Onurlu Bir Yaşam; Saygın Bir Kimlik!…

Yazar- Kubilay Önal 29 Haziran 2026 Pazartesi

“Ölüm geliyor aklıma birden ölüm

Bir ağacın gövdesine sarılıyorum.”

Cemal Süreya

Sevgili Erdal ağabeyimizi kaybettiğimizi Bülend Tuna’dan öğrendiğimde aklıma gelen ilk şey, onu birçok özelliğiyle aktarmayı başardığımız “Mimarlar Odası Tarihinden Portreler” serisinden bir kitabı yayınlayabilmemiz oldu. İyi ki yayınlamıştık; çünkü bu kitap, bir yandan Oda tarihinin en kritik aşamalarında rol alarak yön veren (1968-1970, 1979-1980, 1984-1985, 1998-2002) ancak Oda mücadelesine omuz verirken alçak gönüllülüğüyle öne çıkmadan sorumluluk üstlenen bir Oda insanını; öte yandan kamu çalışanı bir mimar olarak meslek yaşamıyla farklı, inatçı ve saygı duyduğum, örnek aldığım bir meslek insanını anlatıyordu…

 

Erdal ağabey ile Emlak Bankasında başlayan tanışıklığımız, Mimarlar Odası İstanbul BK Şubesinde birlikte yöneticiliğe kadar uzandı:

 

1989 yılında Emlak Bankası Genel Müdürlüğü’ne iş başvurusu yaptığım zaman, Proje Geliştirme Müdürü ile görüşmem ve kendimi tanıtmam gerektiği söylenmişti. Ben de o zaman Maslak’taki Sedat Hakkı Eldem’in son tasarımlarından biri olan Banka Genel Müdürlüğü binalarından daha kısa olanında olan Müdürlüğe gitmiştim. Açık ofis niteliğinde olan birim kapısından içeri girdiğimde köşe masada beyaz saçları olan bir kişiye “Müdür Bey” diyerek yöneldim; yanıt işaret parmağıyla yön göstererek verilmişti. Ben de o yöne giderek müdürle görüşmüştüm. İşe başladığımda, müdürü işaret eden kişinin müdür yardımcısı Erdal Aktulga olduğunu öğrendim. Ve Erdal ağabeyin, Mimarlar Odası eski yöneticilerinden biri olduğunu anladığımda da birlikte çalışmak dolayısıyla çok mutlu oldum doğrusu…

1987 dönüşümünden sonra (Anadolu Bankası ile Emlak Kredi Bankası birleşimi) Proje Geliştirme Müdürlüğü’nün 1989-1991 yılları arasındaki kadrosunu; Emlak Kredi Bankası köklü olanlarla, benim gibi yeniler oluşturuyordu; en kıdemlileri de Erdal Aktulga idi. Bazen ortam eski kadrolarla gençlerin bir anlamda bir arada üretim yaptıkları bir atölyeye dönüşüyordu; mimari proje yarışmalarına katılan ekipler bile oluşturduk. Erdal ağabeyin doğrudan katılımı olmasa da onun geçmişte yarışmalara katılan bir isim olması ile varlığının hepimize güven verdiğini söylemeliyim. İki yıl süren bu sürecin sonunda, o günlerdeki banka yönetiminin istemlerini bir türlü karşılayamayan bu mesleki niteliği güçlü grup dağıtıldı; Erdal ağabeyle birlikte bir grup İstanbul Başmüdürlüğüne, ben dahil beş kişi de Pazarlama ve Satış Müdürlüğüne gönderildik. Bu operasyona neden olan en önemli olay da uluslararası bir firmanın talep ettiği proje bedeli ile ilgili, Mimarlar Odasına başvurulması konusundaki Müdürlüğün tutumu olmuştu diye düşünüyorum…

 

Biz mimar, şehir plancısı ya da mühendistik; her teknik elemanın yapacağı gibi rasyonel arıyorduk ve ona göre kararlar alınmasına çalışıyorduk; ancak artık tamamen müteahhitlerin kontrolüne geçen banka yönetim yapısı ile çatışmak demekti bu durum. Emlak Bankası neden kapatıldı sorusuna verilecek bir yanıt da bu olabilir: Geçmişten gelen kadro birikimi, müteahhitlerin iştahını frenliyordu ister istemez. Emlak Bankası kapatıldıktan sonra, ganimeti devir alan TOKİ ve hâlâ “Emlak Bankası” imajını kullanmaya ihtiyaç duyan Emlak Konut GYO ile bu geçmiş tamamen çözülmüş oldu

