Basına ve Kamuoyuna: Kadıköy Rıhtım’da Bilimsel Gerçekler Hukuk Marifetiyle Yok Sayılmıştır!
Basına ve Kamuoyuna;
Kadıköy Rıhtım’da Bilimsel Gerçekler Hukuk Marifetiyle Yok Sayılmıştır!
İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, Rıhtım Mevkiinde bulunan kıyı dolgu alanı üzerinde yapılması planlanan cami, yer altı otoparkı ve müştemilat projesine dair İstanbul 3. İdare Mahkemesi tarafından verilen iptal kararı, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi’nin 15.12.2025 tarihli kararı ile bozulmuş ve davanın reddine karar verilmiştir. Bu karar kentin en hassas noktalarından biri olan Kadıköy Rıhtımı’nda, bilimin ve tekniğin uyarılarını “kesinleşmiş plan” zırhı arkasına saklanarak yok sayan, kentsel koruma hukukuna ağır bir darbe vuran bir nitelik taşımaktadır.
Dava sürecinde hazırlanan ve yerel mahkemenin iptal kararına dayanak oluşturan bilirkişi raporu, projenin Kadıköy’e vereceği zararları tartışmaya yer bırakmayacak şekilde şu gerekçelerle ortaya koymuştur;
Halihazırda bir ulaşım aktarma merkezi olan Rıhtım bölgesine, hiçbir trafik analizi yapılmadan 20 bin kişilik bir kapasite ve 1242 araçlık otopark yüklenmesi, bölgeyi bir ulaşım kaosuna sürükleyecektir. Proje, Kıyı Kanunu’nda belirtilen emsal sınırlarını 24,2 kat, yükseklik sınırlarını ise minarelerde 14,6 kat aşmaktadır. İstanbul’un simge yapısı Haydarpaşa Garı’ndan dahi yüksek olan 80 metrelik minareler ve 51 metrelik kubbe, kentsel sit alanının ve tarihi silüetin geri dönülemez şekilde tahrip edilmesi anlamına gelmektedir. Proje kapsamında, üzerinde tescilli ağaçların bulunduğu mevcut aktif yeşil alanın altına yeraltı otoparkı inşa edilmesi, hem ağaçların geleceğini tehlikeye atmakta hem de yaya odaklı kamusal alanı taşıt odaklı bir ranta kurban etmektedir. Teknik incelemeler, 500 metrelik yürüme mesafesinde bulunan dört ayrı caminin varlığıyla, bölgede böyle bir dini tesis ihtiyacının bulunmadığını saptamıştır.
Bilimsel bir gerçeklik olarak vurgulamak gerekir ki; söz konusu proje alanı, jeolojik açıdan sıvılaşma riski en yüksek olan hassas bir “kıyı dolgu alanı” niteliğindedir. İstanbul’un beklenen deprem gerçeği ve zemin yapısının dinamik tepki karakteristikleri dikkate alındığında, bu tür stabil olmayan alanlar üzerine devasa yapı kütlelerinin inşa edilmesi, kentsel dayanıklılık ilkelerini temelden sarsmaktadır. Dolgu alanlarının deprem anındaki davranış biçimi, üzerine yüklenen orantısız inşaat alanı ve yoğun trafik yüküyle birleştiğinde, kenti olası bir afette çok daha kırılgan hale getirmekte ve açıkça can ve mal güvenliğini tehdit etmektedir.
Bölge İdare Mahkemesi, bilirkişi raporundaki hayati uyarıları; projenin dayanağı olan imar planlarının daha önce kesinleşmiş olması ve cami yapılarının Kıyı Kanunu’ndaki yükseklik sınırından muaf tutulması gibi usuli ve yönetmelik odaklı yorumlarla geçersiz kılmıştır. Mahkeme, kentin fiziksel gerçekliğini ve gelecekte yaşanacak altyapı kaosunu değil, idari işlemlerin kağıt üzerindeki hiyerarşisini öncelemiştir. Bilimin “burada bu ölçekte bir yapı yapılamaz” dediği noktada, yargı “plan kesinleştiyse yapı yapılabilir” diyerek kentsel yağmanın önünü açmıştır.
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi olarak; Kadıköy’ün silüetini, kıyılarını, tescilli ağaçlarını ve kamusal haklarını, “plan kesinleşti” bahanesinin arkasına sığınan rant odaklı projelere teslim etmeyeceğiz. Bilimsel raporların haklılığımızı tescil ettiği bu süreçte, Bölge İdare Mahkemesi’nin bu hatalı kararını temyiz ederek mücadelemizi Danıştay nezdinde sürdüreceğiz. Kadıköy Rıhtımı İstanbulluların müşterek yaşam alanıdır!
Hukuku, şehircilik ilkelerini ve kamu yararını savunmaya sonuna kadar devam edeceğiz!
Saygılarımızla,
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi








