TMMOB MİMARLAR ODASI 50. OLAĞAN GENEL KURULU YAPILDI

Yazar- MO İstanbul 20 Nisan 2026 Pazartesi

20 Nisan 2026

MİMARLAR ODASI 50. DÖNEM OLAĞAN GENEL KURULU SONUÇ BİLDİRİSİ

Duyuyor musunuz? 

Toplum için mimarlık, gelecek için sorumluluk…

TMMOB Mimarlar Odası’nın 50. Olağan Genel Kurulu; ülkemizin ve dünyanın içinden geçtiği çok yönlü krizlerin, derinleşen eşitsizliklerin, artan afet risklerinin ve küresel ölçekte süren çatışmaların yarattığı ağır koşullar altında toplanmıştır. Bu süreçte yaşanan gelişmeler; yalnızca siyasal ve ekonomik dengeleri değil, aynı zamanda kentlerimizi, doğayı ve toplumsal yaşamın bütününü doğrudan etkilemektedir. Genel Kurulumuz, mimarlığın bu çok katmanlı kriz ortamında taşıdığı kamusal sorumluluğu bir kez daha güçlü biçimde vurgulamaktadır.

Mimarlık; yalnızca yapı üretimine indirgenemeyecek, toplumun yaşam kalitesini, mekânsal adaleti ve kamusal yararı doğrudan belirleyen bir alan olduğu için mesleğimizin insan hakları, doğa, kültürel miras, toplumsal eşitlik ve meslek etiği ilkeleriyle yeniden ve güçlü bir bağ kurması zorunludur. Bu bağın korunup geliştirilmesindeki en önemli güvence olan Mimarlar Odası’nın örgütlü yapısı; mimarlık eğitimindeki ve yapı üretim sürecindeki olumsuz değişikliklerin yanı sıra eğitim süresinin kısaltılmasına yönelik girişimlerin mesleki niteliği zayıflatması ve genç mimarların işçileşerek meslek örgütünden kopması gibi tehditlere karşı hayati bir önem taşımaktadır. Dolayısıyla, mesleki niteliği ve onuru korumak adına örgütlülüğün güçlendirilmesi, meslektaşlar arasındaki dayanışmanın artırılması ve katılımcı mekanizmaların yaygınlaştırılması temel önceliklerimiz arasında yer almaktadır.

Dünyanın farklı coğrafyalarında, özellikle Ortadoğu’da süren savaşlar ve çatışmalar, yaşam hakkını yok saymakta; kentleri, yaşam alanlarını ve insanlığın ortak mirasını geri dönülemez biçimde tahrip etmektedir. Bu yıkımın en ağır bedelini ise başta çocuklar, kadınlar ve yaşlılar olmak üzere toplumun en kırılgan kesimleri ödemektedir. Temel yaşam hakları açık biçimde ihlal edilmekte, kitlesel yerinden edilme ve sistematik insani yıkım giderek derinleşmektedir. Mimarlar Odası, bu tabloyu yaratan her türlü savaş politikası, güç ilişkisi ve şiddet pratiğinin karşısında olduğunu kararlılıkla ifade etmekte; halkların barış içinde, eşitlik temelinde bir arada yaşamasını savunmaktadır. Ülkemizde yıllarca süren çatışma ve yok saymaya karşı bir yılı aşkın süredir devam eden demokratik çözüm ve barış sürecinde de görüldüğü üzere, kalıcı barışın ancak diyalog yoluyla mümkün olduğu açıkça ortaya konmuştur. Bu bağlamda; Mimarlar Odası, toplumsal barışın ve demokratik bir toplum düzeninin, eşit yurttaşlık ilkeleri doğrultusunda, özgürlük ve adalet temelinde inşa edilebileceğine inanmaktadır.

Meslektaşlarımız ve kent ile hak savunucuları üzerinde devam eden hukuksuz süreçler; demokratik toplum düzeni, ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkı açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Yaşamı, kamusal yararı, kent hakkını ve doğayı savunan birçok meslektaşımız başta olmak üzere, kent ve hak savunucularının düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında ve mesleki sorumluluklarını yerine getirdikleri için özgürlüklerinden mahrum bırakılması kabul edilemez. Genel Kurulumuz, bu süreçlerde özgürlüklerinden mahrum bırakılan tüm meslektaşlarımız ve kent/hak savunucularıyla dayanışma içinde olduğunu vurgulamakta; hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde adil yargılama süreçlerinin işletilmesini ve tutuklu bulunan kent ve hak savunucularının derhal serbest bırakılmasını talep etmektedir.

