Daha Da Zorlu Hale Gelen Salgın Günlerinde, Korunması Gereken Değerlerimizden Biri Olarak; “Eğitim Süreci’nin Öznesi: Öğrenciler…” 

Metin Karadağ 1 Ocak 2021 Cuma

Çaresizlikten kaynaklanıyor olsa da, küresel ölçekte herkesi birbirine muhtaç duruma düşüren acımasız Covid-19 Salgın günlerinin ardındaki gerçekler, bir bir su yüzüne çıkmaya başladıkça; insanlar birbirlerini anlamak konusunu ister istemez daha fazla duyarlılıkla düşünür hale geldiler…

“Her an, benim de başıma gelebilir…” kaygısı; artık başkalarının yaşadığı acıyı ve üzüntüyü; artık daha fazla kendi acısı olarak duyumsar hale gelmek; olağan koşullarda kolayca ortaya çıkabilecek bir durum hiç de olası değildi…

“Bir müsibet, bin nasihatten iyidir…” günlerinin tam ortasında, yaşanan çaresizliklerin kazandıracağı deneyimlerin; daha iyi sonuçlarıyla birlikte, “Büyük İnsanlığın Evrensel Kültürü”ne katkı verebileceği günlerin eşiğindeyiz…

İyi ya da kötü başkasının yaşadıklarını kendisi yaşamış gibi hissedebilme duyarlılığı; bildiğiniz gibi psikiyatri/psikoloji literatüründe “Empati” olarak adlandırılmaktadır…

Bilirsiniz, “Empati” aynı zamanda “Mimarlık Eğitimi”nde özellikle “Proje Dersleri”nde açığa çıkarılarak “Farkındalık” biçiminde “Mimarlık Öğrencisi”ne kazandırılması hedeflenen; en önemli “Beceri” ve “Yetenek” gibi değerlerinden biridir.

Rene Magritte Tablosu

Eğitimde “Gözlem Gücü” ve “İfade Yeteneği” edindirmek sırasında; “Yapabilir Olmak” / “Deneyebilmek” ile öğrencinin “Becerisi” ölçülebiliyorken; “Yaratıcı Biçimde Sorun Çözmek” ile de aynı öğrencinin kendi kendisinin “Yeteneklerini” fark ederek kullanabilmesi desteklenir…

Tüm eğitim sistemlerinin olduğu gibi Mimarlık Eğitimi’nin de Covid-19 Salgını nedeniyle “Online Eğitim” sürecine geçmiş olması ve bir şekliyle de  “Eğitim Sürecinde Eşitlik” sağlamasının yanısıra; tüm eğitim programlarının gözden geçirilerek yeni koşullarda en verimli bir biçimde “Eğitim Süreci’nin Öznesi: Öğrenciler”e sunulması gerekmektedir.

Bugünün koşullarından çok uzaktaki geçmiş yıllarda, “Galata Grubu Öğrenci Grupları”ndan birinde bir süre denediğim ve öğrencilerin de eğlenerek, keyifle katıldıkları(*) “Empati Temelli Eskiz/Tasarım Çalışması”nı; çalışmadaki “Var” ve “Yok” ilişkisini; “Yerine Koyma” ya da “Yok Sayma” konumlarına göre “Gözlem Gücü” ve “İfade Yeteneklerini” sonuna kadar kullanıp kendi “Beceri” ve “Yetenekleri”ni yine kendilerinin izleyip gözden geçirmeleriyle “Eleştiri” ve “Özeleştiri” alanlarında da kendilerince bir “Empati” geliştirdikleri görüldü…

(*)Bu çalışma daha önce Mimarlık Dergisi, Yıl: 1999, Sayı: 287’de Mimarlık Öğrencileri için: “Bir Mekanı Yeniden Okuma ya da Yeniden Kurma Oyunu…”başlığıyla yayınlanmıştı…

Oyunda Varsayılan Kurallara Göre:

(I) İnsan ölçeğine dayalı olarak algılayabildiğimiz ve “Dünya” diye tariflenen bu “ara toplam” mekanda; insan ve onun bedensel formunu doğrudan hatırlatabilecek eldiven, elbise v.d. gibi hiçbir nesne kalmamıştır…

