Eşitsizliğe, erkek şiddetine, sömürüye ve savaşa karşı yan yanayız, yalnız değiliz birlikte güçlüyüz!

Yazar- MO İstanbul 7 Mart 2026 Cumartesi

Bizler; kentleri yalnızca beton, rant ve piyasa ilişkileri üzerinden değil, yaşam hakkı, eşitlik ve toplumsal adalet perspektifiyle kuran mimar kadınlarız. Mesleğini icra ederken ayrımcılıkla, güvencesizlikle ve görünmez emek yüküyle karşılaşan mimarlarız. Kentte, iş yaşamında ve toplumsal alanda eşit haklar için mücadele etmeye devam ediyoruz. Kadın Komisyonu çatısı altında bir araya gelişimiz, yalnızca dayanışma ihtiyacından değil; dönüştürme iradesinden doğmaktadır.

Kadın mimarların aynı işi yapmasına rağmen daha düşük ücretlerle çalıştırılması kabul edilemez bir gerçeklik olarak varlığını sürdürmektedir. Araştırmalar, ücret farklarının ve güvencesiz istihdamın cinsiyet temelinde derinleştiğini göstermektedir.

Geçtiğimiz yıl yalnızca ağırlaşan ekonomik koşullarla değil; temel hak ve özgürlüklerin sistematik biçimde sınırlandırılmasıyla da karşı karşıya kaldık. Kamusal alanlar daraltıldı, kitlesel kadın buluşmaları engellenmek istendi, ifade ve protesto hakkı fiilen kısıtlandı. Kadınların tarihsel hafızasını ve mücadele alanlarını görünmez kılmaya yönelik adımlar arttı.

Yerel yönetimlerde kadınlara yönelik sosyal destek mekanizmalarının işlevsizleştirilmesi ve nafaka hakkına yönelik girişimler, kadınların ekonomik bağımsızlığını zayıflatmayı hedeflemektedir. Kreş hizmetlerinin engellenmesi, bakım emeğini yeniden kadınların omuzlarına yükleme çabasının parçasıdır.

2025 yılı, kadınların en çok kendi yaşam alanlarında katledildiği bir yıl oldu. “Ev güvenlidir” söylemi, gerçeklerle çelişmektedir. Koruma kararı bulunan kadınların öldürülmesi, denetim mekanizmalarının işlemediğini göstermektedir. Kampüslerde, işyerlerinde, sokakta kadınlar göz göre göre yaşamdan koparıldı. Erken tahliyeler, etkisiz yaptırımlar ve “iyi hal” indirimleri şiddete eğilimi arttırdı. Katillere adeta ödül gibi gelen ceza indirimleri yeni şiddet eylemleri için cesaret kaynağı olurken geride kalanları adaletsizlik duygusuyla baş başa bıraktı; acıyı büyüttü, güven duygusunu zedeledi ve toplumsal hafızada onarılması güç yaralar bıraktı.

Tüm bunların yanı sıra güvencesiz üretim ve denetimsiz yapılaşmanın sonucu yangınlar, patlamalar, yapı çökmeleri; mevzuatın kağıt üzerinde kaldığını, denetim süreçlerinin yetersizliğini ve yetki karmaşasının yarattığı boşlukları bir kez daha ortaya koydu. Güvenli olmayan yapı üretimi yalnızca teknik bir sorun değil; doğrudan yaşam hakkına yönelen yapısal bir şiddet biçimidir. Bu koşullardan en fazla etkilenenler yine düşük ücret ve güvencesiz istihdama mahkum edilen kadınlar ve çocuklardır.

Şantiyeler ve yapı üretim alanları, kadın çalışanlar için hâlâ eşit ve güvenli değildir. İş sağlığı ve güvenliği uygulamaları erkek merkezli normlara göre düzenlenirken, erkek egemen ekonomik düzen, kadına yönelik şiddeti farklı alanlarda yeniden üretmektedir.

