<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi</title>
	<atom:link href="http://www.mimarist.org/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mimarist.org</link>
	<description>Mimarlar Odası Toplum Hizmetinde...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 03 Aug 2026 14:20:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://www.mimarist.org?v=4.9.22</generator>
	<item>
		<title>Kayseri Mimarsinan OSB Giriş Mekanları Öğrenci Mimari Fikir Yarışması</title>
		<link>http://www.mimarist.org/kayseri-mimarsinan-osb-giris-mekanlari-ogrenci-mimari-fikir-yarismasi/</link>
		<pubDate>Mon, 03 Aug 2026 14:19:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Odadan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=25434</guid>
		<description><![CDATA[KAYSERİ – Abdullah Gül Üniversitesi (AGÜ) Mimarlık Fakültesi, TMMOB Mimarlar Odası Kayseri Şubesi ve Kayseri Mimarsinan Organize Sanayi Bölgesi (MSOSB) iş birliğiyle düzenlenen “Kayseri Mimarsinan OSB Giriş Mekânları Öğrenci Mimari Fikir Yarışması” başvurulara açıldı. Yarışma, Türkiye ve KKTC’deki mimarlık öğrencilerini kentin üretim ve mimari mirasını geleceğin vizyonuyla buluşturan...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;" data-original-font-size="15"><b><strong>KAYSERİ’NİN YENİLİKÇİ SANAYİ VİZYONU YARATICI MİMARİ FİKİRLERİN ÜRETİLMESİNİ SAĞLIYOR: KAYSERİ MİMARSİNAN OSB GİRİŞ MEKÂNLARI ÖĞRENCİ MİMARİ FİKİR YARIŞMASI BAŞLADI</strong></b></p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-font-size="15"><b><strong>KAYSERİ</strong></b> – Abdullah Gül Üniversitesi (AGÜ) Mimarlık Fakültesi, TMMOB Mimarlar Odası Kayseri Şubesi ve Kayseri Mimarsinan Organize Sanayi Bölgesi (MSOSB) iş birliğiyle düzenlenen <b><strong>“Kayseri Mimarsinan OSB Giriş Mekânları Öğrenci Mimari Fikir Yarışması”</strong></b> başvurulara açıldı. Yarışma, Türkiye ve KKTC’deki mimarlık öğrencilerini kentin üretim ve mimari mirasını geleceğin vizyonuyla buluşturan prestijli kentsel eşikler tasarlamaya davet ediyor.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-font-size="15"><b><strong>Yeryüzü, Kök ve Zaman: Mimar Sinan’ın Mirasından Geleceğin Sanayisine</strong></b> sloganı ile kapsamı üretilen yarışmada;</p>
<ul style="font-weight: 400;">
<li data-original-font-size="15"><b><strong>Yeryüzü (Başlangıç):</strong></b> Erciyes silueti, topoğrafya, rüzgâr ve güneşle kurulan fiziksel ilişkiyi,</li>
<li data-original-font-size="15"><b><strong>Kök (Aidiyet):</strong></b> Mimar Sinan’ın doğduğu topraklardaki yapısal mirası, taşın dürüstlüğünü ve zanaat köklerini,</li>
<li data-original-font-size="15"><b><strong>Zaman (Dönüşüm):</strong></b> Kayseri sanayisinin dinamizmini, teknolojik dönüşümü ve kentsel hafızanın sürekliliğini temsil ediyor.</li>
</ul>
<p style="font-weight: 400;" data-original-font-size="15">Yarışma kapsamında katılımcılardan, MSOSB’nin 3 ana giriş kapısını belirlenen konseptler doğrultusunda bütüncül bir tasarımla ele almaları bekleniyor:</p>
<ol style="font-weight: 400;">
<li data-original-font-size="15"><b><strong>Mimar Sinan Kapısı:</strong></b> <em>“Yeşil ve Sürdürülebilir Üretim”</em></li>
<li data-original-font-size="15"><b><strong>OSB Kapısı (Ana Giriş):</strong></b> <em>“Anadolu’dan Dünyaya Açılan Kapı”</em></li>
<li data-original-font-size="15"><b><strong>Cami Kapısı:</strong></b> <em>“Teknoloji ve İnovasyon”</em></li>
</ol>
<p style="font-weight: 400;" data-original-font-size="15"><b><strong>Katılım Koşulları ve Başvuru Süreci</strong></b></p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-font-size="15">Serbest, ulusal ve tek aşamalı olarak kurgulanan yarışma, T.C. ve KKTC üniversitelerinin Mimarlık Bölümü lisans öğrencilerine açıktır. Katılımcılar farklı disiplinlerden lisans öğrencileriyle en az 2 kişilik ekipler oluşturabilecek; ancak <b><strong>ekip başının Mimarlık Bölümü öğrencisi olması zorunlu</strong></b> olacaktır.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-font-size="15">Katılımın tamamen <b><strong>ücretsiz</strong></b> olduğu yarışmada dijital teslimler <b><strong>23 Eylül 2026</strong></b> tarihine kadar yarisma.msosb@gmail.com adresine iletilecektir.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-font-size="15"><b><strong>Toplam 625.000 TL Ödül Dağıtılacak</strong></b></p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-font-size="15">Jüri başkanlığını Prof. Dr. Burçin Cem Arabacıoğlu&#8217;nun (MSGSÜ) üstlendiği ve akademisyenler ile serbest mimarlardan oluşan uzman seçici kurulun değerlendirmeleri sonucunda dereceye giren projelere şu ödüller verilecektir:</p>
<table style="font-weight: 400;">
<thead>
<tr>
<td data-original-font-size="15">
<p data-original-font-size="15"><b><strong>Ödül Kategorisi</strong></b></p>
</td>
<td data-original-font-size="15">
<p data-original-font-size="15"><b><strong>Ödül Miktarı</strong></b></p>
</td>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td data-original-font-size="15">
<p data-original-font-size="15"><b><strong>Birincilik Ödülü</strong></b></p>
</td>
<td data-original-font-size="15">
<p data-original-font-size="15">250.000 TL</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td data-original-font-size="15">
