<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>çöken bina &#8211; Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi</title>
	<atom:link href="http://www.mimarist.org/tag/coken-bina/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mimarist.org</link>
	<description>Mimarlar Odası Toplum Hizmetinde...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 30 Jun 2026 07:02:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://www.mimarist.org?v=4.9.22</generator>
	<item>
		<title>Bilimi ve Tekniği Reddetmekten Derhal Vazgeçin!</title>
		<link>http://www.mimarist.org/bilimi-ve-teknigi-reddetmekten-derhal-vazgecin/</link>
		<pubDate>Thu, 07 Feb 2019 17:22:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Odadan]]></category>
		<category><![CDATA[bina çökmesi]]></category>
		<category><![CDATA[çöken bina]]></category>
		<category><![CDATA[kartal]]></category>
		<category><![CDATA[kartal bina]]></category>
		<category><![CDATA[kartalda çöken bina]]></category>
		<category><![CDATA[mimarlar odası basın açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[mimarlar odası kartal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=16451</guid>
		<description><![CDATA[Basına ve Kamuoyuna, 6 Şubat 2019 Çarşamba günü İstanbul’un Kartal İlçesi, Orhantepe Mahallesi, Sema Sokak’ta bulunan; 1 bodrum, 1 zemin ve 7 normal kattan oluşan bir binada meydana gelen çökme sonucu resmi açıklamalara göre 13 canımız yaralanmış, 11 canımız ise hayatını kaybetmiştir.  Politik ve ekonomik rantı, çevre ve insan sağlığına]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Basına ve Kamuoyuna,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">6 Şubat 2019 Çarşamba günü İstanbul’un Kartal İlçesi, Orhantepe Mahallesi, Sema Sokak’ta bulunan; 1 bodrum, 1 zemin ve 7 normal kattan oluşan bir binada meydana gelen çökme sonucu resmi açıklamalara göre 13 canımız yaralanmış, 11 canımız ise hayatını kaybetmiştir.  Politik ve ekonomik rantı, çevre ve insan sağlığına tercih eden anlayışlar ile ihmal, cehalet ve denetimsizliğin birleşiminden ortaya çıkan bu facia neticesinde hayatını kaybeden vatandaşlarımızın ailelerine başsağlığı, yaralanan vatandaşlarımıza ve bina sakinlerine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor ve kayıplarımızın daha fazla artmamasını diliyoruz.</span></p>
<div id="attachment_16452" style="width: 910px" class="wp-caption aligncenter"><img class="size-large wp-image-16452" src="http://www.mimarist.org/file/2019/02/whatsapp-image-2019-02-07-at-19.12.39-1024x577.jpeg" alt="" width="900" height="507" srcset="http://www.mimarist.org/file/2019/02/whatsapp-image-2019-02-07-at-19.12.39-1024x577.jpeg 1024w, http://www.mimarist.org/file/2019/02/whatsapp-image-2019-02-07-at-19.12.39-300x169.jpeg 300w, http://www.mimarist.org/file/2019/02/whatsapp-image-2019-02-07-at-19.12.39-768x432.jpeg 768w, http://www.mimarist.org/file/2019/02/whatsapp-image-2019-02-07-at-19.12.39.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /><p class="wp-caption-text">Fotoğraf: Emine Coşkun</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Konuya ilişkin, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Kartal Bölge Temsilciliğimiz yetkilileri tarafından olay anından hemen sonra yerinde yapılan gözlemler ve görüşmeler sonucunda; </span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Yapının 1992 yılında 5 katlı olarak yapı ruhsatına sahip olduğu ve son 3 katın ruhsatsız olarak inşa edildiği,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Yapının iskânının olmadığı, zemin katında