<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tmmob ikk &#8211; Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi</title>
	<atom:link href="http://www.mimarist.org/tag/tmmob-ikk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mimarist.org</link>
	<description>Mimarlar Odası Toplum Hizmetinde...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Mar 2026 09:26:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://www.mimarist.org?v=4.9.22</generator>
	<item>
		<title>Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Dayanışma Günü&#8217;ne İlişkin Basın Toplantısına Davet</title>
		<link>http://www.mimarist.org/muhendis-mimar-ve-sehir-plancilari-dayanisma-gunune-iliskin-basin-toplantisina-davet/</link>
		<pubDate>Mon, 17 Sep 2018 11:04:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul ikk]]></category>
		<category><![CDATA[mimar günü]]></category>
		<category><![CDATA[mimar mühendis şehir plancıları günü]]></category>
		<category><![CDATA[tmmob 19 eylül]]></category>
		<category><![CDATA[tmmob ikk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=15887</guid>
		<description><![CDATA[TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, 19 Eylül Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Dayanışma Günü&#8217;ne ilişkin bir  basın toplantısı düzenliyor. Toplantı, 19 Eylül 2018 Çarşamba günü saat 12.00&#8217;da MMO İstanbul Şubesi&#8217;nde düzenlenecek. &#160;]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, 19 Eylül Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Dayanışma Günü&#8217;ne ilişkin bir  basın toplantısı düzenliyor. Toplantı, 19 Eylül 2018 Çarşamba günü saat 12.00&#8217;da MMO İstanbul Şubesi&#8217;nde düzenlenecek.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img class="aligncenter size-large wp-image-15888" src="http://www.mimarist.org/file/2018/09/mmsp-gunu-2018-724x1024.jpg" alt="" width="724" height="1024" srcset="http://www.mimarist.org/file/2018/09/mmsp-gunu-2018-724x1024.jpg 724w, http://www.mimarist.org/file/2018/09/mmsp-gunu-2018-212x300.jpg 212w, http://www.mimarist.org/file/2018/09/mmsp-gunu-2018-768x1086.jpg 768w, http://www.mimarist.org/file/2018/09/mmsp-gunu-2018.jpg 842w" sizes="(max-width: 724px) 100vw, 724px" /></p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul İKK: &#8220;İş Cinayetlerinin Sorumluluğu İşçilerin Üzerine Yıkılamaz!&#8221;</title>
		<link>http://www.mimarist.org/istanbul-ikk-is-cinayetlerinin-sorumlulugu-iscilerin-uzerine-yikilamaz/</link>
		<pubDate>Tue, 08 May 2018 14:28:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[iş cinayeti]]></category>
		<category><![CDATA[iş kazası]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul ikk]]></category>
		<category><![CDATA[tmmob ikk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=15457</guid>
		<description><![CDATA[TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, 9. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi’nin açılış konuşmasında Başbakan Binali Yıldırım’ın iş cinayetlerinde suçun büyük ölçüde işçide olduğunu dile getiren açıklamalarıyla ilgili basın bülteni yayınladı. İŞ CİNAYETLERİNİN SORUMLULUĞU İŞÇİLERİN ÜZERİNE YIKILAMAZ! Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından düzenlenen 9. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<div class="panel-pane pane-node-title">
<div class="pane-content"></div>
</div>
<div class="panel-separator"></div>
<div class="panel-pane pane-entity-field pane-node-field-spot">
<div class="pane-content">
<div class="field field-name-field-spot field-type-text-long field-label-hidden">
<div class="field-items">
<div class="field-item even">
<p>TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, 9. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi’nin açılış konuşmasında Başbakan Binali Yıldırım’ın iş cinayetlerinde suçun büyük ölçüde işçide olduğunu dile getiren açıklamalarıyla ilgili basın bülteni yayınladı.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="panel-pane pane-entity-field pane-node-body">
<div class="pane-content">
<div class="field field-name-body field-type-text-with-summary field-label-hidden">
<div class="field-items">
<div class="field-item even">
<p><strong>İŞ CİNAYETLERİNİN SORUMLULUĞU İŞÇİLERİN ÜZERİNE YIKILAMAZ!</strong></p>
<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından düzenlenen 9. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi’nde açılış konuşması yapan Başbakan Binali Yıldırım, “<strong><em>İş hayatının tarihsel gelişimine bakıldığında, iş kazalarının yüzde 80-85 insan hatasından, insan unsurundan kaynaklandığının görüldüğünü</em></strong>”, “<strong><em>Eldiven takmaz, baret giymez, güvertede çalışır kemer takmaz. Sürekli peşlerinden koşacaksın. Her an başında duracaksın</em></strong>” gibi cümlelerle iş cinayetlerinde suçun büyük ölçüde işçide olduğunu belirtmiştir. Yine “<strong><em>Bu kazalar olduktan sonra tepki olarak düzenlemeler yapıyoruz. İpin ucunu da kaçırıyoruz</em></strong>” diyerek AKP iktidarının çalışma hayatına ve işçi-emek mücadelesine bakış açısını net olarak ortaya koymuştur.</p>
<p>Hatırlatıyoruz AKP’nin iktidara geldiği Kasım 2002’den beri yaşanan iş cinayetlerinde <strong>en az 21 bin 22 işçi yaşamını yitirdi</strong>. Soma, Davutpaşa, Ermenek, Ostim, Torunlar, Esenyurt gibi toplumsal tepkilere neden olan işçi katliamları yaşandı.</p>
<p>Ayrıca 22 aylık OHAL sürecinde toplum hak ve özgürlükleri sınırlandırıldığı gibi işçi hakları ve sendikal mücadelelerde kısıtlanmıştır. AKP iktidarının bu alanda yaptığı “Hedef Sıfır Kaza”, “Güvenli İskele”, “Güvenle Büyü Türkiye” gibi günü kurtarmak için yapılan kampanyalar hükümetin bu alana ilişkin genel politikaları ve OHAL uygulamalarının işçi haklarına yönelmiş olması nedeniyle işlevsiz ve göstermelik kalmış ve çalışma hayatında hiçbir etkisi görülmemiştir.</p>
<p>İktidarın ve sermaye temsilcilerinin ülke gerçekleri ile bağdaşmayan açıklamaları ve ÇSGB’nın İSİG Kongresi şovu devam ederken Filhakika Yapım tarafından TRT 1 için Konya’da çekilen “Bir Hadis Bir Film” dizisinin setinde 12 yaşında M.Ç. isimli kardeşimizin vücudu %48 yanarak ağır derecede yaralanmıştır. Ancak ne iktidar neden yandaş medya 12 yaşındaki bir çocuğun çığlığına ses vermemiş/verememiş, 12 yaşındaki bir çocuğun okul yerine neden setlerde bulunduğuna dair sorular cevaplanmamıştır. Sorumlulardan hesap sorulmalıdır.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-15458" src="http://www.mimarist.org/file/2018/05/is-kazasi-cinayet.png" alt="" width="807" height="550" srcset="http://www.mimarist.org/file/2018/05/is-kazasi-cinayet.png 807w, http://www.mimarist.org/file/2018/05/is-kazasi-cinayet-300x204.png 300w, http://www.mimarist.org/file/2018/05/is-kazasi-cinayet-768x523.png 768w" sizes="(max-width: 807px) 100vw, 807px" /></p>
<p><strong>Yaşanan diğer iş cinayetlerinde söylediğimiz gibi;</strong></p>
<ol>
<li>İktidar; Soma, Torunlar ve Ermenek‘te yaşanan toplu katliamların sonrasında olduğu gibi İSİG alanında kamuoyunu aldatmaya yönelik değişiklikler yapmaktan vaz çalışma yaşamının asıl bileşenleri olan sendikaların, meslek örgütlerinin, üniversitelerin ve sivil toplum kuruluşlarının görüşlerine uyarak yasa, yönetmelik çıkartmalıdır.</li>
<li>İşçi örgütlenmesinin önündeki engeller kaldırılarak, taşeron çalışma, kiralık işçilik, özel istihdam büroları uygulamalarından vaz geçilmeli, esnek ve kuralsız çalışmayı, geçici iş ilişkisini, taşeronlaştırmayı yasal hale getiren, kıdem tazminatlarını, fazla mesai ücretlerini, sendikal hak ve yetkileri budayan tüm yasa ve düzenlemeler iptal edilmelidir. İş yaşamına ait tüm mevzuatlar, ekseni &#8220;insan&#8221; olan çağdaş bir yapıya kavuşturulmalıdır.</li>
<li>BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 23. maddesinde belirtilen &#8220;Herkesin, kendi özgür seçimiyle belirlediği bir işyerinde, adil ve elverişli çalışma koşullarında çalışma hakkı vardır&#8221; yaklaşımına uygun olarak, iş kazaları ve meslek hastalıklarının önüne geçilebilmesi için işyerlerinde &#8220;önce insan, önce sağlık, önce işçi güvenliği&#8221; anlayışı yerleştirilmeli, üretim süreçlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği önlem ve uygulamalarına öncelik verilmelidir. Yapılacak tüm düzenlemelerde işyerlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanmasında asıl sorumluluğun işverende olduğu gerçeğinden uzaklaşılmamalıdır.</li>
<li>4+4+4 eğitim sistemiyle daha da yaygınlaşmış olan çocuk işçilik çocuk ve genç işçiliğin önüne geçilmeli, çocuklar örgün eğitime yönlendirilmelidir.</li>
<li>Kadınlara ve kadın emeğine yönelik tüm olumsuz uygulamalar kaldırılmalıdır. Çalışma yaşamında eşit işe eşit ücret uygulamaları ile istihdamda fırsat eşitliği sağlanmalıdır.</li>