<p data-original-font-size="15"><b><strong>İkincilik Ödülü</strong></b></p>
</td>
<td data-original-font-size="15">
<p data-original-font-size="15">150.000 TL</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td data-original-font-size="15">
<p data-original-font-size="15"><b><strong>Üçüncülük Ödülü</strong></b></p>
</td>
<td data-original-font-size="15">
<p data-original-font-size="15">75.000 TL</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td data-original-font-size="15">
<p data-original-font-size="15"><b><strong>Eşdeğer Mansiyon (3 Adet)</strong></b></p>
</td>
<td data-original-font-size="15">
<p data-original-font-size="15">50.000 TL <em>(Her biri için)</em></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="font-weight: 400;" data-original-font-size="15">Ayrıca, uygulanmasına karar verilen proje müelliflerinin isimleri, yapı üzerinde yer alacak bir plaketle ölümsüzleştirilerek müelliflik haklarına saygı duruşunda bulunulacaktır.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-font-size="15"><b><strong>Seçici Kurul Jüri Üyeleri:</strong></b></p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-font-size="15"><b><strong>Seçici Kurul Danışman Üyeleri:</strong></b></p>
<ul style="font-weight: 400;">
<li data-original-font-size="15">Prof. Dr. Burak ASİLİSKENDER (Dekan, Abdullah Gül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi)</li>
<li data-original-font-size="15">Mehmet ARAR (Yönetim Kurulu Başkanı, Kayseri Mimarsinan OSB)</li>
<li data-original-font-size="15">İhsan NARİN (Yönetim Kurulu Başkan Vekili, Kayseri Mimarsinan OSB)</li>
<li data-original-font-size="15">Zafer Tarık TANER (Şube Başkanı, TMMOB Mimarlar Odası Kayseri Şubesi)</li>
</ul>
<p style="font-weight: 400;" data-original-font-size="15"><b><strong>Seçici Kurul Asli Üyeleri:</strong></b></p>
<ul style="font-weight: 400;">
<li data-original-font-size="15">Prof. Dr. Burçin Cem ARABACIOĞLU (Mimar, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi) – <em>Jüri Başkanı</em></li>
<li data-original-font-size="15">Dr. Öğr. Üyesi Sema SERİM (Mimar, Erciyes Üniversitesi Mimarlık Fakültesi)</li>
<li data-original-font-size="15">Dr. Öğr. Üyesi Ömer Devrim AKSOYAK (Mimar, Abdullah Gül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi)</li>
<li data-original-font-size="15">Doğan TÜRKKAN (Serbest Mimar)</li>
<li data-original-font-size="15">Pınar GÜNER (Serbest Mimar)</li>
<li data-original-font-size="15">Mert USLU (Serbest Mimar)</li>
<li data-original-font-size="15">Hakan ÖZKAN (Serbest Mimar)</li>
</ul>
<p style="font-weight: 400;" data-original-font-size="15"><b><strong>Seçici Kurul Yedek Üyeleri:</strong></b></p>
<ul style="font-weight: 400;">
<li data-original-font-size="15">Dr. Öğr. Üyesi Bahar ELAGÖZ TİMUR (Mimar, Abdullah Gül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi)</li>
<li data-original-font-size="15">Öğr. Gör. Dr. Nihan MUŞ ÖZMEN (Mimar, Abdullah Gül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi)</li>
<li data-original-font-size="15">Ahmet ÖĞÜT (Mimar, TMMOB Mimarlar Odası Kayseri Şubesi 18. Dönem Yönetim Kurulu Üyesi)</li>
</ul>
<p style="font-weight: 400;" data-original-font-size="15"><b><strong>Raportörler:</strong></b></p>
<ul style="font-weight: 400;">
<li data-original-font-size="15">Arş. Gör. Aslıhan ATILGAN (Peyzaj Mimarı, Abdullah Gül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi)</li>
<li data-original-font-size="15">Nur ŞAHİN (Mimar, TMMOB Mimarlar Odası Kayseri Şubesi)</li>
<li data-original-font-size="15">Arzu ERYİĞİT (Basın Yayın Sorumlusu, Kayseri Mimarsinan OSB)</li>
</ul>
<p style="font-weight: 400;" data-original-font-size="15"><b><strong>Yarışma Takvimi</strong></b></p>
<ul style="font-weight: 400;">
<li data-original-font-size="15"><b><strong>Yarışma İlan Tarihi:</strong></b> 30 Temmuz 2026</li>
<li data-original-font-size="15"><b><strong>Son Soru Sorma Tarihi:</strong></b> 12 Ağustos 2026 (Saat 17.00)</li>
<li data-original-font-size="15"><b><strong>Son Başvuru ve Dijital Teslim:</strong></b> 23 Eylül 2026 (Saat 17.00)</li>
<li data-original-font-size="15"><b><strong>Jüri Değerlendirmesi:</strong></b> 24-25 Eylül 2026</li>
<li data-original-font-size="15"><b><strong>Sonuçların Açıklanması:</strong></b> 25 Eylül 2026</li>
<li data-original-font-size="15"><b><strong>Ödül Töreni, Sergi ve Kolokyum:</strong></b> Ekim 2026&#8217;nın ilk haftası</li>
</ul>
<p style="font-weight: 400;" data-original-font-size="15"><b><strong>Detaylı Bilgi ve Şartname İçin:</strong></b></p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-font-size="15"><b><strong>Web:</strong></b> <a href="https://www.kaymimod.org/tr/yarismalar/kayseri-mimarsinan-osb-giris-kapilari-tasarimi-ulusal-ogrenci-fikir-yarismasi" data-original-font-size="15">kaymimod.org Yarışmalar Sayfası</a></p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-font-size="15"><b><strong>E-posta:</strong></b> yarisma.msosb@gmail.com</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-font-size="15"><b><strong>Telefon:</strong></b> (0352) 232 61 49</p>