da çalışma ruhsatı olmayan hazır giyim atölyesinin bulunduğu, bodrum katında da daha önceleri marangoz atölyesinin yer aldığı,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Nüfus müdürlüğünün kayıtlarına göre binada 43 kişinin ikamet ettiği, 1999 depreminden sonra yapının taşıyıcı sistemlerinde çatlaklar oluştuğu ve bu çatlakların sıva ile kapatıldığı, </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Yapının çökme saatinden yaklaşık 1,5 saat önce binada bir gürültü ile çatlaklar oluştuğu ve zemin katta atölyede çalışanların dışarıya çıktığı ancak bir süre sonra tekrar yapı içine girmiş oldukları, </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Binanın çökmesinden önce herhangi bir patlama olmadığı,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Bina ıslak hacimleri içindeki fayans kaplamaların kabardığı ve taşıyıcı sistemlerde çatlakların bulunduğu, </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Yıkılan binanın yanında bulunan ve yapının çökmesi sırasında taşıyıcı sistemlerinde hasar oluşan 8 katlı, 18 daireli bir apartmanın da mühürlenerek boşaltıldığı, gece saatlerinden sonra aynı bölgede aynı gerekçe ile toplam 7 yapının daha boşaltıldığı,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Ayrıca göçük üzerinde yapılan ilk gözlemler sonucu, 1999 Marmara Depreminde bütün göçen binalarda rastladığımız betonarme detay, sistem ve malzeme hatalarının (etriye sıklığı, beton ve inşaat demiri kalitesi ve buna bağlı korozyon vb.) bulunduğu ve binanın düşey taşıyıcı sisteminin taşıma kapasiteni yitirdiği tespit edilmiştir.</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir başka can yakıcı tespitimiz ise, yapının çökmesinden hemen sonra afet yönetiminin yetersiz olmasıdır. Zira alan içinde yaşanan kargaşa ve yaratılan panik, kurumlar arası diyalog ve disiplinin olmaması, bölgedeki ana ulaşım yollarında uzun süre akıcılığın sağlanamaması, çöken binanın hemen karşısında boş olan parsel ve yol genişliğinin yeterli olmasına rağmen kurtarma çalışmalarındaki düzenin ilk iki saatte gerekli şekilde yapılamadığı gibi hususlar afet yönetiminin yetersizliğini açıkça göstermektedir.</span></p>
<div id="attachment_16453" style="width: 910px" class="wp-caption aligncenter"><img class="size-large wp-image-16453" src="http://www.mimarist.org/file/2019/02/img_6841-1024x768.jpg" alt="" width="900" height="675" srcset="http://www.mimarist.org/file/2019/02/img_6841-1024x768.jpg 1024w, http://www.mimarist.org/file/2019/02/img_6841-300x225.jpg 300w, http://www.mimarist.org/file/2019/02/img_6841-768x576.jpg 768w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /><p class="wp-caption-text">Fotoğraf: Osman Güdü</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Facia sonrası yaşananlar, 1999 Marmara depreminin üzerinden geçen 20 yıla rağmen afet yönetimi konusunda hiçbir gelişme gösterilmemiş olduğunu, gerek idareler gerek toplum nezdinde yeni bir afet anlayışı, yönetimi ve eğitimi seferberliğinin başlatılması gerekliliğini ortaya çıkarmıştır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplum olarak büyük bedeller ödediğimiz ve yaraları hala kapanmayan 1999 Marmara depreminin ardından, bir doğa olayı olan depremleri afetlere çeviren en önemli nedenin; bilime, tekniğe, doğaya ve çevreye saygılı olmayan, ekonomik ve politik olarak kısa vadeli çıkarları gözeten anlayışlar olduğu ortaya çıkmıştı. Bu bağlamda, TMMOB ve bağlı meslek odaları tarafından ısrarla dile getirilen kaçak yapılaşmayı teşvik eden imar affı politikasından vazgeçilmesi gerektiği sadece uzmanlar ve