Demek Ki; “Başka Türlü Bir Dünya” Ancak “Etik Rönesans” İle “Mümkün”müş!…

Metin Karadağ 30 Nisan 2020 Perşembe

Bu yazıyı günlerdir kaç kez silip, kaç kez yazdığımı unuttum. Aslında önemli olan; geriye sadece “silinmesi gerekenler” mi kaldı, yoksa “kalması gerekenleri” mi sildim onu da tam olarak bilemiyorum… Mazeretim de var “Küresel Kâbus; Koronavirüs!…”

Şu an aslında en iyisi küçük bir çocuk olup hiçbir şeyin farkında olmamaktı; ama yine de tüm bu yaşamakta olduklarımızın hiçbir şekilde yaşanmamış olması daha da muhteşem olurdu!…

Yeryüzünün tüm bireyleri olarak, bugünlerde içinde bulunduğumuz farklı ortamların da -dolaylı ya da dolaysız- etkisiyle; çaresiz ve yapayalnız, ölüm korkusuyla baş başa, dramatik anları/günleri/ayları yaşıyoruz!…

“Covid-19 Küresel Salgını”nın tam ortasında yaşayan insanlar olarak, kendimizi nefs-i müdafaa anlayışı ile korumaya çalışırken; aslında “herkesle eşit olduğumuzun” ne kadar farkındayız, onu da bilebiliyor muyuz; bilemiyorum…

“Yerelden(Emdemi) “Küresele(pandemi) ; “Küreselden”(pandemi) “Yerele” nasıl da kolayca geçişler olabileceğini o da ancak şimdi, “Can Korkusu” eşliğinde öğreniyoruz.

Aynı zamanda insanların dolaşımıyla, koronavirüsü birbirlerine bulaştırma hızının nasıl geometrik artış gösterdiğini; iletişimin hızı sayesinde an be an görerek öğreniyoruz…

İletişim Çağı’nın tam ortasındaki dünya bu boyutta ve eşzamanlı olarak böyle bir felaketle hiç yüz yüze gelmemişti…

Kimbilir yaşanan acı deneyimler nasıl evrimleşecek ve geçmişe neler bırakarak, geleceğe neler aktarılacak?…

Geçen yüzyıl başında 50 milyon insanın yaşamına mal olan “İspanyol Gribi”nin yol açtığı dramatik durum; “günümüzdeki gibi bir iletişimin olmaması” nedeniyle, “eşzamanlı küresel bir endişeye” yol açmadan; o da ancak, neredeyse herşey olup bittikten sonraki tarihlerde fark edilebilmiştir.

Şurası kesin, tek kurtuluş; “En ön cephede Koronavirüse karşı canları pahasına mücadele eden sağlık çalışanlarına…” yardımcı olmak için “payımıza düşen sorumlukları” yerine getirerek; bu büyük dayanışma seferberliğine katkıda bulunmaktır!…

Bu aynı zamanda onurlarıyla yaşayan insanlar olmanın ve öyle kalmanın gerektirdiği bir borçtur da…

Günümüzde “Mesleki Ahlak” sahibi insanlar olarak, “Tıp Etiği(Deontoloji) ilkelerinden hareketle, günümüzde bu topyekün mücadelede “Koronavirüs belasına karşı en önde savaşan sağlıkçıların, bu örnek davranışlarının temeli”; ilk maddesinde “Öncelikle zarar verme…” yazan “Hipokrat Tıp Yemini” belgesine dayanmaktadır.

“Meslek Etiği” içinden geçmekte olduğumuz dramatik durumun gereği olarak “Mimaride yeni ihtiyaçlara göre yeniden şekillenecek olan mekânlar”; Mimarların gözlem gücü ve ifade yeteneklerine bağlı olarak insanlığın geleceğine yeni ufuklar açabilecektir…

İçinde bulunduğumuz bu “Küresel Salgın Krizi”nde en dramatik olayların yaşandığı “başta sağlık yapılarının yetersizliği olmak üzere tüm mekânsal kavramlar, Meslek Etiği gereği olarak; Mimarlardan yeni tasarım ilkeleriyle düzenlenerek kurgulanmış programları, insanlığın hizmetine sunmasını bekliyor olacak…

Tüm “Mimarlıkta Kuram” anlayışları, köklü bir özeleştirel tartışmalar sürecinin süzgecinden geçirilerek, yeniden ayakları üzerine sağlam ilkelerle kurgulanmış manifestolarla herkesin dikkatine sunulacaktır.

Mimarlığın sorumluluk ilkesi, tüm etik değerlerin ortaya serildiği bir ortamda; yaşamın tüm diyalektik bağlamlarından da alacağı güçle tüm toplumun hizmetine kamuyararı ilkeleri olarak sunulmalı ve güvence verilmelidir.

Geçtiğimiz dönem TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi, “Mimarlık, Eğitim ve Kültür Araştırmaları(EKA) Mesleki Bilimsel Çalışma Kurulu(MBÇK)nun “Mimarlıkta Kuram, Düzenleme ve Çalışma Grubu” olarak 60’a yaklaşan hazırlık toplantısı ile altyapısını hazırladığımız “Mimarlıkta Kuram Süreci”;

bu dönem “Başka Türlü Bir Dünya”nın ancak “Etik Rönesans”ımızı gerçekleştirebilirsek “Mümkün” olabileceğini gösterebileceğimiz uzun soluklu ve herkese açık bir platformu olmaya aday olarak geliyor…

Bu çalışmaya aklınız, yüreğiniz, bilginiz, ilginiz ve birikimlerinizle katkı verebileceğinizi düşünüyoruz…

Ya siz?…

Metin Karadağ 30 Nisan 2020 Perşembe