<p data-original-font-size="15"><img class="aligncenter size-large wp-image-25435" src="http://www.mimarist.org/file/2026/08/20260803115506_0-724x1024.jpeg" alt="" width="724" height="1024" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/08/20260803115506_0-724x1024.jpeg 724w, http://www.mimarist.org/file/2026/08/20260803115506_0-212x300.jpeg 212w, http://www.mimarist.org/file/2026/08/20260803115506_0-768x1087.jpeg 768w, http://www.mimarist.org/file/2026/08/20260803115506_0.jpeg 1500w" sizes="(max-width: 724px) 100vw, 724px" /></p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>Tescilli Mimarlık Büroları</title>
		<link>http://www.mimarist.org/tescilli-mimarlik-burolari/</link>
		<pubDate>Mon, 03 Aug 2026 05:00:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Üyelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">/?p=588</guid>
		<description><![CDATA[2026 yılı tescilli mimarlık büroları. Liste sıralamaları Mimarlar Odası üye sicil numarasına göre yapılmıştır. Haftalık olarak güncellenmektedir. &#160; &#160;]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>2026 yılı tescilli mimarlık büroları.<br />
Liste sıralamaları Mimarlar Odası üye sicil numarasına göre yapılmıştır.<br />
Haftalık olarak güncellenmektedir.</p>
<a class="fullscreen-mode" href="http://www.mimarist.org/themencode-pdf-viewer-sc/?tnc_pvfw=ZmlsZT0vaW5jbHVkZS91cGxvYWRzL3lheWlubGFyL3Rlc2NpbGxpLnBkZiZzZXR0aW5ncz0xMTExMDEwMTExMTExMTExMTAwJmxhbmc9dHI=#page=&zoom=auto&pagemode=none" target="_blank">Tam Ekran Göster</a><br><iframe width="900" height="1030" src="http://www.mimarist.org/themencode-pdf-viewer-sc/?tnc_pvfw=ZmlsZT0vaW5jbHVkZS91cGxvYWRzL3lheWlubGFyL3Rlc2NpbGxpLnBkZiZzZXR0aW5ncz0xMTExMDEwMTExMTExMTExMTAwJmxhbmc9dHI=#page=&zoom=auto&pagemode=none" title=""></iframe>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>TMMOB 49. DÖNEM ÇALIŞMA PROGRAMI YAYINLANDI</title>
		<link>http://www.mimarist.org/tmmob-49-donem-calisma-programi-yayinlandi/</link>
		<pubDate>Fri, 31 Jul 2026 13:43:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=25426</guid>
		<description><![CDATA[Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 49. Dönem (2026-2028) Çalışma Programı, Yönetim Kurulu'nun 18 Temmuz 2026 tarihli toplantısında kabul edildi. Çalışma Programına ulaşmak için: https://www.tmmob.org.tr/belgeler/calisma-programi...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-25427" src="http://www.mimarist.org/file/2026/07/48gk0.jpg" alt="" width="688" height="550" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/07/48gk0.jpg 688w, http://www.mimarist.org/file/2026/07/48gk0-300x240.jpg 300w" sizes="(max-width: 688px) 100vw, 688px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 49. Dönem (2026-2028) Çalışma Programı, Yönetim Kurulu&#8217;nun 18 Temmuz 2026 tarihli toplantısında kabul edildi.</p>
<p>Çalışma Programına ulaşmak için: <span style="color: #000080;"><a style="color: #000080;" href="https://www.tmmob.org.tr/belgeler/calisma-programi">https://www.tmmob.org.tr/belgeler/calisma-programi</a></span></p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>İKTİDARCILIĞIN GÖLGESİNDE DEMOKRASİYLE OLAN SINAVIMIZ</title>
		<link>http://www.mimarist.org/iktidarciligin-golgesinde-demokrasiyle-olan-sinavimiz/</link>
		<pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:30:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Erkan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Odadan Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=25423</guid>
		<description><![CDATA[Ahmet Erkan TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Sekreter Üyesi &#160; İnsanlık tarihi, kendi ellerimizle kurduğumuz kurumların zamanla bizi yutan birer canavara dönüşmesinin de tarihidir. Toplumun ortak iradesini, adaletini ve huzurunu korumak üzere inşa edilen devlet mekanizması, gücü elinde tutanların elinde halka hizmet için bir amaca değil, kendi varlığını besleyen]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Ahmet Erkan<br />
<em>TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Sekreter Üyesi</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İnsanlık tarihi, kendi ellerimizle kurduğumuz kurumların zamanla bizi yutan birer canavara dönüşmesinin de tarihidir. Toplumun ortak iradesini, adaletini ve huzurunu korumak üzere inşa edilen devlet mekanizması, gücü elinde tutanların elinde halka hizmet için bir amaca değil, kendi varlığını besleyen müstakil bir nesneye dönüşür. Güç merkezileştikçe, halktan yalıtılmış bir seçkinler kastı doğar. Tepedeki yankı odalarında fısıldaşanlar, aşağıda hayatta kalma mücadelesi veren kitlelerin çığlığına sağırlaşır. Bu sağırlaşma, iktidar aygıtının içinde küçük kabilelerin, yani hiziplerin türemesiyle derinleşir. Artık kavga toplumun refahı için değil, devlet aygıtından koparılacak en büyük pay içindir.</p>
