Düşünürsünüz: Ne güzel görüş, ne isabetli bir karar. İşte bu kararda  hakiki bir İstanbul anlayışı, tam bir vatan sevgisi var. Çünkü Boğaz, bir yeşil yamaçlar diyarıdır. Evler, binalar onun yamaçlarına birbirini perdelemeden, birbirinin denizi görmesine engel olmadan, her çizgisi düşünülmüş, zevkli ve bilgili bir işleyişle, adeta oya gibi yerleştirilmelidir…

Fakat çok geçmeden hayretle hattâ dehşetle görürsünüz ki bu haberlar sanki sizi oyalayan birer balondur. N. S. Banarlı, Imar Hataları, s. 126, İstanbul’a Dair, Kubbealtı Neşriyatı,1986.

***

Günümüzde Belediyeler, kent yöneticileri; yalnızca mimarların değil kent ahalisinin imara ve imar politikalarına karışmasını talep ve teşvik ediyor; büyük bir projeye başlamadan önce, açık tartışmalarla kent ahalisinin ve açık mimari yarışmalarla mimarların fikrini alıyor; imar planlarını, açık planlama sürecinde geliştiriyor.

Çünkü bugünkü koşullarda, keyfi imarın ve toprak vurgunculuğunun kentleri yazboz tahtasına çevirmesi; açik planlama ve kent ahalisinin imar işlerine karışması ile bir ölçüde önlenebilmektedir.

Bir kentin sakinleri – mimarları, marangozları, yazarları, çizerleri, filozofları, çöpçüleri, kundura boyacıları, seyyar satıcıları, sokak köpekleri, kedileri … – kentine ilgi göstermiyorsa; kentinin imarına karışmıyorsa ve kentinin imar sorunlarını tartışmıyorsa, o kentin vay haline,

Kent yöneticileri, politikacılar, finansçılar; kent ahalisinin, mimarların, Mimarlar Odasının imar işlerine karışmasından memnun olmalı.

3500 yıl önce Filozof Perikles ne demiş:

Kentinin imarina ilgi göstermeyen bir kimse, yalnız ilgisiz bir kimse değil, aynı zamanda kötü bir kimsedir.

Mimarlara Mektup’un Mart/229. sayısında yayınlanmıştır.

 

Hasan Çakır 1 Mart 2018 Perşembe