Bu Kaçıncı Doruk?

Yazar- Hasan Çakır / Dam Notları 30 Ocak 2026 Cuma

DAM Notları

Eylül 2025, H.çakır

“Gelecek için Cuma Günleri“ (Frydays for Futur) iklim ve doğayı koruma hareketinin eylemci çocukları, demokrasi ve iklimi koruma konusuna dikkat çekmek amacıyla yine meydanlarda, yine, doğayı koruma ve iklim krizini önleme konusunda ülkelerarası iklim doruklarında benimsenen önerilerin savsaklanmasını protesto ediyorlar.

çocuklar işte…

+++

2015 yılında Ülkelerarası Paris İklim Doruğu‘nda, gezegenimizin iklimini korumak için küresel ısınmanın 1,5 derecede sınırlandırılması ve emisyon azaltımı amacıyla yapılan öneriler, katılan tüm ülkelerce benimsenmişti.

Sonra?! Sonra, o herkesçe benimsenen öneriler adeta unutulmuş, hemen hemen  hiç birisi, hemen hemen hiç bir yerde uygulan(a)mamıştır.

Daha sonra? 2015’ten beri, her yıl yapılan iklim doruklarında,  2015 Paris Doruğu‘nun hedeflerine ulaşılamadığı, iklim krizinin sürüklediği feleketlerin her yıl gitgide arttığı ve krizin her yıl daha çok hisedildiği tespit edilmiştir.

Şimdi, 2015 Paris Doruğu’ndan 10 yıl sonra… İklim krizi akıllara durgunluk veren felaketlerle süregidiyor: aşırı yağışlar, şiddetli fırtınalar, kasırgalar, gökyüzü selleri; bulut patlamaları, aşırı sıcaklar, kuraklık, orman yangınları, kuruyan göller, ırmaklar …

İnsankızları ve insanogulları,  hayretle ve  çaresizlik içinde felaketleri seyrediyor. Ama Ateş henüz bacayı sarmadı, ateş hala  düştüğü yeri yakıyor… Gelecek için Cuma Günleri‘nin eylemci çocukları da olmasa kimsenin umrunda değil iklim krizi adeta.

Bu umursamazlığın ekonomik, sosyal, ruhsal nedenleri nedir acaba? Kimi toplumsal ruh bilimciler, bu umursamayış bir toplumsal davranış bozukluğudur, diyor. Kader böyle imiş ne söylesen boş diyenler de var.

Siz ne dersiniz?

***

Daha önce DAM Notları’ında değmiştim. Düşünür F.Engels (1820-1895),  Kapitalist ekonomik düzende, sermayenin büyüme zorlamasını ve azgın kapitalist rekabeti,  tabiat ile akılcı bir ilişki kurmanın önünde büyük bir engel olarak görüyordu. Günümüzdeki “Iklim krizi“, gittikçe artan iklimsel felaketler, Engels’in 150 yıl önceki öngörüsünü doğruluyor.

150 yıl sonra, Papa Fraziskus da krizin nedenlerine dikkat çekmişti ve birkaç yıl önce şöyle nasihat etmişti:

“Sömürüye yönelik yatırımlara, yeni sömürgeciliğe ve sınırsız kar hırsına son verilmelidir.“ (31.10.2021, FR Gazetesi, Magazin eki, s.11)

***

İklim krizinin ana nedeni, kapitalizmin tabiat ile akılcı bir ilişki kuramayışıdır; o yüzden 2015 Paris İklim Doruğu’nun önerileri uygulanamıyor. Sınırsız kar zorlaması ve azgın kapitalist rekabet yüzünden iklim krizinden bir türlü çıkılamıyor ve kriz gittikçe büyüyor.

Peki kapitalizm Papa’nın nasihatini dinler mi? “Sömürüye yönelik yatırımlara, yeni sömürgeciliğe ve sınırsız kar hırsına son verebilir mi acaba?

Şimdilerde kapitalizm artık iklim krizini önlemeye degil, “teknik yenilik“lerle iklim krizine uyum sağlamaya çalışıyor.

***

İklim krizi kapitalist kentlerin insana ve doğaya uygun olmayan yüzünü de iyice belirginleştirdi,

Şu sıralar kent yönetimleri, mimarlar, şehirciler kentsel gelişmeyi iklim krizine uydurmaya, kentlerin iklim krizine dayanıklı duruma getirmeye ugraşıyorlar; madem iklim bize uymuyor, biz iklim krizine uyalım diyorlar. Yeşil gökdelenler, yeşil damlar, v.b ile iklim krizine uyum sağlamaya çalışıyorlar.

Tabi şu soru insanın aklına geliyor: parsellenmiş kentlerde, toprak vurgunculuğunun ve arsa spekülasyonunun  yarattığı engeller aşılabilir mi?

 

***

DAM’da Sulog – Filipin Mimarisi Sergisi

Bu yıl Frankfurt kitap Fuarında konuk ülke Filipin. DAM bu nedenle bir Filipin Mimarisi  Sergisi düzenledi: “Sulog“.  Sergi 20 Eylülde açıldı.

Şu satırları DAM’ın  sergiyle ilgili basın bildirisinden alıyorum:

“Filipin mimarisi bugün, ülke sınırlarının ötesine uzanan sürekli bir insan, mekan ve süreç akışı olarak tanımlanmaktadır. Cebu Eyaleti halkının dilinden gelen ve “su akıntıları” anlamına gelen “Sulog” terimi, Filipin mimarisinin dinamik gelgitlerini özetlemektedir“.

Sergi, antropolog Arjun Appadurai’nin “Küresel Kültürel Akış” (1990) kavramından esinlenmiştir…

Mimarlığın tek bir ulus veya ülkeden ortaya çıkmadığına, aksine zaman ve mekân içinde kültürel alışverişlerin bir araya gelmesi olarak anlaşılması gerektiğine inanıyoruz“.

Bu yılki Frankfurt kitap Fuarı’nın belgisi adalar ülkesi Filipin‘den: “Fantezi havayı canlandırır, havaya ruh verir.“

Filipin’li mimarlar Frankfurt’un havasını canlandırdı. Eee… Fantezi mimariye ruh verir.

İlgi duyanlar sergi kataloğuna göz atabilir: www.dam-online.de

 

Yazar- Hasan Çakır / Dam Notları 30 Ocak 2026 Cuma