<p>Bugün karşı karşıya olduğumuz en büyük tehlike, bu iktidar odaklı zihniyetin yalnızca devletin zirvesiyle sınırlı kalmayıp, toplumun bütün kişilerine ve kurumlarına adeta bir virüs gibi sirayet etmiş olmasıdır. Siyasi partilerden sendikalara, meslek odalarından sivil toplum örgütlerine, hatta bireysel ilişkilere kadar her alan, gücü kutsallaştıran ve kendi küçük tahakküm alanını kurmaya çalışan bu hastalıklı aklın işgali altındadır.  Gücün, tek merkezde toplanması büyük bir sorun. Çünkü bu tüm denetim mekanizmalarını formaliteye dönüştürüyor. Tüm yapılar kişi odaklı bir sisteme dönüştüğünde, kişiler kurumları belirler. Yani tüm sınırlar bir kişinin esnetebileceği, kendi çıkarları doğrultusunda eğip bükeceği bir hale evrilir. Ve liyakatın hiçbir anlamı kalmaz. Burada en çok es geçilen konulardan biri ekonomik bağımlılıktır. <strong>Bu konu, örgütlü mücadelemizin temel gündemlerinden biri olmalıdır.</strong>  Çünkü; devlet kaynakları dağıtan aygıtken, insanlar o kaynaklara bağımlı varlıklar haline geliyor. Ve ekonomik bağımlılık politik sessizlik üretiyor. Ekonomik olarak bağımlı bir toplum politik olarak özgür olamaz. Bu durumda insanlar sisteme bütünleşik şekilde yaşadıkları için, eleştirmekten çekinip, sorgulamaktan kaçınıp, itiraz etmekten korkar oluyorlar. Çünkü; İşleri, projeleri, destekleri, maaşları açısından devlete bağımlıdırlar. Ekonomik bağımsızlık olmadan hiçbir şey değişmez ve sistem kendisini yeniden üretir. Peki kırılma nasıl başlar?  Küçük üretim ağları, bağımsız gelir kaynakları, aracısız ekonomi mümkün kılınırsa. Bu küçümsenen şey aslında en kritik alan ve böyle bir atmosferde en zor kısımlardan birisi de kutuplaşmayı beslememek.  Sistem için en kullanışlı yakıt ‘<strong>’biz ve onlar’’</strong> olduğu sürece kimse kendi tarafının hatasını görmediği için, denetim hepten ölür. Çünkü kutuplaşmış, bir birine düşman, bölünmüş bir toplumda kimse kendi tarafının kusurlarını görmüyor.  Her durumda taraf olduğu cenahtan yana, ‘’bizimkiler yanlış yapmaz’’ düşüncesine sarılıyor. Ve böyle bir atmosferde sağlıklı bir hayatın gelişmesi mümkün değil. Çünkü tarafsız bir ortam kurulması imkansız hale geliyor. Ve bu düzeni güdenler medyayı da tekeline alarak gündemi belirleyip rıza üretimini devreye sokuyor. Sonuçta insanlar gerçek problemleri değil, kendilerine gösterilenleri tartışmaya başlıyor. Bu sistem hukuku da araç haline getirerek, seçici şekilde uyguluyor. Hiç bir kuralı tanımadan yasaları eğip bükerek, siyasi baskıya açık hale getiriliyor. Eğer insanlar hak aramıyorsa, hukuka güvenmiyorsa,  adaletsizliği kabulleniyorsa, en iyi Anayasa bile işlemez ve hukuk adalet değil, güç üretir. Fakat tüm bunlar, toplumsal psikolojiyle de doğrudan ilgili. Yani sadece yukarıdakiler değil, aşağıdan gelen beklenti de sistemi şekillendirir. Özgürlükten korkan ve güçlü lider arzulayan toplumlar, sistematik sömürüyle karşı karşıya kalıyor. Güç merkezileştiğinde ekonomi bağımlılık yaratıyor. Toplum kutuplaşıyor, medya yönlendiriliyor, hukuk esnetiliyor ve bunların hepsi birbirini besliyor. Türkiye’de bu temel sorunlar kültürel süreçlerle doğrudan bağlantılı.  Her alanda bir uygulama problemi var. Yasaları uygulama, kuralları uygulama, sınırları uygulama noktasında hepsinin her temelde çiğnendiği bir gerçeklik içinde doğup büyümekle alakalı aslında. Yani kurallar var ama onları koruyacak refleks zayıf. Eğer bir sistemde insanlar bizim taraf kazansın da nasıl olursa olsun diyorsa kısa vadeli çıkarı, uzun vadeli adalete tercih ediyorsa; orada hiçbir mekanizma uzun süre güçlü kalamaz.</p>
<p>Bu noktada acı bir gerçeği itiraf etmek gerekir: <strong>Bugün toplumu ve kurumları yönetenlerin gerçek anlamda hiçbir siyaseti yoktur.</strong> Onların sahip olduğu tek şey, çıplak bir iktidar ve mülkiyet hırsıdır. Siyasetin ve felsefenin kadim düsturudur: <strong>Her siyasetin bir amacı yoktur; ancak her amacın mutlaka bir siyaseti olmak zorundadır.</strong> Günümüzün yönetici elitleri ve kurum içi hizipleri, toplumsal bir amaca sahip olmadıkları için siyaset de üretemezler. Yaptıkları şey, siyaset süsü verilmiş gündelik taktikler, algı operasyonları ve koltuk savunma reflekslerinden ibarettir. Gerçek bir toplumsal kurtuluş, adalet ya da eşitlik amacınız yok ise yürüttüğünüz faaliyet siyaset değil, sadece bir zümrenin çıkarlarını koruma mühendisliğidir. Oysa bilinmelidir ki, <strong>bir liderin veya sistemin büyüklüğü sahip olduğu güçle değil, gücü nasıl kullandığı ile ölçülür.</strong> Gücü bir tahakküm kırbacı olarak kullananlar cüceleşirken, onu adaletin hizmetine sunanlar büyür. Toplumsal çürümeyi hızlandıran bu kuşatmadan bir an önce kurtulmanın çaresine bakmak, insan onurunu ve ortak yaşamı savunmanın ilk şartıdır.</p>
<p>Bu iktidar odaklı erkek egemen zihniyetin, toplumun tüm hücrelerine bu denli kolay sızabilmesinin arkasında, insanın derin bir psikolojik zaafı yatmaktadır: <strong>Özgürlüğün yükünden kaçış ve çobanı kutsama refleksi.</strong><strong> Tarihsel bir gerçekliktir ki</strong>; <strong>sürü kendi güvenliği için çobanı yüceltir.</strong> Özgürlüğün getirdiği yalnızlık, sorumluluk ve belirsizlik yükünü taşımakta zorlanan insan, kendisini güçlü bir otoriteye teslim etmeye eğilimlidir. ‘<em>’Özgür olmak; karar vermek, hata yapmak ve bu hatanın faturasını tek başına ödemek demektir. Oysa bir kliğe, kabileye ya da otoriter bir yapıya teslim olmak, bireye sahte bir güvenlik duygusu ve sorumluluktan kaçış konforu sunar. Kurt kapmasın diye çobanın asasına sığınan sürü, günün sonunda o asanın kendi sırtında patlamasına ya da bizzat çoban tarafından mezbahaya götürülmesine razı olur.</em>’’ (E. Fromm) Hizipler, kitlelerin bu psikolojik zayıflığını çok iyi bilir ve onlara <em>&#8220;Bizim parçamız ol, senin yerine biz düşünelim, seni biz koruyalım&#8221;</em> vaadinde bulunur.</p>