Demokratik süreçler, yerel yönetimlere yönelik baskı ve antidemokratik kayyım uygulamalarıyla daha da zayıflatılmaktadır. Halkın oylarıyla seçilmiş yerel yöneticilerin görevden alınarak yerlerine atanmış idarecilerin getirilmesi, seçme ve seçilme hakkının fiilen ortadan kaldırılması anlamına gelmektedir. Bu uygulamalar, yalnızca Cumhuriyetin kazanımlarını ve yerel demokrasiyi değil, aynı zamanda kentlerin planlanması ve yönetiminde kamu yararını esas alan süreçleri de ağır biçimde tahrip etmektedir.

Kentlerimizde ve doğal alanlarda uzun süredir devam eden rant odaklı politikalar; kamusal alanları daraltmakta, ekolojik dengeleri bozmakta ve toplumsal yaşamı olumsuz etkilemektedir. Plansızlık ve denetimsizlik sonucu ortaya çıkan tahribat; yalnızca fiziksel çevreyle sınırlı kalmayıp, toplumsal adaletsizlikleri de derinleştirmektedir. Bu bağlamda, kamusal yararı dışlayan tüm uygulamalara karşı durmak ve bilimsel, teknik, ekolojik temellere dayalı planlama anlayışını savunmak mesleğimizin temel sorumlulukları arasındadır.

Afetler sonucunda yaşanan yıkımlar, ülkemizin bilimsel ve bütüncül bir hazırlık sürecinden yoksun olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Deprem başta olmak üzere afet risklerinin azaltılması; kısa vadeli ve parçacı yaklaşımlarla değil, uzun erimli, planlı ve kamucu politikalarla mümkündür. Afet sonrası yeniden yapılanma süreçlerinin; şeffaf, denetlenebilir, bilimsel esaslara dayalı ve toplumsal ihtiyaçları gözeten bir anlayışla yürütülmesi gerekmektedir. Barınma hakkını zedeleyen, mülkiyet hakkını yok sayan, eşitsizlikleri artıran ve doğayı tahrip eden uygulamalar kabul edilemez.

Derinleşen barınma krizi, artan yaşam maliyetleri ve güvencesiz çalışma koşulları; toplumun geniş kesimlerinin yaşam hakkını doğrudan tehdit etmektedir. Bu çoklu kriz ortamında mimarlığın toplumsal sorumluluğu daha da belirgin hale gelmekte; nitelikli, sağlıklı ve erişilebilir yaşam alanlarının savunulması hayati bir önem taşımaktadır.

Yapı üretim süreçlerinde yaşanan iş cinayetleri ve meslek hastalıkları, sektördeki güvencesizliğin ve denetimsizliğin en ağır sonuçlarıdır. Mimarlık hizmetleri, yalnızca tasarım süreciyle sınırlı olmayıp, yapı üretim sürecinin de bir parçası olarak insan yaşamını da doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle iş sağlığı ve güvenliği; meslek pratiğimizin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmalıdır. Genel Kurulumuz, yapı üretim sürecinin tüm aşamalarında yaşamı önceleyen, bilimsel ve teknik standartlara dayalı, etkin denetim mekanizmalarının kurulmasını ve uygulanmasını zorunlu görmektedir.

Toplumsal cinsiyet eşitliği; demokratik ve adil bir toplumun temel koşullarından biridir. Tüm grupların, hayatın ve mesleğin her alanında eşit temsiliyetinin sağlanması, ayrımcılığın ve şiddetin her türüne karşı etkin mücadele yürütülmesi, Mimarlar Odası’nın temel ilkeleri arasındadır. Mimarlar Odası, meslek pratiğinde ve örgütlenme süreçlerinde eşitlikçi politikaların geliştirilmesi; kadınların, gençlerin ve farklı kimliklerin karar alma mekanizmalarına aktif katılımının ve aidiyetinin sağlanmasını görev bilmektedir.

TMMOB Mimarlar Odası 50. Olağan Genel Kurulu; tüm bu değerlendirmeler ışığında, mesleğimizin ve kentlerimizin geleceğini; demokratik, bilimsel, katılımcı ve kamucu bir anlayışla savunma kararlılığını bir kez daha ortaya koymaktadır.

Örgütlü yapımızdan aldığımız dayanışma gücü ile barış içinde; eşitlikçi, özgür, sağlıklı ve yaşanabilir bir gelecek için mücadelemizi sürdüreceğimizi, mimarlığın toplumsal sorumluluğunu büyüterek yarınlara taşıyacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Mimarlar ve Mimarlar Odası toplum hizmetinde…

TMMOB MİMARLAR ODASI 50. OLAĞAN GENEL KURULU

Yazar- MO İstanbul 20 Nisan 2026 Pazartesi