uzman kuruluşlar tarafından değil, kamu idareleri ve otoriteleri tarafından da kabul edilmiş ve bu konuda nerdeyse yazılı olmayan bir toplumsal mutabakat oluşturulmuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak ne yazık ki ülkemizdeki deprem ve afet olgusu, 1999 Büyük Marmara Depreminden beri yerel ve merkezi yönetimler tarafından </span><b>“afetlere önlem almak yerine afetleri ekonomik fırsata çevirmek” </b><span style="font-weight: 400;">olarak özetleyebileceğimiz bir şekilde, kentsel rant ve bütçeye gelir kaynağı olarak ele alınmıştır.  Bu amaçla çıkarılan imar aflarının ise sağlıklı ve güvenli yerleşim alanlarının elde edilebilmesi konusunda en büyük engeli teşkil ettiği, özellikle seçim zamanları çıkacak imar affı beklentisinin kaçak yapılaşmayı teşvik ettiği bilinmektedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ne yazık ki yakın zamanda da, ülkenin defalarca içine düşürüldüğü imar affı tuzağı, bu kez imar barışı adı altında ve yine bir seçim öncesinde, ancak bu kez diğer af yasalarında rastlanmayan ölçüde geniş bir kapsamı içererek gündeme gelmiş ve yasanın devamında çıkarılan tebliğlerle de bu kapsam daha da genişletilmiştir. Odamız tarafından iptali amacıyla yargıya taşınan ve başta İstanbul’daki tüm yerel yönetimler ile birlikte merkezi yönetimlere de uyarı yazıları gönderilen bu imar affı ile, “ülkedeki tüm yapıların fen ve sağlık şartlarına uygun olması devletin yükümlülüğü altındadır ve bu yükümlülük devredilemez” hükmü, Anayasaya ve diğer kanunlara aykırı olarak yapı maliklerine devredilebilmiştir. Nitekim bugün hepimizi derinden üzen Kartal Faciasına konu olan yapı içinde imar barışı için başvuru yapıldığı bilinmektedir&#8230;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonuç olarak, Kartal’da yaşanan facianın bundan sonra yaşanabilecekler hakkında bir uyarı olarak kabul edilip; çevreyi, kenti ve tüm canlıların hayatını tehlikeye atan, bilime ve tekniğe aykırı planlama ve imar uygulamalarından vazgeçilmesi ve imar barışı yasasının derhal iptal edilmesi gerektiğini bir kez daha önemle vurguluyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Saygılarımızla</span></p>
<p>Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>Basın Açıklaması: Yağışları Afete Dönüştüren Yönetim Anlayışıdır</title>
		<link>http://www.mimarist.org/basin-aciklamasi-yagislari-afete-donusturen-yonetim-anlayisidir/</link>
		<pubDate>Tue, 31 Jul 2018 08:02:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Odadan]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[beyoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[çöken bina]]></category>
		<category><![CDATA[sel]]></category>
		<category><![CDATA[sütlüce]]></category>
		<category><![CDATA[toprak kayması]]></category>
		<category><![CDATA[yağış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=15759</guid>
		<description><![CDATA[24 Temmuz’da Sütlüce’de inşaat istinat duvarının yıkılmasıyla birlikte bitişik parselde bulunan ve  daha sonra kaçak olduğu anlaşılan bir binanın çökmesi, 28 Temmuz’da Sancaktepe’de okul bahçesinin istinat duvarının ve yine bir başka parseldeki çökme ve ardından 30 Temmuz’da Ümraniye’de yine bir inşaat istinat duvarının çökmesi, sürdürülmekte olan imar politikalarını, kamu denetimini, mimarlık ve mühendislik hizmetinin önemini ve inşaat sektöründeki denetimsizliği...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;">31.07.2018</p>