<p>Çünkü çok iyi bilinir ki; <strong>insanlar düşünmeyi bıraktığında, otorite sorgulanmaz hale gelir.</strong> Akli tembellik, biat kültürünün en verimli toprağıdır. Kitleler kendi adlarına akıl yürütmekten, soru sormaktan ve şüphe duymaktan vazgeçtikleri an, tepedeki gücün meşruiyeti sorgulanamaz bir tabuya dönüşür. <strong>İnsanları korkuyla yönetebilirsiniz, fakat saygı yalnızca adaletle kazanılır.</strong> Korkuya dayalı itaat sabun köpüğü gibidir; adalet ve şeffaflıkla örülmeyen hiçbir otorite kalıcı bir saygı üretemez. <em>&#8220;</em><strong>İnsanın en büyük arzusu, tapınacak birini ve vicdanının yükünü devredecek bir otoriteyi bulmaktır</strong><em>.&#8221;</em> (Dostoyevski)</p>
<p>İktidarın bu körleştirici doğasını büyük şairimiz Nazım Hikmet şu ölümsüz dizeleriyle adeta yüzümüze çarpar: <em>&#8221; </em><strong>Demir parmaklıklardan bakış değil, Kendi hırslarının zindanından bakıştır körlük.&#8221; </strong>Yönetenlerin kitlelerden koparak kendi yarattıkları o küçük zindanlara hapsolması, topluma yabancılaşmanın en uç noktasıdır. Fransız yazar ve düşünür Albert Camus ise bu yabancılaşmayı ve iktidarın her şeyi aynılaştırma çabasını sertçe eleştirir. Camus&#8217;a göre, her şeyi tek bir kalıba dökmek isteyen totaliter ve baskıcı zihniyet yaşamın düşmanıdır; çünkü <em>&#8221; </em><strong>Başkaldırı, insanları köleleştiren o soğuk ve gri aynılığa karşı, hayatın çok sesli rengini savunmaktır.&#8221;</strong></p>
<p>Siyaset, özü itibarıyla bir &#8220;sorun çözme sanatı&#8221; ise, doğası gereği farklılıkları barındırmak zorundadır. Çatışan çıkarların, benzersiz kimliklerin ve farklı fikirlerin olmadığı bir yerde sorun da olmaz, siyasete duyulan ihtiyaç da ortadan kalkar. İktidarı merkezine alan zihniyetin en büyük hatası, siyaseti farklılıkları ortadan kaldırmak, insanları tek tipleştirmek ve tebaa gibi aynılaştırmak sanmasıdır. Oysa gerçek siyaset, <strong>farklılıkları yok etmek değil, o farklılıkları adil bir uzlaşıyla bir arada tutma sanatıdır.</strong></p>
<p>İmmanuel Kant, aydınlanmayı insanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir &#8220;vesayet durumundan&#8221; kurtulması olarak tanımlar. Kantçı felsefede <strong>bir hükümdar kanunların üstünde değil, onun ilk hizmetçisi olmalıdır.</strong> Gücü elinde tutan, kendisini yasanın kaynağı veya üstü ilan ettiği an hukuk çöker. İşte gerçek demokratik solun ve Kantçı aydınlanmanın en büyük sınavı buradadır: Toplumu sadece kurumsal olarak değil, psikolojik ve zihinsel olarak da özgürleştirmek; insanı düşünmeye zorlayarak çobana ihtiyaç duymayacak, kendi özgürlüğünün sorumluluğunu göğüsleyecek cesarete ve özerkliğe ulaştırmaktır. <strong>Bugün tüm yönetim biçimlerinin en büyük ortak düşmanı, kitleleri tek tipleştirerek ve düşünceden arındırarak sürekli bir akli ve siyasi vesayet altında tutmak isteyen bu iktidar odaklı yaklaşımdır. </strong>Kant’ın ahlak felsefesindeki en sarsılmaz ilke, insanın asla bir amaca ulaşmak için araç olarak kullanılamayacağı, onun bizzat bir &#8220;amaç&#8221; olduğudur. Oysa iktidar hırsıyla gözü dönmüş klikler ve hizipler, halkı sadece kendi koltuk savaşlarında tahkim edecekleri birer piyon, seçim dönemlerinde sandığa sürülecek birer araç olarak görürler. Machiavelli’nin uyardığı gibi; siyaset ortak iyiyi arama sanatı olmaktan çıkıp, dar grupların devleti veya yönettikleri kurumları yağmalama savaşına dönüştüğünde, o toplumu bir arada tutan sosyal sözleşme de yırtılıp yok olur gider.</p>
<p>Bu yozlaşmanın en hazin sahnesi ise &#8220;sol&#8221; adı altında sergilenen oportünizmdir. Sol, doğası gereği ezilenlerin sesi, adaletsizliğe karşı bir isyan ve gücün tabana yayılmasını savunan bir ufuk çizgisidir. Ancak ne yazık ki, sol etiketini bir zırh gibi kuşanıp iktidarın konforuna alan açan oportünizm, devrimci retoriklerin arkasına saklanarak kendi hiziplerini besler. Statükonun rengini değiştirip özünü koruyan bu yaklaşım, gerçek solun ahlaki zeminini aşındırır. Siyasi partiler, sendikalar ve meslek odaları, kitlelerin hak arama mevzileri olmaktan çıkıp, liderlik koltuklarının ve delege hesaplarının yarıştığı birer küçük &#8220;iktidar gösterisi arenasına&#8221; dönüşür. &#8220;Genel İradenin yerini hiziplerin özel İradeleri aldığında, o yapının adı sendika da olsa, siyasi parti de olsa, meslek odası da olsa halka yabancılaşmış demektir&#8221;. ( J.J. Rousseau )</p>
<p>Hizipçiliğin ve klik siyasetinin en karanlık psikolojik mekanizması tam da burada, itaat ve kontrol ilişkisinde devreye girer. <strong>Seni kontrolleri altında tutmak isteyen insanlar, eğer bunu başaramıyorlarsa, seni hemen &#8216;aksi ve geçimsiz&#8217; bir insan olarak suçlamaya başlayacaklardır.</strong> Hiziplerin ve kurumsal dalkavukların asıl derdi, senin ilkelerinle, bağımsız duruşunla ve önüne koyduğun ahlaki sınırlarla başa çıkamıyor olmalarıdır. Biat çemberinin dışına çıkan, kliklerin delege hesaplarına boyun eğmeyen her özgür irade, bu iktidar odakları tarafından anında &#8220;uyumsuzlukla&#8221; veya &#8220;düzen bozuculukla&#8221; suçlanır. Oysa, o &#8220;aksi&#8221; ilan edilen dik duruş, güce teslim olmayan insan onurunun en saf göstergesidir. Çünkü <strong>lider veya sistem kendisini değil gerçeği merkeze koyduğu sürece büyüktür.</strong> Kendi egosunu, kliğini veya koltuğunu merkeze alanlar, gerçeğin ışığını söndüren birer karanlık odak noktasından başka bir şey değildir.</p>
