MİMARLIK VE EĞİTİM KURULTAYI – XIII “AFETLER KARŞISINDA MİMARLIK VE EĞİTİMİ” SONUÇ BİLDİRİSİ

11 Şubat 2026
“MİMARLIK EĞİTİMİNİN NİTELİĞİYLE BİRLİKTE SÜRESİ DE EVRENSEL ÖLÇÜTLER BAĞLAMINDA ARTIRILMALIDIR”
Mimarlık ve Eğitim Kurultayları, 2001 yılından başlayarak her iki yılda bir düzenlenerek mimarlık eğitimi ve mesleki yetkinlik sürecine ilişkin güncel tartışmaları mimarlık gündemine taşımıştır. Kurultaylarda mimarlık ve eğitimi; mimarlık okulları, eğitim süreci, yeterlilikler, akreditasyon ve kalite çalışmaları, mezuniyet, meslek pratiği ve sürekli mesleki gelişim yönleriyle ele alınmıştır. Mimarlık meslek alanında eğitimden uygulamaya etkin olan tüm bileşenler sürece dâhil edilerek; mimarlık eğitiminin ve mimarlığın sorunlarına meslek ortamı ve üniversiteler arasında işbirliği sağlanarak çözüm aranmıştır.
Bu kapsamda, XIII. Mimarlık ve Eğitim Kurultayı, “Afetler Karşısında Mimarlık ve Eğitimi” temasıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde 14-15 Kasım 2025 tarihlerinde gerçekleştirilmiştir. Kurultay kapsamında Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde eğitim veren 32 mimarlık bölümünün 2024-2025 akademik yılı mezunlarının 33 posteri ile hazırlanan “Diploma Projeleri Sergisi VIII”in açılışı da gerçekleştirilmiştir.
Konusu afetler ve mimarlık olarak belirlenen XIII. Mimarlık ve Eğitimi Kurultayı’nda Türkiye’nin deprem yaşamış bölgelerinde gerçekleştirilmiş olan proje stüdyolarından da “Deprem Bölgelerinde Yürütülen Mimari Proje Stüdyoları Sergisi” başlıklı özel bir sergi hazırlanmıştır. Bunun için tüm mimarlık bölümlerine açık çağrı yapılarak başvuran 12 mimarlık bölümünden 70 proje sergiye dahil edilmiştir. Bunun yanı sıra Mimarlık Eğitimi Derneği’nin (MimED) “MimED Ödüllerinde Kriz ve Afet Temalı Projeler Sergisi” ile de Kurultayın üçüncü öğrenci sergisi oluşturmuştur. Tüm bu sergilerde amaç bir yandan diploma projeleri üzerinden Türkiye’de mimarlık eğitiminin güncel durumunu tartışabilmek bir yandan da afet konulu sergilerle 21. yüzyılda insan ya da doğa kaynaklı afetler karşısında mimarlık eğitiminin nasıl evrildiğini ortaya koyabilmek olmuştur.
İki gün ve sekiz oturum olarak gerçekleşen Kurultay’da, meslek ve eğitim alanının son dönemde yaşadığı sorunlar uzmanların bilgilendirmeleriyle ve çok yönlü tartışmalarla masaya yatırılmış ve çözüm önerileri geliştirilmiştir. Bu bağlamda;
- Mimarlık Eğitimi ve Afetler Çalışma Grubu,
- Mimarlık Eğitiminin Asgari Koşulları ve Niteliği Staj ve Meslek Pratiği Çalışma Grubu,
- Mesleki Hak, Yetki ve Sorumluluklar Çalışma Grubu,
- Toplumsal ve Etik Sorumluluklar Çalışma Grubu,
- Krizler Karşısında Mimarlık Çalışma Grubu,
- Mimarlık Eğitiminde Uluslararası İlişkiler ve Gelişmeler Çalışma Grubu,
- Afetler Bağlamında Lisansüstü Eğitimi Çalışma Grubu,
- Mimarlık Mesleğe Kabul Kurulu (MiMeKK),
- Sürekli Mesleki Gelişim Merkezi (SMGM) ve
- Öğrenci Temsilciler Kurulu (ÖTK) çalışmalarını sunmuştur.