(II) Geride yalnızca mekanlar ve mekanı oluşturan objeler vardır… Hep birlikte incelenmesi ve sonuçlara yönelik önermelerle bitirilir…

Aynı öğrencilerle bu oyun bir başka zamanda tekrar edildiğinde önceki “sonuç değerleri” yeni “veri kaynağı” olarak alınır…

Öğrencinin mesleki alandaki özgür yaratım sürecinde kendine bir kimlik kurabilmesi; mekanın geçmişi ve bugünüyle tarihini okuyabilmesi; katkısı ve katılımıyla da yeni mekanı ya da “geleceğin bugünkü tarihini yeniden kurabilmesi” sürecinde olanaklıdır…

Mekanı ve onu oluşturan objeleri okumaya ya da yeniden kurmaya yönelik “ortak hafızanın” sorgulana sorgulana pekiştirilmesi; toplumsal kimliğin de “gerçekleşen hayatla” bir “ilgisinin” olduğuna dair önemli bir göstergedir diye düşünebiliriz…

(III) Nasıl bir şey olduğunu bilemediğimiz uzay canlıları dünyamıza gelmiştir…

(IV) Mekanlar ve mekan objelerinden hareketle; uzay canlıları bu mekanları üreten “insan canlıları”nın nasıl bir şey olduğunu anlamaya

çalışmaktadırlar…

(V) Yeniden kurabilmek için mekanları ve objeleri okumaya çalışmaktadırlar…

Soru:

Uzay canlılarının gözüyle; ele almayı düşündüğünüz ortama bağlı olarak insan canlılarını, mekanı ve mekan objelerini yeniden kurgulayınız.

Oyun belirtilmiş bir süre içerisinde üretilen eskizlerin bu oyunda mekanı okumaya çalışırken “dolaylı” yoldan “insanı yeniden keşif” yolculuğunda; mekan ve insan ilişkisindeki bir “ayna ikizi” durumuyla karşı karşıya olduğumuzu da görebiliriz…

“Mekanı yeniden keşif”; daha önce “gözümüzden kaçan hayatın” hayatımıza yeniden katılım şenliğidir aynı zamanda…

Halk arasında yaygın olarak kullanılan “Aslan yattığı yerden belli olur…” ya da “Yaptığı iş aynasıdır kişinin…” özdeyişlerinden de hareketle;  “bürokratik imar normları” sayesinde (!) ortaya çıkan “kent ve kentli yaşamına” bakarak “ters” bir okuma da yapabiliriz…

Yeniden yapılanma arayışının bir ihtiyaç olarak ortaya çıkışında en önemli faktör, “yapı bozumunun” başlamış olmasıdır…

Bu yüzden “yapı bozumunun” okunuşu “tam olarak gerçekleştirilemeden”“yeniden yapılanmanın tariflenebilmesi” olanaklı değildir…

“Şematik” yeniden yapılanmayı tarifleme girişimlerinden önce yapı bozumunun esas öznesi olan birey olarak “Mimarda” yapı bozumunu okumak gerekmektedir…

Bu da Mimarın, adaylık sürecindeki Mimar yani henüz öğrenciyken başlayan “sürecini” ülke düzeyindeki ortalamanın hal-i pür melalini ele

alarak yola çıkmayı şart koşmaktadır…

22-23- 24 Ekim 99’daki Mimarlık Eğitimi Sempozyumu’na doğru hızla giderken; sayısı “şimdilik” 34’e ulaşan Mimarlık Fakültelerimiz’de verilen eğitim öğretim programlarının “konu bazında siyaset” açısından “somut” ve detaylı bir biçimde konuya duyarlı olan herkes tarafından gözden geçirilmesi ve gündemleştirilmesinde; kendini mimar hissedenler bir yana, mimar olmayanların bile sorumluluk payı vardır… “Mimarlık oyun değildir…” diyerek itiraz edenlerin dikkatine: İşte asıl yaşanan bu durum “oyun değildir…”

Yeni gelen yılın tüm dünya için, Covid-19 Salgın belasından uzaklaşılmış mutlu bir yıl olması dileklerimle…

(*) http://dergi.mo.org.tr/dergiler/4/531/7819.pdf

Mimarlara Mektup Bülteni, Aralık 2020, Sayı: 262

Metin Karadağ 1 Ocak 2021 Cuma