<p>Bu yapısal çürümeyi tartışırken, sol siyasetin kendi tarihiyle hesaplaşması ve &#8220;Reel Sosyalizm&#8221; deneyiminin yarattığı derin travmayı masaya yatırması da kaçınılmaz bir zorunluluktur. 20. yüzyılda insanlığa sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya vadeden Reel Sosyalist pratikler, ne yazık ki güç fetişizminin, sorgulanamayan otoritelerin ve kitlelerden kopuşun en trajik sahnelerine ev sahipliği yapmış ve geriye dönüşlerle yıkılmışlardır. <strong>Antonio Gramsci</strong>, hapishane defterlerinde bu tehlikeye dikkat çekerek, gerçek bir toplumsal dönüşümün sadece devlet aygıtını ele geçirmekle olamayacağını, asıl mücadelenin tabanda ve kültürel alanda verilmesi gerektiğini savunmuştur. Yazara göre, kitlelerin rızasını, eleştirel aklını ve katılımını dışlayan, yukarıdan aşağıya kurulan her egemenlik biçimi er ya da geç bir bürokratik diktatörlüğe dönüşmeye mecburdur. Kapitalizmin adaletsizliğine karşı haklı bir başkaldırı olarak doğan bu deneyimler, ne yazık ki iktidara geldikten sonra devlet aygıtını zayıflatarak yok etmek yerine, onu tarihin gördüğü en devasa, en hantal bürokratik aygıta dönüştürmüştür. Siyasetin yönü tabandan tavana doğru değil, yukarıdan aşağıya doğru bir emre dönüşmüştür. İşçi sınıfı adına hareket ettiğini iddia eden öncü parti, zamanla &#8220;bürokrasinin demir kafesine ‘’ (Max Weber)   sıkışmış ve kitlelerin üzerinde yeni bir egemen kasta dönüşmüştür. Fabrikalarda kurulması hayal edilen işçi konseyleri partinin yukarıdan atadığı memurların hiyerarşik çarkları arasında ezilmiş; böylece gerçek demokratik solun en temel nüvesi olan doğrudan katılım daha yolun başında boğulmuştur.</p>
<p>Reel sosyalizmin sol siyasete bıraktığı bu olumsuz miras, günümüzün siyasi parti, meslek odası ve sendikalarındaki hizipçiliğin ve oportünizmin de entelektüel köklerini beslemektedir. Kendini &#8220;halkın ve doğrunun biricik temsilcisi&#8221; ilan eden o sekter ve merkeziyetçi akıl, bugün hala sol etiketli yapıların içinde yaşamaya devam etmektedir. Kararların demokratik tartışmalarla değil, &#8220;merkezi genelgelerle&#8221; genellikle tek kişi tarafından alındığı, aykırı seslerin &#8220;hizipçilikle&#8221; suçlanarak bastırıldığı ama asıl hizipçiliği tepedeki dar kliklerin yaptığı bu statüko, reel sosyalizmin bürokratik reflekslerinin günümüze kadar gelen tortularıdır.</p>
<p>Rosa Luxemburg, <em>&#8220;Özgürlük, her zaman farklı düşünenin özgürlüğüdür&#8221;</em> diyerek, demokratik bir sistemin ancak çoğulculukla ve farklılıkların bir arada özgürce tartışılmasıyla yaşayabileceğini haykırmıştır. Tolstoy, <strong>&#8220;Yönetmek, başkalarına şiddet uygulamaktır ve iktidar insanı yozlaştırır&#8221; </strong>diyerek, insanların hiyerarşik klikler tarafından değil, vicdan ve adalet temelinde kendi kendilerini yönetmesi gerektiğini savunur. Unutulmamalıdır ki, <strong>bir liderin ilk görevi adaleti kendi çıkarının üzerinde tutmaktır.</strong> Adaleti kendi ikbaline kurban edenlerin kurduğu yapılar, ihtişamlı görünse de ahlaken çökmüş saraylardır. Diyebilir ki, <strong>yöneticinin itibarı sarayının büyüklüğünden değil, halkının ona duyduğu güvenden gelir.</strong> Güvenin bittiği yerde, altın varaklı saraylar sadece birer israf abidesine dönüşür.</p>
<p>Benzer şekilde, <strong>El-Farabi</strong> de <em>el-Medinetü&#8217;l-Fazıla</em> (Erdemli Şehir) adlı eserinde, ideal bir toplumu yönetenlerin hırslardan arınmış, adil ve toplumun tüm katmanlarını ortak bir iyi etrafında birleştirebilen bilge kişiler olması gerektiğini söyler. Farabi&#8217;ye göre, yönetenler toplumu aynılaştırmaya çalışmaz; tam tersine, adalet farklı unsurların kendi doğallıkları içinde, ahenkle bir arada yaşatılmasıdır. Eğer yönetim kliklerin eline geçerse, o şehir erdemini kaybeder ve bir &#8220;cahil şehre&#8221; dönüşür. <strong>Ali Şeriati</strong> yönetenlerin iktidarı bürokratik hale getirmelerini ve din ya da ideoloji adına kitlelerin uyuşturulmasını sertçe eleştirmiştir. Şeriati, kurumsal hale gelmiş gücün insanları kullaştırdığını, gerçek inancın ve devrimci sol aklın ise insanı özgürleştiren, tek tipleşmeye direnen bir uyanış olduğunu savunur. Bu nedenle gerçek bir demokratik sol, reel sosyalizmin bu merkeziyetçi, insanları tek tipleştiren sapmasıyla arasına kalın bir çizgi çekmek zorundadır. Sol, iktidarı toplumun üzerinde sallanan bir sopa olarak gören bu devletçi fetişizmi reddetmelidir. Geçmişin hatalarından çıkarılacak en büyük ders şudur: <em>Sosyalizm, eksik bir demokrasi değil; demokrasinin farklılıkları kucaklayan en radikal, en geniş ve en doğrudan biçimidir.</em></p>
