<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tmmob deprem &#8211; Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi</title>
	<atom:link href="http://www.mimarist.org/tag/tmmob-deprem/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mimarist.org</link>
	<description>Mimarlar Odası Toplum Hizmetinde...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Mar 2026 09:26:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://www.mimarist.org?v=4.9.22</generator>
	<item>
		<title>TMMOB Ön Değerlendirme Raporu</title>
		<link>http://www.mimarist.org/tmmob-on-degerlendirme-raporu/</link>
		<pubDate>Fri, 10 Feb 2023 09:18:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[2023 deprem rapor]]></category>
		<category><![CDATA[deprem raporu]]></category>
		<category><![CDATA[hatay deprem]]></category>
		<category><![CDATA[hatay deprem raporu]]></category>
		<category><![CDATA[malatya deprem]]></category>
		<category><![CDATA[malatya deprem raporu]]></category>
		<category><![CDATA[maraş deprem]]></category>
		<category><![CDATA[maraş deprem raporu]]></category>
		<category><![CDATA[tmmob deprem]]></category>
		<category><![CDATA[tmmob deprem raporu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=21558</guid>
		<description><![CDATA[Afet bölgesindeki iller hakkında şube ve temsilciliklerimizle yaptığımız görüşmeler doğrultusunda 07.02.2023 günü akşam saatleri itibariyle aldığımız ilk değerlendirme sonuçları ve açıklamalarla beraber ulaşım durumu şu şekildedir: Hatay’da çok sayıda bina yıkılmış durumda olduğu halde arama kurtarma çalışmaları organize edilememiş durumdadır. Çalışmalar bölge halkının ve gönüllülerin de çabasıyla el yordamıyla yürütülmektedir...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<div class="panel-pane pane-entity-field pane-node-field-spot">
<div class="pane-content">
<div class="field field-name-field-spot field-type-text-long field-label-hidden">
<div class="field-items">
<div class="field-item even">
<p class="rtejustify"><img class="aligncenter size-full wp-image-21559" src="http://www.mimarist.org/file/2023/02/22aa_0.jpg" alt="" width="720" height="479" srcset="http://www.mimarist.org/file/2023/02/22aa_0.jpg 720w, http://www.mimarist.org/file/2023/02/22aa_0-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" />Afet bölgesindeki iller hakkında şube ve temsilciliklerimizle yaptığımız görüşmeler doğrultusunda 07.02.2023 günü akşam saatleri itibariyle aldığımız ilk değerlendirme sonuçları ve açıklamalarla beraber ulaşım durumu şu şekildedir:</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="panel-pane pane-entity-field pane-node-body">
<div class="pane-content">
<div class="field field-name-body field-type-text-with-summary field-label-hidden">
<div class="field-items">
<div class="field-item even">
<p><strong>HATAY</strong></p>
<p>Hatay’da çok sayıda bina yıkılmış durumda olduğu halde arama kurtarma çalışmaları organize edilememiş durumdadır. Çalışmalar bölge halkının ve gönüllülerin de çabasıyla el yordamıyla yürütülmektedir.</p>
<p>Depremde Hatay Antakya’da bulunan Özel Akademi Hastanesi ile İskenderun Devlet Hastanesi’nin yoğun bakım ünitesinin bulunduğu 6 katlı A blok yıkılmış, Hatay Havalimanı pisti de yarılarak kullanılamaz hale gelmiştir.</p>
<p>Kamu binaları ve belediye binası kullanılamaz durumdadır.</p>
<p>Ulaşım altyapısı çalışmamaktadır.</p>
<p>Belediyenin oluşturduğu kriz masası bulunmamaktadır. Sadece valiliğin AFAD üzerinden oluşturduğu bir kriz masası vardır.</p>
<p>Göçüklerin haricinde binaların büyük çoğunluğu hasarlı ve yeniden kullanılamayacak durumdadır.</p>
<p>Kentte ilk iki gün hiçbir alanda organize bir çalışma yürütülmemiştir. Kriz merkezi kurulmamış, arama- kurtarma çalışmalarına başlanmamıştır. Aktif olarak çalışan arama kurtarma ekibi sayısı ihtiyacın çok çok altındadır.</p>
<p>Merkez belediyelerin bazılarında iş makinası ve kurtarma ekipleri varken, bazı merkez belediyelerinde hiçbir iş makinası, kurtarma ekipmanı yoktur.</p>
<p>Sokaklarda cenazeler bulunmaktadır. Defin işlemleri için dahi iş makinesi kepçe ve kürek temin edilememiştir.</p>
<p>Tüm işletme ve işyerleri kapalıdır. Hiçbir ihtiyaç karşılanmamaktadır.</p>
<p>Barınmaya yönelik herhangi bir adım atılmadığından halk pazar yeri vb. açık alanlarda toplanmış durumdadır.</p>
<p>Kentte elektrik, su ve doğalgaz altyapısı çalışmamaktadır.</p>
<p>Gıda tedariğinde ciddi problem mevcuttur. Kente ilk iki gün yardım tırları ulaştırılamamıştır. Adana-Konya yolu üzerinde çok ciddi sayıda iş makinası, yardım tırı bulunmaktadır. AFAD tarafından bekletildiği düşünülen bu malzemelerin ivedilikle bölgeye ulaştırılması gerekmektedir.</p>
<p>Gerek afetzedeler için gerekse arama-kurtarma ekipleri için tuvalet ihtiyacı en önemli sorunlardan biridir. Acilen seyyar tuvaletler kurulması gerekmektedir.</p>
<p>Bir başka önemli sorun ise temiz içme suyu temininde yaşanan sıkıntıdır. AFAD merkezinde içme suyu tırları olduğu bilinmektedir. Ancak dağıtım henüz yeterince sağlanamamıştır.</p>
<p>Başta akaryakıt, barınma (çadır / uyku tulumu), aydınlatma olmak üzere tüm temel gereksinimlerin karşılanmasına ihtiyaç duyulmaktadır.</p>
<p><strong>İSKENDERUN</strong></p>
<p>İskenderun’da hiçbir AFAD ve Kızılay yetkilisi bulunmamaktadır. Vatandaşlar arama- kurtarma çalışmalarını kendi imkânlarıyla yürütmektedir. İş makinaları henüz gelmeye başlamıştır.</p>
<p>Barınma sorunu çözülmemiştir. Konteynırlar henüz gelmeye başlamıştır.</p>
<p>Herhangi bir yemek organizasyonu yoktur. Vatandaşlar kendi olanaklarıyla topladıkları yardımları bölgede dağıtmaktadır.</p>
<p>Sağlık hizmeti verilmemektedir. Devlet hastanesi yıkıldığı için hastalar Adana ve Mersine taşınmaktadır.</p>
<p>Ulaşım sıkıntılı bir şekilde devam etmektedir.</p>
<p>Hasar tespit çalışmalarına başlanmamıştır.</p>
<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü, deprem nedeniyle İskenderun Limanı&#8217;nda rıhtımda yer yer çökmeler olduğunun tespit edildiğini bildirmiştir.</p>
<p><strong>İskenderun Limanındaki Yangın</strong></p>
<p>06 Şubat 2023 tarihinde Doğu Anadolu Fayı üzerinde 10 ili etkileyen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki deprem sonrasında “İskenderun Limanı”nda yangın meydana gelmiştir.</p>
<p>Deprem sonrasında konteyner devrilmesi sonucunda çıkan yangın halen söndürülememiştir.</p>
<p>Bilindiği üzere limanlar I. Derece yani çok riskli risk bölgeleridir.</p>
<p>Tehlikeli maddelerin taşınması, depolanması veya kullanılmasında uygulanan işletme süreçlerinde her zaman riskler söz konusudur. Burada önemli olan bu risklerin en aza indirgenmesi için patlama meydana geldiği zaman oluşturacağı şiddet ve etkilerine göre risk öncelikleri belirlenerek tehlikeli maddenin girişinden çıkışına kadar farklı kategorilere ayrılarak risk oluşturacak her bir nokta analiz edilip, gerekli tedbirlerin alınmasıdır.</p>
<p>Tehlikeli yüklerin elleçlendiği limanlar açısından yangın ve patlama riski çok büyük önem taşımaktadır. İşletmelerin sürekliliklerinin sağlanması açısından meydana gelebilecek yangın güvenlik risklerin önlenmesi veya mevcut risklere karşı tehlike kaynaklarının belirlenip gerekli önlemlerin alınması için yangın güvenliği ile ilgili algılama sistemlerinin üst seviyede olması gerekmektedir. İskenderun limanında konteyner alanında depolanan maddelerin envanterinin liman başkanlığı tarafından bilinmesi gereklidir. Deprem gibi doğal afet sonrasında meydana gelebilecek bu riskin acil durum planlarının olması ve bunun liman başkanlığında da olması gereklidir. Yangın söndürme sırasında kullanılacak söndürme materyallerinin seçiminde yükün ne olduğunun bilinmesi gereklidir.</p>