“Afetler Karşısında Mimarlık ve Eğitimi” konulu Mimarlık ve Eğitim Kurultayı, çoklu krizler çağı olarak da tanımlanan günümüz ortamında; iklim değişiminden çatışma ve savaşa, ekonomik krizden barınma sorununa, deprem, sel, yangın gibi afetlere varıncaya kadar dünyanın her yerinde tüm toplum kesimlerinin karşı karşıya kaldıkları sorunların çözümünde mimarlığın iyileştirici bir meslek alanı olarak tanımlanmasını önemsemektedir. Nitekim Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA) bu dönem (2023-2026) çalışma programında ilk kez “Doğal ve Beşeri Afetler Çalışma Programı”nı gündemine almıştır. Benzer şekilde Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi (ICOMOS) de üç yıllık (2024-2027) bilimsel planını “Afet ve Çatışmalara Dirençli Miras – Hazırlık, Müdahale ve İyileşme” olarak belirlemiştir. Birleşmiş Milletler ise 1976 yılından beri “Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı (UN-HABITAT)” ile insan yerleşimleri ve sürdürülebilir kentsel gelişim üzerine çalışmaktadır. Günümüzde de ana stratejisini barınma öncelikli olmak üzere, güvenli ve dayanıklı şehirler ve topluluklar aracılığıyla yeni bir kentsel gündemi oluşturmaya odaklamıştır.
Küresel ölçekte, insanın yaşam kalitesini ve hatta yaşama hakkını doğrudan etkileyen bu krizler ortamında her türlü afet ve krize karşı dayanıklı kent ve kentleşmenin sağlanması esastır. Bu bağlamda ülkemizde 2023 yılında gerçekleşen şiddetli depremler sonucu yaşadığımız büyük can kayıpları ve 11 ilimizin tüm yerleşimlerinde görülen ağır hasarlar, 2025 yılında Bolu’da bir otelde yaşanan yangın, Karadeniz illerinde her yıl yaşanan sel felaketleri ve daha pek çok afet karşısında ülkemizde kentsel ve kırsal tüm yapılı çevrenin tehdit altında olduğu açıktır. Yapılı ve kültürel çevrenin geri dönüşü olmayacak şekilde risk altında olduğu bu dönemde TMMOB Mimarlar Odası mimarlık ve eğitiminin afetler karşısında sağlıklı ve güvenli yapılı çevreler oluşturmak için nasıl yapılanması gerektiğini tartışmaya açmıştır. Bu bağlamda mimarlık eğitiminin içeriği ve süresi; staj ve meslek pratiği koşulları; mesleki yetki, sorumluluk ve meslek etiği değerleri ile sürekli mesleki gelişim ele alınmıştır.
Buna göre;
- Yangın, akustik, enerji verimliliği, yapı statiği, malzeme bilgisi, şantiye ve proje yönetimi, mimarlık tarihi ve eleştirisi, koruma alanlarını kapsayan afet bilinci ve dirençliliği açısından elzem olan kuramsal derslerin mimari tasarım stüdyoları ile bütünleştirilerek ders çıktılarının tasarım sürecinde ve sonuç üründe görünür olmasının sağlanması,
- Mimarlık eğitiminin bel kemiği olan mimari tasarım stüdyosunda yukarıda anılan afet dirençliliği de dahil olmak üzere kapsamlı tasarımın deneyimlenebilmesini sağlayacak nitelikte düzenlenebilmesi esastır. Bunun için mimarlık eğitiminin tüm dünyada olduğu gibi 5 yıl olması sağlanarak bir mimarın alması gereken tüm temel, zorunlu ve seçmeli derslerin programa yeterli kredi miktarıyla dahil edilmesi gerekmektedir.
TÜRKİYE’DE MİMARLIK EĞİTİMİNİN SÜRESİ ULUSLARARASI – EVRENSEL ÖLÇÜTLERLE DE UYUMLU OLACAK ŞEKİLDE KESİNTİSİZ 5 YIL OLARAK TANIMLANMALIDIR.