Erdal ağabey bu süreçte işlevsizleştirildi, sürüldü, dava açtı, geri döndü ve hep dik duruşuyla, inatçılığıyla örnek oldu ve saygı uyandırdı çevresinde. Aslında Erdal Aktulga, bütün bunları kamuda çalışan bir meslek insanı olarak, mesleğin birikimini ve özerkliğinin taşıyıcısı olan mesleki değerler üzerinden yapıyordu. Paralel olarak gereksinilen anda Mimarlar Odasında sorumluluk alma nedeni de mesleki değerlerin savunulması idi. Bu davranış son derece doğaldı ona göre; işte saygınlık uyandırmasının nedeni de tam da buydu; değerlere ilişkin tutumunda eğilip bükülmez bir doğrudanlık… Kitaba tekrar baktığımda bütün hayatına sinmiş bu ruhsal durumu bir özet olarak yeniden gördüğümü söyleyeyim.

Bir anlamda kendimi, onun açtığı yolun devamcısı olarak görüyordum. Mimarlar Odası Emlak Bankası İşyeri Temsilciliğini ondan devralmıştım; ancak Erdal ağabeyin yukarıda belirttiğim o saygınlık ortamında bunu yapabildiğimi düşünüyorum…

 

Erdal ağabeyin, birçok özelliğini burada anlatmakla bitiremeyiz; oğlu Mehmet’in babasını uğurlarken gösterdiği titiz, alçak gönüllü, açık yürekli tavrı ve babasına olan yürekten bağlılığı; aynı zamanda bu ilkesel tutumun devamcısı olduğunu da gösteriyordu. Rahmetli eşiyle olan iletişimi keza; sevgili bir eş ve babaydı öncelikle… İyi bir mimar olarak; birçok sanat alanıyla ilişkisi olduğunu söylemeliyim; “kösele” sanatı ve karikatür ile doğrudan ilgilendiğini ve iyi bir sanat izleyicisi olduğunu biliyorduk. Şiir ve edebiyat ile ilgisini de sohbetlerimizde öğrenmiştim…

38.Kitap Fuarı etkinliklerinden biri olan 8 Kasım 2019 tarihinde yapılan “Kent ve Edebiyat Bağlamında Yağma’nın Özelliği” başlığı altında yapılan söyleşide ben de TYS’den tanıdığım Hakkı Zariç’in önerisiyle Adnan Özyalçıner’in öykülerindeki İstanbul kent anlatımındaki değişimi irdeleyen bir sunuş yapmıştım. İzleyiciler arasında tabii iki isim öne çıkıyordu: Biri Adnan Özyalçıner, diğeri ise Emlak Bankası kapatılırken birlikte Mimarlar Odası İstanbul BK Şubesi yönetim kurulunda yardımcılığını yaptığım Erdal Aktulga. Ne mutluluk, ne heyecan!…

 

Doğrusu yönetim kurulu başkanı olarak onun yardımcılığını üstlenmek benim kişisel yaşamımda özel bir yer tutmuştur. Şubenin en dinamik dönemlerinden biri olduğunu düşünüyorum birlikte görev yaptığımız dönemin; hem Marmara Depremi sonrası yapılan, hem de uluslararasılaşma dinamiği ile gündeme gelmeye başlayan yasal düzenlemelerle ilgili çalışmalara ve Mimarlık ve Eğitim Kurultaylarına başlangıç yaptığımız 2000-2002 yılları, tartışma zenginliği olan ve birçok başlangıca kaynaklık eden bir dönemdi. Onu söyleşiye ikna eden Bülend Tuna, ben ve Erdal ağabey bu yönetim sorumluluğunu birlikte paylaşıyorduk. Ancak başka açılardan da zor bir dönem olduğunu söylemeliyim; örgütsel işleyiş açısından çok kritik yönetimsel kararların alındığı bir dönemdi. Erdal ağabeyin bu dönemde bana gösterdiği güveni unutmam mümkün değil; her zaman onur duyacağım ağabeyliğini, arkadaşlığını unutmam, unutamam…

 

Evet, Erdal Aktulga ağabeyimizi 23 Mayıs Cumartesi Karacaahmet Mezarlığında son yolculuğuna uğurladık; artık yüreğimizde yaşayacak. Başta oğlu, canı Mehmet, gelini ve torunu olmak üzere hepimizin, Mimarlar Odası’na emek veren herkesin başı sağ olsun, anısı yolumuzu ışıtsın, sevgiyle

 

Kubilay Önal

Yazar- Kubilay Önal 29 Haziran 2026 Pazartesi