Dam Notları / İstanbul’un Sahibi Kim?

Hasan Çakır 30 Nisan 2020 Perşembe
Ben.
Dostlarımdan gayrı ne dikili bir aǧacım ne villam ne gecekondum ne de bir
‘göktırmalayanım’ var, İstanbul’da. Bir kedim bile yok, ama İstanbul’un sahibi, benim!
Çünkü, İstanbul’u benimsiyorum.
Çok dilli, çok dinli, “insan madeni” bu kent, beni yoǧurmuş, adam etmiş, bir dünya
yurttaşı yapmış.
Ben aslen taşralıyım.
Yalnız ben mi, bütün İstanbullular taşralı.
Üç aşaǧı beş yukarı 2700 yıl önce, Sarayburnu’nda Bizantion’u kuranlar taşralıydı.
Bundan bin yıl sonra Konstantinopolis’i kuranlar da öyle. Osmanlılar da taşralıydı.
Evliya Çelebi, fetihten sonra İstanbul’a getirilip yerleştirilen ve gelip yerleşenleri
saymakla bitiremez.
“Bir tren bölmesinde iki kişi. Ne geçmişlerini ne soy soplarını ne de nereye gittiklerini
biliyoruz. Babalarının malı gibi bölmeye yerleşiyorlar. Boş koltuklarda gazeteler, el
çantaları, paltolar… Bölmenin kapısı açılıyor iki yeni yolcu giriyor. Öncekiler gelenleri
selamlamıyor bile. İsteksizce, koltukların üzerinden öteberiyi topluyorlar. Yeni
gelenlere karşı mal sahibi gibi davranıyorlar. Onları istilacı gibi görüyorlar. Biraz
sonra iki yeni yolcu bölmenin kapısını açıyor. Bir anda daha az önce binenlerin
durumu deǧişiyor. Biraz önce işgalcı durumunda olanlar, göz açıp kapayıncaya kadar
mal sahibi kesiliyor.” (H.M. Enzensberger, Büyük Göç)
Bir kentin kültür düzeyinin göstergeleri neler olabilir? Söz gelimi, bir kentte kişi başına
düşen otomobil sayısı veya otopark veya büro alanı, o kentin kültür düzeyinin
göstergeleri olabilir mi? ‘Olur’ diyenler çıkabilir. Bir kentte, ‘tiyatroya konsere, operaya,
müzeye, sinemaya, sergiye, okula, üniversiteye gidenlerin veya satılan gazete, dergi
ve kitap sayısı, o kentin kültür düzeyinin göstergeleridir’ diyenler de var.
Ama, bir kentin kültür düzeyinin asıl göstergesi, o kentin ahalisinin kentine karşı
takındıǧı tavırdır.
O tavır kendisini bütün kentte gösterir.
Temmuz 1993 Notlarından

Hasan Çakır 30 Nisan 2020 Perşembe