Çalışma Hakkı ve İş Güvencesinin Ortadan Kaldırılması Kabul Edilemez

Yazar- MO İstanbul 17 Nisan 2020 Cuma

2019 yılı Aralık ayından bu yana tüm dünyada ve ülkemizde hızla yayılan Koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle 2 milyona yakın kişi hastalığa yakalanmış ve hayatını kaybedenlerin sayısı 120 bini aşmıştır. Resmi açıklamalara göre ülkemizde hastalığa yakalananların sayısı 74173, kaybettiğimiz yurttaşlarımızın sayısı 1643’tür.

Ülkemizde çalışma hayatı, siyasi iktidarın göreve geldiği 2002 yılından bu yana özelleştirme, sendikasızlaştırma, taşeronlaştırma ve köleleştirme süreçleriyle şekillenmiş; giderek ağırlaşan ve güvenceden uzaklaşan çalışma koşullarında kayıt dışı istihdam ve sömürü artmıştır.

11 Mart 2020 tarihinde pandemi ilan edilen salgın koşullarında da iktidar; sermaye grupları ile işverenlere yönelik kolaylaştırıcı ve destekleyici uygulamaları yürürlüğe sokmuş, çalışanları gerekli önlemlerin alınmadığı güvencesiz ortamlarda çalışmaya zorlayarak üretim ve ticaretin devamlılığını esas almıştır.

15 Mart 2020 tarihinden itibaren İçişleri Bakanlığı Genelgeleri ile kafe, spor merkezi, kuaför, restoran ve benzeri işletmeler gerekli düzenlemeler yapılmaksızın kapatılmış; gelir kaybına uğrayan işyeri sahipleri çalışanların büyük bir kısmını işten çıkarmıştır. 65 yaş ve üzeri ile 20 yaş ve altında olanlar ve kronik sağlık sorunu olanların sokağa çıkmaları yasaklanırken; 18-20 yaş arasında olan çalışanlar ile mevsimlik tarım işçileri bu yasaktan muaf tutulmuştur.

20 Mart 2020 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı; inşaat sektöründe sermaye grupları ve işverenleri destekleyen bir Genelge yayımlamıştır. Asgari çalışma ortamı sağlanmayan, yeterli önlemlerin alınmadığı ve bazı durumlarda gerekli önlemlerin uygulanmasının mümkün olmadığı, salgının yayılmasında yüksek risk taşıyan şantiyelerde ve denetim alanlarında yapı üretim süreçlerinin sürdürülmesi için düzenlemeler getirmiştir.

Şantiyeler, yapı üretim ve denetim faaliyetleri; yaşamsal öneme sahip olmayan üretim alanlarıdır. Salgın koşullarının giderek ağırlaştığı günümüz koşullarında yaşamsal ve zorunlu kamu hizmetleri dışındaki yapı üretim süreçleri durdurulmalı, hastalığa yakalanma riski yüksek meslektaşlarımız ve çalışanlar idari/ücretli izin kullanmaları sağlanarak korunmalıdır.

25 Mart 2020 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından şantiyelerde ve yapı denetim alanında sokağa çıkma yasağı kapsamındaki çalışanlara ilişkin yeni bir düzenleme yapılmış; sokağa çıkma yasağı kapsamındaki çalışanların ve meslek mensuplarının çalışma hakları yok sayılarak işten çıkarılmaları veya istifa etmeleri istenmiştir. Tüm şantiyelerin ve yapı denetim faaliyetlerinin sürekliliğini öncelik kabul eden düzenlemeyle, çalışanların iş güvenceleri ortadan kaldırılmış, işsiz kalmalarının önü açılmıştır.

Zorlayıcı bir sebep olan salgın nedeniyle sokağa çıkma yasağı kapsamında olan tüm çalışanlar ve meslektaşlarımız için görev aldıkları yapılarla ilgili yeni bir düzenleme getirilerek işten çıkarılmaları engellenmelidir.

Salgın sürecinde işten çıkarmaların yasaklandığı iddiasıyla çalışanların iş güvencesini, kıdem tazminatını ortadan kaldırarak yoksulluğa mahkûm eden, işverenleri çalışanlarına karşı yükümlülüklerinden kurtaran Kanun Teklifi ise 8 Nisan 2020 tarihinde gündeme getirilmiş; boyutları giderek büyüyen ve belirsizleşen koşullar yeni bir fırsata dönüştürülmüştür.

17 Nisan 2020 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan “Yeni Koronavirüs (Covid-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” işverenlerin haklarını korumakta ve çalışanlara büyük hak kayıpları yaşatmaktadır.

Kanun, işverenin mevcut mevzuatta olmayan tek taraflı “ücretsiz izne çıkarma” hakkını yasal hale getirmekte, çalışanlarını brüt asgari ücret tutarı karşılığında işten çıkarma hakkı vermekte, çalışanların fesih hakkını kullanması yasaklanarak kıdem tazminatı ve diğer haklarını alması engellenmekte, işsizlik ve kısa çalışma ödenekleri devreden çıkarılarak; ücretsiz izin uygulamasıyla çalışanlara aylık 1177 TL ödenmesini öngörmektedir.

Yasa ile Sendikalar ve Toplu iş sözleşmesi Kanunu Kapsamında toplu iş sözleşmelerinin yapılması, toplu iş uyuşmazlıklarının çözümü ile grev ve lokavta ilişkin süreler üç ay süre ile yasaklanmaktadır.

Devlet; çalışma hakkını ve iş güvencesini, çalışan sağlığı ve güvenliğini korumak, çalışma hayatını geliştirmek, işsizliği önlemek için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Çalışma koşulları; nitelikli, adil ve insanlık onuruna uygun bir yaşam sağlamak üzere düzenlenmelidir.

Salgın süresince; yaşamsal kamu hizmetleri dışındaki tüm ticari faaliyetler, üretim süreçleri ve inşaatlar durdurulmalı, çalışanların idari ve ücretli izin kullanmaları sağlanarak işten çıkarılmaları engellenmelidir.

Yaşamsal kamu hizmetlerinde görev alanlar için uzaktan ve dönüşümlü çalışma programları uygulanmalı, çalışma saatleri ve mekânları güvenli mesafeyi koruyacak şekilde düzenlenmelidir

Mimarlar Odası olarak; tüm çalışanların ve meslektaşlarımızın korunması için gerekli önlemlerin ivedilikle alınması gerektiğini vurguluyor; emekçileri güvencesizlik, yoksulluk, işsizlik, sömürü ve ayrımcılığa terk eden sermaye odaklı politikalara karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi değerli kamuoyumuzla paylaşıyoruz.

TMMOB MİMARLAR ODASI

Yazar- MO İstanbul 17 Nisan 2020 Cuma