<li>İşyerlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanması sorumluluğunun işverene ait olduğu unutulmamalıdır. Kamusal denetim yükümlülüklerini yerine getiremeyen ÇSGB yerine meslek odaları, sendikalar, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarından oluşturulan bağımsız denetim yapısı oluşturulmalıdır.</li>
<li>Yaşanan iş kazaları/iş cinayetleri ve meslek hastalıkları sonucunda kusuru bulunan kamu görevlilerinin yargılanmasının önündeki engeller kaldırılmalıdır.</li>
<li>SGK tarafından yayımlanan İş Kazası ve Meslek Hastalıkları İstatistikleri gerçekleri yansıtmamaktadır. İşyerlerinde kaza ve meslek hastalıklarına ait bilgiler bir veri tabanında toplanmalı, bu bilgilerden ölçme ve değerlendirme amaçlı kamuoyu ile paylaşılmalıdır.</li>
<li>Meslek hastalıklarının tespiti, tedavisi ve tazmini yönündeki tüm yasal ve idari engeller kaldırılmalı, çalışanların ve toplumun sağlığından asla taviz verilmemelidir.</li>
</ol>
<p>Yaşanan diğer iş cinayetlerinde söylediğimiz gibi iş cinayeti ne kader ne de fıtrattır iş cinayetlerinin temelinde patronların kâr hırsı olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz. TMMOB olarak ülkemizde kanayan bir yara olan işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda geliştirici ve iyileştirici çalışmalara katkı vermeye hazır olduğumuzu, bu yöndeki mücadelemizi sürdüreceğimizi basına ve kamuoyuna saygıyla duyururuz.</p>
<p><strong>TMMOB İSTANBUL İL KOORDİNASYON KURULU</strong></p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>TMMOB İstanbul İKK, Kanal İstanbul&#8217;a İlişkin &#8216;Uyardı&#8217;</title>
		<link>http://www.mimarist.org/tmmob-istanbul-ikk-kanal-istanbul-icin-uyardi/</link>
		<pubDate>Wed, 28 Mar 2018 13:24:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[basın açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[kanal istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kanal istanbul açıklama]]></category>
		<category><![CDATA[kanalistanbul]]></category>
		<category><![CDATA[tmmob]]></category>
		<category><![CDATA[tmmob ikk]]></category>
		<category><![CDATA[tmmob istanbul ikk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=15308</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul ve Marmara bölgesi için yüzlerce bilim ve meslek insanı, üniversite, meslek odaları, kamu kurum ve kuruluşları tarafından yılların birikimi ile üretilen sayısız planlama, bilimsel araştırma ve çalışma sonuçları yok sayılıp; bilimsel niteliği olmayan söylemler ve varsayımlar üzerinden tartışmaya açılarak meşrulaştırılmaya çalışılan “Kanal İstanbul”, tam anlamıyla coğrafik, ekolojik, ekonomik, sosyolojik,]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul ve Marmara bölgesi için yüzlerce bilim ve meslek insanı, üniversite, meslek odaları, kamu kurum ve kuruluşları tarafından yılların birikimi ile üretilen sayısız planlama, bilimsel araştırma ve çalışma sonuçları yok sayılıp; bilimsel niteliği olmayan söylemler ve varsayımlar üzerinden tartışmaya açılarak meşrulaştırılmaya çalışılan “Kanal İstanbul”, tam anlamıyla coğrafik, ekolojik, ekonomik, sosyolojik, kentsel, kültürel kısacası yaşamsal bir yıkım ve felaket önerisidir.</strong></p>
<p>Marmara bölgesinin coğrafi, ekolojik ve jeolojik olarak en hassas ve korunması gereken bölgesinde, yaklaşık 45 km uzunluğunda, 25 m derinliğinde, 250 m genişlikte yapılması öngörülen söz konusu “Kanal”; Karadeniz’den Marmara Denizine kadar tüm coğrafyayı geri dönüşü olmayan bir biçimde etkileyecek hasar ve yarılma meydana getirme tehdidi taşımaktadır.</p>
<p>Söz konusu Kanal güzergâhı; Küçükçekmece Lagün Havzasında Sazlıdere-Durusu güzergâhında tasarlanırken. Kanalın, İstanbul ili Küçükçekmece ilçesi, lagün/deniz ara kesitinden başlayıp, Altınşehir ve Şahintepe mahalleleri arasından Küçükçekmece Lagünü Sazlıdere boyunca geçirilerek, Sazlıdere Barajı üzerinden Sazlıbosna ve Dursunköy mahallelerinin yakınından Arnavutköy’ün batısına varmakta, Baklalı, Terkos ve Durusu mahallelerinin arasından Karadeniz’e çıkmak üzere önerilmektedir.</p>
<p>Kanal’ın uzunluk olarak, 7 km’si Küçükçekmece, 3,1 km’si Avcılar, 6,5 km’si Başakşehir ve 28,6 km’si de Arnavutköy ilçeleri sınırları içindedir. Açıklanan Başvuru Raporuna göre 45 kilometrelik güzergâhın; orman, tarım vb. ve yerleşme alanlarını, dünyada örneği nadir kalmış coğrafik varlıklardan olan Küçükçekmece Lagün ve Kumul alanlarını, İstanbul’un içme suyu ihtiyacının bir kısmını karşılayan Sazlıdere Barajı ve havza alanlarını, yok ederek geçirilmesi öngörülmüştür.</p>
<p><img class="aligncenter size-large wp-image-15309" src="http://www.mimarist.org/file/2018/03/ikk-kanal-istanbul-1024x769.jpg" alt="" width="900" height="676" srcset="http://www.mimarist.org/file/2018/03/ikk-kanal-istanbul-1024x769.jpg 1024w, http://www.mimarist.org/file/2018/03/ikk-kanal-istanbul-300x225.jpg 300w, http://www.mimarist.org/file/2018/03/ikk-kanal-istanbul-768x577.jpg 768w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<p>Küçükçekmece Gölü’nün Sazlıdere Baraj Gölüne kadar olan bölümü sulak ve bataklık alanları oluşturmaktadır. Gölün gelgitleri ile oluşan bataklık alan kuşların göç yolu üzerinde dinlenme ve üreme bölgesi durumundadır. İstanbul için üretilen bütün çevre düzeni planları için yapılan doğal yapı sentezlerinde; söz konusu alanı mutlak korunması gereken doğal kaynak alanı, işlevlerinin bozulmaması gereken kritik önemdeki ekolojik sistemler, su döngüsüsün sürdürülebilmesi açısından birinci ve ikinci derecede kritik toprak ve kaynak alanları olarak tanımlanmıştır. Bölge barındırdığı dere ve doğal topografyası nedeniyle de çok önemli yer altı suyu ve bir yağmur suyu toplama havzası ve İstanbul’un en önemli ekolojik koridorudur.</p>
<p>Şimdiye kadar açıklanan verilerden dahi; Kanal projesi kapsamında; Terkos havzası da dahil 3. havalimanı ve 3.köprü bağlantı yollarından geriye kalan bütün orman alanları, tarım alanları, meralar, yeraltı ve üstü su toplama havzaları, havzadaki mahallelerle birlikte, Karadeniz ve Marmara denizi ve kıyıları dahil olmak üzere bütün coğrafyanın inşaat ve yıkım alanı olarak tasarlandığı anlaşılmaktadır.</p>
<p><strong>Tekrar ve önemle uyarıyoruz…</strong></p>
<p><strong>Bilimsel niteliği olmayan söy</strong>le<strong>mler ve varsayımlar üzerinden tartışmaya açılarak meşrulaştırılmaya çalışılan “Kanal İstanbul“, tam anlamıyla coğrafik, ekolojik, ekonomik, sosyolojik, kentsel, kültürel kısacası yaşamsal bir yıkım ve felaket önerisidir.</strong> <strong>Derhal vazgeçilmeli ve gündemden düşürülmelidir. </strong></p>
<p><strong>Açıklanan Söz Konusu Görece Verilere Göre Yapılan Teknik Saptamalar Özeti;</strong></p>
<p><strong><u>1.Boğaz Geçişleri ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi</u></strong></p>
<p>Projenin yapılma gerekçisi “<em>İstanbul Boğazı’ndan geçen gemi sayısının artması, teknolojik gelişmeler sonucu gemi boyutlarının büyümesi ve özellikle, akaryakıt ve benzeri diğer tehlikeli / zehirli maddeleri taşıyan gemi (tanker) geçişlerinin artması, dünya mirası kent üzerinde büyük baskı ve tehdit oluşturması</em>” şeklinde belirtilmiştir.</p>
<p>Oysa ki Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü İstanbul Boğazı Gemi Geçiş İstatistikleri verilerine göre İstanbul Boğazı’nda iddia edildiği gibi yıllara göre bir artış değil, tam tersine özellikle son 10 yılda ciddi bir azalış ( 2007’de 56.606 – 2017’de 42.978 gemi geçişiyle %24 azalış)  görülmektedir. 2014 yılından sonra özellikle doğalgaz boru hatlarından gaz sevkiyatının artmasıyla birlikte gaz transferinde deniz yolunun kullanılması terk edilmeye başlanmıştır.</p>
<p>En yüksek tehlike/tehdit senaryosunu içeren LNG tankeri kazası kriterlerine göre planlanan proje ile İstanbul Boğazı’nın fiziksel özellikleri kıyaslandığında; en dar yeri 698 m, en geniş yeri 3.500 m olan, 32 km uzunluğunda ve üzerinden 3 asma köprü geçen İstanbul Boğazı ile planlanan Kanal İstanbul projesi 250 m genişlikte, 45 km uzunluğunda ve üzerinden 6 köprü geçmesi planlanmış olması tehlike düzeyini de daha dar alana taşımakta, daha uzun bir yol süresiyle uzatmakta ve köprü sayıları arttırılarak daha büyük kitlelerin etkilenmesi sağlanmış olacaktır.  Ayrıca planlanan Kanal projesiyle, 3. Havalimanına ulaşım yollarının birbirlerine paralel rotalarda olması nedeniyle de yaşanabilir bir kent modelinden çok daha büyük problemleri de beraberinde getireceği değerlendirilmelidir. Kanal projesinin çevresinde yeni bir yaşam alanı olarak Bakanlık tarafından hazırlanan 3 boyutlu modellerde, kanala sıfır evlerin varlığı da olası bir kazada bu bölgelere yakın alanlarda yaşayacak insanların can güvenliğini tehlikeye sokacaktır.</p>