<p>Tüm bu hususlara gereken özenin gösterilip gösterilmediği an itibariyle bilinmemektedir.</p>
<p><strong>MALATYA</strong></p>
<p>Malatya&#8217;da deprem nedeniyle tarihi Yeni Camii kısmen yıkılmış, Malatya Havalimanı terminal binasında hasar meydana gelmiştir. Sivil hava trafiğine kapalı bulunan havalimanı, insani yardım ve arama kurtarma uçuşlarına açıktır.</p>
<p>Malatya’da bulunan Özel Divan ve Özel Gözde hastaneleri yıkılmıştır.</p>
<p>Malatya’da yeterli olmamakla birlikte lokal olarak belli bölgelerde AFAD ve Kızılay ekibi bulunmaktadır. Ancak yeterli düzeyde uzman arama-kurtarma ekipleri yoktur.</p>
<p>Barınma alanlarındaki yetersizlik nedeniyle vatandaşlar arabalarında kalmaktadır. Yemek organizasyonu eksik ve yetersizdir.</p>
<p>Hali hazırda Malatya Hal binası önüne yardım turları gelmiştir ancak valilik tarafından organize edilemediğinden dağıtım yapılamamıştır.</p>
<p>Ulaşım sorunlu durumdadır.</p>
<p>Devamlı artçı depremler olmasından dolayı henüz hasar tespit çalışması başlamamıştır.</p>
<p><strong>ADANA</strong></p>
<p>Adana’da 13 bina yıkılmış durumdadır. Yıkılan binaların yüksek katlı olması nedeniyle can kaybı fazladır.</p>
<p>Özellikle yeni yerleşim bölgelerinde çok fazla ağır hasarlı bina bulunmaktadır. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü hasar tespitlerini yapıp tahliye süreçlerini tamamlamıştır.</p>
<p>Kamu binalarında ve hastanelerde bir hasar bulunmamaktadır.</p>
<p>Afet yönetim sürecinde genel durum diğer illere göre iyi durumdadır.</p>
<p>Öncelikli olmamakla birlikte hazır gıda ve su ihtiyacı burada da bulunmaktadır.</p>
<p>Kentte su ve elektrik vardır ve hizmetler sağlanmaktadır.</p>
<p><strong>OSMANİYE</strong></p>
<p>Osmaniye’nin güneyinde yıkım çok fazladır. Eski binalar tamamen çökmüş durumda olup yeni yapılar ayakta ancak hasarlı durumdadır. Özel hastaneler ise kullanılamaz durumdadır. Bazı kamu binaları hasarlı durumdadır.</p>
<p>Osmaniye’de AFAD ve Kızılay görevlileri mevcuttur ancak dışarıdan destek kabul edilmemektedir. Çadırlar ve kamplar kurulmuştur fakat henüz yeterli kapasitede değildir.  Sadece hiç imkânı olmayanlar kamplara alınmaktadır.</p>
<p>Şehirde elektrik kısıtlı bir şekilde verilmektedir. Bu nedenle temel ihtiyaçlara erişim kısıtlıdır. Ekmek üretilememektedir. Temel besin gıdalarına erişim çok sıkıntılıdır. Depremzedelerin besin ihtiyacı yeterince karşılanamamaktadır.</p>
<p>AFAD ile görüşülmesine rağmen yemek konusuna çözüm üretilememiştir. Kısıtlı da olsa dışardan gelen bazı yardımlar vardır.</p>
<p>Su kesik kesik gelmektedir ancak çamur gibi olduğu için temiz su ihtiyacı karşılanamamaktadır.</p>
<p>Evlere girilemediği için sert kış koşullarında ısınma problemi bulunmaktadır.</p>
<p>Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü yapı denetimlerle ekipler oluşturarak hasar tespit çalışmalarına başlamıştır. Ancak İMO’dan yardım talep edilmemiştir.</p>
<p><strong>ŞANLIURFA</strong></p>
<p>Şanlıurfa’da AFAD ve Kızılay ekipleri afet yönetim sürecini yürütmeye çalışmaktadır. Ancak hazırlıksız olunduğu için müdahaleler yetersiz kalmaktadır.</p>
<p>Çok fazla yaralı ve çok fazla kayıp çocuk bulunmaktadır.</p>
<p>Sağlık hizmeti şehirde yok denecek kadar azdır.</p>
<p>Kurulan çadırlar yetersizdir ve özellikle kırsalda barınma sorunu mevcuttur.</p>
<p>Kent merkezinde su vardır fakat elektrik yoktur. Kırsalda ise durum daha da kötüdür.</p>
<p>Gıda ihtiyacı karşılanamamaktadır.</p>
<p>Altyapı yetersiz olduğu için trafik sorunu bulunmaktadır.</p>
<p>Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü yapı denetim kuruluşlarıyla ekipler oluşturarak hasar tespit çalışmalarına başlamıştır.</p>
<p><strong>ADIYAMAN</strong></p>
<p>Adıyaman şehir merkezinde 400-500 bina yıkılmış olup ayakta kalan binalar da girilemez durumdadır.</p>
<p>Adıyaman&#8217;da belediye hizmet binası yerle bir olmuştur.  Adıyaman Gölbaşı’ndaki bir hastanenin de ağır hasar gördüğü öğrenilmiştir.</p>
<p>Hala enkaz altında olup sesleri duyulan insanlar bulunmaktadır. Ancak kurtarma ekipmanları da arama-kurtarma çalışmaları da yetersizdir. Halen birçok binaya ulaşılmamıştır. İnsan gücüne çok ihtiyaç bulunmaktadır.</p>
<p>Kentte afet yönetimine ilişkin hiçbir koordinasyonun olmadığını söylemek çok da yanlış olmayacaktır.</p>
<p>Gıda desteği gelmekte ancak her yere ulaştırılamamaktadır. Köylerden sürekli olarak yardım talebi gelmektedir. Bazı köyler için gönderilen gıda malzemesi yardımları AFAD tarafından alıkonarak şehir merkezine çekilmiştir ve oluşturulan çadır kent bölgelerine dağıtılmıştır.</p>
<p>AFAD koordinasyonu tek başına yürütmeye çalışmakta ancak başarılı olamamaktadır. İnsan gücü ve koordinasyon eksiğinden dolayı gelen yardımlar eşit bir şekilde dağıtılamamaktadır.</p>
<p>Şehirde Elektrik ve su kesintisi devam etmektedir. Özellikle su kesintisi temiz suya ulaşımda ciddi bir sorun yaratmaktadır.</p>
<p>Ağır kış şartları nedeniyle barınma sorunu da ciddi boyuttadır. Herkes araçlarda yatmaktadır ve yakıt sorunu da devam etmektedir.</p>
<p>Kentte hasar tespit çalışmalarına henüz başlanmamıştır.</p>
<p>TTB Genel Sekreteri Vedat Bulut, Adıyaman’daki hastaneler hasar gördüğü için 3 sahra hastanesi kurulacağını bilgisini vermiştir.</p>
<p><strong>MARAŞ-ELBİSTAN</strong></p>
<p>Maraş ve Elbistan’da çok fazla yıkım bulunmakta. Her sokakta en 3-4 bina yıkılmış, bazı sokaklardaki binalar ise tamamen yıkılmış durumdadır.</p>
<p>İlk gözlemlere göre Maraş’ta da Elbistan’da da koordineli bir çalışma yürütülememektedir.</p>
<p>Elbistan’da da tüm ilçede ancak 2-3 binada arama kurtarma çalışması yapılmaktadır. Bunlardan da yalnızca bir tanesinde profesyonel ekip var çalışmaktadır. Halen çalışmalara başlanmamış bina sayısı oldukça fazla olup sivil yurttaşlar enkaz altında kalanları kendi imkanlarıyla çıkarmaya çalışmaktadır.</p>
<p>Bugün itibariyle kente ve ilçeye ulaşım sağlanmaktadır.</p>
<p>Yollar açıldığı için gıda sorununun kısmen çözülmeye başlandığı söylenebilir.</p>
<p>Barınma ve ısınma sorunu ise halen ciddiyetini korumaktadır. Çadırlar kurulmaya başlanmıştır ancak merkeze uzak ve az sayıdadır.</p>
<p>Hasar tespitine dair bir çalışma henüz yoktur. Ancak yapıların çoğunun kullanılamaz durumda olduğunu söylemek mümkündür.</p>
<p><strong>GAZİANTEP</strong></p>
<p>İlk iki gün depremden en çok etkilenen Islahiye ve Nurdağı’nda arama-kurtarma çalışmaları yapılamadı. An itibariyle arama- kurtarma çalışmaları AFAD koordinasyonunda Belediyenin iş gücü ve araç, ekipman desteği ile gönüllü kuruluş ve ekipler ile devam etmektedir.</p>
<p>Doğalgaz kesintisi nedeniyle ekmek ve yemek üretimi büyük ölçüde kesintiye uğramış durumdadır.</p>
<p>Isıtıcı ve jeneratör ihtiyacı karşılanmaya çalışılmaktadır.</p>
<p>Gıda, ilaç, battaniye, ekipman vb. yardımlar AFAD koordinasyonunda belirlenen noktalarda toplanarak dağıtılmaktadır.</p>
<p>Spor salonları, hasar görmemiş az katlı sosyal tesisleri depremzedelere açılmıştır. Çadır hazırlıkları ve temini devam etmektedir.</p>
<p>Barınma sorunları, çadır/kurumların tesisleri gibi desteklerle çözülmeye çalışılmaktadır.</p>
<p><strong>DİYARBAKIR</strong></p>
<p>Deprem günü erken saatlerde Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulunun da içinde yer aldığı 84 kurum tarafından oluşturulan Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu olarak Kriz Masası kurulmuştur. Yapılan toplantı ve görüşmeler sonucu alanda yıkılan yapı ve hasar tespit çalışmaları yapılmıştır..</p>