<p>Peki, toplumun tüm gözeneklerine sızan bu iktidar odaklı zihniyetten kurtulmanın yolu, bu kör dövüşünün alternatifi nedir? Alternatif; gücü merkezde toplayıp kitleleri pasifleştiren her türlü bürokratik akla karşı, gerçek demokratik siyaseti hayata geçirmektir. Gerçek bir demokratik sol, iktidarı ele geçirilip yukarıdan aşağıya hükmedilecek bir &#8220;baskı aracı&#8221; olarak görmez. Onun davranış biçimi tahakküm değil, dayanışmadır; temsil değil, doğrudan katılımdır. Bu alternatif modelin kalbi ise <strong>yerel meclisler</strong> ve <strong>mahalle komiteleri gibi halkın tüm kesimlerinin içinde bulunduğu, temsil edildiği ve azınlıkların tüm haklarının güvence altına alındığı yerel örgütlenmelerdir</strong>. Kadim Çin bilgesi <strong>Lao Tzu</strong>&#8216;nun felsefesinde vücut bulan şu kural bu meclislerin temelidir: <strong>En iyi yönetici, halkın varlığını en az hissettiği yöneticidir; işi bittiğinde insanlar &#8216;bunu kendimiz yaptık&#8217; der.</strong> İşte doğrudan demokrasinin zirvesi budur; kitleleri bir lidere kul etmek değil, onlara kendi güçlerini keşfettirmektir. Çünkü <strong>gerçek lider insanları peşine sürükleyen değil, onları erdemli olmaya yöneltendir.</strong></p>
<p><strong>Bizlerin tam da bu noktada, meslek odalarının ve demokratik kitle örgütlerinin omuzlarındaki tarihsel sorumluluğu hatırlaması gerekir: Yaşam alanlarımızı, kentlerimizi ve doğamızı rant odaklı çıkar kliklerinin yağmasından koruma mücadelesi, tam da bu demokratik yerel meclis pratiğinin toplumsal zeminidir.</strong> Yerel meclisler, kararların kapalı kapılar ardında klikler tarafından değil, o karardan doğrudan etkilenecek olan insanlar tarafından alındığı alanlardır. kurumun bütçesinin nereye harcanacağına, hangi sokakta ne tür bir kentsel dönüşüm yapılacağına ya da o bölgenin çevre politikalarına merkezdeki bürokratlar veya parti hizipleri değil; o mahallenin işçisi, kadını, genci ve esnafı birlikte karar verir. Farklı kimliklerin ve dünya görüşlerinin aynı masada buluştuğu bu meclisler, siyasetin bir uzlaşı sanatı olduğunu pratik olarak kanıtlar. Katılımcı bütçe uygulamaları sayesinde, paranın nereye gideceğine halk doğrudan el kaldırarak karar verir; böylece yolsuzluğun ve çıkar amaçlı grupların önü en baştan kesilir.</p>
<p>Doğrudan demokrasinin bir diğer sarsıcı aracı ise <strong>geri çağırma ilkesidir</strong>. Mevcut sistemde seçilen bir siyasetçi, meslek odaları yöneticileri veya sendika yöneticilerinin çoğu, koltuğa oturdukları an kitlelere yabancılaşma eğilimine girerler. Gerçek demokratik solun yönetim modelinde ise halk, seçtiği temsilciye mutlak bir biat etmez. Eğer seçilen kişi kitlelerin iradesine ihanet eder, hiziplerin çıkarını gözetir ya da liyakatsiz davranırsa, bir sonraki seçimi beklemeye gerek kalmadan tabanın iradesiyle görevden geri çağrılabilir. Bu model sadece yerel yönetimlerle de sınırlı değildir; sendikalar, meslek odaları ve kitle örgütleri de aynı doğrudan demokrasiyle yeniden inşa edilmelidir. Delegelik sisteminin yarattığı o dar iktidar alanları lağvedilerek, her üyenin söz ve karar hakkına sahip olduğu <strong>demokratik meclisler veya farklı isimlerde doğrudan katılımın sağlandığı örgütlenmeler</strong> yaratılmalıdır. Kararların merkez komitelerinden tabana dikte edildiği değil, tabandaki forumlardan, meclislerden, komitelerden süzülerek merkeze iletildiği bir akış, bürokrasinin ‘’ demir kafesini ‘’ kıracak tek güçtür.</p>
<p>İktidarın kutsandığı, hiziplerin gizli odalarda halkın kaderini oyladığı ve sol adına hareket edenlerin dahi bürokrasinin soğuk koridorlarında oportünizme yenik düştüğü bu çağda; insanlığın kurtuluşu yeni bir efendi seçmekte değil, efendilik kurumunu tamamen lağvetmektedir. Kant’ın işaret ettiği o aydınlanmış, kendi kaderini tayin edebilen özerk birey; Rousseau’nun düşlediği hiziplerden arınmış o ortak &#8220;Genel İrade&#8221;, Rosa Luxemburg&#8217;un çoğulcu özgürlük anlayışı, Gramsci&#8217;nin taban hegemonyası ve Farabi&#8217;nin adaletle örülmüş erdemli toplumu ancak gücün tabana iade edilmesiyle mümkündür.</p>
<p>Büyük politik lider ve özgürlük savaşçısı <strong>Nelson Mandela</strong>&#8216;nın şu sözü bu mücadelenin pusulasıdır: <em>&#8220;Bir insanı özgür kılmak, sadece onun zincirlerini kırmak değil; başkalarının özgürlüğüne saygı duyacak ve onu geliştirecek bir hayat yaşamaktır.&#8221;</em> Siyasi partileri, meslek odalarını, sendikaları ve tüm toplumsal kurumları içeriden çürüten bu iktidar odaklı kör dövüşü bitirecek tek güç, mahalle meclislerinden, mimarlar- mühendisler meclisine, fabrika forumlarından ve sokakların çok sesli, kolektif aklından yükselecek olan doğrudan demokrasidir. Yukarıdakilerin kurduğu o sırça saraylar ve yankı odaları, aşağıdakilerin sessizliğiyle, sorgulamayı bırakan akıllarla ve özgürlükten kaçan kitlelerin biatıyla ayakta durur. Sessizliği bozmanın, tüm kurumlara sirayet eden hiziplerin duvarlarını yıkmanın, aynılaştıran baskıya karşı farklılıklarımızla bir arada durmanın ve gücü ait olduğu yere, yani halkın çıplak ellerine teslim etmenin vakti gelmiştir. Çünkü gelecek, yukardan dikte edilen emirlere ve bir çobanın asasına biat edenlerin değil, kendi hayatının öznesi olmak ve özgürce düşünmek için ayağa kalkan kitlelerin eseri olacaktır. Özgürlük için hep birlikte savaşmaya devam edeceğiz.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>Henüz Belli Değil Ama, Yeni Bir Küresel Savaşlar Çağının Eşiğinde; Dijital Bir Başlangıç Olarak:  “Yapay Zeka(YZ)’lar, Yapay Zeka(YZ)’lara Karşı!&#8230;”</title>
		<link>http://www.mimarist.org/henuz-belli-degil-ama-yeni-bir-kuresel-savaslar-caginin-esiginde-dijital-bir-baslangic-olarak-yapay-zekayzlar-yapay-zekayzlara-karsi/</link>
