TMMOB İstanbul İKK Adalet Nöbeti Üçüncü Yıl Basın Bildirisi
Değerli Basın Emekçileri, Sevgili Arkadaşlar,
Öncelikle Marmara Denizi’nde Silivri açıklarında meydana gelen, İstanbul ve çevre illerde hissedilen depremden etkilenen tüm yurttaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Deprem nedeniyle ülkemizde yaşanan acıların tekrarlanmaması için, afet risklerine karşı etkin bir mevzuat altyapısı, güçlü kurumsal yapılanma, afet güvenliğini önceleyen bir ekonomik model, tedbirleri kararlılıkla uygulayan bir siyaset ve afet farkındalığı yüksek bir toplum yaratılması zorunluluktur.
Birçok kez ifade ettik, siyasal iktidara yeniden sesleniyoruz: Rant uğruna İstanbul’u ve istanbulluları feda etmeyin!
Rant projeleri ve özellikle Kanal İstanbul için harcanmak istenen bütçe İstanbul ve çevresinin deprem kayıp risklerini azaltmak için kullanılmalıdır. Büyük can ve mal kayıplarına neden olacak deprem risklerinin azaltılması için bekleyen İstanbul’un önceliği Kanal değil, depremdir!
Aynı zamanda İstanbul’un depreme karşı mücadelesinde önemli görevleri bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, sevgili arkadaşımız Tayfun Kahraman’ın ve İBB yöneticilerinin maalesef tutuklu olduğu bir dönemde depremi yaşadık.
Bugün de mesleki ve teknik bilgilerini halkın yararına kullanarak, İstanbul’un en önemli kamusal alanlarından ve deprem toplanma alanı olan Gezi Parkı’na sahip çıktıkları için tutuklu olan arkadaşlarımız için bir aradayız.
Değerli arkadaşlar,
Bugün 25 Nisan 2025…
Ülkemizin en görkemli halk hareketlerinden biri olan Gezi Direnişi hakkında iktidar güdümündeki mahkeme tarafından verilen o utanç vesikası kararın üzerinden tam üç yıl geçti.
Şehir Plancıları Odamızın İstanbul Şubesi eski başkanı Tayfun Kahraman, Mimarlar Odamızın Hukuk Müşaviri Can Atalay ve arkadaşlarımız Çiğdem Mater, Mine Özerden 3 yıldır, Osman Kavala ise 8 yıldır cezaevinde tutuluyor.
Gezi davası, uydurma delillerle, kurgulanmış bir iddianameyle yürütülen yargı süreciyle, siyasal iktidarın hukuk ve adalet anlayışının çarpıklığının en somut göstergesi olarak tarihe geçmiştir.
Siyasi iktidar hukuku, adaleti sağlamanın, haksızlıkları gidermenin bir aracı olarak değil, toplumsal muhalefeti cezalandırmanın bir aracı olarak kullanmaktır.
Siyasi iktidar hukuku, kendi gelecek planı önündeki engelleri ortadan kaldırmanın bir aracı olarak kullanmaktadır.
Değerli Arkadaşlar,
Dostlarımız, yol arkadaşlarımız suç işledikleri için değil, halkın çıkarlarını savundukları için, Taksim Meydanı’na ve Gezi Parkı’na sahip çıktıkları için, iktidarın rant projelerine karşı çıktıkları için, mesleki sorumluluklarının gereğini yerine getirdikleri için cezaevindeler.
TMMOB ve bağlı odaların en temel amaçlarından biri, bilimi ve tekniği halkın yararına kullanarak kamusal alanları savunmaktır. Bu kapsamda, milyonlarca yurttaşın, toplumun ortak değeri olan Gezi Parkı betonlaşmasın diye, İstanbul kentinin merkezindeki en önemli deprem toplanma alanı yapılaşmaya açılmasın diye yürüttüğü mücadelenin sözcüsü olmak suç değildir.
Ancak herkes bilmelidir ki; Gezi Direnişi nasıl ki bu ülkenin yüz akı ve onurlu tarihinin bir parçasıysa, Gezi Davası’nda tutuklanan arkadaşlarımız da bizim yüz akımız ve onurlu tarihimizin bir parçasıdır.
Hangi ceza verilirse verilsin, ne yaparlarsa yapsınlar bizler, arkadaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Eşitlikten, adaletten, insanca bir yaşamdan yana olmaya devam edeceğiz. Derelerimizden, ormanlarımızdan, kıyılarımızdan olmaya devam edeceğiz.
Çünkü biliyoruz ki Gezi Direnişi aynı zamanda gelecek mücadelemizdir.
Gezi, bu ülkenin yarınlarına sahip çıkan, hakları ve geleceği için mücadele eden, AKP’nin her tarafımızı saran gerici politikalarına itiraz eden milyonların sesidir.
Bu sesi ne hapsedebilirsiniz ne durdurabilirsiniz!
Bizler, Gezi’ye baktığımızda; bilim ve tekniğin ışığında, tüm canlıların yaşam hakkına saygılı, eşit, onurlu, barış içerisinde yaşayacağımız, adil bir ülke umudunun ne kadar da diri olduğunu görüyoruz.
Bizler, bu umudun bastırılması, yok edilmesi için nasıl haktan, hukuktan koparak pervasızlaştıklarının farkındayız. Gezi’nin, iktidar tarafından nasıl bir korku kaynağı olarak hala canlılığını, güncelliğini koruduğunu görüyoruz.
Siyasi iktidar için adeta bir kabus haline gelen Gezi Direnişi bugün kadınların yaşam mücadelesinde, gençlerin liselerden ve kampüslerden yükselttiği gelecek mücadelesinde, işçilerin, emekçilerin alın teri mücadelesinde, milyonlarca yurttaşımızın hak, hukuk, adalet talebinden hala varlığını sürdürüyor.
Tam da bu sebeple bizler, Gezi’yi, Gezi Davası’nda tutsak edilen arkadaşlarımızı savunmaya; onlarla dayanışmaya ve ülkemizin geleceğini savunmaya devam edeceğiz.
Değerli Basın Emekçileri, Sevgili Arkadaşlar,
TMMOB ve bağlı odaların en temel amacı, bilimi ve tekniği halkın yararına kullanarak kamusal alanları savunmaktır.
Mesleklerimizin gereği halka ait olanı korumak, kamu yararını savunmak biz mühendis, mimar ve şehir plancılarının temel görevidir. Bu görev doğrultusunda, İstanbul kentinin en önemli kamusal alanlarından biri olan Gezi Parkı’nı korumak, Gezi Parkı park olarak kalsın diye mücadele etmek mesleğimizin en önemli toplumsal sorumluluğudur.
İşte bu yüzden bilinmelidir ki hiçbir dava ve hiçbir karar, Gezi’nin , demokratik kamuoyu ve yasalar önündeki meşruiyetini gölgeleyemez ve hiçbir güç bizlerin emekten, halkımızdan, ülkemizden, mesleğimiz ve bilimsel teknik doğrulardan yana duruşumuzu engelleyemez.
TMMOB, arkadaşlarımızın yanında olmaya, doğru bildiklerini söylemeye, halkımızdan, ülkemizden yana kamu yararını savunma mücadelesini sürdürecektir.
Gezi Direnişinin ve sokakları dolduran milyonlarca yurttaşımızın inatla söylediği gibi;
KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA YA HEP BERABER YA HİÇBİRİMİZ!
TMMOB İSTANBUL İL KOORDİNASYON KURULU