<p>Yapılan çalışmalarda;  kent merkez ilçelerinde 8 bina olmak üzere kent genelinde 17 yapının yıkıldığı tespit edilmiştir. Kentin yapısal olarak yıkılma tehlikesi olan yerleri hızlı bir şekilde taranmıştır. Kent merkezinde bulunan yıkılan yapılarda çalışmalara ivedi olarak kbaşlanmış, AFAD ekipleri geldiklerinde ve yeterli sayıda kurtarma ekipleri oluştuğunda da birlikte çalışmalar yapılmıştır. Ancak, AFAD ekibinin ekipman sıkıntıları olduğu görüldüğünden oluşturulan kriz masası tarafından vinç, kepçe, hilti vb. ekipmanlar temin edilmiştir. Kurtarma çalışmaları ve ihtiyaçları sürekli takip edilmiş, gerekli destekler sunulmaya devam edilmiştir.</p>
<p>Oluşturulan Kriz Masamızın, Valilik tarafından oluşturulan Kriz Masasına dahil olması ya da iletişim içinde olunması için Valilik ile görüşmeler yapılmış ve ertesi gün hasar tespit eğitimi almış 90 meslektaşımız ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan hasar tespit çalışmalarına dahil olunmuştur. Hala hasar tespit çalışmaları birlikte yapılmaktadır.</p>
<p>Aynı anda kriz masasına veya Koordinasyon Kuruluna gelen ve tespit yapılmayan hasarlı yapılara hızlıca gitmek için gerekli ekipmanlarla birlikte 20 kişilik Diyarbakır İl Koordinasyon Kuruluna bağlı olarak çalışan mobil hasar tespit ekipleri kurulmuştur. Gelen yüzlerce hasar tespit inceleme talebi karşılanmış, ağır hasırlı yapılar yetkililere gerekli önlemlerin alınması için bildirilmiştir. Bu alandaki çalışmalara halkımızdan inceleme talebi geldikçe yapılmaya devam edilecektir.</p>
<p>Kriz masası ile birlikte kente barınma yerleri oluşturulmuştur. Bu konuda gerekli adımları atmayan yetkililer ile iletişime geçilmiş, okullar başta olmak üzere bir kamu kurumlarının barınma için kullanıma açılması sağlanmıştır. AFAD ile yapılan görüşmeler sonucu belli noktalarda çadırlar kurulması da sağlanmıştır. Kentte bulunan tren istasyonundaki vagonlar da halkın barınması için kullanılmaya başlanılmıştır. Kriz masası olarak 200 bine yakın kişinin yemek ve diğer ihtiyaçları karşılanmaya çalışılmaktadır.</p>
<p><strong>SONUÇ OLARAK</strong></p>
<p>T.C. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Deprem Dairesi Başkanlığı`ndan alınan verilere göre; 06.02.2023 günü yerel saat ile  04:17`de merkez üssü Kahramanmaraş ili Pazarcık ilçesi,  aletsel büyüklüğü 7.7 (Mw) ve Odak derinliği 7 km. olan  şiddetli bir deprem meydana gelmiştir. Aynı gün saat 14.00 de ise bu kez merkez üssü Elbistan ve aletsel büyüklüğü 7.6(Mw) olan ikinci bir deprem daha meydana gelmiştir. Kahramanmaraş, Hatay, Gaziantep, Osmaniye, Adıyaman, Malatya, Şanlıurfa, Adana, Diyarbakır ve Kilis illerimizde etkili olan depremde çok sayıda ilk belirlemelere göre çok fazla sayıda konut binasında, hastaneler, havaalanları ve karayollarında yıkımlar ve yıkıcı hasarlar oluşmuştur.</p>
<p>Hiç kuşkusuz bu depremler gerek büyüklüğü gerekse etkilediği alan bakımından ülkemiz tarihinin en yıkıcı depremlerindendir.</p>
<p>Ancak depremin ardından iki  gün geçmesine rağmen halen çoğu ilimizde etkin ve yeterli düzeyde arama- kurtarma çalışmalarının yapılamaması, geçici barınma alanlarının kurulamaması, vatandaşlarımızın sert kış koşullarında -14 dereceye varan soğukta gecelerini sokakta veya araçlarda geçirmek zorunda kalmaları, depremden kurtulanların kurulamayan aşevlerinden dolayı bir sıcak çaya, çorbaya ulaşamamaları ve açlıkla savaşmaları, ülkenin dört bir yanından gönderilen yardım tırlarının deprem bölgelerine ulaşımının ve dağıtımının yapılmasında yaşanan gecikmeler izahı zor bir koordinasyon eksikliğini işaret etmektedir.</p>
<p>Gerek deprem bölgesindeki temsilcilerimizden edindiğimiz gerekse medyaya yansıyan bilgilere göre kent merkezlerinde halen enkaz altında kurtarılmayı bekleyen vatandaşlarımız bulunmaktadır. Kırsal alanda tablo çok daha vahimdir.</p>
<p>Asli görevi afet ve acil durumlarda can ve mal kurtarma, sağlık, iaşe, ibate, güvenlik, mal ve çevre koruma, sosyal ve psikolojik destek hizmetlerinin verilmesine yönelik çalışmaları yürütmek olan Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ve ilgili diğer kamu kurumları bu zorlu sınavda başarılı olamamıştır.</p>
<p class="rtejustify"><strong>ULAŞIM</strong></p>
<p class="rtejustify">Bölgeye ulaşım konusundaki bilgiler şu şekildedir:</p>
<p class="rtejustify"><strong>Karayolu</strong></p>
<p class="rtejustify"><img src="https://www.tmmob.org.tr/sites/default/files/styles/gonderi_slider/public/1x.jpg?itok=jHl1RvaB" alt="" /><img src="https://www.tmmob.org.tr/sites/default/files/styles/gonderi_slider/public/2x.jpg?itok=neCrSpfj" alt="" /></p>
<p class="rtejustify">Şekil 1: Gaziantep &#8211; Osmaniye Karayolu</p>
<p class="rtejustify">KGM verileri:</p>
<ul>
<li class="rtejustify">Hatay Havaalanı yolu 0 ila 5. Kilometreler, 6.02.2023 6.00 itibariyle</li>
<li class="rtejustify">Saimbeyli-Feke yolu (Tırtat Bakımevi mevki), Adana, 70 ila 75. Kilometreler, 6.02.2023 15.00 itibariyle</li>
<li class="rtejustify">Hatay-Reyhanlı yolu 20 ila 22. Kilometreler, 6.02.2023 00.02 itibariyle</li>
<li class="rtejustify">TAG OTOYOLU (Ayran Viyadüğü-Kızlaç Viyadüğü) 0 ila 5. Kilometreler, 7.02.2023 14:00 itibariyle</li>
<li class="rtejustify">TAG OTOYOLU (Bahçe Kavşağı)                0 ila 5. Kilometreler, 7.02.2023 14:00 itibariyle</li>
<li class="rtejustify">Nurhak-Kapıdere İst.-Gölbaşı yolu 0 ila 7. Kilometreler, 2.02.2023 10.00 itibariyle</li>
<li class="rtejustify">Elbistan-Nurhak yolu 0 ila 54. Kilometreler, 7.02.2023 10.00 itibariyle</li>
<li class="rtejustify">Çelikhan-Sürgü yolu, 0 ila 6. Kilometreler, 6.02.2023 04.17 itibariyle</li>
<li class="rtejustify">Adıyaman-Çelikhan yolu, 0 ila 74. Kilometreler, 6.02.2023 4.17 itibariyle</li>
<li class="rtejustify">Malatya-Çelikhan yolu 0 ila 25 kilometreler, 6.02.2023 5.00 itibariyle</li>
<li class="rtejustify">Çelikhan-Sürgü yolu 0 ila 12. Kilometreler, 6.02.2023 5.00 itibariyle</li>
<li class="rtejustify">Malatya-Gölbaşı yolu 74 ila 84. Kilometreler, 6.02.2023 4.17 itibariyle</li>
<li class="rtejustify">Malatya-Gölbaşı yolu 0 ila 74. Kilometreler, 6.02.2023 4.17 itibariyle</li>
</ul>
<p class="rtejustify"><img src="https://www.tmmob.org.tr/sites/default/files/styles/gonderi_slider/public/3x.jpg?itok=bc9nLPkY" alt="" /></p>
<p class="rtejustify">Şekil 2: Malatya &#8211; Adıyaman Yolu</p>
<p class="rtejustify">Osmaniye-Gaziantep istikameti tamamen trafiğe kapatılmıştır. (AFAD Basın Bülteni-10)</p>
<p class="rtejustify">Hatay-Reyhanlı devlet yolu tamamen ulaşıma kapalıdır. (AFAD Basın Bülteni-10)</p>
<p class="rtejustify">Hatay Kırıkhan-Topboğaz yolu ulaşıma kapalıdır. (AFAD Basın Bülteni-10)</p>
<p class="rtejustify">Adıyaman-Çelikhan-Sürgü yolu balık burnu köprüsü yıkılmıştır. (AFAD Basın Bülteni-10)</p>
<p class="rtejustify">Adıyaman Gölbaşı-Malatya Sürgü arası heyelan nedeniyle ulaşıma kapalıdır. (AFAD Basın Bülteni-10)</p>
<p class="rtejustify">Adıyaman-Çelikhan-Sürgü yolu balık burnu köprüsü yıkılmıştır. (AFAD Basın Bülteni-9)</p>
<p class="rtejustify">Osmaniye-Gaziantep istikameti tamamen trafiğe kapatılmıştır. (AFAD Basın Bülteni-9)</p>
<p class="rtejustify">Adıyaman Gölbaşı-Malatya Sürgü arası heyelan nedeniyle ulaşıma kapalıdır. (AFAD Basın Bülteni-9)</p>
<p class="rtejustify">Hatay Kırıkhan-Belen arası yolda çökme olduğundan dolayı ulaşıma kapalıdır. Adıyaman Gölbaşı-Malatya arası heyelan ve tünelde beton dökülmesi olduğundan dolayı ulaşıma kapalıdır. (AFAD Basın Bülteni-8)</p>
<p class="rtejustify"><img src="https://www.tmmob.org.tr/sites/default/files/styles/gonderi_slider/public/4x.jpg?itok=BcKR2wcc" alt="" /></p>
<p class="rtejustify">Şekil 3: Kahramanmaraş &#8211; Pazarcık Yolu</p>