<p>20 Temmuz 1936 tarihinde imzalanmış Montrö Boğazlar sözleşmesine göre sadece Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkelerin askeri gemileri için gemi tonaj sınırlama kuralları vardır. Uluslararası hukukun verdiği avantajla gemiler geçişlerinde İstanbul Boğazı’nı tercih edeceklerdir. Ayrıca yine Montrö sözleşmesinin 28. Maddesine göre Boğazlardan serbest geçiş ilkesi sonsuz olarak belirlenmiş olup boğazların uluslararası dolaşıma kapatılmasının olanağı yoktur.</p>
<p><strong><u>2.Hafriyat Miktarı </u></strong></p>
<p>Kazı sırasında çıkacağı varsayılan 1 milyar 385 milyon m<sup>3</sup> hafriyatın Sazlıdere Barajı ile Karadeniz arasındaki karasal alandan ve dere yamaçlarından çıkarılacağı, Lagünden, Barajın tabanından ve derelerin tabanından ise toplam 115 milyon m³ materyal (ağırlıklı sediment) çıkarılıp, Marmara Denizi’ne döküleceği (ada yapımı için olası hafriyat) anlaşılmaktadır.</p>
<p>Kanal’ın kazı işlerinin madencilik teknikleri ile yapılması öngörülmektedir. Yani yerüstü- açık işletme teknikleri kullanılarak yapılacak olan kazıların bir kısmının delme patlatma yöntemi ile kazılması gerekmektedir. Yukarıdaki hesaba göre 1,5 milyar m3 hafriyatın karşılığı olarak;</p>
<p>Madencilik tekniğine göre kazının %40’ının delme patlatma yöntemiyle yapılacağı tahmin edilirse; 600 milyon m3 kayacın patlatma yöntemiyle kazılması demektir. Bunun için 300.000 ton anfo, 3.300 ton dinamit gerektirir. Bu miktar bir senede ortalama 600 taş ocağında kullanılan patlayıcı madde miktarı demektir. Eğer delme ve patlatma işleri madencilik bilim ve tekniğine uygun yapılmazsa Kanal bölgesinde ve çevresinde patlatmadan kaynaklı, yapılarda ve kazı aynalarında büyük sorunlara yol açacaktır.</p>
<p>Devasa bir hafriyat ve inşaat çalışması olacağından mekanik ve nakliyat işlemlerinden kaynaklı emisyonların da ciddi boyutlarda olacağı aşikardır. Çok ciddi bir partikül madde (toz) kirliliği yaşanacak, ancak kirlilik partikül madde ile sınırlı kalmayacaktır. Kazı yapılan bölgelerde, hafriyatın taşındığı hat üzerinde hakim rüzgarların taşıdığı partikül maddenin toksisite etklileri sonucu tüm doğal sistem ve canlılar en az 5 yıl (tahmini kazı ve hafriyat taşıma süresi) etkilenecektir.</p>
<p><strong><u>3.Marmara Denizi</u></strong></p>
<p>Karadeniz Marmara Denizi’ne nazaran daha yüksek konumda olup bu yükseklik yer yer 60 cm ile 1 m arasında değişmektedir. İstanbul Boğazı’nda derinlik konfigürasyonu değişkendir ve 13.000 yıl önceki oluşumundaki akarsu havzası özelliklerinden dolayı kıvrımlıdır. Bu nedenle Topkapı Sarayı önleri ile Bebek Koyu önlerinde etkili Karadeniz ve Marmara suları karışımları söz konusudur. Bu durum su ürünleri açısından faydalıdır.</p>
<p>Kanal İstanbul Projesi’nde su yolu tabanı 25 m derinlikte yer alacağı düşünülürse; bahse konu karışım olmadan aynı İstanbul Boğazı’ndaki gibi Karadeniz’den Marmara’ya jet akıntı devam edecektir. Karadeniz’den Marmara’ya ikinci bir boşalma daha sağlanacaktır (Yaklaşık 4-5 Sakarya Nehri gibi düşünülebilir). Bu durumda Karadeniz’de yükseklik farkı seviyesi azalacak, Marmara Denizinin suyu Karadeniz’e daha fazla miktarda karışacağından Karadeniz’de tuzluluk değeri %17’den yukarılara çıkacaktır. Sonuç olarak, projeyle birlikte Karadeniz’in ekosistemi ciddi ve canlı popülasyonu büyük oranda etkilenecektir.</p>
<p>Marmara Denizi’nde dipte oksijen seviyesi çok azdır (% 0,5). Normalde % 4-5 civarında olmalıdır. Kanalın Karadeniz kesiminden gelen besin değeri yüksek su ilk 10 yılda Marmara’da balık miktarını arttırabilecektir. Ancak Çanakkale’ye doğru yüzeyden giden su Çanakkale Boğazı’ndan tekrar İstanbul yönüne doğru alt su tabaklarına karışacağından 2. ve 3. on yıllarda oksijen seviyesinin daha da azalması ihtimal dâhilindedir. Bu durum Marmara Denizinde anoksik ortamın oluşmasına neden olabilecektir.</p>
<p>Yine kanalda oluşacak akıntı Küçükçekmece Lagünü’nün kalan dip çamurunu da kazıyarak Marmara Denizi’ne taşıyacaktır. Akıntıyla taşınacak olan sedimentle, kanal yapımı sırasında çıkarılacak ve Marmara Denizine dökülecek olan, kazı toprağı (hafriyat toprağı ve Sedimenti) ile; sediment yapıda tutunan (Bakır, Çinko, Kadmiyum vb) ağır metaller(Lagün Havzası 1985 yılında korumadan çıkarılarak 1993 yılına kadar sanayinin kullanımına sokulmuştur), radyonukleidler deniz ekosistemi için toksisite<a href="#_ftn1" name="_ftnref1"><sup>[1]</sup></a> yaratacak Marmara Denizi kirlenecektir.</p>
<p><strong><u>4.Küçükçekmece Lagünü</u></strong></p>
<p>Proje alanında var olan Küçükçekmece Lagünü<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a>, diğer Lagünlerde olduğu gibi deniz bağlantılı yarı tuzlu suya sahiptir. Bu nedenle flora ve faunası diğer göllerden farklıdır. Küçükçekmece Lagünü; Nakkaşdere, Sazlıdere, Eşkinoz Deresi ve yeraltı akışları ile tatlı suyla beslenmektedir. Marmara Denizi’nden ise lagüne tuzlu su girmektedir. Küçükçekmece Lagünü ve Lagünü besleyen dereler deniz canlılarının üreme alanıdır. Deniz canlıları Lagün boğazından geçerek derelere ulaşmakta, yumurtalarını bırakarak üremelerini sürdürmektedir. Küçükçekmece Lagün Havzası göçmen kuşların göç yolu üstündedir, göçmenlerin barınma ve dinlenme alanı, kuzeyindeki ormanlar ve sulak alanlar ise yaban hayvanlarının yaşam alanıdır.</p>
<p>Lagünle ilgili araştırmalar ve sediment yapısi Lagünün MS 200 yıllarında var olduğunu kanıtlamaktadır. Küçükçekmece Lagün Havzası (Bathonea) önemli bir arkeolojik alan olarak 2009 yılında “Dünyanın En Önemli Arkeolojik Keşiflerinin ilk on Listesine” girmiştir. İstanbul’un tarihsel kronolojisine bakıldığında elde edilen bulgular Küçükçekmece Lagün Havzasında yer alan Yarımburgaz Mağarası, Fikirtepe ve Pendik yerleşimleri ile M.Ö 6500 – 5500’lü yıllara, Neolitik &#8211; Kalkolitik döneme kadar uzanmaktadır.</p>
<p>Küçükçekmece Lagün Havzası İstanbul 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulunun 2010 yılında arka arkaya aldığı kararlarla, sit Alanı olma özelliğini adım adım yitirerek, 2011 yılında çıkarılan Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yetkilerini belirleyen 648 sayılı KHK ile yapılaşmaya açılmıştır. Bu dönemde durdurulan Küçükçekmece Lagün Havzasında yapılan arkeolojik kazılar, yalnızca İstanbul’un MÖ 667 yılından sonra eksik kalan 4000 yıllık tarihsel boşluklarını tamamlayacak veriler sunması açısından değil tüm Trakya’da ilk kez Hitit izlerini sunan bölge olması açısından da bilim dünyasında oldukça heyecan yaratmakta idi.   “Kanal İstanbul” ile Küçükçekmece Lagünü ekosistemi ile, Lagün olma özelliği ile, kültürü ile sosyolojik yapısı ile yok edilecektir.</p>
<p><strong><u>5.Su Havzaları </u></strong></p>
<p>“Kanal İstanbul” projesinde kanalın boyu 45 km, eni yüzeyde 250 m, tabanda 125 m ve derinliği 25 m olarak tasarlanmaktadır. Denizden Lagün girişi genişletilerek başlatılacak olan kanal, Lagünü geçerek, Sazlıdere’yi genişletip derinleştirecek, Sazlıdere baraj gölünün ardından Durusu (Terkos) gölünün doğusuna varıp, 3. Havalimanı sahasının batısından 35 km karasal alan yarılarak Karadeniz’e ulaştırılacaktır.</p>
<p>Terkos Havzası; yaklaşık olarak 736,2 km<sup>2</sup> alanı olan ve İstanbul&#8217;un yaklaşık %20&#8217;lik su ihtiyacını karşılayan ikinci büyük havzasıdır. Havza sınırları içerisinde Çatalca ilçesine bağlı 18 yerleşim alanı bulunmakta ve havza yaklaşık 30.000 kişinin baskısı altındadır. Terkos Gölü, su potansiyeli ile İstanbul çevresindeki tatlı su rezervlerinin %20’sine sahiptir. Şehir kullanım suyunun önemli bir bölümünü karşılamaktadır. Terkos gölünden gelen sular Terkos-Kağıthane iletim hattı sayesinde İstanbul&#8217;a dağıtılmaktadır.</p>
<p>Sazlıdere Havzası’nın toplam drenaj alanı 165 km<sup>2</sup> olup bu alan içerisinde tarım arazileri ve meralar, yerleşim ve sanayi alanları, ormanlık alanlar ve baraj alanı bulunmaktadır. Sazlıdere Havzasının yağış alanı; doğuda Küçükçekmece Gölü’ne dökülen Hasanoğlu Deresinin, kuzeyde Terkos Gölü’nün, batıda ise yine Küçükçekmece Gölüne dökülen Ispartakule Deresinin yağış alanları ile çevrilidir.</p>
<p>ÇED Başvuru Dosyasında Sazlıdere Barajı; “Önemsiz ve kirlenmeğe açık durumda” olarak değerlendirilmiştir. Sazlıdere Barajı İstanbul’un önemli içme suyu kaynaklarındandır. İstanbul’un varlığı ve devamlılığı içme ve kullanma suyunun üretimine bağlıdır. Kentin yaşanabilirliği ve devamlılığı göz önüne alındığında; kuzeydeki orman alanları ile Durusu Gölü ve Büyükçekmece gölünü tehdit eden, Sazlıdere barajını yok edecek olan bir kanal ile 3. havalimanının, getirileri ne olursa olsun, kabul edilmesi mümkün değildir.</p>
<p>Terkos ve Sazlıdere, İstanbul’un su ihtiyacının %28,89’unu karşılamaktadır. 3.Havalimanı, Kanal İstanbul ve İstanbul Yenişehir Rezerv Alanının yapılaşmasıyla birlikte bu bölgede bulunan su havzalarının ve tatlı su rezervlerinin yol olacağı öngörülmektedir.</p>
