Şimdi daha çok – “More is now”

Yazar- Hasan Çakır / Dam Notları 2 Kasım 2026 Pazartesi

DAM Notları
Hasan Çakır
27 Eylül 2026, Frankfurt

Şimdi daha çok – “More is now”

Ülkelerarası Frankfurt Kitap Fuarı’nın bu yılki konuk ülkesi Çekya. DAM bu nedenle Çağdaş Çekya Mimarlığı “More is Now” sergisini sunuyor. 17 Eylül’de açılan sergide Çekyalı genç mimarların eserleri ve modernizmin öncü ikonlarından Mimar Mies van der Rohe’nin tasarımı ünlü Tugenthat Villası da maket ve fotoğraflarla yer alıyor.

Sergide yalnız Prag mimarisi değil, özellikle Çekya’nın çeşitli yörelerindeki mimari örnekler var. Sergi aynı zamanda Alman ve Çekyalı mimarların sürdürülebilirlik, yeni malzemeler, kamusal alanlar, mevcut mimariye karşı takınılan tavır konularını ilişkilendiriyor.

DAM, “Şimdi Daha Çok” sergisini özetle şöyle tanıtıyor:

“Az çoktur” (“less is more”) sloganı, mimari minimalizmin evrensel bir ilkesi olarak Ludwig Mies van der Rohe’ye mal edilir. 42 yaşında, modernizmin bir simgesi haline gelen Villa Tugendhat’ı tasarlayan Mies van der Rohe, bir asır sonra bile mimarlar için hâlâ standartlar belirlemektedir. “Şimdi! Daha Çok” sergisi, milenyum kuşağı Çek mimarlarının “az çoktur” ilkesinden ne ölçüde esinlendiğini veya modernizmin mirasını yeniden nasıl yorumladığını araştırıyor.

Birçok çağdaş Çek mimar, kısıtlama veya hatta sadelik ilkesiyle yönlendiriliyor. Minimalizmleri biçimsel, kavramsal ve etik niteliktedir. Binalarına biçim veren yalınlığa ve modülerliğe ilgi duyuyorlar. Çalışmalarında beton, ahşap ve yeniden kullanılan yapı malzemelerinin biçimsel ve teknik potansiyelini araştırıyorlar. Etik bir bakış açısıyla, “az”, mevcut yapılara ve malzemelere saygı anlamına geliyor. Dönüşüm yoluyla, salonlar ve silolar gibi eski endüstriyel binalara yeni bir işlev veriliyor. Çevre odaklı çabalar, “Daha az mimari, daha çok doğa” ifadesiyle özetlenebilir.

“Daha çoğu” hedefleyen projeler, daha zengin izlenimler, deneyimler sunuyor. Cesur kombinasyonları ve çağdaş kavramsal çözümleriyle tanınan ofisler, geleneksel el sanatlarını ve formlarını modern, sürdürülebilir teknolojiler ve yenilikçi malzemelerle harmanlıyor.

Genel olarak, Çek mimarisi “tabula rasa” ilkesinden uzaklaşmış ve artık kentsel alanların, tarihi binaların ve çevrede bulunan malzemelerin değerini ve kaynaklarını görmektedir. Serginin dikkat çekici bir özelliği, genç mimarların çoğunun ilk büyük projelerini kamu yarışmalarını kazanarak gerçekleştirmiş olmaları ve binalarının genellikle Prag dışında, ülkenin daha ilerici bölgelerinde yer almasıdır. Sergi, bu yeni nesil mimarların olağanüstü eserlerini öne çıkarıyor.

DAM’ın yeni kalıcı sergisi: “İnşaat Hikâyeleri”

Alman Mimarlık Müzesi yeniden tasarlanan kalıcı sergisini açtı.

Yeniden tasarlanan sergi iki bakış açısını birleştiriyor: On bir tarihi diyorama (canlandırma maketi), tarih öncesi ve erken tarihten 1980’lere kadar yerleşim ve mimarlık tarihinin on belirleyici örneğini sergiliyor. Bu örnekler, DAM sergileri seçkisinin retrospektifiyle tamamlanıyor. Koleksiyondaki maketler, çizimler, fotoğraflar, planlar ve diğer nesneler, müzenin kuruluşundan bu yana ele aldığı sosyal, tasarımsal ve çevresel konuları gösteriyor.

Serginin ilk tarihi diyoraması (canlandırma maketi) Çatalhöyük yerleşmesi. Sonuncusu 1980’lerin gökdelenleri.

Tarihi diyoramaların seçimi dört ana temaya dayanıyor: yerleşim ve altyapı, mimari, inşaat ve yapı malzemeleri ve toplum ve çevre. Sergi tarihi örnekleri çağdaş konularla ilişkilendiriyorlar. Yerleşimler çevrelerine nasıl uyum sağlıyor? Ulaşım yolları ve altyapı kentsel büyümeyi nasıl şekillendiriyor? Hangi siyasi ve sosyal koşullar binalara yansıyor? Ve yapı malzemeleri ve inşaat yöntemlerinin iklim, peyzaj ve kaynaklar üzerindeki etkisi nedir?

Yeniden tasarlanan kalıcı sergi, mimariyi sadece önemli binaların tarihi olarak görmüyor. Yaşam ve çalışma, güç ve topluluk, teknolojik yenilikler ve mevcut kaynaklar hakkında bilgi veriyor. İnşa edilmiş çevrenin birçok insan tarafından yaratıldığını ve bu süreçte alınan kararların uzun vadede birlikte yaşamımızı şekillendirdiğini gösteriyor.

“Beş yıllık bir kapanmanın ardından kalıcı sergiyi nihayet yeniden açabildiğimiz için çok mutluyuz. Daha fazla ışık, şehir manzarası ve diyoramalar ile sergilere engelsiz erişimin yanı sıra eğitim programımızın bir parçası olarak atölyeler için alan da sunuyoruz,” diyor Direktör Peter Cachola Schmal.

Göbekli Tepe’yi düşündüm. Geçen yüzyıl İstanbul’u çevreleyen gecekonduları, günümüzde İstanbul’un orasına burasına dikilen gök tırmalayanları, rezidanskondu’ları; İstanbul’u saran cehaletin eseri suratsız binaları düşündüm… Sergiye göz gezdirirken bir sergi tasarladım: “Göbekli Tepe’den Gecekondu’ya – Çatalhöyük’ten Rezidanskondu’ya mimarlık ve öyküleri” sergisi düzenlense… Mimarlık ve şehircilik sanatımızı gösteren çok ilginç bir sergi olurdu.

?! Olmaz mıydı?!

Yazar- Hasan Çakır / Dam Notları 2 Kasım 2026 Pazartesi