Uluslararası Mimarlık Birliği (UIA) tüm dünyada mimarlık eğitiminin koşullarını belirleyen meslek örgütlenmesidir. UNESCO – UIA Mimarlık Eğitim Şartı kapsamında mimarlık eğitimi kesintisiz en az 5 yıl olarak tanımlanmıştır ve UNESCO – UIA Validasyon Konseyi de eğitim şartına uygun olarak 5 yıllık eğitim programlarını değerlendirmeye almaktadır. Ülkemizde de hem uluslararası koşullara uyum ve denklik hem de esas olarak bir mimarın afetler karşısında dirençli ve toplum yaşamına değer katan yapılı çevrelerin sorumluluğunu yetkinlikle üstlenebilmesi için hak ettiği eğitim niteliğine kavuşması gerekmektedir. Bu eğitimin kapsamı aynı zamanda nicel bir değer olan 5 yıllık eğitim süresini de içerir.
MİMARLIK LİSANS DİPLOMASININ MESLEĞE KABUL AÇISINDAN TANINABİLİRLİĞİ İÇİN MİMARLIK BÖLÜMLERİNİN MiAK vb. AKREDİTASYON KURUMLARINDAN ONAYLANMASI KOŞULU GETİRİLMELİDİR.
Ülkemizde 120’den fazla mimarlık bölümünde her yıl ortalama 5000 mimarlık öğrencisi mimar olarak mezun edilmektedir. Özellikle son 20 yılda çok sayıda mimarlık bölümü açılmış ancak bu bölümlerin öğretim kadroları ve mekânsal gereklilikler açısından yeterlilikleri sağlanamamıştır. Mimarlık eğitiminin niteliğinde eş düzeyliğin sağlanması için; “mimar unvanı” ve “mesleki yeterlilik” alma sürecinde mimarlık bölümlerince verilen diplomaların geçerli sayılması için söz konusu bölümlerin Mimarlık Eğitimi Akreditasyon Derneği (MiAK) ya da UNESCO-UIA gibi uluslararası kurumlar tarafından akredite edilmiş olmaları beklenmelidir.
MESLEKİ YETKİ ve SORUMLULUK İÇİN AKREDİTASYON, SINAV VE/VEYA MESLEKİ STAJ KURUMLARININ GELİŞTİRİLMESİ GEREKİR.
- Mimarlık eğitim sürecinde staj ile bir mimar adayının mesleğe hazırlanması esastır. Bu bağlamda akredite olmuş mimarlık ofisinde ve şantiyede temel meslek alanlarının ilk deneyiminin kazandırılması gerekir.
- Türkiye’de mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde mimarlık lisans eğitimi sonrasında mimar doğrudan mimari proje hazırlama ve imzalama yetkisine hak kazanmaktadır. Oysa dünyadaki genel eğilim, lisans eğitimi sonrasında mimarın belli bir süre bir ofiste çalışarak ve deneyim kazanarak “meslek pratiği” yapması sonrasında imza yetkisini edinmesidir. Nitekim UIA mesleki yetkinlik için 2 yıl meslek pratiği öngörmektedir. Benzer şekilde ülkemizde de en az 1 yıl meslek pratiğinin zorunlu olması ve nitelikli, akredite olmuş bir meslek ortamında denetimli şekilde deneyim kazanılarak mesleki yeterliğin sağlanması beklenmelidir.
- Meslek etiği konusu lisans eğitiminde zorunlu ders olarak verilmeli, aynı zamanda meslek pratiği sürecinde de tanımlı olması sağlanmalıdır. Meslek etiği eğitimi meslek hukuku ile de bütünleştirilmeli ve mimarlık mesleği ile ilgili tüm yasalar lisans eğitiminin yanı sıra meslek pratiği sürecinde de Mimarlar Odası eğitim programları ile desteklenmelidir.
- Meslek pratiğinin yanı sıra mimar yetkisinin kullanılabilmesi için akreditasyon ve/veya sınav düzenlemelerinin de yaşama geçirilmesi gerekmektedir.
SÜREKLİ MESLEKİ GELİŞİM EĞİTİMİ ZORUNLU HALE GETİRİLEREK MİMARLARIN ÜLKE VE DÜNYA GÜNDEMİNDEKİ MESLEK ORTAMINA YÖNELİK FARKINDALIĞI GÜÇLENDİRİLMELİDİR.