<p><strong><u>6.Tarım Alanları </u></strong></p>
<p>1/25.000 Ölçekli Arazi Kullanım Kabiliyet Sınıfları ve Alan Kullanım Haritasına göre proje kapsamında planlanan ünite ve tesisler, büyük toprak grupları açısından genel olarak Rendzinalar (humus bakımından zengin topraklar), Kahverengi Orman Toprakları (Orman altında oluştuğu için humus açısından zengindir) ve Vertisoller (killi ve kireçli topraklar-dönen topraklar) içerisinde yer almaktadır.  Aynı haritada güzergâh üzerinde arazi kullanım şekli bakımından; Kuru Tarım, Fundalık ve Mera ve Sulu Tarım alanlar ilk üç sırayı paylaşmaktadır. Projenin uygulanması planlanan alanın fitocoğrafik (bitki coğrafyası) konumu, toprak yapısı ve arazi kullanım sınıflandırılması bakımından tarım ve hayvancılığa uygun olduğu bilinmektedir.</p>
<ol start="3">
<li>Boğaz Köprüsü Projesi, Kuzey Marmara Otoyolu ve Bağlantı Yolları projesi, 3. Havalimanı ve Kanal İstanbul projeleri tarımsal üretimin yoğun olduğu Sancaktepe, Beykoz, Sarıyer, Eyüp Arnavutköy, Çatalca, Başakşehir ve Silivri ilçesi sınırları içerisinde yürütülmekte olup, sadece otobanlar ve havalimanı yapımı 42.300 hektar alanı kapsamaktadır.  Bu projelerin yapımı sırasında yaklaşık 12.000 hektar tarım alanı, 2.000 hektar çayır – mera alanı tarımsal vasfını yitirmiştir. İstanbul ili arazi görünümü haritaları incelendiğinde Karadeniz – Marmara Denizi arasında açılacak olan kanalın orman ve otlak alanları ile köylerin tarım alanlarından geçirileceğini ortaya koymaktadır.</li>
</ol>
<p>Ayrıca 6704 sayılı torba kanunun “<em>30.04.2014 tarihli ve 28987 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 24.02.2014 tarihli ve 2014/6028 sayılı bakanlar kurulu kararında belirtilen İstanbul ili Avrupa Yakası Proje Alanı içerisinde yer alan mera, yaylak ve kışlak gibi orta mallarının vasıfları, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca bu kanun hükümlerine bağlı kalmaksızın resen kaldırılır ve bu taşınmazlar Hazine adına tescil edilir.</em>” Hükmü gereğince, proje alanı içinde yer alan mera alanları üzerinde 4342 sayılı mera kanunu hükümleri uygulanmaz hale gelmiştir. Aynı şekilde proje alanında ki tarım arazilerinin, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu’nun 13. Maddesinin d) fıkrası gereğince Bakanlar Kurulu kararı ile Toprak Koruma Kurulundan geçirilerek amaç dışı kullanımına izin verilmiştir.</p>
<p>Jeomorfolojik yapısı gereği kayganlığı yüksek olan bölgede Karadeniz’den Marmara’ya –Marmara’dan Karadeniz’e tuzlu su akıntısı oluşurken karasal tatlısu akiferleri ve karasal sistem tuzlanacak, sadece İstanbul ve çevresini değil Trakya’ya kadar tatlı suları besleyen yeraltı akışı tuzlanma sonucunda tarım alanları ve karasal ekosistemin yıkımı Trakya bölgesini de olumsuz etkileyecektir.</p>
<p><strong><u>7.Deprem Riski ve Adalar </u></strong></p>
<p>Deprem alarmı verilmiş olan kentlerde deprem riskini artıracak eylemlerden kaçınmak gerekir. Kanal İstanbul yörede insan nüfusunu ve yapılaşmayı artıracak, dolayısıyla da olası bir depremde daha fazla can ve mal kaybının yaşanmasına neden olabilecektir. Özellikle kanalın görece çürük zeminler içerisine gömülmüş olan kısımları ile Marmara’ya açılan ucunun beklenen depremden çok etkileneceği muhakkaktır. Diğer bir husus da gerek normal gerekse afet zamanında Kanal İstanbul’un İstanbul ile Trakya arasında özellikle ulaşım, tedarik ve ikmal açısından ciddi bir bariyer oluşturacağıdır.</p>
<p>Küçükçekmece Lagününde yapılan sismik yansıma etütleri sonucunda lagün zemini altındaki yumuşak sedimentin 5 metre altındaki bölümde doğrultu atımlı 3 tane aktif fay hattı bulunmuş, bu fay hatlarının Kuzey Anadolu Fay Hattının Çınarcık bölgesinde bulunan kuzey kolu ile birleşen kuzey ve güney yönünde bölgesel bir hat olduğunu belirlenmiştir.</p>
<p>Marmara Denizi’nin alt yapısını; Trakya ve Anadolu kıta sahanlıkları ile ortada üç büyük Çınarcık Çukurunda ve diğer kırıklar boyunca oluşabilecek depremlerin, Karadeniz-Marmara Denizi kanalını Sazlıdere Barajı’nın kuzeyine kadar önemle etkileyebileceği belirtilmiştir. Büyüklüğü Mw≥ 7 olabilecek depremin kanalı, kanal ağzında (Marmara Denizi) yapılması öngörülen konteyner limanı ve yığma materyaller ile dolgu yapılarak oluşturulacak adaları, Küçükçekmece Gölü’nde ve Sazlıdere Barajı, Şamlar Dere koyunda öngörülen yat limanlarını etkilemesi kaçınılmazdır. Bu konuda MS.557 depremi ile çöküp, batan Bathonea antik kıyı kenti çarpıcı bir örnektir. Bütün bu tesislerde oluşacak deprem tahribatı yeniden yapılanma veya tamir ile giderilebilir. Ancak kanalın ana yapısında ve yat limanlarının temel yapılarında çökme, burulma, yanal kaymalar sonucunda oluşacak çatlamalar ile buradan deniz suyu sızmaları önlenemez. Çünkü hızı 400-800 m³/sn’lik bir debi ile nehir gibi (Boğaziçi’ndeki akıntı) akan suyun bir kapak sistemi ile kesilmesi, kanalın kurutulup, çatlakların bulunması ve onarılması mümkün değildir. Esasen çatlaklı kireç taşı arazisinde kanalda oluşacak çatlaklardan sızacak deniz suyunu yaratacağı yer altı suyu tuzlanmasının boyutları da kestirilemez.</p>
<p>Kanal kazısından ve Küçükçekmece Gölü dip taramasından elde edilecek materyal ile Marmara Denizi Marmara Denizi’nde planlanan adaların özellikleri; 1. Grup Marmara Adaları: 3 adet adadan meydana gelmekte olup; 1. ada yaklaşık 58 ha, 2. ada yaklaşık 85 ha ve 3. ada yaklaşık 43 ha olmak üzere toplam alan yaklaşık 186 ha, 2. Grup Marmara Adaları: 4 adet adadan meydana gelmekte olup; 1. ada yaklaşık 67 ha, 2. ada yaklaşık 45 ha, 3. ada yaklaşık 18 ha ve 4. ada yaklaşık 25 ha olmak üzere toplam alan yaklaşık 155 ha ve  3. Grup Marmara Adaları: 3 adet adadan meydana gelmekte olup; 1. ada yaklaşık 34 ha, 2. ada yaklaşık 30 ha ve 3. ada yaklaşık 40 ha olmak üzere toplam alan yaklaşık 104 ha olarak sıralanabilir.</p>
<p>Yapılması düşünülen adaların deniz tabanında stabilizesinin nasıl sağlanacağı konusu çok önemlidir; bugün bir deniz yapısı: örneğin mendirek dolgusu, deniz suyu derinliği maksimum 20-25 metre olan deniz alanında zorlu detaylı zemin araştırmalarıyla paralel yapılıyor olmasına rağmen yine de yüksek oranda oturma ve toptan göçmeler olabilmektedir, 1. Derece deprem zonunda yer alan, hatta fay zonu içinden geçen Marmara denizine yapılması düşünülen adalar için ise bu risk kat kat yüksektir. Kandilli Rasathanesi’nin son açıklamasında belirtilen beklenen 7.2’lik Marmara Depreme ve deprem sonrası oluşacak 3 metrelik tsunami dalgalarına dolgu adaların nasıl bir tepki vereceği çok önemlidir. Marmara Denizi kıyısında yapılması öngörülen konteyner limanı ile adalar, Trakya kıta sahanlığında ve “Kuzey Anadolu Fayı” üstünde yer alacaklardır.</p>
<p>Son olarak 15-20 yılda yapılan bilimsel gözlemler yeryüzünden çok büyük kütle alınan açık maden ocaklarının yakınlarında ve daha geniş alanlarda depremler tetiklediği ve çeşitli kayıplara ve sıkıntılara neden olduğunu göstermiştir. Kanal İstanbul Projesi için kazılacak bu devasa çukurun kaybettiği yükün kalkması ve yeraltı sıvı gözenek basıncı değişimleri nedeniyle yakın çevresindeki yeryüzü ve yeraltı gerilme dengeleri bozulacaktır. Aşırı yüklemelerin depremi getirdiği bilinmekte olup bu durumun iyi modellenmesi gerekmektedir.</p>
<p><strong>TMMOB İSTANBUL İL KOORDİNASYON KURULU</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1"><sup>[1]</sup></a> zehirlilik etkisi</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Lagünler; Deniz bağlantısı olan yarı tuzlu kıyı gölleridir. Deniz canlıları için beslenme, üreme alanlarıdır. Diğer göllerden farklı, çeşitli su canlılarını, türleri bünyesinde barındırır.</p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>TMMOB İstanbul İKK&#8217;dan &#8216;Asbest Raporu&#8217; Yayımlandı</title>
		<link>http://www.mimarist.org/tmmob-istanbul-ikkdan-asbest-raporu-yayimlandi/</link>
		<pubDate>Tue, 09 Jan 2018 08:44:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[asbest]]></category>
		<category><![CDATA[asbest raporu]]></category>
		<category><![CDATA[tmmob ikk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=14695</guid>
		<description><![CDATA[TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu bünyesinde oluşturulan Asbest Çalışma Grubu  tarafından hazırlanan &#8220;İstanbul Asbest Raporu&#8221; 8 Ocak 2018 tarihinde yayımlandı. İstanbul İKK tarafından; Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, Jeoloji Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi ve Kimya Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi bileşenleriyle oluşturulan Asbest Çalışma Grubu tarafından hazırlanan ve 7 bölümden oluşuyor. Rapor;]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<div class="panel-pane pane-entity-field pane-node-field-spot">
<div class="pane-content">
