Dam Notları / Kent Tamiri

Hasan Çakır 5 Eylül 2019 Perşembe

Mimarlara Mektup’un bu sayısına Suriçi ve İstanbul’un eski semtlerinin imarı üzerine bir yazı hazırlamak için biriktirdiğim notlara, dergilere, gazete kesiklerine göz atarken iki güzel şeyle karşılaştım. Biri, 2016 DAM Ödülü üzerine yazdığım Kent Tamiri yazısı; diğeri ve daha güzeli, 15 Temmuz 1986 tarihli, Milliyet Sanat Dergisi (1): Derginin ana konusu: “İstanbul’un İmarı, kaş yapayım derken…” 1980’li yıllarda İstanbul’da yapılan imar operasyonları üzerine görüşler, öneriler… Okudukça insanın, bu görüş ve öneriler dikkate alınsaydı İstanbul bu acayip hale düşmezdi diyesi geliyor.

***

Türlü çeşitli nedenlerle- afetler, spekülasyon, cehalet vb.- tarihsel karakteri, façası, mimari dokusu bozulan, güzellikleri yok edilen eski kentlerin yeniden imarında ve yapı kültürünü korumada, en çok tartışılan konu: kent tamiri. Yenileme eskisinin tıpı tıpına aynısı mı olsun, eskisini anımsatan mı olsun, yeni mi olsun, yoksa nasıl olsun? Hemen her kent tamiri eylemi, mimari yarışmaların ve ateşli tartışmaların konusu oluyor; tartışmalar bazen yıllarca sürüyor. Ne iyi…

Berlinli BFM (Bruno Fioretti Marquez) Mimarlar Grubunun, Dessau kentindeki Bauhaus Sanat Okuluna ait iki Hoca (Gropius ve Moholy-Nagy) evini yeniden kurma (rekonstrüksiyon) projesine 2016 DAM Mimarlık Ödülü verildi. Boşuna değil, projeleri yapı kültürüne ve kent tamiri tartışmalarına bir katkı sayılıyor.

Berlinli mimarlar, eskisinin tıpı tıpına aynısı bir rekonstrüksiyon olmayan, ama görünüşleriyle eskisinin tıpı tıpına aynısı yeni Hoca Evleriyle bir “kentsel onarım” gerçekleştirmiş.

Müdür (Gropius) Evi ve 3 çifte evden oluşan Hoca Evleri 1926’da yapılmış. 1945’te (savaşın bombalarıyla) yıkılmış. 1990’lı yıllarda çifte evlerden ikisi: Kandinsky-Klee Evi ile Muche-Schlemmer Evi tıpı tıpına yeniden kurulmuş ve okul binası onarılmış. Daha sonra Dessau kenti için önem kazanan “Bauhaus turizmi”ni geliştirmek amacıyla Hoca Evlerinin tamamlanması- Gropius Evi ve Moholy- Nagy Evinin de yeniden kurulması- üzerine tartışmalar başlanmış.

Belediye 2008’de, mimarların fikrini almak amacıyla bir yarışma yapmış. Yarışmada “aha bu!” dedirtecek bir fikir ortaya çıkmamış. Belediye ve Anıtlar Kurulu Hoca Evlerinin bir “kentsel onarım” olarak ele alınmasını istiyormuş.  2010’da ikinci bir yarışma yapılmış. Yarışmada Berlinli BFM Mimarlar Grubunun tasarımı-Hoca Evlerini yeniden kurmada orijinale bağlı kalmama, ama bir “kentsel onarım” düşüncesiyle evlerin orijinal görünüşüne tamamen sadık kalma fikri – tutulmuş ve uygulanmış.

***

Melih Cevdet Anday’ın, 15 Temmuz 1986 tarihli Sanat Dergisindeki “İstanbul Karşısında” yazısından bir pasajla noktalayalım:

“Eski kentler gerçekte üst üste gelmiş, kat kat kentlerdir; bu katlar o kentin yaşantısını örer, ırasalını (karakterini H.Ç.) oluşturur, özgünlüğünü belirler. Korunacak olan budur… Denebilir ki, her kent çağa uyarak, yenileşerek ırasalını korur, geçmişin gerçek, süren güzellikleri onu ölümsüzleştirir. Bu bakımdan İstanbul gibi az bulunur kişilikli bir kenti Çhicago’ya benzetmek yanlıştır.”

1-         Temmuz 1986 Milliyet Sanat Dergisi’nde “İstanbul’un İmarı- Kaş yapayım derken…” başlığı altında şu yazılar yer alıyor.

İstanbul Karşısında, Melih Cevdet Anday

İstanbul’un İmarı ve İkilemler, Doǧan Kuban

Fener Evlerini Kurtaralım, Gülen Tayşı

1992’nin Önemi ve Haliç’teki Yıkımlar, Selçuk Erez

Konuşması Gerekenler Niçin Susuyor, Onat Kular

Boǧaziçi Kültürü, Cengiz Bektaş

Insanbul, Orhan Duru

Çevre Düzenlemesinde Süreklilik ve Deǧişim, Prof. Dr. Aptullah Kuran

 

 

 

Hasan Çakır 5 Eylül 2019 Perşembe