- “Mimarlıkta Kuram Sempozyumu’na Doğru Giderken; “Mimarlar Odası Öğrenci Üye Grupları Arası, Ön Kolokyumlu Mimarlık Eleştirisi Yarışması” Hazırlık Süreçleri…
- Alan memnun, satan memnun…
- “Adalet Güvenceli Hukuk”un Mantığı; “Kamuyasal Toplum”un Matematiksel Özüdür!…
- İstanbul’a dair
- Ne Kadar Güzel Bir Şey Şu “Hayal Kurmak…”
- Doğan Kuban’ın anısına… “İstanbul’un tarihi mirası baygın…”
“Habitat-2 İstanbul, İnsan Yerleşimleri Konferansı, 3-14 Haziran 1996”; 30.Yılında!…
“1996 Habitat-2 İnsan Yerleşimleri Konferansı”ndan bir(1) yıl önce 10 Haziran 1995 Cumartesi günü yayınlanan (aşağıda yer alan) (*)SÖZ Dergisi’nde (*)“Habitat 2: Henüz bir kez daha ‘artık çok geç’ değilken…” başlıklı ilk yazımla ön bilgilendirme yapmaya çalışmıştım…
Sonrasındaki yazılarımla da şöyle devam etmiştim; biz daha henüz ortada yokken kendi halinde yaşamsal bütünlüğe sahip olan “Doğa”; getirdiğimiz ve geliştirdiğimiz yerleşme alışkanlıklarımız ve kültürümüz(**) ile birlikte “Kentsel Çevre”miz halini almaya başlamıştır…
(**)Bir Habitat Öyküsü: Amasya “Ahmak Bağları” Semti…
http://www.mo.org.tr/mimarlikdergisi/index.cfm?sayfa=mimarlik&dergiSayi=360&sub=ara&Action=search
1996 yılında “Habitat-2 İnsan Yerleşimleri Konferansı”na hazırlıklar sırasında; “Sivil Forum Evsahibi Komite” içinde yer alan 18 sorun alanı gruplarından(Koza) biri olan “Kentleşme Kozası”nın bir toplantısında, Fransa’dan gelen “Paris Havzalar Müdürü” (Bizdeki “İSKİ Müdürü” gibi…) anlatmıştı: …
Avrupa’daki “Yüzyıl Savaşları” sırasında(M.S.1200 civarı)ortaya çıkan kıtlıkta; insanlar açlık nedeniyle kedi ve köpekleri yerler ve ardından şehirleri fareler istila eder… Bu kez fareler nedeniyle ortaya çıkan “Veba Salgını”nda savaşlardan daha fazla insan ölür…
(Bu arada doğal bir sonuç olarak bilinmesinde yarar var; bugün Farelerin kentleri işgal edememelerinin önemli ve gönüllü görevlileridir; Kediler ve Köpekler…)
1848 ve 1945’li yıllarda da yine aynı nedenlerle ortaya çıkan veba salgınıyla yine milyonlarca insan ölür…
1848 yılında Veba Salgınına karşı Paris Kent Meclisi, “Hijyen Şartı” kararını alır… Bütün sokaklara kanalizasyonlar yapılır ve evsel atıkların hepsi ‘Sein Nehri’ne boşaltılır…
1945 yılında Sein Nehri’nin akışını engelleyen kanalizasyon atıklarında cirit atan farelerle veba salgını tekrar başlar.
Paris Kent Meclisi bu kez “Ekolojik Şart” kuralını getirir. Sein Nenri’nin iki kıyısı boyunca yapılan devasa kanalizasyon sistemiyle (Bizde de İstanbul’da uygulanan ve dev kanalizasyon borularıyla ön arıtmalı atıkların Marmara Denizi’ne yollandığı gibi… Hani şimdilerde artık “Müsilaj Kirliliği”ne yol açan…) atıklar Paris şehrinin dışında boş duran devasa maden ve taş ocakları çukurlarına boşaltılır.
Paris’in dışına yönlendirilen evsel kanalizasyon atıkları devasa bir göl halini alır.
