Yaşam Mekânlarımız Nasıl Değişecek?

Rüksan Tuna 3 Temmuz 2020 Cuma

“Eskiden her şey ne güzeldi”cilerden değilim. Ancak hızlı kapitalist yaşam ve üretim biçimleri bizleri esir almadan önce ülkemizde mimarlık ve planlama ilkeleri evrensel standartlarda öğretiliyor ve uygulanmaya çalışılıyordu. Ne zaman ki yapsatçılık, daha sonra kamu ve özel sektör eliyle büyük ölçekli ve çok adetli konutlar üretilir oldu, okullarda öğretilenin (ve bazı okullarda ise hiç öğretilmeyenin) tam tersi planlama ve tasarımlar piyasaya egemen oldu.

Covid-19 salgınında yönetimlerce getirilen kısıtlar evde kalabilenleri evlerinde kalmaya ve çalışmaya sevk etti. Evlerde geçirilen ilk bir ay, hatta ilk bir hafta sonundan sonra anlaşıldı ki konutlarımız yaşama alanları olarak pek de uygun değilmiş.

Salgın öncesine kadar sabah çıkılıp akşam girilen mekânları 7/24 kullanınca, anlaşıldı ki planlaması, mekân dağılımı, esnek kullanıma yatkın olmayışı, içinde yaşayanları boğacak hale gelen boyutta ve ölçekteymiş. Sağlıklı ve konforlu yaşamın başlıca unsurlarından olan temiz hava ve günışığı kriterlerini de göz önünde tutarak mevcutları incelemek isterim:

* Planlama: Bir yerleşim veya yerleşke planlanırken ana yola mesafesi, ulaşım ilk kriterlerden biri. Ancak her yolu taşıt yolu haline getirmek konutlardaki insanlara ne denli korkunç bir gürültü rahatsızlığı vermekteymiş. Özellikle kısıt günlerinin bir önceki geceleri 12’ye kadar telaşlı bir hareketlilik gürültünün salgın öncesini aratır boyutlara varmasına neden olmaktaymış.  Konut alanlarının taşıt trafiğinin uzağında yer almasına ne kadar ihtiyacımız olduğunu, kısıt günlerinde sabah balkona çıkıp serçe, kumru seslerini kayda aldığımda anladım. Araçsız, trafik gürültüsüz bir ortam ne dinlendiriciymiş, doğanın seslerini dinlemek ne iyi geliyormuş. Hafta sonu 65 yaş üzeri sokağa çıktığında kendini sakınmadan kah kaldırımda, kah araç yolunda etrafa bakınarak rahatça yürüyebiliyormuş.

O zaman madde 1: Trafiği yavaşlatılmış veya arındırılmış konut bölgeleri planlamalı.

* Mekân dağılımı: Çocuklar site bahçesinde oynayabildi. Gençler köşelere çekilip sohbet edebildi. Yaşlılar tur atıp bacaklarını açabildi. Elbette bunları bahçesi olan şanslılar yapabildi; Kadıköy ve Yeşilköy gibi semtlerde oturanlar. Şişli, Kurtuluş gibi bitişik nizam, bahçesiz semtlerde oturanlar ise bundan yoksun kaldılar.

O zaman madde 2:  Bahçesi, yeşil alanı olmayan konut alanları planlanmamalı.

* Tasarım: İlk apartmanlarda var olan daire giriş nişi, paspas yeri nerede? Ortak hacim kabul edilen bu mekâncıklar dolaşım koridorları üzerinde kaldıkları için başkaları tarafından çiğnenen alanlar oldular. Salgın sonrası pek çok kişi internetten alışveriş ederek aldıklarının kargo şirketi veya kurye tarafından paspasa bırakılmasını istedi. Kapıyı açmadan bir alışverişin güvenli olduğu düşünüldü. Peki bıraktıkları yer: yarım veya 1 metrekare size ait bir yer miydi, yoksa gelen geçenin ayağının takıldığı bir paspas mıydı? Alanı çok küçük de olsa size özel bir kapı önü girişi ne kadar önemliymiş değil mi? Bu detaylar planlı alanlar tip yönetmeliğinde bulunmuyor.

Tanıdık geldi mi? Fotoğraf: R. Tuna

Kentsel dönüşüme uğramış yapı bloklarından birisi. Bu yapının yıkılıp dönüştürülmeden önce 3 adet balkonu vardı. Klima balkonuna küçük çamaşırları sığdırdık diyelim, çarşaflar nerede kuruyacak? (Fotoğraf: R. Tuna)

O zaman madde 3:  Bina ve daire girişlerimize eski itibarını geri verelim.

* İçeri girdik: İlk konutlarımızda var olan antreler yani giriş holleri nerede? Sokaktan geleceksiniz, ayakkabı ve giysilerinizi bırakıp temiz ev kıyafetlerinize döneceksiniz. Alışveriş arabanızı torbalarınızı bir süreliğine nereye koyacaksınız?  Doğrudan salona açılan daire kapılarıyla yapılmış bir tasarımda bu hijyen eşikleri mümkün mü? Demek ki giriş holü şart. Eşyalar ve ayakkabılar bırakıldı, hiç bir yere değmeden suya sabuna ulaşmanız gerek. Nasıl? Koridor sonunda ulaşılan banyoya mı, yoksa en yakındaki tuvalete mi? Demek ki giriş holünde bir ıslak hacim de şart.

