“Yeni”nin İzleri

“Buradan başlayacağım.” Bu cümleyi kurarken parmağımızı koyduğumuz nokta önemli. Çünkü o nokta her neyse, bize diğerlerinden farklı geldiği için bakarız; daha yüksek, daha geniş, daha şeffaf, daha yıkıcı, daha hızlı, daha pahalı, daha tartışmalı, daha heyecanlı… Adını siz koyun. Ancak her nasıl tanımlarsanız tanımlayın, içinde “yeni”nin gizlendiği bir ize bakıyor olmanız çok muhtemel.

“Yeni”, sadece başlangıcına tanıklık edebildiğimiz şeylerle sınırlı değildir. Her “yeni” bir iz olabildiği gibi, her iz bir “yeni”ye işaret edebilir. “Yeni”, mekânın, ölçeğin, gündelik hayatın, malzemenin, tekniğin, deneyimin zamanla ilişkisini, izler aracılığıyla görünür kılar. Eski zamanlardan bir “yeni”, nasıl başka “yeni”ler üretmiş? Geçmiş ile gelecek arasında yarım kalan “yeni”ler olmuş mu? Günümüzdeki “yeni”lerin geleceğe izdüşümleri neye benzer? Planlanan “yeni”ler için hangi izler, nasıl kullanılıyor?

İstanbul, içinde birçok “yeni”nin izini barındıran, bir yandan da, birçok izi günümüze ve geleceğe işleyerek “yeni”lerini arayan bir kent – yukarıdaki sorular, sorulabileceklerin sadece birkaçı. Soruları ve sorgulamaları çoğaltmak adına bu sene Kent Düşleri Atölyeleri‘nde “Buradan başlayacağım” diyor ve “yeni”nin izlerini aramaya koyuluyoruz.