<div class="field field-name-field-spot field-type-text-long field-label-hidden">
<div class="field-items">
<div class="field-item even">
<p class="rtejustify"><img class="alignleft" src="https://www.tmmob.org.tr/sites/www.tmmob.org.tr/files/styles/medium/public/1aa_26.jpg?itok=Gy2fVulX" />TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu bünyesinde oluşturulan Asbest Çalışma Grubu  tarafından hazırlanan &#8220;İstanbul Asbest Raporu&#8221; 8 Ocak 2018 tarihinde yayımlandı.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="panel-pane pane-entity-field pane-node-body">
<div class="pane-content">
<div class="field field-name-body field-type-text-with-summary field-label-hidden">
<div class="field-items">
<div class="field-item even">
<p>İstanbul İKK tarafından; Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, Jeoloji Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi ve Kimya Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi bileşenleriyle oluşturulan Asbest Çalışma Grubu tarafından hazırlanan ve 7 bölümden oluşuyor. Rapor; Asbest Grubu Minerallerin Oluşumu ve Lif Morfolojisi,Asbest Lifl erinin Kristal Yapısı, Asbestos Lifl erinin Fiziksel ve Kimyasal Özellikleri, Kullanımı Alanı, Asbest ve Sağlık, Ülkemizde Asbest ve Asbest Maruziyeti, Asbest ve Mevzuat, Kentsel Dönüşüm ve Asbest ana başlıkları altında asbesti, etkilerini ve kullanum alanlarını inceliyor. Ayrıca raporda TMMOB İstanbul İKK tarafından hazırlanarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığına gönderilen ancak Bakanlık tarafından yanıt verilmeyen soru önergesi ek olarak yer alıyor.</p>
<p><a title="ikk_asbest_raporu_sayfalar_baski.pdf" href="https://www.tmmob.org.tr/sites/www.tmmob.org.tr/files/ikk_asbest_raporu_sayfalar_baski.pdf" type="application/pdf; length=3199696">TMMOB İstanbul Asbest Raporu için tıklayınız&#8230;</a></p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>Basın Açıklaması: Hukuksuz İhraçlar Son Bulsun!</title>
		<link>http://www.mimarist.org/basin-aciklamasi-hukuksuz-ihraclar-son-bulsun/</link>
		<pubDate>Fri, 29 Dec 2017 13:29:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[hkmo]]></category>
		<category><![CDATA[hüseyin mercan]]></category>
		<category><![CDATA[khk ihraç]]></category>
		<category><![CDATA[özcan doğan]]></category>
		<category><![CDATA[tmmob ikk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=14670</guid>
		<description><![CDATA[15 Temmuz Darbe Girişimine karışanları bertaraf etme gerekçesiyle 3 ay süreyle ilan edilen Olağanüstü Hal Rejimi, on yedinci ayını doldurdu. On yedi aydır devam eden Olağanüstü Hal Rejimi boyunca parlamentonun yetkileri gasp edilerek çıkartılan toplam 30 Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan düzenlemeler, Türkiye’yi hızla karanlığa doğru sürüklüyor. 24 Aralık sabahı]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>15 Temmuz Darbe Girişimine karışanları bertaraf etme gerekçesiyle 3 ay süreyle ilan edilen Olağanüstü Hal Rejimi, on yedinci ayını doldurdu. On yedi aydır devam eden Olağanüstü Hal Rejimi boyunca parlamentonun yetkileri gasp edilerek çıkartılan toplam 30 Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan düzenlemeler, Türkiye’yi hızla karanlığa doğru sürüklüyor. 24 Aralık sabahı yayınlanan 695 ve 696 Sayılı KHK’larda yapılan düzenlemeler, içine sürüklendiğimiz bu karanlığın en açık göstergesidir.</p>
<p><img class="wp-image-14671 size-medium alignleft" src="http://www.mimarist.org/file/2017/12/hkmo-khk-ihrac-300x194.jpg" alt="" width="300" height="194" srcset="http://www.mimarist.org/file/2017/12/hkmo-khk-ihrac-300x194.jpg 300w, http://www.mimarist.org/file/2017/12/hkmo-khk-ihrac.jpg 750w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>2756 kamu emekçisinin daha hukuksuz biçimde ihraç edildiği bu KHK’lar, tutuklu sanıklara tek tip elbise uygulamasından Yargıtay’a yeni üyeler atanmasına, taşeron işçilerden Varlık Fonu’na dış borç yetkisine, herhangi bir kamu görevi taşımayan sivillerin “<em>terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler hakkında</em>” hukuki sorumsuzluk getirilmesi gibi şiddeti özendiren, toplumsal çatışmayı körükleyen düzenlemeleri de içermektedir.</p>
<p>Son çıkan KHK’lar ile Fizik Mühendisleri Odası İstanbul Şube Üyesi <strong>Özcan DOĞAN</strong>, memur olarak görev yaptığı Sağlık Bakanlığı’ndan ve Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İstanbul Şube Üyesi <strong>Taylan Hüseyin MERCAN</strong>, öğretim görevlisi olarak görev yaptığı İstanbul Teknik Üniversitesi’nden hukuksuz ve gerekçesiz bir şekilde ihraç edildi.</p>
<p>Darbelere ve dikta rejimlerine karşı duran TMMOB ve EĞİTİM-SEN üyelerini de içine alan bu cadı avına bir an önce son verilmelidir. Geç olmadan, halk iradesini görmezden gelen, güçler ayrılığı ilkesini tanımayan, parlamentonun yasama yetkisini gasp eden bu düzenlemeler geri alınmalı, OHAL Rejimine son verilmeli, ihraç edilen Özcan DOĞAN ve Hüseyin MERCAN, vakit kaybetmeden görevlerine iade edilmelidir.</p>
<p>Aşağıda imzası bulunan kurumlar olarak Özcan DOĞAN ve Hüseyin MERCAN ile dayanışma içinde olduğumuz bildirir, hiçbir gerekçe gösterilmeden kamu görevinden çıkartılmasının takipçisi olacağımızın ve görevine iadesi için mücadelemizi sürdüreceğimizin bilinmesini isteriz.</p>
<p>Kamuoyuna saygıyla duyurulur.</p>
<p><strong>TMMOB İSTANBUL İL KOORDİNASYON KURULU</strong></p>
<p><strong>EĞİTİM SEN 6 NO’LU ÜNİVERSİTELER ŞUBESİ</strong></p>
<p><strong>FİZİK MÜHENDİSLERİ ODASI İSTANBUL ŞUBESİ</strong></p>
<p><strong>HARİTA VE KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI İSTANBUL ŞUBESİ</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>TMMOB HKMO Yönetim Kurulu tarafından yapılan basın açıklaması ise şöyle: </em></p>
<p>Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi üyesi, HKMO İstanbul Teknik Üniversitesi iş yeri temsilcisi ve aynı zamanda Eğitim-Sen 6 nolu Şube Üyesi İTÜ Geomatik Mühendisliği Bölümü araştırma görevlisi Hüseyin MERCAN, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörlüğü’nün, 10.11.2017 Tarih ve 85854597-640. 72796/734 Sayılı, 667 sayılı kanun hükmünde kararname esas alınarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 137. maddesi hükmü uyarınca 3 ay süreyle görevden uzaklaştırıldığını belirtilen yazısının ardından, 24.12.2017 tarihinde yayımlanan 695 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile görevinden ihraç edilmiştir.</p>
<p>Araş. Gör. Dr. Hüseyin Mercan 2009 yılından beri, akademisyen meslektaşlarıyla beraber araştırma görevlilerinin özlük hakları ve iş güvencesi için mücadele vermiş, 2013 yılında doktorasını bitirdikten sonra İTÜ Rektörlüğü tarafından üyemizin görevine son verilmiştir. İdari mahkemeye açmış olduğu davayı kazanmış olmasına rağmen işe iadesi aylarca yapılmayan meslektaşımız kamuoyu baskısı ve İTÜ Rektörlüğü hakkında açılan suç duyurusu nedeniyle 15 Ocak 2015’te İTÜ Geomatik Mühendisliği’ndeki görevine yeniden atanmıştır. Kısa bir süre sonra, <strong>TÜBİTAK</strong>&#8216;tan kazandığı doktora sonrası araştırma bursu ile mesleğimiz açısından dünyanın sayılı araştırma merkezlerinden biri olan <strong>GFZ</strong> (Almanya Yer Bilimleri Araştırma Merkezi)&#8217;te 1 yıl süreyle çalışmak üzere talep ettiği görevlendirme kabul edilmemiştir. Hüseyin Mercan, 2017 yılı içerisinde ise ABD’nin önemli kurumlarından biri olan <strong>NOAA </strong>(Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi)’da doktora sonrası araştırma yapmak üzere <strong>Ulusal Bilim Akademisi</strong>’nden burs kazanmış, ancak yapmış olduğu bütün görevlendirme talepleri yine gerekçesiz olarak reddedilmiştir. Kazandığı bursun yanmaması için istifa seçeneğinden başka şansı kalmayan meslektaşımızın istifa başvurusu bile mobbingde hızını alamayan İTÜ Rektörlüğü tarafından OHAL yasaları ve doğuracağı olumsuzluklar fırsat bilinerek kabul edilmemiştir. Birkaç ay içerisinde üyemiz hakkında çok sayıda soruşturma açılmış çeşitli cezalar verilmiştir. 2016 yılı Aralık ayında 667 nolu KHK’ya dayanarak tek bir delil dahi sunulmadan idari soruşturma başlatılan üyemiz hakkında yaklaşık 1 yıl sonra 3 ay süreli olarak uzaklaştırma cezası verilmiş ve sonunda 695 sayılı KHK ile kamu görevinden ihraç edilmiştir.</p>
<p>AKP Hükümeti tarafından 15 Temmuz Darbe girişimi sonrasında yürütülen FETÖ/PDY mücadelesi süreci için gerekli olduğu açıklanan OHAL ile olağan hale gelen ve meclis içerisinde çözümlenebilecek birçok konunun Kanun Hükmünde Kararname ile düzenlendiği günümüzde, yayımlanan kanunlar ile muhalefetin bastırıldığı, kurumların ve hükümetin uygulamalarını eleştiren birçok kişinin görevinden ihraç edildiği, basın ve yayın organlarının kapatıldığı bir süreci yaşamaktayız.</p>
