NEDEN MİMARLAR MECLİSİ? Mesleğimiz, Kentlerimiz ve Geleceğimiz İçin
TMMOB ve TMMOB Mimarlar Odası, kurulduğu günden bu yana mimarlık mesleğini sağlamlık, kullanışlılık ve güzelliğin birlikteliğinin yanı sıra; toplumsal sorumluluk, kamu yararı ve emekten yana mücadelenin bir parçası olarak ele alan köklü bir geleneğin taşıyıcısı olmuştur. Bu gelenek, mimarlığı kent hakkının, doğanın, yaşamın ve meslek onurunun savunusuyla birlikte düşünmüş; meslek alanını sermayenin değil, toplumun gereksinimleri doğrultusunda konumlandırmayı tarihsel bir görev saymıştır.
Bugün ise mimarlık mesleği ve örgütlü yapılarımız çok yönlü ve sistemli bir kuşatma altındadır. Yeni liberal ekonomi politikaları, kâr odaklı kentleşme uygulamaları, plansız ve yağmacı yapılaşma, doğa ve yaşam alanlarının sermayeye açılması, afetler karşısında kamusal sorumluluğun terk edilmesi; mimarlığı hızla kamusal bir uğraş olmaktan uzaklaştırmaktadır. Bu tabloya güvencesiz ve esnek çalışma düzenleri, yaygın işsizlik, staj adı altında sürdürülen sömürü ve mimarlık eğitiminin niteliksiz hale getirilmesi eşlik etmektedir.
Bu kuşatma yalnızca mimarların çalışma ve yaşam koşullarını hedef almamakta; aynı zamanda Mimarlar Odası’nın kamusal söz söyleme gücünü, toplumsal dayanağını ve en önemlisi tabanıyla kurduğu bağı zayıflatmaktadır. Mimarlar Odası, artan sorunlara karşın, üyelerin doğrudan söz ve karar süreçlerine katılamadığı dar temsile dayalı yapılara sıkışma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Oysa TMMOB ve özellikle Mimarlar Odası geleneği; yukarıdan aşağıya işleyen bir temsil anlayışını değil, tabanı sürece katan, ortak aklı esas alan, söz ve karar yetkisini üyelerle paylaşan bir örgütlenme biçimini savunur. Bugün yaşadığımız bunalımın önemli bir yanı, bu geleneğin güncel ve etkili araçlarla yeniden üretilememesidir.
İşte Mimarlar Meclisi, tam da bu tarihsel birikimden ve güncel gereksinimden doğmaktadır.
Mimarlar Meclisi;
yönetim kurullarının yerine geçen değil,
onları tamamlayan, yön veren ve denetleyen,
oda komisyonları, çalışma grupları ve üyeler arasında sürekli ve örgütlü bir bağ kuran,
karar süreçlerini tabana yayan bir mesleki demokrasi düzenidir.
Bu Meclis, mimarlık alanında yaşanan olumsuzluklara karşı dağınık tepkiler yerine; örgütlü, ortak ve sürekliliği olan bir karşı duruş oluşturmayı amaçlar. Mimarlık eğitiminden meslek uygulamalarına, afet politikalarından doğa savunusuna, kadın ve genç mimarların sorunlarından kamusal mekân üretimine dek Oda gündemindeki tüm başlıklarda; birlikte tartışmayı, birlikte karar almayı ve bu kararların yaşama geçirilmesi için sorumluluk üstlenmeyi hedefler.
Mimarlar Meclisi;
komisyon, komite ve çalışma gruplarının gönderdiği üyelerin görevlerini yapamadıkları takdirde geri çağrılmalarına dayanan,
kadınların ve gençlerin eşit ve gerçek katılımını güvence altına alan,
demokratik, toplumcu, doğayla uyumlu ve özgürlükçü ilkeleri temel alan
bir işleyişle Oda çalışmalarını güçlendirmeyi amaçlar.
Bu yönüyle Mimarlar Meclisi, sorunlar karşısında soyut bir “danışma” yapısı değil; mücadeleyi örgütleyen, iradeyi ortaklaştıran ve Mimarlar Odası’nı yeniden tabanıyla buluşturan bir araçtır. Oda’yı zayıflatan değil; tersine kurumsal gücünü, toplumsal etkisini ve mücadele yeteneğini büyüten bir adımdır.
Mimarlar Meclisi, TMMOB’nin mücadele mirasına yaslanan; mimarların sözünü, bilgisini ve iradesini örgütlü bir güce dönüştürme kararlılığının somut anlatımıdır.
Bu nedenlerle, Mimarlar Meclisi’nin kurulması ve buna ilişkin tüzüğün kabulü, Mimarlar Odası’nın tarihsel sorumluluğuna uygun bir adım olarak Genel Kurul’un değerlendirmesine sunulmaktadır.







