Ücretli Çalışan ve İşsiz Mimarlar “Belediye ve Diğer Kamu Kurumlarında” Buluştu

16 Mart 2025 Pazar günü saat 11:00’de TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Şubesi’nde Ücretli Çalışan ve İşsiz Mimarlar Komisyonun, “şantiyelerde, belediye ve kamu kurumlarında, akademide ve ofiste mimarlık” olmak üzere 4 ayrı başlıkta ele almayı planladığı buluşmalardan ikinci, belediye ve diğer kamu kurumlarında çalışan mimarları bir araya getirdi. Üç oturum ve bir forum bölümünde oluşan program kapsamında, kamu kurumlarında mimarların çalışma koşulları, örgütlenme ve meslek hakları tartışıldı.
Açılış Konuşmaları
Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Başkanı Prof. Dr. Alper Ünlü, uzun süredir kamu sektörünün oda gündeminde yeterince yer almadığını, bu nedenle etkinliğin önemli bir boşluğu doldurduğunu belirtti. Kamu kurumlarında çalışan mimarların oda üyeliği zorunluluğunun olmaması, örgütlenme ve iletişim sorunlarını beraberinde getiriyor. Kamudaki mimarlar, politik baskılarla mesleklerinden uzaklaştırılıyor, mimarlık rolleri engelleniyor.
Ücretli Çalışan ve İşsiz Mimarlar Komisyonu yürütücüsü Hüseyin Kargın, meslektaş profiline bakıldığında ücretli çalışanların çoğunluğu oluşturduğunu, ancak kamuda çalışan mimarlarla ilgili yeterli veriye sahip olunmadığını vurguladı. Örgütlenmenin ve meslek hakları için dayanışmanın elzem olduğunu belirterek, mobbing ve iş baskısına karşı iş barışının sağlanması gerektiğini ifade etti. Ayrıca, taşeronlaşmanın mimarları güvencesizleştirdiğini ve bu konuda çözüm üretilmesi gerektiğini dile getirdi.
- Oturum: Belediye ve Kamu Kurumlarında Çalışma Alanları ve Kriterler
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Aynur Savaş Uluğtuğ’un moderatörlüğünü yaptığı oturumda, Hülya Kök ve Ümran Aydın sunumlarını gerçekleştirdi.
Hülya Kök, kamu kurumlarında çalışan mimarların büyük bir sorumluluk üstlendiğini vurguladı. Kentlere kimlik kazandırmak, tarihsel ve kültürel mirası korumak gibi misyonları olduğuna dikkat çekerek, mimarlığın sadece fiziksel yapılarla sınırlı olmadığına işaret etti.
Mimarların kamu kurumlarında Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, iştirak şirketleri, imar ve ruhsat birimleri, kaçak yapı denetimi, fen işleri müdürlüğü, kentsel dönüşüm ve kültür varlıkları gibi alanlarda çalıştığını belirtti. Bakanlık düzeyinde ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı gibi kurumlarda mimarların görev aldığını ifade etti.
Kamuda çalışmanın bazı avantajları olduğu gibi, ciddi dezavantajları da bulunuyor:
- Avantajlar: Yerel halkla doğrudan temas, kamusal fayda odaklı projeler üretme imkânı
- Dezavantajlar: Enflasyon karşısında yetersiz kalan maaşlar, sosyal hak eksiklikleri, siyasi değişimlerin etkisi, ağır iş yükü
Kamu mimarlarının, siyasi ve rant ilişkilerinden bağımsız çalışması gerektiğini vurgulayan Kök, meslek odalarının kamuda çalışan mimarları daha güçlü desteklemesi gerektiğini belirtti.
Ümran Aydın, Şişli Belediyesi’nde 657 sayılı yasa kapsamında memur olarak çalıştığını, ancak her yıl farklı bir müdürlükte görevlendirildiğini aktardı. Kamuda çalışan mimarların, yasaların uygulanmasındaki zorluklar ve bürokratik engellerle mücadele ettiğini söyledi. TMMOB üyesi mühendis ve şehir plancılarının da benzer sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirtti.
- Oturum: Kamuda Mimarlığın Dünü ve Bugünü
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Yedek Üyesi Toprak Erduvan’ın moderatörlüğünü yaptığı oturumda, Aynur Savaş Uluğtuğ ve Burak Korkmaz sunumlarını gerçekleştirdi.