<p class="rtejustify">Şekil 4: Hatay &#8211; Kırıkhan Yolu (Solda) Kırıkhan &#8211; Reyhanlı Yolu (Sağda)</p>
<p class="rtejustify">Deprem nedeniyle Maraş ile Pazarcık ilçesi arasındaki yolda hasar meydana gelmiştir.</p>
<p class="rtejustify">Hasar gören altyapı tesislerinden biri de, Tarsus-Adana-Gaziantep (TAG) Otoyolu oldu.</p>
<p><strong>Demiryolu:</strong></p>
<p>AA muhabirinin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğünden aldığı bilgilere göre, Kahramanmaraş merkezli depremlerden 1275 kilometre demiryolu hattı etkilenirken, bu hatlar üzerinde 446 köprü, 6161 menfez, 175 tünel bulunuyor.</p>
<p>Demiryolları bakım ekipleri tarafından ilk deprem sonrasında saha incelemelerine çıkıldı ve birçok hattın kontrolü sağlandı. Özellikle Toprakkale- Narlı, Narlı-Malatya ve Narlı-Gaziantep hat kesimlerinde demiryolu altyapısının deforme olduğu tespit edildi. Tespitler sonrasında ekiplerin mobilizasyon süreçlerine başlandı. Ancak ikinci deprem sonrasında tüm hatların tekrar kontrol edilmesi ihtiyacı oluştu. Yapılan kontroller, mevcut altyapıyla birlikte tüm sanat yapılarını ihtiva edecek şekilde gerçekleştirildi. Buna göre, bölgedeki hatların elektrik enerjisini sağlayan 10 trafo merkezinden enerji sağlanamıyor.</p>
<p>Bakım ekiplerinin birçoğunun deprem bölgesinde ikamet ediyor olmaları ve depremden etkilenmiş olmaları nedeniyle mobilizasyonun sağlanamadığının tespiti üzerine diğer bölgelerden ekipler oluşturuldu ve hatların kontrolü sağlanmaya çalışıldı.</p>
<p>Halihazırda kapalı olan Bahçe-Fevzipaşa, Fevzipaşa-Narlı, Narlı-Malatya ve Narlı-Gaziantep hat kesimlerinde, ekipler tarafından gözle yapılan yüzeysel muayene sonucunda, demiryolu altyapısında tren trafiğine engel olacak düzeyde deformasyonlar meydana geldiği görüldü. Söz konusu bölgelerde çalışmalara devam ediliyor.</p>
<p>Fevzipaşa-Narlı, Narlı-Gaziantep, Narlı-Malatya hattı ulaşıma kapalıdır. (AFAD Basın Bülteni-10)</p>
<p>Malatya-Çetinkaya, Malatya-Yolçatı demiryolu hatları acil durumlar için açıktır. (AFAD Basın Bülteni-10)</p>
<p>Divriği-Çetinkaya arası demiryolu 04.40 itibarıyla tren trafiğine kapalıdır. (AFAD Basın Bülteni-7)</p>
<p>Ayrıca TCDD’den yapılan açıklamaya göre:</p>
<ul>
<li>06 Şubat 2023 tarihli Elazığ-Adana-Elazığ arası işleyen Fırat Ekspresi ve Ankara-Kurtalan-Ankara arası işleyen Güney Kurtalan Ekspresi&#8217;nin işletmeciliğine ara verilecektir.</li>
<li>Ankara-Malatya-Ankara arası işleyen 4 Eylül Mavi Treni ise Ankara-Sivas-Ankara arası işleyecek olup Sivas-Malatya-Sivas arasında işletmeciliğe ara verecektir.</li>
<li>Ayrıca 7 Şubat 2023 tarihli Ankara-Tatvan-Ankara arası işleyecek Van Gölü Ekspresi de yolcu taşımacılığına ara verecektir.</li>
<li>Bölgesel trenler için ise Islahiye-Mersin ve Gaziantep-Nizip arası işleyen trenler geçici süreli işletilmeyecektir.</li>
</ul>
<p class="rtejustify"><img src="https://www.tmmob.org.tr/sites/default/files/styles/gonderi_slider/public/5x.jpg?itok=G5SJc31B" alt="" /></p>
<p class="rtejustify">Şekil 5: Deprem Nedeniyle Bölgede Kapalı Olan Demir Yolu Hatları</p>
<p class="rtejustify"><strong>Havayolu</strong></p>
<p class="rtejustify">Kahramanmaraş ve Hatay havalimanları hasar nedeniyle uçuşa kapalıdır. (AFAD Basın Bülteni-10)</p>
<p class="rtejustify">Gaziantep ve Şanlıurfa Havaalanları yardım uçuşlarına açık durumdadır. (AFAD Basın Bülteni-10)</p>
<p class="rtejustify">Kahramanmaraş, Hatay Havalimanları hasar nedeniyle uçuşa kapalıdır. (AFAD Basın Bülteni-7)</p>
<p class="rtejustify">Şekil 6: Hatay Havaalanı Pist Yolu &#8211; 1</p>
<p class="rtejustify"><img src="https://www.tmmob.org.tr/sites/default/files/styles/gonderi_slider/public/6x.jpg?itok=jEGHL0cQ" alt="" /></p>
<p class="rtejustify">Şekil 7: Hatay Havaalanı Pist Yolu – 2</p>
<p class="rtejustify"><img src="https://www.tmmob.org.tr/sites/default/files/styles/gonderi_slider/public/8x.jpg?itok=A6Azgzp5" alt="" /></p>
<p class="rtejustify">Şekil 8: Hatay Havaalanı Pist Yolu – 3</p>
<p class="rtejustify">
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>17 Ağustos’un 21. Yılında İstanbul’u Bekleyen Tehlikeler</title>
		<link>http://www.mimarist.org/17-agustosun-21-yilinda-istanbulu-bekleyen-tehlikeler/</link>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2020 11:45:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[99 deprem]]></category>
		<category><![CDATA[marmara depremi]]></category>
		<category><![CDATA[tmmob deprem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=18406</guid>
		<description><![CDATA[Bugün, 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen Kocaeli Depremi&#8217;nin yirmi birinci yıl dönümü. 14.5 milyon insanın yaşadığı, 9 ili etkileyen deprem sonucu, 18.373 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 48.901 vatandaşımız yaralanmış, 505 vatandaşımız sakat kalmış, 96.796 konut ve 15.939 işyeri kullanılamaz hale gelmiştir. İstanbul’a yaklaşık 120 km uzaklıktaki bu depremde; Avcılar&#8217;da 1823]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-large wp-image-18407" src="http://www.mimarist.org/file/2020/08/ikk_deprem-1024x512.jpeg" alt="" width="900" height="450" srcset="http://www.mimarist.org/file/2020/08/ikk_deprem.jpeg 1024w, http://www.mimarist.org/file/2020/08/ikk_deprem-300x150.jpeg 300w, http://www.mimarist.org/file/2020/08/ikk_deprem-768x384.jpeg 768w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" />Bugün, 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen Kocaeli Depremi&#8217;nin yirmi birinci yıl dönümü. 14.5 milyon insanın yaşadığı, 9 ili etkileyen deprem sonucu, 18.373 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 48.901 vatandaşımız yaralanmış, 505 vatandaşımız sakat kalmış, 96.796 konut ve 15.939 işyeri kullanılamaz hale gelmiştir. İstanbul’a yaklaşık 120 km uzaklıktaki bu depremde; Avcılar&#8217;da 1823 konut ve 326 işyeri kullanılamaz hale gelmiş, İstanbul genelinde yaklaşık 4000 bina ağır hasar görmüştür.</p>
<p>Yapı üretim süreci, mevcut yapı stoku, kentleşme ve imar politikaları, afet sonrası planlama, mevzuat, Türkiye’yi 1999 depremine taşıyan tablonun parçalarını oluşturmuş, ülkemiz 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999’da büyük bir yıkımla karşı karşıya kalmıştır. 1999 depreminden 12 sene sonra meydana gelen Van depreminde aynı yıkımla yüz yüze gelmek ise olumsuzlukların varlığını korumaya devam ettiğinin birinci dereceden kanıtıdır. 26 Eylül 2019 tarihinde İstanbul’da gerçekleşen 5,8’lik deprem sonrası toplanma alanları, iletişim ve ulaşım gibi konularda yaşanan problemler, oluşan panik ortamı ise bizleri endişeye düşürmüştür.</p>
<p>Ulaşım yapıları ve köprülerin, dolgu alanlarının, tarihi eserlerin depremde vereceği tepkinin bilinmemesi, kentsel dönüşüm projelerindeki yanlışlıklar, su taşkınlarında bile yetersizliği açığa çıkan altyapı sorunları, dere yataklarını bile yerleşime açan imar uygulamaları, imar afları, afet sonrası çalışmaların taşıdığı soru işaretleri ve deprem bilincinin yeterince yaratılamaması, İstanbul`un tahmin edilenden öte yıkıcı bir etki altına gireceğini göstermektedir.</p>
<p><strong>Deprem Toplanma Alanları</strong></p>
<p>Deprem toplanma alanları daha özel olarak; üzerinde geçici kentlerin kurulabileceği, elektrik, su, ısınma, duş, tuvalet gibi temel ihtiyaçların karşılanabileceği altyapıya sahip büyük ve geniş alanlar olarak tarif edilmektedir. Dolayısıyla deprem toplanma alanı olarak gösterilen okul bahçelerinin, parkların, boş arazilerin toplanma alanı olarak belirlenmesinin, depremde yaşanması muhtemel kaotik ortamda, alana ulaşma problemlerinin yanı sıra, deprem sonrası olası yıkımlar sonucu kullanılamaz duruma gelebileceği de öngörülürse, bu alanların çoğunun gerçekçiliği bulunmamaktadır. Ayrıca 1999 depreminden sonra belirlenen bazı deprem toplanma alanları üzerine bugün AVM, rezidans inşa edildiği de tüm kamuoyu tarafından bilinmektedir.</p>
