İMAR POLİTİKALARINA MİMARLAR KARIŞMASIN DA KİM KARIŞSIN!?

Yazar- Hasan Çakır / Dam Notları 2 Nisan 2026 Perşembe

Bizde, kimi çevreler, kent yöneticileri, politikacılar, hatta mimarlar, mimarların imar işlerine karışmasından rahatsız oluyor. Hangi sosyal ekonomik psikolojik dürtülerin bu rahatsızlığı yarattığını araştırmak ilginç olabilir…

Mimar Doğan Hasol anlatıyor:

1954 Oda’nın kuruluşu… Tek parti döneminden çok parti dönemine geçilmiş. Demokratik Parti Hükümeti iktidarda. Başbakan A. Menderes. İşte o da biraz astığı astık kestiği kestik. İstanbulun imari tutkusuyla yanıyor. Istanbulu imar ediyor… Tabii ne oluyor,plansız proğramnsız. Zaten ekonomi çok güçlü değil. 1945’te 2’inci Dünya Savaşı bitmiş. Savaştan 5-6 yıl sonra iktidara geliyor. İlk yaptığı iş imar hareketleri. Tahran’a gitmiş. Tahranı ziyaret ettiği zaman geniş bulvarlar görmüş. İstanbulda da o bulvarları yapmaya çalışıyor. Tıpkı işte 3. Napolyon’un Paris’te yaptığına benzer bir takım uygulamalar. Zaten bu tür çalışmalaı yapanların çoğu Paris örneğini alırlar. Hausmann 3. Napolyon’un Sait valisidir. Onu tam yetkili kılmıştır. Ve işte geniş bulvarlar, geniş caddeöer… Surlar yıkılmıştı

Şimdi bizim durumumuza gelince… A. Menderes te işte 1955’te başladı istanbul’un imarına. Orda yine Oda’nın müdahaleleri var. Doğan Tekeli, gelmedi galiba onun, kitabında var.Bana da daha önce anlatmıştı.. Ben de Mimarlar Dik Durur‘a zaten o hikayeyi aktarmıştım.

Oda yeni kurulmuş zaten. Toplanıyorlar. Merkez İstanbul’da. Ne yapalım diyorlar. Yani Başbakan kendi bildiğince İstanbulda bir takım uygulamalar yapıp duruyor ama, bir yardımımız olsa en azından, bir şeyler yapsak…

Bir toplantı yapıyorlar. O toplantının sonunda Başbakanın kendisine bir mektup yazmaya karar veriyorlar ve diyorlark ki, işte sesimizi duyurmalıyız, işte keyfi imara karşı çıkmalıyız gerekçesinden hareketle çok nazik bir mektup yazıyorlar ve size nasıl yardımcı olabiliriz diye soruyorlar.

Tabii Menderes bunun altında yatan manayı anlıyor.

Aylarca cevap gelmiyor. Sonunda Oda’nın 1 numaralı üyesi – Profesör Emin Onat, o tarihte Demokrat Parti’den milletvekili – Emin Hoca’ya söylüyorlar durumu, ne olur Başbakanla bir konuşsanız diye. Cevap Emin Onat aracılığıyla geliyor. Diyor ki „Karışmasınlar, Odayı kapatırım.“

***

İmara karışmak mimarlığın doğasında var. Imara mimar karışmayacak da kim karışacak?

Yıl 1949. Ortada oda moda yok .Mimar Sedat Çetintaş yazıyor:

Fatihte Macar Kardeşler Caddesi… Bu cadde ki Türk İstanbulun en mühim ve en yeni caddesidir. Burada imar namına, zevki bedii namına vücuda gelen heyeti garibeyi birer birer tetkik ediniz. Sadeleri iptidaiye mekteplerinde (ilkokullarda) çocukların yptığı ev resimlerinden daha beceriksiz, külfetlileri sanki zevki selime isyan için düşünülmüş çizgiler, resimler, kemerler ve renklerle bezenmiş. Bir tane  ciddi zevk ve kalem mahsulü bina gösteremezsiniz. Artık en mühim cadde böyle olursa daha içerileri siz tahmin ediniz. Bu hal nedir ve nereye varacaktır? Bu gibi binalarla yumurcaklı kozalaklı, pis bir şekle girecek olan bu zavallı şehri, sonra hangi kuvvet temizliyebilir, mümkün mü?

***

Yalnızca mimarlar mı imara karışır? Kentinin imarına ilgi duyan herkes karışiyor. Hakkıdır. 1959. Edebiyatçı Nihad Sami Banarlı yazıyor:

„Gazetelerde okur ve sevinirsiniz: Belediye yeni ve güzel kararlar almıştır: Boğaz sahillerinde ve yamaçlarında dört kattan yüksek bina yapılmayacaktır. Hatta sahil binaları yalnız iki katlı olacak ve ahşap yapılacaktır.

Düşünürsünüz: Ne güzel görüş, ne isabetli bir karar. İşte bu kararda  hakiki bir İstanbul anlayışı, tam bir vatan sevgisi var. Çünkü Boğaz, bir yeşil yamaçlar diyarıdır. Evler, binalar onun yamaçlarına birbirini perdelemeden, birbirinin denizi görmesine engel olmadan, her çizgisi düşünülmüş, zevkli ve bilgili bir işleyişle, adeta oya gibi yerleştirilmelidir…

Fakat çok geçmeden hayretle hattâ dehşetle görürsünüz ki bu haberlar sanki sizi oyalayan birer balondur.“

***

Günümüzde vizyoner Belediyeler, kent yöneticileri- kentleri  cehaletin, toprak vurgunculugunun oyuncağı olmaktan korumak için- açık demokratik planlamayla kent ahalisinin, mimari yarışmalarla mimarların imar politikalarına karışmasını istyor ve özendiriyor.

Ahalisi, mimarları, yazarları, çizerleri, çöpçüleri, duvarcıları, marangozları, köpekleri, kedileri kentine sahip çıkmıyorsa- yanı kentinin imarına karışmıyorsa- karışması engelleniyorsa vay o kentin haline! Vay ki ne vay!  Bir kentte imar işlerine karışan güçlü bir kamuoyu yoksa, o kent cehaletin oyuncağı olur.

3500 yıl önce Filozof Perikles şöyle demiş:

Kentinin imarina ilgi göstermeyen bir kimse , yalnız ilgisiz bir kimse değil, aynı zamanda kötü bir kimsedir.

 

2016’dan bir DAM Notları

Yazar- Hasan Çakır / Dam Notları 2 Nisan 2026 Perşembe