<p>Daha önce de işyerlerindeki sendikal çalışmaları, oda faaliyetleri nedeni ile OHAL kapsamında yayımlanan KHK’lar ile ihraç edilen birçok üyemiz bulunmaktadır. Hiçbir yargı kararının olmadığı,  bazı kurum amirlerinin de cadı avına dönüştürdüğü soruşturmalar nedeni ile bu güne kadar ihraç edilen üyelerimiz, terörle iltisaklı gösterilmeye çalışılarak bir algı operasyonuna dâhil edilmekte ve muhalefetin sesi susturulmaya, demokratik hak arama mücadeleleri engellenmeye çalışılmaktadır.</p>
<p>OHAL koşullarında gerçekleştirilen bu haksız uygulamanın hukuksal yollarda yapılacak başvurular sonunda mahkeme kararları ile son bulacağına ve meslektaşımızın önceden olduğu gibi görevine döneceğine inancımız tamdır.</p>
<p>Bu kapsamda üyemiz Hüseyin MERCAN’ın OHAL Kapsamında başlatılan soruşturmalar neticesinde ihraç edilmesini hukuksuz, dayanağı olmayan keyfi bir işlem olarak değerlendirmekteyiz.</p>
<p>Sürdürülen soruşturmaların bir cadı avına dönüştürüldüğünü, bundan sonraki süreçte de üyemiz ile dayanışma içinde olduğumuzu belirtir, üyemize yapılan bu hukuksuz ve asılsız suçlamalar ile gerçekleşen ihracına yönelik kararın kaldırılması ve üyemizin görevine iade edilmesini talep ediyoruz.</p>
<p>Saygılarımızla.</p>
<p><strong>TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası </strong><strong>24.Dönem Yönetim Kurulu</strong></p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Kent Sempozyumu 1-2-3 Aralık&#8217;ta</title>
		<link>http://www.mimarist.org/istanbul-kent-sempozyumu-1-2-3-aralikta/</link>
		<pubDate>Sat, 28 Oct 2017 11:37:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Odadan]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul ikk]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul kent sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[tmmob ikk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=14191</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-large wp-image-14193" src="http://www.mimarist.org/file/2017/10/DNDwu4vXUAEJ5dI-741x1024.jpg" alt="" width="741" height="1024" srcset="http://www.mimarist.org/file/2017/10/DNDwu4vXUAEJ5dI-741x1024.jpg 741w, http://www.mimarist.org/file/2017/10/DNDwu4vXUAEJ5dI-217x300.jpg 217w, http://www.mimarist.org/file/2017/10/DNDwu4vXUAEJ5dI.jpg 750w" sizes="(max-width: 741px) 100vw, 741px" /></p>
<p><img class="alignleft size-large wp-image-14192" src="http://www.mimarist.org/file/2017/10/DNDwu4tW4AMKacQ-738x1024.jpg" alt="" width="738" height="1024" srcset="http://www.mimarist.org/file/2017/10/DNDwu4tW4AMKacQ-738x1024.jpg 738w, http://www.mimarist.org/file/2017/10/DNDwu4tW4AMKacQ-216x300.jpg 216w, http://www.mimarist.org/file/2017/10/DNDwu4tW4AMKacQ.jpg 750w" sizes="(max-width: 738px) 100vw, 738px" /></p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>TMMOB İstanbul İKK: Meslektaşımız Delil Arslan&#8217;ın Yaşamını Yitirdiği İş Cinayetinin Takipçisiyiz!</title>
		<link>http://www.mimarist.org/tmmob-istanbul-ikk-meslektasimiz-delil-arslanin-yasamini-yitirdigi-is-cinayetinin-takipcisiyiz/</link>
		<pubDate>Fri, 06 Oct 2017 13:55:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[basın açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[delil arslan]]></category>
		<category><![CDATA[iş cinayeti]]></category>
		<category><![CDATA[tgm deniz işletmeciliği]]></category>
		<category><![CDATA[tmmob ikk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=13477</guid>
		<description><![CDATA[TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, Elektrik Mühendisleri Odası Bursa Şubesi üyesi 24 yaşındaki Delil Arslan&#8217;ın, TGM Deniz İşletmeciliği ve Acenteliği Ltd. Şti.&#8217;nde çalışmaya başlamasının üçüncü gününde iş cinayetinde yaşamını yitirmesine ilişkin 5 Ekim 2017 tarihinde bir basın açıklaması yaptı. MESLEKTAŞIMIZ DELİL ARSLAN’IN YAŞAMINI YİTİRDİĞİ İŞ CİNAYETİNİN TAKİPÇİSİYİZ TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<div class="panel-pane pane-entity-field pane-node-field-spot">
<div class="pane-content">
<div class="field field-name-field-spot field-type-text-long field-label-hidden">
<div class="field-items">
<div class="field-item even">
<p class="rtejustify">TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, Elektrik Mühendisleri Odası Bursa Şubesi üyesi 24 yaşındaki Delil Arslan&#8217;ın, TGM Deniz İşletmeciliği ve Acenteliği Ltd. Şti.&#8217;nde çalışmaya başlamasının üçüncü gününde iş cinayetinde yaşamını yitirmesine ilişkin 5 Ekim 2017 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-13478" src="http://www.mimarist.org/file/2017/10/delil-arslan.jpg" alt="" width="515" height="286" srcset="http://www.mimarist.org/file/2017/10/delil-arslan.jpg 515w, http://www.mimarist.org/file/2017/10/delil-arslan-300x167.jpg 300w" sizes="(max-width: 515px) 100vw, 515px" /></p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="panel-pane pane-entity-field pane-node-body">
<div class="pane-content">
<div class="field field-name-body field-type-text-with-summary field-label-hidden">
<div class="field-items">
<div class="field-item even">
<p class="rtecenter"><strong>MESLEKTAŞIMIZ DELİL ARSLAN’IN YAŞAMINI YİTİRDİĞİ İŞ CİNAYETİNİN TAKİPÇİSİYİZ</strong></p>
<p class="rtejustify">TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Bursa Şubesi üyesi 24 yaşındaki Delil Arslan, TGM Deniz İşletmeciliği ve Acenteliği Ltd. Şti.&#8217;nde çalışmaya başlamasının üçüncü gününde iş cinayetinde yaşamını yitirmiştir.</p>
<p class="rtejustify">Delil Arslan’ın, TGM firmasının Panama&#8217;dan Hindistan&#8217;a sıvılaştırılmış amonyak gazı taşıyan &#8220;Gas Cat&#8221; isimli gemisinde çalışırken, 30 Eylül 2017 Cumartesi sabahı Sri Lanka açıklarında elektrik akımına kapılarak yaşamını yitirdiği tespit edilmiştir. Gemi yönetimi Delil Arslan&#8217;ın yaşamını yitirmesine neden olan olay ile ilgili TGM firması bir teknik inceleme yapıldığını beyan etmiş olsa da, yapıldığı beyan edilen teknik incelemenin içeriği konusunda ne iş cinayetinde kaybettiğimiz Delil Arslan’ın ailesi ne de kamuoyu bilgilendirilmemiştir.</p>
<p class="rtejustify">Yaşanan iş cinayeti konusunda konsolosluğu, Delil Arslan’ın ailesini ve teknik inceleme yapacak yetkilileri bilgilendirmekten kaçınan TGM firması, yaşanan iş cinayetinin kamuoyunda yer almasının üzerinden 24 saat geçmeden kamuoyunu bilgilendirme amacı ile bir yazıyı internet sitesinde yayınlamıştır.</p>
<p class="rtejustify">TGM firması tarafından yapılan açıklama teknik dayanaklardan yoksun olmakla birlikte, kamuoyunun nezdinde, yaşanan iş cinayetini kader/fıtrat olarak değerlendirme kültürünü ortaya koymaktadır.</p>
<p class="rtejustify">Meslektaşımız Delil Arslan’ın yaşamını yitirdiği iş cinayeti ile ilgili olarak TGM firması şu soruları cevaplamalıdır;</p>
<p class="rtejustify">1-      TMMOB Elektrik Mühendisleri Odasına 68318 sicil numarası ile kayıtlı olan bir Elektrik Elektronik Mühendisi olan Delil Arslan’ın, ısrarla stajyer olarak tanımlanmasının nedeni nedir?</p>
<p class="rtejustify">2-      TGM firmasının basın açıklamasında belirtmiş olduğu ve olay mahallinde alınmış olan tedbirler nelerdir? İşçi sağlığı ve iş güvenliği gereği yapılması gereken risk analizi ve diğer çalışmalar yapılmış mıdır? TGM firması yapmış olduğu çalışmaları ve olay mahalli kayıtlarını incelemeye müsait bir şekilde kamuoyu ile paylaşmalıdır.</p>
<p class="rtejustify">3-      Delil Arslan’a yasal ve vicdani zorunluluk olarak verilmesi gereken oryantasyon eğitimi, iş güvenliği eğitimleri verilmiş midir? Kullanacağı kişisel koruyucu ekipmanlar teslim edilmiş ve gerekli bilgilendirmeler yapılmış mıdır?</p>
<p class="rtejustify">4-      Kontrolsüz bir şekilde orada bulunan elektrik kablosunun Delil Arslan’a temas etmesi, olay mahallinde gerekli çevre güvenliğinin sağlanmadığını göstermektedir. Daha önce &#8220;Gas Cat&#8221; isimli gemide ve TGM firmasının diğer gemi ve birimlerinde yaşanan kaza ve iş cinayetleri nelerdir ve kayıt altına alınmış mıdır?</p>
<p class="rtejustify">5-      Elektrik Elektronik Mühendisinin floresan değişimi işlerinde tekniker olarak kullanılması işletmeniz için genel bir uygulama mıdır?</p>
<p class="rtejustify">6-      İş cinayetine şahit olan mühendisin beyanı alınmadan gemi ile birlikte olay mahallinden kaçırılmasının amacı, yaşanan iş cinayeti ile ilgili olarak gerekli sorgulamanın yapılmasını engellemek midir? Bu kararı &#8220;Gas Cat&#8221; gemisinin kaptanı tek başına mı vermiştir, yoksa TGM firmasının bu konuda bir talimatı var mıdır?</p>