Bunun yakınında kurulan bir laboratuarda evsel kanalizasyon atıklarını parçalayıp beslenen bir bakteri (ve de mantar) üzerinde çalışmalar yapılır ve arananlar bulunur…
Ayrıca bir de bu bakterileri yiyen küçük akvaryum balıkları cinsi üzerinde çalışmalar yapılır ve o da bulunur…
Arıtma tesisleri için kullanılan bu bakteri ve küçük cins balıkların ihracatı ile de ayrıca bir gelir sağlanır…
Atık gölünde arıtılmış sular bu kez Paris’e ve civar yerleşimlere tarla/bahçe sulama ve tuvalet rezervuarlarında kullanılmak üzere geri gönderilir…
Dün, “1996 Habitat-2, İnsan Yerleşimleri Konferansı”nın koordinasyon ve organizasyonu görevini başarıyla(***) yerine getiren “TOKİ-Toplu Konut İdaresi” ile bugün başta “Doğal Çevre” olmak üzere; (-Çelişkiye Dikkat!-)
“Mimarlık ve Planlama İlkeleri” konusunda zerre kadar kaygı duymaksızın ülkenin her yerinde işlediği “Çevre ve Kent Suçları” ile yol açtığı “Kamusal Kaynak Tahribatına” neden olan “TOKİ-Toplu Konut İdaresi” arasındaki “Saçmalık” bağlantısına ne diyebileceğiz ki?…
(***)Habitat Gündemi ve İstanbul Deklerasyonu / Hedef ve İlkeler, Taahhütler ve Küresel Eylem Planı
https://webdosya.csb.gov.tr/db/habitat/editordosya/file/dokumanlar/Istanbul%20Deklerasyonu.pdf
Herkesin mimarlığı kendine mi? Herkesin mimarlığı herkese mi? Kimin mimarlığından kime ne mi? İsterseniz bu sorularımızı biraz “Saçma” hale de getirebiliriz…
Peki ya sonuçta “Mimarlık” diye orta yere edilenlere ne demeli?!…
“Saçmalık” deyince hemen konumuzla ilgili olanları akla geliyor ister istemez!…
Bilmediğimiz şeylerin sahibi de olamayız… Hatta bilmediğimiz şeyler; belki de bizlerin sahibidirler… Ya da cehalet/ler/imizin farkındalığı ile ters orantılı olarak; esirleri miyiz yoksa cehalet/ler/imizin?…
Bu esarete karşı isyan olarak; 1996 Habitat-2 İstanbul İnsan Yerleşimleri Konferansı’nın “Sivil Forum” bölümünde dünya STK’larının toplantılarının yapıldığı “Plenaryum Salonu”(İTÜ-Taşkışla)’nda 08 Haziran 1996 Cumartesi günlü sabah oturumunda;
(***)(aşağıda yer alan) “Katılımcı Bireyler Kozası”nın “Evrensel Hukuk Manifestosu-A ve B” ile her türden küresel kıyamete karşı birlikte davranmak için aktif/sosyalize “Katılımcı Birey” olmaya davetini; “Komite-II”ye hitaben, simültane çeviri eşliğinde (****)“Yeryüzü Bireyi Manifestosu”nu okumuştum…
Geçen 30 yıl içinde “İnsan Yerleşimleri”nde işlenen “Kent Suçları”na artık bir son vermek için günümüzde şart halini alan ve sürekli “Evrensel Hukuku” hedefleyen bir yapılanma gerekmektedir… Bu yapılanma için “Adalet Güvenceli Hukuk”un sağlıklı biçimde gerçekleşecek sonuçlarını koruyan bir “Adalet Hastanesi” nasıl kurulabilir?…
Bu konu sorumluluk hisseden her kişi ve kurum için görev haline gelmiştir…
Çünkü Adalet, herkes için Adaletli ise; ancak Sağlıklı ve Gerçek bir Adalet sayılabilir!…

Mimarlara Mektup Bülteni, Ekim 2025, Sayı: 307