Avrupa Birliği 2001 yılından bu yana mesleki yetkinlik ve kamu yararı açısından sürekli mesleki gelişimi bir gereklilik olarak tanımlamaktadır. Benzer düşüncelerden hareketle, Avrupa Mimarlar Konseyi (ACE) de 2010 yılına kadar tüm üyelerinin sistematik bir şekilde sürekli mesleki gelişim sistemlerini yürürlüğe koymalarını hedeflemiştir.
Sürekli Mesleki Gelişim; mimarın mimarlık hizmetlerini değişen ve gelişen koşullara ve ihtiyaçlara göre belirli bir kalitede sunabilmesinin ve formasyonunu nicelik ve nitelik olarak bu doğrultuda geliştirebilmesinin gereğidir. Mimarlar, yapı tasarım-üretim-kullanım ve yeniden kullanım sürecinde yer alan bütün kesimlerle iletişim ve etkileşim içinde olmalıdır.
Akademik eğitim, mimarlık araştırması, meslek pratiği ve sürekli mesleki gelişim, yapılı çevremizin sürdürülebilirliğini yaratan, koruyan ve sağlayan nitelikli mimarların yetiştirilmesinde birbirinden ayrılamayacak aşamalardır. TMMOB Mimarlar Odası 2004’ten bu yana bünyesinde kurduğu Sürekli Mesleki Gelişim Merkezi ile Türkiye’de mimarlara mimarlığın çok farklı alanlarında eğitim hizmetini sunmaktadır. Bu eğitim çalışmalarına mimarlar gönüllülük esasıyla katılmaktadır.
Bir yandan afetler karşısında yeni yapılanma modellerinin tartışıldığı, bir yandan da toplumsal beklentilerin çeşitlenerek arttığı ve farklılaştığı bir dünyada sürekli mesleki gelişim ile mimarların mesleğe, topluma ve gelecek kuşaklara karşı sorumluluklarını yerine getirebilmelerini sağlamak için sürekli mesleki eğitim sistemi zorunlu hale getirilerek mesleğin iki temel ayağı olan bilim ve kültür bağlamında çağdaş dünyayı izleyen etkin bir mimarlık ortamı yaratılmadır.
TÜRKİYE’DE LİSANS EĞİTİMİNİN 3 YILLIK EĞİTİM PROGRAMIYLA SAĞLANMASI TARTIŞMASI ÜZERİNE:
Son günlerde medyada, YÖK tarafından lisans eğitiminin 3 yıla indirileceği hakkında haberler yer almaktadır. 4 yıllık eğitimin içeriğinin korunarak 3 yıl içinde, yılda üç dönem hesabı ile dönem süreleri kısaltılarak verilmesinin planlandığı belirtilmektedir. Bu eğitimin içinde belli dönemlerin de tam dönemli staj olarak ele alınacağı, dolayısıyla teorik eğitimin eksileceği bir yeni düzenleme söz konusu olacaktır. Şu anda medyaya yansıyan bilgilendirmelerde yalnızca sağlık bilimlerinin bu yeni düzenlemeden muaf tutulacağı anlaşılmaktadır.
Oysa ki 2005 yılında çıkan sağlık bilimlerine ilişkin mesleklerin ve mimarların Avrupa Birliği içinde serbest dolaşımını mümkün kılan 2005/36/EC sayılı Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi – Mesleki Niteliklerin Tanınması Direktifi kapsamında, mimarlık mesleği özel hükme tabi, asgari eğitim koşulları Avrupa Birliği ile uyumlu kılınması gereken meslekler arasında sayılmıştır. Böylece doktor, eczacı, diş hekimi, veteriner hekim, hemşire ve ebelik mesleğiyle birlikte mimarlık mesleğinin de uluslararası mesleki tanınırlığı ve eşdeğerliği Avrupa Birliği nezdinde asgari koşullara bağlanmıştır.
