“Bilişim Arkeolojisi”, Yalnızca “Çağdaş Bir Hurdalık” Olarak Mı Kalacak?…

Metin Karadağ 26 Şubat 2021 Cuma

“Bilmediğimiz şey/ler/in sahibi de olamayız.”

Hatta o “Bilmediğimiz şey/ler” o an belki de bize sahip olan “şey/ler” de olabilirler.

Bilemiyoruz.

İnsandaki bilmek/öğrenmek tutkusu, ister istemez doğadaki bilmek/öğrenmek/temel güdüsünden farklı olmak zorundadır…

Tek hücreli bir “Amip” ya da bir “Terliksi Hayvan”ın kendi açlık/enerji/ihtiyacını gidermek için yaşadığı ortamda karşılaştığı başka şeyleri dokunma organlarıyla keşfetme çabası; salt bir merak giderme/bilmek/öğrenmek değil; yiyebileceğini difüzyonla yemek, yiyemeyeceğinden de hızla uzaklaşmak güdüsüdür.

Aslında “tek seçenekli; iki seçenek sahibi” sayılırlar; “Ya ye, ya da yeme…”

Kendine yiyecek/enerji ararken nereye gittiğini “bilemeyen” bir “Amip” ya da bir “Terliksi Hayvan” kendinden daha büyük -herhangi bir- canlının sindirim sistemine dahil olup olmadığını da bilemeyecektir…

Günümüzde insanların yaşamlarını sürekli kılmak için yapmak zorunda oldukları üretim ve tüketim faaliyetleri toplamının büyük bir bölümü; kentsel alanların içinde ya da çeperlerinde gerçekleşmektedir…

Bugün insanların üretim ve tüketim faaliyetleri sırasında sürdürdükleri yaşamlarının tüm alanlarında “İletişim” ve “İletişim Teknolojisi” kendisine başat bir yer edinmiş durumdadır…

Oysaki iletişimin yakın geçmişine göre, bugün hız ve diğer nicelik ve nitelikler açısından muhteşem bir birikim ve yoğunlukta oluşuna karşın; insanların ondan aynı verimli düzeyde yararlanamamaları, dramatik ya da trajikomik örnekler halinde ortalığa saçılmaya devam ediyor…

Örneğin günümüzde “Mimaride Bilişim Arkeolojisi” konusunda bilgi sahibi olmamak “Mimarlığın Soykırımı” anlamına gelen TOKİ’vari plansız ve arsız yapılaşmanın da sürdürülmesi anlamına geldiğini unutmamak gerek!…

 

“Covid-19 Salgını” felaketini yaşadığımız bu günlerde, yani “Eski Normallerimiz”in yerini alan “Yeni Normallerimiz” ile yaşama tutunmaya çalışırken daha önce farkına varmadığımız için bilmediğimiz; bilmediğimiz için de değer vermediğimiz “şey/ler” yavaş yavaş yeni değer yargılarımız içine karışarak yenilenmekteler!…

Örneğin, başlangıçta olduğu gibi hala “Uzaktan/Online/Eğitim” sorun/lu ve zorunlu olarak devam ederken; ister istemez kendi yeni kavramlarını, kurallarını ve tabii literatürünü de geliştirmeye devam ediyor…

Şu an farkında olunmasa da aynı durum, birbirinden çok farklı iş alanlarında da ister istemez yaygın biçimde kendi yeni kavramlarını, kurallarını ve tabii literatürünü de geliştirmeye devam ediyor…

Öyle görünüyor ki bu gidişle yakında bu kez “İletişim Alanı”nda “Bilişim Arkeolojisi” sadece geçmişte kalan “Çağdaş Bir Hurdalık” olmaktan kurtulacak!…

“Yapay Zeka” çalışmalarının geldiği noktada “Yapay Öğrenme”(Machine Learning) artık öğüterek elde ettiği bilgilerle kendine yeni devasa bilgi-işlem alanları üretmeye akıl almaz hızlarla devam ediyor… Sadece izliyoruz…

Günümüz “Bilişim Dünyası”nın önemli alanı olan “Veri Madenciliği” yeni kaynaklar yaratarak “Yapay Zeka” alanının genişlemesine ön ayak olurken; bir yandan da “Bilişim Arkeolojisi” alanında gömülü duran zengin  “Data Yatakları”na ulaşmaya çalışmaktadır…

Yıllarca “Açık Kod Kaynaklar” tarafından desteklenen ve paylaşılanlarla “Bilişimin Sosyalleşmesi” sağlanırken “Bilişimde Kamuyasal Bilinc”in bir kültürel değer olarak gelişmesi de sağlandı…

Bu konuda “Gönüllü Ağları” da çok önemli katkılar sundular…

Tüm bunlar, aslında bildiğiniz “Pazar” baskısı altında “Her Şeyin Etiketlendiği” bir dönem içinde yaşandı ve yaşanmaya da devam ediyor…

Bu dönemde ünlenen bir söz her şeyi anlatıyor gibi: “Aldığınız Hizmet Karşısında Bir Ücret Ödemiyorsanız, Ürün Aslında Sizsiniz!…”

Eğer dikkat etmez isek; sistem bizi bir mal olarak her istediği yerde istediği gibi kullanıp harcayabilir.

 “Bilişim Arkeolojisi” konusunda belki de  “Bit pazarına nur yağacak…” ve dikkat etmezsek kazılarda çıkacak olan kendimize ait bilgi madenlerini yeniden satın almak zorunda kalabileceğiz…

Bu alanda haklarımızı koruyacak hukuki güvencelerin neler olduğuna bir göz atmakta yarar var…

Çünkü; “Bilmediğimiz şey/ler/in sahibi de olamayız.”

Mimarlara Mektup Bülteni, Şubat 2021, Sayı: 264

 

Metin Karadağ 26 Şubat 2021 Cuma