<p class="rtejustify">7-      İş cinayetinde hayatını kaybeden Delil Arslan&#8217;ın babası Cemal Arslan ve TMMOB ÇMO Üyemiz İş Güvenliği Uzmanı Berivan ÖZHAN cenazeyi almak üzere Sri Lanka&#8217;ya giderek yaptıkları kısıtlı incelemeler sonucunda dahi, TGM firmasının beyan ettiği gibi olayın düşük volt çarpması sonucu yaşanan bir kalp durması olmayıp, ölümün düşük bir voltajdan kaynaklanmadığını tespit etmiştir. TGM firmasının ısrarla yaşanan iş cinayetini “düşük voltaj ile yaşanmıştır” beyanı ile açıklaması, firmanın iş cinayetindeki suçunu Delil Arslan ve diğer mühendisin üzerine yıkarak sorumluluktan kaçma çabasından mıdır?</p>
<p class="rtejustify">Yaşanan diğer iş cinayetlerinde söylediğimiz gibi; meslektaşımız Delil Arslan’ın ölümüne neden olan bu iş cinayeti ne kader ne de fıtrattır. İş cinayetlerinin temelinde patronların kâr hırsı olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.</p>
<p class="rtejustify">Meslektaşımız ve üyemiz Delil Arslan’ın yaşamını yitirdiği iş cinayetinin takipçisi olacağımızı ve sorumluların yargılanması için tüm çalışmaları yapacağımızı basına ve kamuoyuna saygıyla duyururuz.</p>
<p class="rtejustify"><strong>TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ</strong><br />
<strong>İSTANBUL İL KOORDİNASYON KURULU</strong></p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>TMMOB&#8217;nin Özerkliğini ve Demokratik Yapısını Savunmaya Devam Edeceğiz!</title>
		<link>http://www.mimarist.org/tmmobnin-ozerkligini-ve-demokratik-yapisini-savunmaya-devam-edecegiz/</link>
		<pubDate>Thu, 28 Sep 2017 11:12:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[basın açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul ikk]]></category>
		<category><![CDATA[kimya mühendisleri odası]]></category>
		<category><![CDATA[kmo]]></category>
		<category><![CDATA[tmmob ikk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=13453</guid>
		<description><![CDATA[TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu ve TMMOB’ye bağlı Odaların İstanbul Şube Başkanları tarafından Kimya Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu’nun görevden alınması kararına ilişkin 28 Eylül Perşembe günü Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde basın toplantısı düzenlendi. Basın toplantısında Kimya Mühendisleri adına konuşan Haşmet Camcı, KMO Yönetim Kurulu’nun görevden alınması kararına ilişkin yürütülen]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu ve TMMOB’ye bağlı Odaların İstanbul Şube Başkanları tarafından Kimya Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu’nun görevden alınması kararına ilişkin 28 Eylül Perşembe günü Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde basın toplantısı düzenlendi.</p>
<p>Basın toplantısında Kimya Mühendisleri adına konuşan Haşmet Camcı, KMO Yönetim Kurulu’nun görevden alınması kararına ilişkin yürütülen hukuki süreç hakkında bilgilendirmede bulundu.</p>
<p>TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Cevahir Efe Akçelik’in okuduğu basın açıklaması sonrasında; CHP İstanbul Milletvekili Dr. Ali Şeker, ÖDP İstanbul İl Başkanı Deniz Demirdöğen, İSMMMO Başkan Yardımcısı Erol Demirel, Birleşik Haziran Hareketi adına Üzeyir Uludağ, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Nuray Sancar, EHP İstanbul İl Başkanı Özge Akman, İstanbul Halkevi adına Çağla Akdere, Ataşehir Kent Konseyi adına Turan Dolu ve Validebağ Gönüllüleri adına Arif Belgin birer konuşma yaparak, hukuksuz uygulamalara karşı TMMOB’nin yanında olduklarını belirttiler.</p>
<p>Basın toplantısında okunan açıklama metni şu şekilde:</p>
<p>15 yıllık AKP iktidarı boyunca, TMMOB ve üye Odalara karşı planlı biçimde yürütülen baskı politikalarında yeni bir aşamaya gelindi. Kimya Mühendisleri Odamızı “denetleme” kisvesi altında 2014 yılından bu yana devam eden sürecin sonunda, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın açmış olduğu davada, Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesi skandal bir karara imza atarak, Kimya Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu’nun görevine son verilmesine hükmetti. Mahkemenin, hiçbir hukuki dayanağı olmayan bu kararını kınıyoruz.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-13454" src="http://www.mimarist.org/file/2017/09/kmo-aciklama-1.jpg" alt="" width="960" height="640" srcset="http://www.mimarist.org/file/2017/09/kmo-aciklama-1.jpg 960w, http://www.mimarist.org/file/2017/09/kmo-aciklama-1-300x200.jpg 300w, http://www.mimarist.org/file/2017/09/kmo-aciklama-1-768x512.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></p>
<p>6235 Sayılı Kanun uyarınca kurulan TMMOB ve bağlı odaları, Anayasa’nın 135. Maddesinde tanımlandığı biçimiyle kamu kurumu niteliğinde bir meslek örgütüdür. Aynı anayasa maddesine göre meslek örgütleri üzerinde devletin idari ve mali denetimine ilişkin kurallar kanunla düzenlenir. AKP, Anayasa’nın 135. maddesini çiğneyerek, herhangi bir kanun olmaksızın, Bakanlar Kurulu Kararı ile Odalarımızı keyfi biçimde denetlemek istemektedir. AKP’nin amacı denetim yapmak değil, Bakanlıklar eliyle TMMOB üzerinde idari vesayet oluşturmaktır. Hiçbir bakanlığın, TMMOB ve bağlı odalarını vesayet altına alma hakkı ve haddi yoktur. TMMOB ve Odalarımız bakanlıklara ait birer alt birim değildir. TMMOB, anayasal statüsü olan, kanunla kurulmuş ve 1954 yılından bu yana varlığını ve mücadelesi sürdüren bir meslek örgütüdür. TMMOB, bu ülkedeki 500 bini aşkın mühendis, mimar ve şehir plancısının öz örgütüdür.</p>
<p>15 yıllık iktidar dönemindeki icraatlarının hesabını veremeyen, Sayıştay Raporlarını açıklamaya cesaret edemeyen, yolsuzluk ve rüşvet iddialarını sümen altı eden, devletin örtülü ödeneğini parti kasası gibi kullanan, ülkenin tüm zenginliklerini Varlık Fonu adı altında kontrollerine alan AKP’den “şeffaflık” ve “denetim” öğrenecek değiliz. TMMOB ve Odaları, ülkenin en açık, en şeffaf işleyişine sahip örgütleridir. Her iki yılda bir yapılan genel kurullarımızda seçilen denetim kurullarımız, üçer aylık dönemlerle idari ve mali denetim yapmaktadır. Bu denetim ve faaliyet raporları tüm üyelerimizin ve halkımızın erişimine açık biçimde yayınlanmaktadır.</p>
<p>2014 yılından bu yana devam eden bu süreç ve mahkemenin Kimya Mühendisleri Odamız hakkında verdiği bu karar hukukla ilgili değil, tamamıyla AKP’nin siyasal çıkarlarıyla ilgilidir. OHAL düzeniyle birlikte güçler ayrılığını ortadan kaldırarak Yasama, Yürütme ve Yargı organlarını doğrudan saraya bağlayan AKP, inşa ettiği bu tek adam rejimiyle, emek ve meslek örgütlerini de etkisizleştirmeye çalışmaktadır.</p>
<p>İktidara geldiği günden beri neoliberal politikalar doğrultusunda ülkenin tüm zenginliklerini sermayeye peşkeş çeken, doğal kaynaklarımızı yağmalayan, şehirlerimiz ranta kurban eden AKP, TMMOB ve Odalarını kendisine engel olarak görmektedir. Çünkü bizler, açtığımız davalarla, yürüttüğümüz kampanyalarla, hazırladığımız raporlarla AKP’nin neoliberal yıkım programlarına karşı mücadele ediyoruz. Çünkü bizler ülkenin ve halkın ortak menfaatlerini korumak için mücadele ediyoruz.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-13455" src="http://www.mimarist.org/file/2017/09/kmo-aciklama-2.jpg" alt="" width="960" height="720" srcset="http://www.mimarist.org/file/2017/09/kmo-aciklama-2.jpg 960w, http://www.mimarist.org/file/2017/09/kmo-aciklama-2-300x225.jpg 300w, http://www.mimarist.org/file/2017/09/kmo-aciklama-2-768x576.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></p>
<p>Kimya Mühendisleri Odamıza ilişkin görevden almak kararı AKP iktidarının TMMOB’ye karşı saldırılarının ne ilkidir, ne de sonuncusu olacaktır. Bugüne kadar devletin tüm imkanlarıyla ve yandaş medyanın tüm yalanlarıyla TMMOB örgütlülüğü hedef alan AKP, bugüne kadar bizleri asla yıldıramadı, bundan sonra da yıldıramayacak.</p>
<p>Bizler geleneğimizden aldığımız güçle, bilime ve akla olan inancımızla halkımızın ve ülkemizin çıkarlarını savunmaya devam edeceğiz.</p>
<p>Bizler eşit, özgür, demokratik ve laik bir hukuk devletine olan inancımızla mesleğimize, meslektaşlarımıza ve örgütlülüğümüze sahip çıkmaya devam edeceğiz.</p>
<p><em>Yaşasın TMMOB Örgütlülüğü, Yaşasın Mücadelemiz!</em></p>
<p><strong>TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Validebağ Korusu Nasıl Korunmalıdır?&#8221;, IV. TMMOB İstanbul Kent Sempozyumuna Doğru Çalıştay</title>
		<link>http://www.mimarist.org/validebag-korusu-nasil-korunmalidir-iv-tmmob-istanbul-kent-sempozyumuna-dogru-calistay/</link>
		<pubDate>Tue, 12 Sep 2017 08:33:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[çalıştay]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul ikk]]></category>
		<category><![CDATA[tmmob ikk]]></category>
		<category><![CDATA[validebağ]]></category>
		<category><![CDATA[validebağ gönüllüleri]]></category>
		<category><![CDATA[validebağ korusu]]></category>