<p>Maltepe ve Yenikapı başta olmak üzere, kuvvetli yer hareketi ve tsunami etkisine karşı davranışının büyük belirsizlikler içerdiği dolgu alanlarının, bu toplanma alanlarına alternatif olarak sunulmuş olması ve daha da önemlisi afet sonrası acil durum eylem planlarında önemli rol oynadıkları düşünülmesi felakete davetiye çıkarmaktır.</p>
<p><strong>Acil Durum Yolları</strong></p>
<p>Depremleri afete dönüştüren en önemli etkenlerden biri de şehir içi ulaşımın yetersizliğidir. Dünya ölçeğinde trafiği en problemli kentlerden biri olan İstanbul için de deprem sonrası müdahale olanaklarının önündeki en ciddi engel ulaşım olarak öngörülmektedir. Kentlilerin yaşadığı ulaşım sorununun, deprem sonrasında nasıl bir afete dönüştüğünün en dramatik örnekleri 17 Ağustos 1999 depremini takip eden iki günde yaşanmıştır.</p>
<p>Acil ulaşım yol ağı, acil tıbbi hizmetlerin ulaşımına, kurtarma faaliyetlerine ve yardım malzemelerinin belirlenen alanlara ulaştırılmasına hizmet edeceğinden öncelikli bir yol ağıdır. Acil ulaşım yolları ve anayollarda tıkanmaların önlenmesi ve trafiğin sürekli akmasının sağlanması için, bu yollar üzerinde hiçbir surette parklanmaya izin verilmemesi gereklidir.</p>
<p>Ancak, 1999 yılında gerçekleşen Marmara Depremi sonrası başlatılan ve üç yıl süren bir çalışmayla belirlenen “Acil Ulaşım Yollarının” varlığı ise ne yazık ki tartışmalıdır. Bazı yollar kapatılmış, bazı yollar otopark haline getirilmiştir.</p>
<p>İstanbul’un trafik sorunu, deprem sonrası müdahale olanaklarının önündeki ciddi engellerdendir. Bugün yaşanan ulaşım sorunu, deprem sonrasında yaşamı doğrudan etkileyen içeriğe bürünecektir. Mevcut durumda bile, küçük bir trafik sorununun neredeyse bütün kent trafiğini zincirleme etkilediği düşünülürse, deprem sonrası nasıl bir vahametle karşı karşıya kalacağımız daha net anlaşılacaktır.<br />
Olası bir afet durumunda, çöken binalara bağlı olarak yol kapanmaları, binalara gelecek olası zarar hesaplarına dayandırılarak önlem alınmalı, toplanma alanları ile acil durum ulaşım ağı birbirine entegre edilerek, bütünlüklü bir yaklaşımla planlama yapılmalıdır. Aynı şekilde, tüm alt ve üst geçitlerin, köprülerin ve köprülü kavşaklar gibi ulaşım yapılarının deprem tepkiselliği araştırılmalıdır.</p>
<p><strong>İmar Affı</strong></p>
<p>1999 Kocaeli Depremi ile büyük ölçüde imar aflarının yarattığı, sağlam olmayan yapı stokunun yıkılmasının ağır bedeli topluma ödetilmiştir. Sütlüce, Sultanbeyli, Ümraniye, Kartal yıkımları topluma daha da ağır bedel ödetileceğin göstermiştir.</p>
<p>İmar affı ile İstanbul’da, depreme karşı dayanıksız, hiçbir mühendislik hizmet almadan inşa edilen riskli yapılar devlet eliyle meşrulaştırılmıştır. 06 Şubat 2019 tarihinde Kartal’da çöken, 21 kişinin hayatını kaybettiği binanın, imar affı kapsamında yapı kayıt belgesi almak için başvurduğunu göz önüne alırsak, denetimsizliğin ve bekleyen tehlikenin büyüklüğünü görebiliriz.</p>
<p>Deprem tehlikesi altında olan İstanbul’da, toplumun sağlığını ve can güvenliğini tehlikeye atan kentsel gelişmelere yol açacak, doğa olaylarının afete dönüşerek pek çok insanın hayatını kaybetmesine neden olacak popülist uygulamalar yeniden gözden geçirilmelidir. Binanın fen ve sanat kurallarına uygun yapılıp yapılmadığı, deprem güvenlikli olup olmadığı mal sahibinin beyanına değil mühendislik ve mimarlık süreçlerine bırakılmalıdır.</p>
<p><strong>Depremde Haberleşmenin Sağlanması</strong></p>
<p>Genel olarak afetlere özel olarak da depremlere ilk müdahale anında ve sonrası süreçte sürekli ve yeterli elektrik sağlanması ve haberleşme olanaklarının sürdürülmesi; gerek arama-kurtarma gerek sağlık gerekse farklı disiplinlerin alandaki çalışmalarının organize edilmesi açısından yaşamsal bir öneme sahiptir.</p>
<p>26 Eylül 2019 tarihinde 13.59’da meydana gelen depremin ardından, İstanbul’da cep telefon hatları ulaşılamaz hale gelmiş, kimi operatörler 18.00’a kadar hizmet verememiştir. Bu kesintilerden ötürü insanların yakınlarından haber alamaması hem bir panik ortamı yaratmış hem de olası büyük bir depremde, iletişim konusunda akıllarda soru işareti bırakmıştır.</p>
<p>17 Ağustos 1999 depreminden sonran bölgedeki iletişim hatlarının büyük çoğunluğunu kapsayan telefon santralları, enerji ve transmisyon sistemleri ve binaları ağır hasar almış; sadece Kocaeli bölgesinde 12.000’den fazla hat doğrudan devre dışı kalmıştı. Yakınlarına ulaşmaya çalışanların ve yardım organizasyon ekiplerinin yol açtığı yoğun telefon trafiği, telekomünikasyon sisteminin neredeyse tamamını çökertmişti. 26 Eylül 2019 depremi, İstanbul’da benzer bir senaryonun herhangi bir yıkım olmadan da gerçekleşebileceğini göstermiştir.</p>
<p>Bu doğrultuda İstanbul’da afet anında iletişimde meydana gelen yoğunlukları önlemek için planlamalar yapılmalı ve elektromanyetik dalgaların frekans aralıkları genişletilmelidir. Afet durumunda yaşanan yoğunluklara karşı ek bant genişliği sağlayan çeşitli projeler geliştirilmelidir.</p>
<p>Benzer sistemler 11 Eylül saldırıları, Katrina Kasırgası ve 7 Temmuz 2005 Londra’daki bombalama olaylarında kesintisiz iletişim sağlamıştır. Diğer bir önemli konuda, kamu olanakları ile kesintisiz internet altyapısı sağlanmasıdır. Geçtiğimiz yıl da görüldüğü üzere GSM şebekesinin çökmesine rağmen internet üzerinden sesli haberleşme olanağı olmuştur.</p>
<p>Operatörler, normal kullanıma göre yatırımlarını yaparlar, aşırı kullanım durumlarda ise ek çözümler yaratırlar. Maç ve mitinglerde olduğu gibi mobil baz istasyonlarının kullanılması buna örnek olarak verilebilir. Bu nedenle deprem gibi felaketlerde de haberleşme olanaklarının önceden planlanması lazımdır. Bu planlama bir tarafında halkın haberleşmesinin sürdürülebilirliği diğer taraftan da kurtarma faaliyetlerinin kesintisiz bir şekilde sürdürülebilirliği açısında önemlidir. Bu nedenle bütün operatörler acil durum planlarını yapmalı, nereye, kaç mobil baz istasyonu koyacağını belirlemelidir.</p>
<p><strong>Endüstriyel Kazalar ve Kimyasallardan Kaynaklı Risklerin Yönetimi</strong></p>
<p>Depremin tetikleyeceği ikincil afetler dediğimiz yangın, patlama, kimyasal ve gaz sızıntıları gibi tehlikeler deprem kadar önemli bir konudur.<br />
17 Ağustos 1999 depremi sonrası Kocaeli’nde, 200 ton susuz amonyak havaya salınımı, 1200 ton kriyojenik sıvı oksijenin serbest kalması, TÜPRAŞ petrol rafinerisinde çıkan yangınlar, sıvı petrol gazı sızıntısı ve petrol dökülmesi gibi sonuçlara yol açan birçok kimyasal kaza meydana gelmiştir.</p>
<p>İstanbul depreminde kimyasallardan kaynaklanabilecek olumsuz durumları en aza indirgeyecek acil önlemler alınmalıdır. Yerleşim alanlarının içinde kalmış kimyasal üretim, depolama vb. tesislerinin kent dışına taşınmasının gerçekleştirilmesi, büyük endüstriyel kazalara yönelik acil durum planları hazırlanmalı, kaza senaryoları modellemeleri yapılmalı, İstanbul’da kimyasal maddelerin envanteri çıkarılarak olası bir depremde bu kimyasalların ve bunlardan kaynaklanabilecek sorunların nasıl bertaraf edileceği mutlaka belirlenmelidir. Ayrıca I. ve II. Sınıf Gayri Sıhhi Müesseseler kapsamında yer alan Sanayi Tesisleri ve bunlarla iç içe geçmiş bulunan doğalgaz boru hatları, LPG boru hatları, yerleşim alanları içerisinde kurulan ve işletilen akaryakıt istasyonları, tüp gaz satış bayileri, taşımakta olduğu yangın ve endüstri kazaları olasılıkları ile kentleri patlamaya hazır birer bomba haline getirmekte ve yaşam güvenliğini ortadan kaldırmaktadır.</p>