<p>24 Temmuz’da Sütlüce’de inşaat istinat duvarının yıkılmasıyla birlikte bitişik parselde bulunan ve  daha sonra kaçak olduğu anlaşılan bir binanın çökmesi, 28 Temmuz’da Sancaktepe’de okul bahçesinin istinat duvarının ve yine bir başka parseldeki çökme ve ardından 30 Temmuz’da Ümraniye’de yine bir inşaat istinat duvarının çökmesi, sürdürülmekte olan imar politikalarını, kamu denetimini, mimarlık ve mühendislik hizmetinin önemini ve inşaat sektöründeki denetimsizliği, kamuoyunda bir kez daha tartışılır hale getirdi.</p>
<p>Her dört olayda da can kaybının yaşanmaması belki de tek tesellimizdir. Zarar ziyana uğrayan tüm vatandaşlarımıza bir kez daha geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.</p>
<p>İstinat duvarlarının yıkılması ve göçmelerin hemen ardından ilgili belediyeler adeta sorumluluklarını gizleme telaşı ve suçluluk duygusu içinde ‘masum’ olduklarını kamuoyuna anlatmak için inşaatların ruhsatlı olduğunu, Sütlüce’de yıkılan binanın kaçak olduğunu ve yıkımlara şiddetli yağmurun sebep olduğunu açıkladılar.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-15760" src="http://www.mimarist.org/file/2018/07/yagislari-afete-donusturen.png" alt="" width="800" height="600" srcset="http://www.mimarist.org/file/2018/07/yagislari-afete-donusturen.png 800w, http://www.mimarist.org/file/2018/07/yagislari-afete-donusturen-300x225.png 300w, http://www.mimarist.org/file/2018/07/yagislari-afete-donusturen-768x576.png 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p>Yağmur, kar, rüzgâr, depremler doğa olaylarıdır ve kaçınılmaz olarak yaşanacaktır. Ancak bu doğa olaylarının felakete dönüşmemesi bizim elimizdedir. Çarpık kentleşme, denetimsiz yapılaşma, aşırı betonlaşma, artan altyapı sorunları, iklim değişikleriyle birlikte özellikle büyük kentlerde sıradan doğa olaylarının bile felakete dönüşmesine yol açmaktadır. Yakın dönemde İstanbul’da şahit olduğumuz seller, taşkınlar, dolu afeti, göçük ve çöküntüler, son olayların tesadüfen üst üste gelmediğini apaçık göstermektedir. Bu felaketler ancak mesleki teknik hizmetlerin bilimsel veriler ışığında ve kamu yararını esas alan imar politikaları çerçevesinde hayata geçirilmesi ile önlenebilir.</p>
<p>‘İmar barışı’ da dahil son yıllardaki bütün kanun ve yönetmelik değişiklikleri sağlıklı yaşanılabilir bir çevrenin oluşmasına yönelik değil, finansal kaynak esaslı rant politikaları odaklıdır. Yapı kayıt belgesi başvurularında bina güvenliğinin mülkiyet sahibinin sorumluluğunda tutulması, ‘kamu yararı esaslı’ bir yönetim anlayışının ürünü olamaz. İnşaat ruhsatlarında mimar ve mühendislerin imzalarının aranmaması yönündeki yeni düzenleme, bu meslek hizmetlerinin birer bürokratik işlem olarak görülüyor olmasının sonucudur. Yıkılan istinat duvarları incelendiğinde, teknik yetersizlik açıkça görülmektedir. Mimarlık-mühendislik okullarının birinci sınıfında öğretilen ve en basit detay olan barbakanların, yani biriken zemin sularının tahliyesi için istinat duvarlarında açılması gereken boşlukların bile olmaması, inşaatların mesleki hizmet ve denetimden ne denli uzak olduğunu göstermektedir.</p>
<p>Özetle, yaşanan felaketlerin sorumlusu yağışlar değil sürdürülmekte olan rant odaklı merkezi ve yerel imar politikalarıdır. Mimarlar Odası olarak mesleki hizmetlerin kamu ve toplum yararı temelinde sürdürülmesi yönündeki mücadelemize devam edeceğimizi bildirir, mesleki hizmetlerin güvencesi olan meslek odalarının yapı sektöründeki öneminin kavranmasını ve tüm yönetim kademelerinin yaşanan tüm bu felaketlerden ders çıkarmasını dileriz.</p>
<p>Saygılarımızla</p>
<p><strong>TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi</strong></p>
]]></content:encoded>
			</item>
	</channel>
</rss>
