Erdal Aktulga’yı da Sonsuzluğa Uğurladık

Yazar- Bülend Tuna 29 Haziran 2026 Pazartesi

(Soldan) Şener Özler, Erdal Aktulga, Bülend Tuna, Sami Yılmaztürk, Oktay Ekinci, Sıdıka Bebekoğlu.

Erdal Bey’in öldüğü haberini alınca beraberliğimizden süzülen pek çok anı üşüşüverdi önüme. Yönetimlerde birlikte olduğumuz günlerden kalan bu fotoğrafı Melih Cevdet Anday’ın “Ölümü hatırlatan ne var bu resimde? / oysa hayattayız hepimiz” mısralarıyla biten “Fotoğraf” başlıklı şiirini de anarak paylaşayım.

 

Fotoğrafı Mimar Sinan anmasından sonra girdiğimiz Süleymaniye Camisinin bahçesinde çektirmişiz. Muhtemelen buradan geçerek fasulyecide öğle yemeği yiyecek ve Oda’ya döneceğiz. Tarih 9 Nisan 2000 olmalı, 2000-2002 yılları arasında Erdal Aktulga başkanlığında İstanbul Büyükkent Şubesi yönetiminde birlikte görev yapmıştık. Oktay Ekinci o tarihlerde Genel Başkanlığı yürütüyordu. Şener Özler’i bir yıl sonra 5 Mayıs 2001 tarihinde kaybettik, son günlerini hastanede geçirmişti. Oktay’ı Sami’yi, daha nicelerini, şimdi de Erdal Bey’i sonsuzluğa uğurladık. Ne diyebiliriz ki “Evvel giden ahbaba selam olsun erenler”, kalanlara sağlık ve esenlikler diliyorum.

 

Erdal Aktulga’nın “TMMOB Mimarlar Odası’ndan Portreler” dizisinde yer alacak kitabını oluştururken onun kamu çalışanı bir mimar olarak portresinin özellikle belirgin olmasına özen göstermiştik. Kitabın önsözündeki yazımın başlığını “Kamu Çalışanı Bir Mimar Olarak Erdal Aktulga Portresi” olarak belirlemiştim. Çalışma hayatının uzun bir döneminde kamu çalışanı olarak görev yapmış bir meslektaşımızın çalışma ortamını, kamudaki mimar örgütlenmesini özellikle mercek altına almak istemiştik. Görüşmelerde dile getirilenler bir dönemin çalışma atmosferi hakkında hayli bilgi edinmemizi ve düşünmemizi sağladı. Erdal Bey’le yaptığımız söyleşilerde kamu kurumlarında mimarlık hizmetlerinin nasıl üretildiğinin, yeni kentsel tasarım projelerindeki yaklaşımın, kentsel yaşam kalitesinin artırılması yönündeki duyarlılığın izlerini buluyor, özellikle 1980 sonrası yönetimlerin ideolojik yaklaşımlarla yok etmeye çalıştığı, içini boşattığı kamu kurumlarının ne kadar değerli bir birikime sahip olduklarını üzülerek hatırlıyoruz.

 

Erdal Aktulga ile İstanbul Büyükkent Şube yönetiminde yer almaya başladığım 1998 yılında tanıştım. Afife Batur’un başkanlığındaki yönetimde ikinci başkan olarak bulunuyordu. O dönem hayli sıkıntılı bir sürece tanıklık ettik. 1999 Marmara depremi her şeyi altüst etmişti, kentler yıkılmış, enkazın altında binlerce insan can vermişti. Sorumlu olarak da teknik elemanlar gösterilmeye başlanmış, mesleğimiz, eğitimimizin yeterliliği, etik sorumluluklar yoğun bir şekilde gündemimize girmişti. Bu dönemin ertesinde Erdal Aktulga’nın başkanlığında oluşturulan yönetimde sekreter üye olarak görev aldım. Mimarlık ve Eğitim Kurultaylarının ilk adımını birlikte attık. Deprem sonrası yapılan düzenlemeler üzerine birlikte fikir üretmeye, tepkimizi derlemeye çalıştık. Birlikte çalıştığımız bu süreçte hayli yakın ilişki içerisinde olduk. Mimarlar Odası içerisinde sözü dinlenen, değer verilen meslek büyüklerimizden biri olarak tanındı, sevildi.

 

Kendisini ve ailesini tanımış olmaktan, birlikte bir şeyler yapabilmenin mutluluğunu paylaşmaktan, meslektaşım ve dostum olmasından onur duyuyorum. Anısı önünde saygıyla eğiliyorum.

Yazar- Bülend Tuna 29 Haziran 2026 Pazartesi