<p>Endüstriyel tesislerin güvenlik ve birbirlerine yakınlık-uzaklık mesafeleri konusunda gerekli çalışmalar yapılarak standart ve gerekli koşullar imar mevzuatına yansıtılmalı; sorunlu alanlar “yapı yasaklı alan” ilan edilmelidir.<br />
Marmara Depremi sonrası yapılan incelemeler oluşan kayıpların bir kısmı taşıyıcı sistemlerin gördüğü zarara bağlı olarak tesisatlarda oluşan hasarlar nedeniyle meydana geldiği görülmüştür. Bu nedenle konut, sanayi, enerji, ulaşım vb. birçok alanla bağlantılı tesisat/mekanik tesisat sistemlerinin depremler ve diğer afetlerde taşıdığı önem itibarıyla bina ve doğal eki mekanik tesisatının tasarım, üretim ve bakımında üretenler ve denetleyenler konunun uzmanı mühendisler olmalı, bu husus bütün yasal düzenlemelerde ve Yapı Denetimi Yasası’nda yer almalıdır. Doğalgaz, elektrik, ısıtma kazanları, jeneratörler ve gaz tesisatları için erken uyarıcı ve gaz/akım kesici sistemler uygulanmalı, denetimleri meslek odalarınca yürütülmelidir.</p>
<p><strong>İlk 72 Saat</strong></p>
<p>Afet sonrası kurtarma birimlerinin aynı anda herkese ulaşabilmesi mümkün değildir. Bu nedenle afetlerde ilk 72 saat her birey kendi başınaymış gibi hazırlıklı olmalı, 3 günlük süreyi kapsayan bir Aile Afet Planı hazırlanmalıdır. İstanbul halkı afet anında ve sonrasında yapılacaklarla ilgili kamu spotları veya yerel yönetimler aracılığıyla bilgilendirilmelidir. Sarsıntı sonucu düşme tehlikesi olan eşyalar sabitlenmeli, deprem çantası mutlaka hazır bulundurulmalıdır. Deprem sırasında paniğe kapılmadan, çök-kapan-tutun hareketi yaparak sarsıntının geçmesini beklemelidir. Ayrıca tüm İstanbullular mahallesini ve komşularını mutlaka tanımalı, özellikle ilk 72 saat birbiriyle dayanışma içerisinde olmalıdır. Muhtarlıklar aracılığıyla engelli bireylerin ve yaşlıların adresleri belirlenerek deprem sonrası hızla tahliye işlemlerine yardımcı olunmalıdır.</p>
<p><strong>Kanal İstanbul ve Deprem</strong></p>
<p>Deprem alarmı verilmiş olan kentlerde deprem riskini artıracak eylemlerden kaçınmak gerekir. Yapımı düşünülen Kanal İstanbul, yörede insan nüfusunu ve yapılaşmayı artıracak, dolayısıyla da olası bir depremde daha fazla can ve mal kaybının yaşanmasına neden olabilecektir. Özellikle kanalın görece zayıf zeminler içerisine gömülmüş olan kısımları ile Marmara’ya açılan ucunun beklenen depremden etkileneceği ortadadır. Diğer bir husus da gerek normal gerekse afet zamanında Kanal İstanbul’un İstanbul ile Trakya arasında özellikle ulaşım, tedarik ve ikmal açısından ciddi bir bariyer oluşturacağıdır.</p>
<p>İstanbul Avrupa yakasında karada gözlenen bazı jeolojik süreksizliklerin diri (aktif) olup olmadığı konusu literatürde tartışma konusu olmaktadır. Önceki yıllarda Avrupa Yakası kıyıları açıklarında yapılan deniz sismiği çalışmalarında Ana Marmara Fayı’na açılı konumlanan, Ana Marmara Fayı ile kinematik ilişkisi tartışılan ve diri oldukları savunulan diri faylarla ilgili yayınlar yapılmıştır. Bu çalışmalardan biri 2014 yılında İstanbul Üniversitesi Jeofizik, Jeoloji ve Deniz Bilimleri Bölümlerinden dört akademisyenin Marmara Denizi’nin kuzeyinde yaptıkları deniz sismiği araştırmalarıdır. Bu araştırmada, bir bölümü Küçükçekmece Gölü tabanında olmak üzere kuzey Marmara Denizi tabanında birçok diri fay bulunmuştur.1</p>
<p>2016 yılında yayınlanan bir başka uluslararası bilimsel makalede İstanbul&#8217;un güneybatısı için 2002-2010 yılları arasındaki uzun bir dönemde PS-InSAR gözlemleri değerlendirilmiştir. Jeolojik verilerinden elde edilen faylanma özelliklerine de dayanarak, Küçükçekmece Gölü kenarında KKB-GGD doğrultulu ve sağ yönlü hareket eden bir başka diri fayın varlığı gösterilmiştir. Ölçülere göre fayın üzerindeki sağ yönlü fay hareketi 1 km’den daha sığ kilitlenme derinliğinde olup hareket değeri 5 mm/yıl olarak bulunmuştur.1</p>
<p>Uluslararası hakemli dergilerde yayınlanan bu iki makale Kanal İstanbul ÇED raporunda referans olarak gösterilmemiştir. Buna rağmen, Nihai ÇED raporunun Temmuz 2018 tarihinde revize “EK-18, Jeoloji̇k ve Jeotekni̇k Etütler-Jeoloji̇k ve Jeotekni̇k Raporu, Revi̇ze Ön Proje Jeoloji̇k-Hi̇drojeoloji̇k ve Mühendislik Jeoloji̇si̇ Raporu (Ci̇lt–1/11)” başlıklı ekindeki sayfa 43/249’daki bir cümlede “Bu verilere ilave olarak, Küçükçekmece Gölü bölgesinde ikincil faylar yer almaktadır. Bu fayların aktivitesi kesin olarak tespit edilebilmiş değildir. Fayların aktif olma durumu olması durumunda dahi, araştırmalar sonucunda, bu fayların 5.0 ‘in üzerinde bir büyüklükte depreme sebebiyet verebileceği ihtimali üzerinde durulmamaktadır. Bu sebeple bu bölgede yer alan faylar bu kesimde ciddi bir deprem potansiyeli oluşturmamaktadır. Bu kesimde yer alan faylarda oluşabilecek bir atımda küçük ölçekli deplasmanlar beklenebilir“ görüşü beyan edilmektedir. Bu ifadeden, ikincil fayların 5.0 büyüklüğünde bir deprem oluşturabileceği ve kanal güzergâhında deplasmanlar (yer değiştirmeler) yaratabileceği kabul edilmektedir. 26 Eylül 2019 tarihinde Silivri açıklarında 5,8 büyüklüğündeki depremi Ana Marmara Fayı’na açılı yerleşen bir tali fayın yarattığı düşünülürse, 5.0 ifadesinin hangi sismolojik ve deprem mühendisliği ölçütüne göre verildiği anlaşılamamıştır.1</p>
<p>İstanbul Avrupa yakasında Marmara kıyılarına yakın arazilerde mühendislikte “sağlam zemin” dediğimiz taban kaya çok derindedir. Yer yer bu taban kaya 300 metre derinliğe kadar inmektedir. Bu taban kayanın üzerindeki daha gevşek zemin özellikleri deprem dalgalarının büyütmesinde önemli rol oynayan nedenlerden biridir. Marmara’da beklenen 7.0 ve daha büyük bir depremin Kanal İstanbul güzergâhına yakınlığı ve güzergâh boyunca ortaya çıkabilecek sıvılaşma, zemin büyütmesi, eğim ve şev stabilitesi sorunları düşünüldüğünde çok daha büyük boyutlarda kayıplarla karşılaşacağımız açıktır. Bölgenin zemin büyütmesi özellikleri bilinmesine ve tespitler daha önce resmi olarak raporlanmış olmasına rağmen Kanal İstanbul güzergâhı boyunca deprem sırasında zemin büyütmelerine maruz kalacak beton kanalın nasıl davranacağına dair bir çalışma yapılmamıştır. 1</p>
<p>Kanal İstanbul’un inşaatı için harcanacak meblağ İstanbul ve çevresinin deprem kayıp risklerini azaltmak için kullanılmalıdır. Büyük can ve mal kayıplarına neden olacak deprem risklerinin azaltılması için bekleyen İstanbul’un önceliği Kanal değil, depremdir!</p>
<p>Değerli basın emekçileri,</p>
<p>İstanbul ve çevresinin deprem riski giderek artmaktadır. Depreme ve sonuçlarına karşı tedbirlerle ilgili mevzuat tamamlanmalı, denetim, gözetim ve uygulama sisteminin taşıdığı sorumluluğu yerine getirmesi sağlanmalıdır. “Doğanın er ya da geç intikam alacağını” söyleyerek kendi sorumluluklarını gölgelemeye çalışanları, hamaseti kamuoyunu yanıltmak için silah olarak kullananları, kentsel alanları sermaye gruplarına peşkeş çekenleri, su havzalarını, yeşili yok edenleri, “İstanbul’un kalbine hançer gibi gökdelen dikenleri”, kenti insanın değil, sermayenin ihtiyacına göre düzenleyenleri, bilimi ve meslek disiplinlerini önemsizleştirerek kaderciliği yönetim biçimi haline getirenleri tarih, İstanbul dramını yazanlar ve sahneleyenler olarak anacaktır.</p>
<p>TMMOB ve bağlı Odaları, mühendis, mimar ve şehir plancıları; meslek alanlarından edindikleri bilgi, birikim ve deneyim ile kamusal sorumluluğu gereği yaklaşan İstanbul depremi ile ilgili uyarılarını bugüne kadar yapmış ve yapmaya devam edecektir.</p>