Aynur Savaş Uluğtuğ, 1980 sonrası devletin girişimci devlete dönüşüm sürecini ve Turgut Özal dönemiyle birlikte kamuda taşeronlaşma ve güvencesizleşmenin arttığını belirtti. Neoliberal politikalar sonucunda kamu yönetiminde “toplam kalite yönetimi” anlayışının hâkim olduğunu ve bunun belediyelerde ciddi dönüşümler yarattığını ifade etti.
Burak Korkmaz, Kartal Belediyesi’nde çalışan bir mimar olarak, kamu hizmeti ve mimarlık eğitimi arasındaki çelişkileri dile getirdi. Serbest çalışan meslektaşlarının sermaye ile işbirliği yapmak zorunda kaldığını, bu yüzden mimarlık alanında bağımsız bir örgütlenmenin gerekli olduğunu vurguladı. Kamuda çalışan mimarların farklı statülere ayrıldığını belirterek, 657’li memurların devlet güvencesi altında olduğunu, ancak taşeron çalışanların tamamen güvencesiz bırakıldığını ifade etti(1). Belediyedeki çalışma ortamı ve biçiminin, mimarlık yapma pratiğinin özüyle çeliştiğini; çünkü belediyede devletten gelen emirleri uygulayan bir memur gibi çalışmak gerekirken, mimarlık ise tasarlananı bütünlüğünü ve konseptini bozmadan hayata geçirmek için süreci yöneten bir yaklaşımı gerektirdiğini, dolayısıyla memur-mimar ikiliğinin çalışma biçimlerinde çakışmaya yol açtığını belirtti
- Oturum: Belediye ve Kamu Kurumlarında İş Barışı Nasıl Sağlanabilir?
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Yedek Üyesi Elif Karçık’ın moderatörlüğünü yaptığı oturumda, Nazım Can Cihan ve Meltem Kılıç sunumlarını gerçekleştirdi.
Nazım Can Cihan, iş barışının temel bir kavram olduğunu, ancak belediyelerde işveren haklarının korunduğunu, çalışan haklarının ise göz ardı edildiğini belirtti.
Kamudaki çalışanlar memurlar, taşeron işçiler, sözleşmeli personel ve iştirak şirketleri çalışanları gibi farklı statülere ayrılmış durumda. Bu statü farklılıkları:
- Ücret dengesizliği yaratıyor
- İş motivasyonunu düşürüyor
- Örgütlenmeyi zayıflatıyor
İBB’de 32 iştirak şirketi bulunuyor ve yaklaşık 100 bin çalışanın 75 bini iştirak şirketlerine bağlı olarak görev yapıyor. Aynı işi yapan çalışanlar farklı sendikalara üye olabiliyor ve farklı haklara sahip olabiliyor. Bu durum, eşit işe eşit ücret ilkesini zedeleyerek iş barışını olumsuz etkiliyor.
Meltem Kılıç, çalışma koşullarındaki eşitsizliklerin iş motivasyonunu ciddi şekilde etkilediğini belirtti. İzin hakları, yemek ücretleri ve maaşlar konusunda büyük farklar bulunduğunu, bu nedenle işyerinde huzursuzluk yaşandığını dile getirdi. Toplu iş sözleşmesi süreçlerinin mimarları doğrudan ilgilendirdiğini, ancak meslek örgütlerinin bu süreçte daha etkin bir rol alması gerektiğini vurguladı.
- Oturum: Forum
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Sekreteri Ahmet Erkan’ın moderatörlüğünü yaptığı oturumda, söz alan TMMOB Mimarlar Odası Genel Sekreter Yardımcısı İlayda Karabulut, Mimarlar Odası iş yeri temsilcileri yönetmeliğinden atıfla, “Kamu ve özel sektörde çalışan mimarların, mesleki gerekliliklerini karşılamak, mesleki üretimlerini kolaylaştırmak ve bu üretimlerin güvenliğini sağlamak ve korumak amacıyla; üyeler arasında mesleki dayanışma ortamı oluşturmak, meslektaşlar arasında doğrudan iletişimi sağlamak, mimarlık mesleğini geliştirmek ve toplum yararını gözeterek meslek onurunu korumak hedeflenmektedir. Bu doğrultuda iş yeri temsilciliği, üyelerin karşılaştıkları ekonomik, sosyal ve mesleki sorunları izlemek, çözüm önerileri geliştirmek ve ilgili kurum ve kuruluşlar nezdinde üyeleri temsil etmek üzere faaliyet yürütür.” maddesine dikkat çekti.
