“Mimarlıkta Kuram Sempozyumu”na Doğru Giderken; “Zorunlu Sayıklamalar!…”

Yazar- Metin Karadağ 2 Kasım 2026 Pazartesi

Mimarlığın “Geçmişi”, “Bugünü” ve “Geleceği” bağlamında bütünlüklü ve aydınlatıcı bir söylem arayışı; nasıl bir ortak dil ve yol bulabilir?…

“Geçmişten gelen birikimlerle, geleceğe yönelik sürekli bir şimdi arayışı; Çağcıl/Modern bir yapılanma olduğuna göre…” geleceğe dair öngörüler nasıl bir perspektifte görünüm sunabilir?…

Bilirsiniz, Sokrates’in yargılanıp idama mahkûm edildiğinde; “Sorgulanmamış hayat, yaşanmaya değmez!…” ünlü sözünü söyler…

Bu ünlü söz “Anlamlandırılamamış olan her şeye karşı” da rahatça kullanılabilir… Ve burada bir “Anlamlandırma Sorunu” ile karşı karşıya olduğumuzu düşünerek de devam edebiliriz…

Şimdi aynı sözü alıp son kısmını şu şekilde “Sorgulanmamış hayat, yaşanmış sayılmaz!…” olarak da kullanabiliriz… Ya da “Sorgulanmamış mimari/mekân, yaşanmaya değmez!…” olarak da yazabiliriz.

Ve hatta “Sorgulanmamış mimari/mekân, yaşanılabilir sayılmaz!…” da olabilir…

Şimdi siz, “Durduk yerde neden böyle kıvranıyorsun?…” da diyebilirsiniz; ki bunu sormakta da haklısınızdır …

Önümüzde kapalı kapı gibi duran “Mimarlık Kuramı” arayışında; çıkışın nasıl olacağı ve bizleri nerelere yönlendireceğini henüz bilmeden türlü çeşitli düşünceler labirentinde en az yanlışla çıkışa ulaşabilmek sorununu bir süre daha yaşamaya devam edecek gibiyiz…

Hem geçmişten gelenler, hem de güncelin üretip önümüze çıkardığı sorunlar yumağını çözebilmek biraz daha zamanımızı alabilir… Bilmiyoruz ki…

İnsanların tüm insani ilişkileriyle birlikte; içinde birlikte yaşamak için ürettiği mekânların içten dışa ve dıştan içe doğru sürekliliğini sağlayarak anlamlandıran şeyler neler olabilir?…

Ve bu anlamlandırmaların bir düzeni yani ahlâkı nasıl ve hangi koşul ve kurallarla oluşabilmektedir? Ya da örneğin somut bir kaynak olarak “Doğanın Eytişimsel/Diyalektik” bağlamlarını; hangi seçenek örnekleriyle ele alabiliriz?…

Bilmiyoruz, ama yazmaya ve konuşmaya da devam edeceğiz (*) gibi duruyor…

Acaba “Mimari Ahlak ve de Etik ve de Hukuk; ‘Mimarlık Kuramı’na bir yol/kanal açabilir mi?…”

Veya Eytişimsel Özdekçilik(Diyalektik Materyalizm) bizlere ne gibi somut seçenekler sunabilir?…

Evet, bilmiyoruz, ama yazmaya ve konuşmaya da devam edeceğiz (**) gibi duruyor…

Bu arada bir de Baruch Spinoza’nın “İnsan özgürlüğe yalnızlık şartlarında değil; prensiplerini bilinçli olarak kabul ettiği kent/toplum içerisindeyken ancak ulaşabilir…” sözünü “İnsan ‘uygarlığa’ yalnızlık şartlarında değil; prensiplerini bilinçli olarak kabul ettiği kent/toplum içerisindeyken ancak ulaşabilir…” olarak da kullanabiliriz sanırım…

“Hukukun tek kaynağı insanlar arasındaki insani, doğal ve açık olan her türlü ilişkilerdir… Hukukun anlam kapsamında olarak da AHLAK; hukukun en değerli ve tamamlayıcı özelliğidir. Ve AHLAK, insanlar arasındaki ilişkilerin ‘Sürekli İyilik’ halini güncelleyerek koruyan aktöresel yasalardan biri sayılabilir… AHLAK üretildiği ve kullanıldığı sınırlı alan dışına çıkıp Evrensel olan alana doğru yol almaya başlarsa; o artık kavramsal olarak ETİK bir değer haline dönüşmüş demektir..”.

“Mimarlık Kuramı”, aynı zamanda “Mimarlık Etiği” olarak “Evrensel Hukuka” doğru bir “Uygarlık Yolculuğu” olamaz mı?…

Siz ne dersiniz?…

 

(*)Panel: Mimarlıkta Kuram

https://www.mimarist.tv/watch/panel-mimarl%C4%B1kta-kuram_xB7BD8CtJirf8Is.html

(**)Mimarlık ve Kuram Seminerleri 1 – Prof. Dr. Uğur Tanyeli

https://www.mimarist.tv/watch/mimarl%C4%B1k-ve-kuram-seminerleri-1-prof-dr-u%C4%9Fur-tanyeli_PBPuyOAhdQYBSdl.html

 

Mimarlara Mektup Bülteni, Eylül 2026, Sayı: 318

Yazar- Metin Karadağ 2 Kasım 2026 Pazartesi