		<category><![CDATA[validebağ korusu çalıştay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=13358</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-13359" src="http://www.mimarist.org/file/2017/09/rv4-validebag-calistayi-170917-wb.jpg" alt="" width="900" height="1260" srcset="http://www.mimarist.org/file/2017/09/rv4-validebag-calistayi-170917-wb.jpg 900w, http://www.mimarist.org/file/2017/09/rv4-validebag-calistayi-170917-wb-214x300.jpg 214w, http://www.mimarist.org/file/2017/09/rv4-validebag-calistayi-170917-wb-768x1075.jpg 768w, http://www.mimarist.org/file/2017/09/rv4-validebag-calistayi-170917-wb-731x1024.jpg 731w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul İKK: Deprem Toplanma Alanları ve Acıbadem Mahallesi Örneği</title>
		<link>http://www.mimarist.org/istanbul-ikk-deprem-toplanma-alanlari-ve-acibadem-mahallesi-ornegi/</link>
		<pubDate>Wed, 30 Aug 2017 13:47:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[deprem toplanma alanları]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul ikk]]></category>
		<category><![CDATA[tmmob ikk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=13333</guid>
		<description><![CDATA[TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, Deprem Toplanma Alanlarına ilişkin 24 Ağustos 2017 tarihinde bir basın açıklaması yaptı. DEPREM TOPLANMA ALANLARI VE ÜSKÜDAR ACIBADEM MAHALLESİ ÖRNEĞİ Deprem toplanma alanları; olası bir afet anında ve sonrasında afetin olumsuz etkilerinden korunabilmek için barınma, beslenme ve sağlık gibi temel ihtiyaçların karşılanacağı alanlardır. 17 Ağustos ve]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<div class="panel-pane pane-entity-field pane-node-field-spot">
<div class="pane-content">
<div class="field field-name-field-spot field-type-text-long field-label-hidden">
<div class="field-items">
<div class="field-item even">
<p class="rtejustify">TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, Deprem Toplanma Alanlarına ilişkin 24 Ağustos 2017 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="panel-pane pane-entity-field pane-node-body">
<div class="pane-content">
<div class="field field-name-body field-type-text-with-summary field-label-hidden">
<div class="field-items">
<div class="field-item even">
<p class="rtecenter"><strong>DEPREM TOPLANMA ALANLARI VE ÜSKÜDAR ACIBADEM MAHALLESİ ÖRNEĞİ</strong></p>
<p class="rtejustify">Deprem toplanma alanları; olası bir afet anında ve sonrasında afetin olumsuz etkilerinden korunabilmek için barınma, beslenme ve sağlık gibi temel ihtiyaçların karşılanacağı alanlardır. 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 depremlerinin ardından  İstanbul’da “Afet Acil Eylemi Planı” çerçevesinde 470 toplanma alanı belirlenmiş; ancak bugün İstanbul Büyükşehir Belediyesi Deprem ve Doğal Afet Komisyonu raporuna göre bu alanlardan sadece 77 tanesi varlığını sürdürebilmiştir. Bu tespite İstanbul ilçe belediyeleri ve çeşitli yetkililerden itirazlar gelmekte, olası bir afet durumunda İstanbul’da oluşturulacak çadır ve konteyner kentler ile diğer geçici barınma alanlarına ilişkin farklı sayılar ifade edilmektedir.</p>
<p class="rtejustify">Deprem toplanma alanları daha özel olarak; üzerinde geçici kentlerin kurulabileceği, elektrik, su, ısınma, duş, tuvalet gibi temel ihtiyaçlarında karşılanabileceği altyapıya sahip büyük ve geniş alanlar olarak tarif edilmektedir. Dolayısıyla ilçe belediyelerinin deprem toplanma alanı olarak gösterdiği okul bahçelerinin, parkların, boş arazilerin toplanma alanı olarak belirlenmesinin herhangi bir önemi ve gerçekliği bulunmamaktadır<strong>[1]</strong><strong>.</strong></p>
<p class="rtejustify">Üsküdar Acıbadem Mahalle Muhtarı Sayın Semra AYDIN’ın talebi üzerine, mahalle muhtarlığı ile koordineli yapılan çalışmada, Üsküdar Belediyesi tarafından, 1.Derece Deprem Bölgesi’nde bulunan Acıbadem Mahallesi’nde 4 adet toplanma alanı belirlendiği tespit edilmiştir. Bunlar <em>Erdem Parkı</em> (<strong>1798 m<sup>2</sup></strong>) , <em>Vali Evler Parkı </em>(<strong>1299 m<sup>2</sup></strong>) , <em>Menekşe Parkı </em>(<strong>1120 m<sup>2</sup></strong>) ve <em>Gülistan Parkı</em> (<strong>709 m<sup>2</sup></strong>)’dır[<strong>2</strong>].</p>
<p class="rtejustify">Acıbadem Mahallesi’nin 2016 yılı itibariyle toplam nüfusu <strong>25.027</strong> kişi olup, yukardaki verilere göre deprem toplanma alanı olarak kişi başına düşen miktar <strong>0,19 m<sup>2</sup></strong> ‘dir. Kızılay’ın verilerine göre afet acil barınma çadırının büyüklüğü ortalama <strong>16,5 m<sup>2</sup></strong><strong>[3]</strong> olup yukarıdaki veriler temel alındığında 25.027 kişinin yaşadığı mahalleye en fazla <strong>298 çadır</strong> kurulabilmektedir.</p>
<p class="rtejustify">Söz konusu sayısal verilere yetkililer tarafından mahalle nüfusunun tamamının geçici barınma hizmetlerine ihtiyaç duymayabileceği gerekçesiyle karşı çıkılabilir; ancak afet acil eylem planları, mevcut tüm tehlikelere karşı risk analizlerinin yapılıp, en kötü senaryoya göre mahalle nüfusunun tamamını kapsayacak şekilde planlanır/planlanmalıdır.</p>
<p class="rtejustify">Yine muhtarlık ile birlikte yapılan incelemeler sonrası, toplanma alanı olarak belirtilen parkların tamamının binalar arasında kaldığı, depremde yaşanması muhtemel kaotik ortamda ulaşım problemlerinin oluşabileceği ve deprem sonrası olası yıkımlar sonucu kullanılamaz duruma gelebileceği görülmüştür.</p>
<div class="panel-pane pane-entity-field pane-node-body">
<div class="pane-content">
<div class="field field-name-body field-type-text-with-summary field-label-hidden">
<div class="field-items">
<div class="field-item even">
<p><img src="https://www.tmmob.org.tr/sites/www.tmmob.org.tr/files/ist_1.jpg" alt="" /></p>
<p><strong>Deprem Toplanma Alanı &#8211; Vali Evler Parkı</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img src="https://www.tmmob.org.tr/sites/www.tmmob.org.tr/files/ist1_0.jpg" alt="" /></p>
<p><strong>Deprem Toplanma Alanı &#8211; </strong><strong>Gülistan Parkı / Erdem Parkı</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img class="" src="https://www.tmmob.org.tr/sites/www.tmmob.org.tr/files/ist2_0.jpg" alt="" width="711" height="610" /></strong></p>
<p><strong>Deprem Toplanma Alanı &#8211; </strong><strong>Menekşe Parkı</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="rtejustify"><strong>Deprem Toplanma Alanı Eski Otosan Fabrikası Arazisi</strong></p>
<p class="rtejustify">Acıbadem Mahallesi’ndeki 181.400 m<sup>2</sup> ‘lik eski Otosan Fabrikası arazisi, 1999 depremleri sonrası Afet Acil Eylemi Planı  çerçevesinde belirlenen 470 toplanma alanından biriydi. İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nce 1 Aralık 2006’da onaylanan imar tadilatıyla arazi üzerinde konut, ticari alan, alışveriş merkezi ve rezidans yapımına onay verildi. Anadolu yakasının en büyük deprem toplanma alanlarından birinin yerinde bugün Akasya AVM ve <a title="Rezidans konut projeleri" href="https://www.guncelprojebilgileri.com/?projecttypes=3,">rezidans</a>lar yükselmektedir.</p>
<p><img src="https://www.tmmob.org.tr/sites/www.tmmob.org.tr/files/ist4.jpg" alt="" /></p>
<p><strong>2006 yılı uydu görüntüsü</strong></p>
<p><img src="https://www.tmmob.org.tr/sites/www.tmmob.org.tr/files/ist5.jpg" alt="" /></p>
<p>2016 yılı uydu görüntüsü</p>
<p class="rtejustify">Üsküdar Acıbadem Mahallesi örneği afete hazırlıksız olduğumuz gerçeğine verilebilecek örneklerden yalnızca biridir. Mahalle acil ulaşım yollarının belirsizliği, deprem toplanma alanlarının durumu, belirlenen alanın imara açılması gibi birçok problem ile karşı karşıya. İstanbul’un farklı bölgelerinde inceleme yapıldığında sonucun bu bölgeler açısından da iç açıcı olmayacağı açıktır. Kent planlamasında afet yönetiminin mutlaka yer alması gerekmekte, imar planları deprem toplanma alanları göz önüne alınarak yapılmalıdır. Deprem toplanma alanlarını imara açarak çadır kurulacak alan bırakmamak, kelimenin tam anlamıyla, deprem sonrasında ortaya çıkacak olumsuzluklara davetiye çıkartmaktır. Bunun vebalinin ağır olacağını söylemek ve acilen önlem alınmasını istemek, TMMOB olarak kamusal sorumluluğumuzun bir gereğidir.</p>
<p><strong>Cevahir Efe AKÇELİK</strong></p>
<p><strong>TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri</strong></p>
<p><strong>[1] </strong>TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, “Deprem Tehlikesini Yok Saymak Mümkün Mü?” , 16 Ağustos 2017</p>
<p><strong>[2] </strong>Üsküdar Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürlüğü’nün 09.08.2017 / E.2375 tarih ve sayılı tarafımıza göndermiş olduğu yazı</p>
<p><strong>[3]</strong> <strong><a href="http://afetyonetimi.kizilay.org.tr/tr/egitimler/afet-malzemelerini-tanima.html">http://afetyonetimi.kizilay.org.tr/tr/egitimler/afet-malzemelerini-tanima.html</a></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			</item>
	</channel>
</rss>