- dönemde şubelerden işyeri temsilcilerinin belirlenmesi ve genel merkeze bildirilmesiyle komite çalışmaları başlatıldığı bilgisi paylaşıldı. Karabulut, işyeri temsilciliğinin; kamu ve özel sektörde çalışan mimarların meslek hakları, çalışma koşulları ve sorunları konusunda iletişim kurabildikleri ve Oda çatısı altında örgütlenebildikleri önemli bir yapı olduğunu vurguladı ancak Oda’nın yaptığı çalışmaların bazı meslektaşlara yeterince ulaşamaması, örgütlülük bağlamında eksiklikler yarattığını belirtti. Bu nedenle özellikle kamuda çalışan ya da Oda’dan uzak duran meslektaşların, daha öğrencilik yıllarından itibaren Oda ile bağ kurmaları önem arz etmekte. İş yeri komitelerin birbiriyle iletişimde olması ve deneyim aktarımını sağlamasının, yıllardır süren ortak sorunlara çözüm üretmenin ilk adımı olacağını vurguladı.
Sonuç ve Öneriler:
Belediye ve kamu kurumları tanımları gereği kamu adına nitelikli bir yaşamın ve yaşam alanlarının oluşturulabilmesi ve sürdürülebilmesi için çok önemli görevler düşmektedir. Yapılı çevrenin kurgulanmasından inşasına meslek disiplinlerin katılımcı bilimsel bir anlayışta davranması bir zorunluluktur. Kişinin tüm politik ve ekonomik değerlendirmelerden uzak kamusal bir yaşamın parçası olarak güven içerisinde yaşaması için meslek insanlarının mesleklerini yapabilmeleri mesleki sorumlulukları yerine getirebilecekleri bir çalışma ortamını örgütlemelidir. Belediye ve kamu kurumları kişiye yani topluma, bulunduğu coğrafi konum fiziki şartlarına uygun bir yaşamı kurmakla yükümlüdür. Partizan tutumlar, siyasi baskılar, kurumlar arası statü farklılarının yaptırıma dönüşmesi, (bakanlık belediye gibi) kayyumlar, taşeronlaşma gibi olumsuzluklar uzak kalınarak meslek ve yaşam alanları korunmalıdır. Kısaca kamu; nüfusu, doğal kaynakları, coğrafi özellikleri, doğayı ve tüm canlıları düşünen planlayan kuran koruyan sürdürebilirliğini sağlayan insanlarının çalışması ve yaşaması için fiziki ve sosyal çalışmaların merkezidir. Buradan hareketle,
- Kamu projelerinde liyakat esas alınmalıdır. Meslektaşlar siyasi baskılardan bağımsız hareket edebilmelidir.
- Kamuda çalışan mimarların sayısı artırılmalıdır. İş yükü çok fazla ve mevcut çalışanlar büyük bir baskı altındadır.
- Kamuda çalışan mimarlar için örgütlenme zorunluluktur. Farklı istihdam türleri nedeniyle parçalanmış bir yapı söz konusu ve bu durum, kolektif hareketi zayıflatıyor.
- Meslek odalarının kamu mimarlarını desteklemesi gerekir. Oda, yanlış projelere karşı hukuki ve idari destek sağlamalı, rant projelerine karşı mücadele etmelidir.
- Eşit işe eşit ücret ilkesi hayata geçirilmelidir. Kamu kurumlarında çalışan mimarların özlük hakları arasındaki uçurum kapatılmalıdır.
- Toplu iş sözleşmesi süreçlerine meslek odaları daha fazla dahil olmalıdır. Kamu mimarlarının sendikal hakları güçlendirilmelidir.
Kamuda çalışan mimarların, mühendislerin, plancıların, yaşadığı mesleki ve sorunlar yeni değil çözüm ancak örgütlenme ve dayanışma ile mümkün olabilir.
(1): Belediyedeki mevcut çalışma ortamı ve biçiminin mimarlık yapma pratiğinin özüyle çeliştiğini; belediyede devletten gelen emri uygulama \ memur olarak çalışma yapmak gerekirken mimarlık tasarımı üretileni bütünü konsepti bozmadan uygulamak için süreci yöneten olarak çalışma yapmayı gerektirdiği için çalışma biçimlerinin memur \mimar ikliğinin çakıştığını belirtti