O zaman madde 4: Fonksiyon dağılımı ve sıralaması yapılırken giriş holünü ve tuvaleti geri getirmeli.

* Mutfak: Artık günde 3 öğünün ve hatta ara öğünlerle birlikte 5-6 öğünün üretildiği yer. Acaba bu kadar küçük mü tasarlanmalıydı? Yoksa kahvaltı gibi ilk öğünün yapılabildiği bir masayı barındıracak büyüklükte mi olmalıydı? Elbette olsa ne iyi olurdu, değil mi? Ebeveynler yemek yaparken belki çocuklar da o masada ders çalışırdı. Hatta mutfaktan geçilen küçük bir yarı açık balkonu da tasarlanmış olsaydı, mevsiminde ne güzel kullanılırdı, değil mi?

O zaman madde 5: Mutfaklara yemek köşeleri ve balkonları geri getirilmeli.

* Salonlar: Kentsel dönüşümle birlikte 22 m2’ye kadar küçülmüş odalara salon ismi vermek pek uygun kaçmıyor. Bu odalarda yemek masası duvara itilmiş, kanepeler 2 adede indirilerek yerleşim gerçekleşebilmiş gibi oluyor. Büyükçe bir vaktin televizyon karşısında geçirildiği bu alanlar illaki köşelerde yer almalı. Böylelikle iki farklı duvardan çapraz havalandırma sağlanabilir.

O zaman madde 6: Salon, yani günlük oda, yaşama odasının ölçeği büyümeli, yeri köşeye alınmalı, çapraz havalandırmaya olanak sağlanmalı.

* Yatak odaları: Ebeveyn odaları bazen yatağın bazen dolabın odası ölçüsüne inmiş durumda. Bu uygun olmayan ölçeği gizlemek ve lüksmüş gibi göstermek üzere küçük banyolar da ilave etmek moda oldu. Bunu zorlayan durumlara da şahit olduk. Kentsel dönüşüm projelerinde yangın merdiveni çıkışlarına (sonradan) ebeveyn banyosu iliştirmek için gider bırakılmış uygulamaları bizzat gördüm. Salgın sırasında ve sonrasında da devam edeceği öngörülen evden çalışma (home office) uygulaması için ebeveyn odalarının boyutları büyütülmelidir.

Pencere önünde günışığı alan bir yer, altyapısı ile birlikte: elektrik ve internet bağlantıları projelendirilerek evden çalışma için ayrılmalıdır. Evden çalışma konusu on yıllardır bina sertifika sistemlerinde var olan, yapıldığı zaman puan toplanan uygulamalardır. Örneğin BRE (Building Researh Establishment – Yapı Araştırma Kurumu) Sürdürülebilir Konutlar Yönetmeliğinde (CSH – Code for Sustainable Homes) 2009 yılından beri yer almaktadır. BREEAM, LEED, DGNB ve diğer sertifika sistemlerinde de bu kriterler bulunmaktadır. Bu kriterlerin amacı işle ev arasındaki ulaşımda kullanılacak fosil yakıtlardan çıkan karbon salımlarını azaltmaktır. Zorunlu olarak evden çalışılan iki ayda havanın nasıl temizlendiğini hep beraber hissettik.

O zaman madde 7: Evden çalışma için ayrı bir çalışma odası yapılamıyorsa, ebeveyn yatak odaları tasarımına çalışma köşesi eklenmeli.

* Çocuk yatak odaları: Yine kentsel dönüşüm projelerinde, yönetmelikte eni 2,25’m.den az, alanı 8,0 m2’den az olamaz dendiği için 8,25 m2 (8 metrekare, 25 santimetrekare – bir yüklük ölçüsünde yani) çocuk yatak odaları tasarlandığını gördüm. Çocukların evde ders çalışıp oyun oynamaya, alana ve açık alana ihtiyacı var. Oyun oynayabilecekleri yarı açık balkon ve teraslar ne kadar gerekli! Komşumun çocuğunun salonda tenis oynamaya, bir diğerinin şeytan uçurtması uçurmaya çalıştığını görüyorum.

O zaman madde 8: Çocuk odaları büyütülmeli, balkonsuz çocuk odası tasarlanmamalı.