<p>Bundan sonra da ilgili Bakanlıklar, İstanbul Valiliği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İlçe Belediyeleri, akademi ve sivil toplum kuruluşları ile kentin depreme hazırlanması konusunda ortak çalışmalar yapma arzusunda olduğumuzu, mesleki bilgi birikimimiz İstanbul halkının yararı için kullanmaktan imtina etmeyeceğini kamuoyuna saygıyla bildiririz.</p>
<p><strong>TMMOB İSTANBUL İL KOORDİNASYON KURULU</strong></p>
<p>1 Prof.Dr. Haluk Eyidoğan, Deprem ve Tsunami Etkileri Altında Kanal İstanbul (2020), İTÜ Jeofizik Mühendisliği Bölümü E. Öğretim Üyesi – TMMOB Kanal İstanbul Bilim Kurulu Üyesi</p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>Basın Açıklaması: İstanbul Depremi ve Beklenen Tehlikeler</title>
		<link>http://www.mimarist.org/basin-aciklamasi-istanbul-depremi-ve-beklenen-tehlikeler/</link>
		<pubDate>Fri, 27 Sep 2019 12:41:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[deprem yönetmeliği]]></category>
		<category><![CDATA[imar affı]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul deprem]]></category>
		<category><![CDATA[marmara deprem]]></category>
		<category><![CDATA[silivri deprem]]></category>
		<category><![CDATA[tmmob deprem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=17292</guid>
		<description><![CDATA[Basına ve kamuoyuna, 26 Eylül 2019, saat 13:59’da Marmara Denizinde, Silivri’nin 21,6 km açığında, 5.8 büyüklüğünde bir deprem gerçekleşti. Kandilli Rasathanesi verilene göre, yer kabuğunu 12,3 km derinliğinde olan depremin ardından en büyüğü 4.4 büyüklüğünde, 188 adet artçı deprem meydana gelmiştir. Dün gerçekleşen deprem, yaklaşık 15 milyon insanın yaşadığı İstanbul’un yanı]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Basına ve kamuoyuna,</strong></p>
<p>26 Eylül 2019, saat 13:59’da Marmara Denizinde, Silivri’nin 21,6 km açığında, 5.8 büyüklüğünde bir deprem gerçekleşti. Kandilli Rasathanesi verilene göre, yer kabuğunu 12,3 km derinliğinde olan depremin ardından en büyüğü 4.4 büyüklüğünde, 188 adet artçı deprem meydana gelmiştir.</p>
<p>Dün gerçekleşen deprem, yaklaşık 15 milyon insanın yaşadığı İstanbul’un yanı sıra Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bursa, Yalova, Bilecik gibi illerden de hissedilmiş olup herhangi bir can kaybına yol açmamıştır. İlk belirlemelere göre bazı binalarda çatlaklar oluşmuş, Avcılar Hacı Ahmet Tükenmez Camii minaresi yıkılmış, Bahçelievler’de bitişik 2 bina tedbir amaçlı tahliye edilmiştir.</p>
<p>24 Eylül ve 26 Eylül’de gerçekleşen depremler, Kumburgaz Baseni dediğimiz Silivri-Avcılar arasından geçen 34 km uzunluğundaki fayın kuzeyinde, artçıların dağılımı KB-GD doğrultusunda seyretmektedir.</p>
<p>Depremlerin odak mekanizma çözümleri ise küçük bir ters atım bileşeni olan sağ yönlü doğrultu atımlı faylanmaya işaret etmekte, gerilimi KB ve GD Yönüne doğru artırmaktadır. Son iki deprem Kumburgaz fay segmentinin uç noktasında olması, son yapılan çalışmalarda kilitli olduğu belirtilen bu fayı kırılmaya zorlayabilir. Ancak her iki deprem de beklenen asıl depremin öncüsü olduğunu, mevcut verilerle söylemek günümüz koşullarında mümkün değildir. Bu aşamada yapılması gereken, İstanbul’da artık deprem olacak mı olamayacak mı tartışmalarını bitirerek, acilen gerekli tedbirlerin alınması, depreme hazırlıklı olunması ve sismik aktivitelerin dikkatlice takip edilmesidir.</p>
<p>Yapı üretim süreci, mevcut yapı stoku, kentleşme ve imar politikaları, afet sonrası planlama, mevzuat, Türkiye’yi 1999 depremine taşıyan tablonun parçalarını oluşturmuş, ülkemiz 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999’da büyük bir yıkımla karşı karşıya kalmıştır. 1999 depreminden 12 sene sonra meydana gelen Van depreminde aynı yıkımla yüz yüze gelmek ise olumsuzlukların varlığını korumaya devam ettiğinin birinci dereceden kanıtı sayılmalıdır. Dün gerçekleşen deprem sonrası ise toplanma alanları, iletişim ve ulaşım gibi konularda yaşanan problemler, oluşan panik ortamı bizleri endişeye düşürmüştür.</p>
<p>İstanbul nüfusunun büyük bir kısmı 1. derece, önemli bir kısmı da 2. derece deprem bölgesinde yaşamaktadır.</p>
<p>Ulaşım yapıları ve köprülerin, dolgu alanlarının, tarihi eserlerin depremde vereceği tepkinin bilinmemesi, kentsel dönüşüm projelerindeki yanlışlıklar, su taşkınlarında bile yetersizliği açığa çıkan altyapı sorunları, dere yataklarını bile yerleşime açan imar uygulamaları, imar afları, afet sonrası çalışmaların taşıdığı soru işaretleri ve deprem bilincinin yeterince yaratılamaması, İstanbul`un tahmin edilenden öte yıkıcı bir etki altına gireceğini göstermektedir.</p>
<p><img class="aligncenter size-large wp-image-17293" src="http://www.mimarist.org/file/2019/09/deprem_ikk-1024x683.jpeg" alt="" width="900" height="600" srcset="http://www.mimarist.org/file/2019/09/deprem_ikk-1024x683.jpeg 1024w, http://www.mimarist.org/file/2019/09/deprem_ikk-300x200.jpeg 300w, http://www.mimarist.org/file/2019/09/deprem_ikk-768x512.jpeg 768w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<p><strong>Deprem Toplanma Alanları </strong></p>
<p>Deprem toplanma alanları daha özel olarak; üzerinde geçici kentlerin kurulabileceği, elektrik, su, ısınma, duş, tuvalet gibi temel ihtiyaçların karşılanabileceği altyapıya sahip büyük ve geniş alanlar olarak tarif edilmektedir. Dolayısıyla deprem toplanma alanı olarak gösterilen okul bahçelerinin, parkların, boş arazilerin toplanma alanı olarak belirlenmesinin, depremde yaşanması muhtemel kaotik ortamda, alana ulaşma problemlerinin yanı sıra, deprem sonrası olası yıkımlar sonucu kullanılamaz duruma gelebileceği de öngörülürse, bu alanların çoğunun gerçekçiliği bulunmamaktadır. Ayrıca 1999 depreminden sonra belirlenen bazı deprem toplanma alanları üzerine bugün AVM, rezidans inşa edildiği de tüm kamuoyu tarafından bilinmektedir.</p>
<p>Maltepe ve Yenikapı başta olmak üzere, kuvvetli yer hareketi ve tsunami etkisine karşı davranışının büyük belirsizlikler içerdiği dolgu alanlarının, bu toplanma alanlarına alternatif olarak sunulmuş olması ve daha da önemlisi afet sonrası acil durum eylem planlarında önemli rol oynadıkları düşünülmesi felakete davetiye çıkarmaktır.</p>
<p>İstanbul’da acilen uygun, güvenli ve yeterli sayıda deprem toplanma alanı belirlenmeli, halk bilgilendirilmelidir.</p>
<p><strong>Acil Durum Yolları</strong></p>
<p>Depremleri afete dönüştüren en önemli etkenlerden biri de, şehir içi ulaşımın yetersizliğidir. Dünya ölçeğinde trafiği en problemli kentlerden biri olan İstanbul için de deprem sonrası müdahale olanaklarının önündeki en ciddi engel ulaşım olarak öngörülmektedir. Kentlilerin yaşadığı ulaşım sorununun, deprem sonrasında nasıl bir afete dönüştüğünün en dramatik örnekleri 17 Ağustos 1999 depremini takip eden iki günde yaşanmıştır.</p>
<p>Acil ulaşım yol ağı, acil tıbbi hizmetlerin ulaşımına, kurtarma faaliyetlerine ve yardım malzemelerinin belirlenen alanlara ulaştırılmasına hizmet edeceğinden öncelikli bir yol ağıdır. Acil ulaşım yolları ve anayollarda tıkanmaların önlenmesi ve trafiğin sürekli akmasının sağlanması için, bu yollar üzerinde hiç bir surette parklanmaya izin verilmemesi gereklidir.</p>
<p>Ancak, 1999 yılında gerçekleşen Marmara Depremi sonrası başlatılan ve üç yıl süren bir çalışmayla belirlenen “Acil Ulaşım Yollarının” varlığı ise ne yazık ki tartışmalıdır. Bazı yollar kapatılmış, bazı yollar otopark haline getirilmiştir.</p>