Türkiye’nin de Avrupa Birliği ile uyum çerçevesinde geliştirdiği ve 2.2.2008 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 26775 sayılı “Doktorluk, Hemşirelik, Ebelik, Diş Hekimliği, Veterinerlik, Eczacılık ve Mimarlık Eğitim Programlarının Asgari Eğitim Koşullarının Belirlenmesine Dair Yönetmelik” kapsamında doktorluk, diş hekimliği, veterinerlik ve eczacılık eğitim süreleri asgari beş yıl, mimarlık eğitim süresi asgari dört yıl olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla mimarlık eğitimi sağlık bilimleri eğitimi ile birlikte insan yaşamını doğrudan etkileyen meslekler olarak değerlendirilmiştir.
Bu nedenle öncelikle;
MİMARLIK EĞİTİMİ, 2008 TARİHLİ 26775 SAYILI YÖK YÖNETMELİĞİ ÇERÇEVESİNDE, SAĞLIK BİLİMLERİ MESLEK ALANLARI İLE BİRLİKTE, 3 YILLIK LİSANS EĞİTİMİ DÜZENLEMELERİNDEN KESİNLİKLE MUAF TUTULMALIDIR!
Avrupa Birliği mimarlık eğitimi süresini asgari 5 yıl ya da 4 yıl eğitim ve 2 yıl mesleki staj olarak belirlemiştir. Uluslararası Mimarlar Birliği de dünya ölçeğinde mimarlık eğitimini kesintisiz 5 yıl olarak tanımlamıştır. Dolayısıyla tüm dünya ile uyumlu bir şekilde mimarlık eğitiminin hak ettiği şekilde sağlanabilmesi için yakın gelecekte 26775 sayılı YÖK yönetmeliğinde de mimarlık eğitiminin kesintisiz 5 yıl olarak tanımlanarak ilgili yönetmeliğin de gerçek anlamda Avrupa Birliği ile uyumlu hale getirilmesi bir zorunluluk olarak görülmelidir.
Özellikle ülkemiz gibi afetler ve deprem riskleri açısından kritik bir coğrafyada yer alan, doğal ve kültürel miras değerleri açısından zenginliğiyle farklı özel koruma önlemleri gerektiren, toplumsal ve kültürel sürdürülebilirliğin mimarlık mesleği için öne çıkan başlıklar olduğu bir bağlamda mimarlık meslek eğitimi uluslararası ölçütler ile uyumlu hale getirilerek, niteliği en üst düzeyde karşılanmalıdır. Mimarlık meslek alanının gelişmesi ve yapılı çevrenin afet dirençli olarak yeniden inşa edilmesi için mimarlık eğitiminin niteliğini tartıştığımız ve 2001 yılından bugüne düzenlediğimiz Mimarlık ve Eğitim Kurultaylarında, her yıl olduğu gibi bu yıl da, mimarlık eğitiminin süresinin 5 yıla çıkarılmasının, eğitimin kuram ve pratik dengesinin böylelikle daha iyi tesis edilmesinin, mesleki yetkinliğin koşullarının akreditasyon, staj ve sınav olarak belirlenmesinin ve sürekli mesleki gelişimle meslektaşlarımızın bilgi birikiminin güncel tutulmasının, sağlıklı, güvenli, adil ve yaşanabilir çevreler için elzem olduğunun altını bir kez daha çizmek isteriz.
Kuşkusuz mimarlık eğitiminin niteliğinin arttırılmasında en temel koşul; üniversitelerin bilimsel sorgulama ve eleştiriye açık, özgürlükçü, demokratik yapılanmalarının güçlendirilmesi, bilimsel araştırmaların koşulsuz desteklenmesi ve eğitim ortamında yer alan tüm kesimlerin özlük haklarının uygun hale getirilerek öğretim üyelerinin bilimi odağına alan bir çalışma ortamında eğitim ve araştırma çalışmalarının sürdürebilmesinin sağlanmasıdır.
TMMOB Mimarlar Odası mimarlık mesleğinin, biliminin ve kültürünün geliştirilmesi için, nitelikli eğitim ve mimarlık hizmetleri için, kamu yararını gözeten toplum hizmetinde bir mimarlık için çalışmalarını ödünsüz bir şekilde sürdürecektir.
TMMOB Mimarlar Odası Merkez Yönetim Kurulu