* Servis hacimleri, yüklükler, kilerler, çamaşır odaları: Hepsi ne kadar gerekliymiş değil mi? Aldığımız gıdaları bozulmadan saklayabilmek, atıkları biriktirebilmek, ayrıştırabilmek için de alana ihtiyacımız var. Her gün yıkanan çamaşırları asabilmek için çamaşır odasından geçilebilen bir kurutma balkonuna da ihtiyaç var. (Yeri gelmişken belirteyim, “kurutma alanı” kriteri de Sürdürülebilir Konutlar Yönetmeliğinde yer almaktadır)

Leipzig, 2016, Mevcut yapıya balkon ilavesi ve çift açılır doğrama (Fotoğraf: R. Tuna)

* Kat yüksekliği: Alınan temiz havanın miktarı kat yüksekliğine bağlı olarak artar, biliyoruz.  Eski köşklerimiz 3,50 – 3,60 m yüksekliğindeydiler. İmar yönetmelikleri kat adedini artırırken kat yüksekliğini de azalttı. Bu yıllar sonra temiz hava yoksunluğuna bağlı olarak astımlar, alerjiler, depresyon olarak  geri döndü. Bilir misiniz sertifika sistemlerinde “Gökyüzü bakışı” kriteri vardır, sağlık ve konfor başlıklarında geçer. Bilgisayara bakmaktan yorulan gözlerinizi uzaklara, manzaraya ve gökyüzüne çevirerek dinlendireceğiniz açıklığın tasarlanması gerekir. Bu da kat yüksekliğine bağlıdır.

Bordeaux, Cite du Grand Parc, balkon, kış bahçesi ekiyle cömert mekânlar yaratılan mevcut bloklar. Türkiye’deki 1,5 m.lik çıkma alışkanlığıyla karşılaştırıldığında 4 metreye yakın ilave gerçek yaşam alanı sunuyor.

O zaman madde 9:  Konutlardaki kat yükseklikleri artırılmalıdır.

* Pencere açıklıkları: Kat yüksekliğine bağlı olarak pencere boyut ve açılımları değişmeli, sabit ve kanat açılım gibi tek tipleşmeden geri döndürülmelidir. Kentsel dönüşüm bu ve benzeri iyileştirmeler, yeşil ve sürdürülebilir dönüşüm için tarihi bir fırsattı, kaçtı.

O zaman madde 10: Tepe açılımı, yatay ve düşey pivot açılımlar, giyotinler ve iç-dış vasistas açılımlar rüzgâr yönüne uygun olarak tasarıma ve uygulama sektörüne geri dönmelidir.

Yukarda sayılan 10 basit madde aslında sağlıklı modern konutlarda bir zamanlar var olan, küreselleşmeyle birlikte yapılan inşaatlarda uygulamasından vazgeçilen, okullarda öğretilen planlama ve tasarım ilkelerinde ise unutulan noktalardır. Salgınlar var olmaya devam edecek. Salgın sırasında ve sonrasında sağlıklı yaşamak ve barınmak istiyorsak bunların hatırlanması ve geri getirilmesi gerekmektedir.

………….

Notlar:

1) Balkon konusunda yapılmış çok iyi uygulamalar var. Almanya’da gittiğim hemen her şehirde mevcut yapı bloğunun yenilenirken, yapılan iyileştirmelerin başında açık havaya erişim alanları, balkon ilaveleri ve doğrama açılımlarında havalandırma sağlayacak değişimler yaptıklarını gözlemledim (Resim 3).

Fransa’da  da benzer örnekler var. Bordeaux kentinde 1960’lardan kalma sosyal konut bloklarının güney cephelerine 3,8 m genişlikte  balkonlar ve kış bahçeleri eklenerek konfor ve keyif artırılmış durumda  (Resim 4).

https://xxi.com.tr/i/soyal-konuta-yeni-soluk  -erişim15-05-2020

 

2) Balkonlarla ilgili güzel bir yazı önerisi: Hakkı Yırtıcı: Balkon Konut Mimarisinin Üvey Çocuğu

https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2020/05/14/balkon-konut-mimarisinin-uvey-cocugu/ -erişim:14-05-2020

………………………………………………………………………………………………………………………………………….

Resim2: Kentsel dönüşüme uğramış yapı bloklarından birisi. Bu yapının yıkılıp dönüştürülmeden önce 3 adet balkonu vardı. Klima balkonuna küçük çamaşırları sığdırdık diyelim, çarşaflar nerede kuruyacak? (foto: R. Tuna)

Resim 3: Leipzig, 2016,  Mevcut yapıya balkon ilavesi ve çift açılır doğrama (Foto: R. Tuna)

Resim 4: Bordeaux, Cite du Grand Parc, balkon, kış bahçesi ekiyle cömert mekânlar yaratılan mevcut bloklar. Türkiyedeki 1,5 m.lik çıkma alışkanlığıyla karşılaştırıldığında 4 metreye yakın ilave gerçek yaşam alanı sunuyor.

 

 

Rüksan Tuna 3 Temmuz 2020 Cuma

Mimarlık ve Kent Filmleri Festivali mimarist.tv Dayanışma Mimarlığı Kentsel Arkeoloji Yarışmalar İstanbul Kent Mücadele Arşivi İş / Eleman Arayanlar Web Sitesi

Mimarlar Odası Facebook Sayfası Mimarlar Odası Twitter Sayfası Mimarlar Odası Youtube Kanalı Mimarist.TV Haber Besleme