Bugün yoksullaşmaya, güvencesiz çalışmaya, kamusal alanların niteliksizleşmesine paralel olarak, ulaşım ve barınma krizi de derinleşmekte, kadınların güvenli bir kentte var olma ve yaşama hakkını tehdit etmektedir. Yanı başımızda Ortadoğu’da devam eden çatışma ortamı ve savaşlar ise bölge halklarının yaşamını kuşatmakta; başta alevi, kürt ve dürzi kadın ve çocukların yaşamını tehdit etmektedir. Emperyalist savaşa, bölge halklarına saldırılara, yerinden edilmelerin karşısında barışı, halkları ve kadınları savunuyoruz.

8 Mart 2026, bizim için emeğimiz üzerindeki değersizleştirmeye, bedenimiz üzerindeki denetime ve kent hakkımızın gaspına karşı kolektif bir itirazdır.Kentleri, çalışma alanlarını ve yaşam mekânlarını eşitlik ilkesiyle yeniden düşünme çağrısıdır. Kamusal alanların kadınlara kapatılmasına, emeğin güvencesizleştirilmesine ve yaşam hakkının tehdit edilmesine karşı sözümüzü yükseltiyoruz. Mesleki haklarımızı, ekonomik güvencemizi ve kamusal varlığımızı savunmayı sürdürüyoruz

Fatmanur Çelik çocuk yaşta istismara uğradığı faili, Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler ile zorla evlendirilmişti, çocuğu da istismara maruz kaldı! Adalet arayışını sürdürdükleri bu günlerde, Zeytinburnu’nda ölü bulundular. Bu ölümler şüphelidir! Kadınları ve çocukları tarikat karanlığına teslim eden, failleri koruyan ve cezasız bırakan bu düzeni kabul etmiyoruz! Gerçeklerin açığa çıkarılmasını, adaletin sağlanmasını ve faillerin tespit edilerek en ağır cezayı almasını talep ediyoruz!

2026 İÇİN TALEPLERİMİZ

• Eşit işe eşit ücret ilkesi etkin biçimde uygulanmalı ve denetlenmelidir.

• Kadına ve LGBTİ+’lara yönelik şiddetle mücadelede yaptırımlar caydırıcı ve eksiksiz uygulanmalıdır.

• Bireysel silahlanma sınırlandırılmalı; hakkında tedbir kararı bulunan faillerin silaha erişimi engellenmelidir.

• Kamusal ve ücretsiz kreş hizmetleri yaygınlaştırılmalıdır.

• Kadın sığınma evleri nicelik ve nitelik olarak güçlendirilmelidir.

• Yapı üretimi ve denetimi süreçleri şeffaflaştırılmalı; güvenli yapılaşma kamusal sorumluluk olarak ele alınmalıdır.

• İş sağlığı ve güvenliği politikaları toplumsal cinsiyet perspektifiyle yeniden düzenlenmelidir.

• Toplumsal cinsiyet eşitliği için ayrılan kamu bütçeleri artırılmalı; kent ve mimarlık politikaları eşitlik ekseninde planlanmalıdır.

• Bölgede yaşanan çatışmalara son verilmeli, kadınların ve çocukların can güvenliği sağlanmalıdır.

Bugün mimar kadınlar olarak; şiddetsiz, eşit, özgür ve adil kentler kurma irademizi büyütüyor, mesleğimizi toplum yararı doğrultusunda yeniden tarif ediyoruz.

Başka bir kent, başka bir mimarlık ve başka bir gelecek mümkündür.

TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Kadın Komisyonu olarak; yaşam hakkını, güvenli ve eşit çalışma koşullarını ve demokratik bir toplumsal düzeni, barışı savunmaya devam edeceğiz.

Şiddetsiz, adil ve eşit bir gelecek için mücadele eden tüm kadınları selamlıyoruz.

8 Mart’ta alanlardayız.

Eşitlikten vazgeçmiyoruz.

Birlikteyiz, güçlüyüz.

Yaşasın 8 Mart!

Yaşasın kadın eşitlik ve özgürlük mücadelemiz!

Yazar- MO İstanbul 7 Mart 2026 Cumartesi