<p>İstanbul’un trafik sorunu, deprem sonrası müdahale olanaklarının önündeki ciddi engellerdendir. Bugün yaşanan ulaşım sorunu, deprem sonrasında yaşamı doğrudan etkileyen içeriğe bürünecektir. Mevcut durumda bile, küçük bir trafik sorununun neredeyse bütün kent trafiğini zincirleme etkilediği düşünülürse, deprem sonrası nasıl bir vahametle karşı karşıya kalacağımız daha net anlaşılacaktır.</p>
<p>Olası bir afet durumunda, çöken binalara bağlı olarak yol kapanmaları, binalara gelecek olası zarar hesaplarına dayandırılarak önlem alınmalı, toplanma alanları ile acil durum ulaşım ağı birbirine entegre edilerek, bütünlüklü bir yaklaşımla planlama yapılmalıdır.  Aynı şekilde, tüm alt ve üst geçitlerin, köprülerin ve köprülü kavşaklar gibi ulaşım yapılarının deprem tepkiselliği araştırılmalıdır.</p>
<p><strong>İmar Affı </strong></p>
<p>1999 Kocaeli Depremi ile büyük ölçüde imar aflarının yarattığı, sağlam olmayan yapı stokunun yıkılmasının ağır bedeli topluma ödetilmiştir. Sütlüce, Sultanbeyli, Ümraniye, Kartal yıkımları topluma daha da ağır bedel ödetileceğin göstermiştir.</p>
<p>İmar affı ile İstanbul’da, depreme karşı dayanıksız,  hiçbir mühendislik hizmet almadan inşa edilen riskli yapılar devlet eliyle meşrulaştırılmıştır. Kartal’da çöken, 21 kişinin hayatını kaybettiği binanın, imar affı kapsamında yapı kayıt belgesi almak için başvurduğunu göz önüne alırsak, denetimsizliğin ve bekleyen tehlikenin büyüklüğünü görebiliriz.</p>
<p>Deprem tehlikesi altında olan İstanbul’da,  toplumun sağlığını ve can güvenliğini tehlikeye atan kentsel gelişmelere yol açacak, doğa olaylarının afete dönüşerek pek çok insanın hayatını kaybetmesine neden olacak popülist uygulamalar yeniden gözden geçirilmelidir. Binanın fen ve sanat kurallarına uygun yapılıp yapılmadığı, deprem güvenlikli olup olmadığı mal sahibinin beyanına değil mühendislik ve mimarlık süreçlerine bırakılmalıdır.</p>
<p><strong>Depremde Haberleşmenin Sağlanması</strong></p>
<p>Genel olarak afetlere özel olarak da depremlere ilk müdahale anında ve sonrası süreçte sürekli ve yeterli elektrik sağlanması ve haberleşme olanaklarının sürdürülmesi; gerek arama-kurtarma, gerek sağlık gerekse farklı disiplinlerin alandaki çalışmalarının organize edilmesi açısından yaşamsal bir öneme sahiptir.</p>
<p>26 Eylül 2019 tarihinde 13.59’da meydana gelen depremin ardından, İstanbul’da cep telefon hatları ulaşılamaz hale gelmiş, kimi operatörler 18.00’a kadar hizmet verememiştir. Bu kesintilerden ötürü insanların yakınlarından haber alamaması hem bir panik ortamı yaratmış hem de olası büyük bir depremde, iletişim konusunda akıllarda soru işareti bırakmıştır.</p>
<p>17 Ağustos 1999 depreminden sonran bölgedeki iletişim hatlarının büyük çoğunluğunu kapsayan telefon santralları, enerji ve transmisyon sistemleri ve binaları ağır hasar almış; sadece Kocaeli bölgesinde 12.000’den fazla hat doğrudan devre dışı kalmıştı. Yakınlarına ulaşmaya çalışanların ve yardım organizasyon ekiplerinin yol açtığı yoğun telefon trafiği, telekomünikasyon sisteminin neredeyse tamamını çökertmişti. 26 Eylül depremi, İstanbul’da benzer bir senaryonun herhangi bir yıkım olmadan da gerçekleşebileceğini göstermiştir.</p>
<p>Bu çerçevede İstanbul’da afet anında iletişimde meydana gelen yoğunlukları önlemek için planlamalar yapılmalı ve elektromanyetik dalgaların frekans aralıkları genişletilmelidir. Afet durumunda yaşanan yoğunluklara karşı ek bant genişliği sağlayan çeşitli projeler geliştirilmelidir. Benzer sistemler 11 Eylül saldırıları, Katrina Kasırgası ve 7 Temmuz 2005 Londra’daki bombalama olaylarında kesintisiz iletişim sağlamıştır. Diğer bir önemli konuda, kamu olanakları ile kesintisiz internet altyapısı sağlanmasıdır. Dün de görüldüğü üzere GSM şebekesinin çökmesine rağmen internet üzerinden sesli haberleşme olanağı olmuştur</p>
<p>Operatörler, normal kullanıma göre yatırımlarını yaparlar, aşırı kullanım durumlarda ise ek çözümler yaratırlar. Maç ve mitinglerde olduğu gibi mobil baz istasyonlarının kullanılması buna örnek olarak verilebilir. Bu nedenle deprem gibi felaketlerde de haberleşme olanaklarının önceden planlanması lazımdır. Bu planlama bir tarafında halkın haberleşmesinin sürdürülebilirliği diğer taraftan da kurtarma faaliyetlerinin kesintisiz bir şekilde sürdürülebilirliği açısında önemlidir. Bu nedenle bütün operatörler acil durum planlarını yapmalı, nereye, kaç mobil baz istasyonu koyacağını belirlemelidir.</p>
<p><strong>Endüstriyel Kazalar ve Kimyasallardan Kaynaklı Risklerin Yönetimi</strong></p>
<p>Depremin tetikleyeceği ikincil afetler dediğimiz yangın, patlama, kimyasal ve gaz sızıntıları gibi tehlikleler deprem kadar önemli bir konudur.</p>
<p>17 Ağustos 1999 depremi sonrası Kocaeli’nde, 200 ton susuz amonyak havaya salınımı, 1200 ton kriyojenik sıvı oksijenin serbest kalması, TÜPRAŞ petrol rafinerisinde çıkan yangınlar, sıvı petrol gazı sızıntısı ve petrol dökülmesi gibi sonuçlara yol açan birçok kimyasal kaza meydana gelmiştir.</p>
<p>İstanbul depreminde kimyasallardan kaynaklanabilecek olumsuz durumları en aza indirgeyecek acil önlemler alınmalıdır. Yerleşim alanlarının içinde kalmış kimyasal üretim, depolama vb. tesislerinin kent dışına taşınmasının gerçekleştirilmesi, büyük endüstriyel kazalara yönelik acil durum planları hazırlanmalı, kaza senaryoları modellemeleri yapılmalı, İstanbul’da kimyasal maddelerin envanteri çıkarılarak olası bir depremde bu kimyasalların ve bunlardan kaynaklanabilecek sorunların nasıl bertaraf edileceği mutlaka belirlenmelidir.</p>
<p>Ayrıca I. ve II. Sınıf Gayri Sıhhi Müesseseler kapsamında yer alan Sanayi Tesisleri ve bunlarla iç içe geçmiş bulunan doğalgaz boru hatları, LPG boru hatları, yerleşim alanları içerisinde kurulan ve işletilen akaryakıt istasyonları, tüp gaz satış bayileri,  taşımakta olduğu yangın ve endüstri kazaları olasılıkları ile kentleri patlamaya hazır birer bomba haline getirmekte ve yaşam güvenliğini ortadan kaldırmaktadır.</p>
<p><strong>İlk 72 Saat</strong></p>
<p>Afet sonrası kurtarma birimlerinin aynı anda herkese ulaşabilmesi mümkün değildir. Bu nedenle afetlerde ilk 72 saat her birey kendi başınaymış gibi hazırlıklı olmalı, 3 günlük süreyi kapsayan bir Aile Afet Planı hazırlanmalıdır. İstanbul halkı afet anında ve sonrasında yapılacaklarla ilgili kamu spotları veya yerel yönetimler aracılığıyla bilgilendirilmelidir. Sarsıntı sonucu düşme tehlikesi olan eşyalar sabitlenmeli, deprem çantası mutlaka hazır bulundurulmalıdır. Deprem sırasında paniğe kapılmadan, çök-kapan-tutun hareketi yaparak sarsıntının geçmesini beklemelidir.</p>
<p>Ayrıca tüm İstanbullular mahallesini ve komşularını mutlaka tanımalı, özellikle ilk 72 saat birbiriyle dayanışma içerisinde olmalıdır. Muhtarlıklar aracılığıyla engelli bireylerin ve yaşlıların adresleri belirlenerek deprem sonrası hızla tahliye işlemlerine yardımcı olunmalıdır.</p>
<p>Değerli basın emekçileri,</p>
<p>TMMOB ve bağlı Odaları, mühendis, mimar ve şehir plancıları; meslek alanlarından edindikleri bilgi, birikim ve deneyim ile kamusal sorumluluğu gereği yaklaşan İstanbul depremi ile ilgili uyarılarını bugüne kadar yapmış ve yapmaya devam edecektir.</p>
<p>Bundan sonrada ilgili Bakanlıklar, İstanbul Valiliği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İlçe Belediyeleri, akademi ve sivil toplum kuruluşları ile kentin depreme hazırlanması konusunda ortak çalışmalar yapma arzusunda olduğumuzu, mesleki bilgi birikimimiz İstanbul halkının yararı için kullanmaktan imtina etmeyeceğini kamuoyuna saygıyla bildiririz.</p>
<p><strong>TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ</strong></p>
<p><strong>İSTANBUL İL KOORDİNASYON KURULU</strong></p>
]]></content:encoded>
			</item>
	</channel>
</rss>