		<pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:28:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Metin Karadağ]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Odadan Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=25420</guid>
		<description><![CDATA[Metin Karadağ &#160; Artık hepimiz biliyoruz; Yapay Zekâ(YZ)’nın insan aklının sınırlarını daha da zorlayacak olan verimli ve çok çeşitli gelişmelere açık bir sürece girmekte olduğunu söyleyebiliriz. Ve bu süreç daha da hızlanıp çeşitlenerek zenginleşmesini sürdüreceğini şu ana kadarki gelişmelere bakarak daha rahatça söyleyebiliriz. Örneğin ilk adımda mimarideki olumlu yanlarından sadece]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Metin Karadağ</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Artık hepimiz biliyoruz; <strong>Yapay Zekâ</strong>(YZ)’nın insan aklının sınırlarını daha da zorlayacak olan verimli ve çok çeşitli gelişmelere açık bir sürece girmekte olduğunu söyleyebiliriz. Ve bu süreç daha da hızlanıp çeşitlenerek zenginleşmesini sürdüreceğini şu ana kadarki gelişmelere bakarak daha rahatça söyleyebiliriz.</p>
<p>Örneğin ilk adımda mimarideki olumlu yanlarından sadece biri olarak <strong>“Mimaride Yapay Zekâ</strong>(YZ)<strong>”</strong> kullanımının; <strong>“Mimari Tasarıma”</strong> sağladığı diğer tüm kolaylıklarının yanısıra; <strong>“Kopya Tasarım Salgını”</strong>na da önemli ölçüde engel oluşturacağı da söylenebilir&#8230;</p>
<p>Bu alanda örneğin sadece aşağıdaki dipnot kaynaklarda yazılanlardan bile anlayabildiğimiz kadar; mimarlık ve eğitimi de dahil bütün alanlardaki iş yaşamında birçok alt-üst oluş beklentisi; insan ilişkilerinde yani sosyal dokulardaki dönüşümlerde ne türden hukuksal sorunlar ya da çözümler üretileceği de ayrıca merak konusu olmaktadır.</p>
<p><strong>Yapay Zekâ</strong>(YZ)<strong> Alanında</strong> yapılmış çalışmalardan bilgisine ulaşılanlar ya da henüz kamusal alandan paylaşıma sunulmadığı için bilgisine ulaşılamamış çalışmaların getireceği ya da götüreceği olumlu ya da olumsuz etkiler; olağanüstü güvenlik sistemlerinin kademeli koruma yapıları; birbirlerinin güvenliğini de sağlama zorunluluğunu; kamuyasal bir anlamda, yani ulusal ve uluslararası <strong>“koruma”</strong>/<strong>”zarar vermeme”</strong> ilkesel etik davranışlar lisansına sahip olmayı zorunlu kılmaktadır&#8230;</p>
<p>Şimdiye kadar farklı alanlardaki <strong>Yapay Zekâ</strong>(YZ) kurbanlarının aktardıkları deneyimlerine bakarak; öncelikle “<strong>Yapay Zekâ</strong>(YZ)<strong> Bireysel Kullanım Etiği”</strong> gibi bir ilkenin, tüm kullanıcıların uyması gereken en önemli kuralın; “<strong>Yapay Zekâ</strong>(YZ) kullanarak ürettikleri çalışmalarını paylaşırlarken mutlaka; <strong>“Bu çalışmada </strong>“<strong>Yapay Zekâ</strong>(YZ)<strong>” kullanılmıştır.”</strong> uyarısına yer vermeleri olacaktır&#8230; Çünkü bu hukuken her zaman kendilerini de olumsuz bir durum ortaya çıktığında kamuyasal nitelikli olarak koruyacak olan<strong>(*)</strong> en önemli temel bir etik davranış olacaktır.</p>
<p>Hatta bu davranış “<strong>Yapay Zekâ</strong>(YZ) üreticisi olan resmi ya da özel kurumları; bu alanda oluşup ilk kez ortaya çıkacak olan <strong>“Yeni Etik Değerlere”</strong><strong> (**)</strong> uygun davranmaya zorlayacaktır da&#8230; Bu durum aslında en başından <strong>“Zararın neresinden dönülürse kârdır&#8230;”</strong> özdeyişi çerçevesinde; herkesi ister istemez “<strong>Yapay Zekâ</strong>(YZ)<strong>’nın Kamuyasal Bir Hukuk Etiği”</strong> etrafında buluşmalarına yol açacaktır. Çünkü bu alanda yer alıp çalışmakta olan herhangi bir sistemin çökmesi demek; o alana bağlı olarak çalışan herkesin büyük zararlar görmesine yol açacaktır&#8230; Açık ve gören gözlerle yaşanacak olan körlüklerin maddi ve manevi zararları acımasız sonuçlar doğurabilecektir.</p>
<p>Öte yandan belki şu an bu örnek size şizofrenik<strong>(***)</strong> ve de paranoyakça<strong>(****)</strong> gelebilir, ama her neyse; ancak yeni nesil <strong>Jammer</strong> (Sinyal bozucu/karıştırıcı) olarak <strong>“Her Tür Frekansı Emici; Vampir Programlarla”</strong> internete(<strong>www</strong>) bağlı olmayan bilgisayar ya da benzeri dijital araçların içeriklerini dışarıdan okuyup müdahale etmek de sırada bekliyor olabilir!&#8230; Ve bu da en çok korkulan ürkütücü bir geleceklerden biri olabilir. Çünkü bugünlerde sürmekte olan bölgesel savaşlarda sık sık kontrolden çıkarılıp düşürülen silah yüklü insansız uçak(drone)ların durumunun endişe verici; <strong>“kasıtlı kazalara”</strong> yol açmayacağının da garantisi yok!&#8230; Bu ise işin sadece ve sadece bir(1) olumsuz yanına işaret etmektedir&#8230;</p>
<p><strong>“Kimin Av, Kimin Avcı”</strong> konumuna nasıl ve ne şekilde gelebileceğinin bu derece belirsiz olduğu ortamda; siber güvenlik sistemlerinin birbirlerine karşı düşmanca kullanılmaması ve bu alanda daimi barışın şemsiyesi altına uzlaşarak anlaşmaları<strong>(*****)</strong> herkesin yararına olacaktır&#8230;</p>
<p>Bu nedenlerle daha işin başında bu alanlarda şimdiye kadar ortaya çıkan ve çıkmakta olan <strong>“Yapay Zeka</strong>(YZ) <strong>Etik Değerlerine”</strong> her zaman <strong>“Ortak Değer”</strong> olarak bilip sahip çıkmak; herkesin yararına sonuçlara yol açabileceğinin kaçınılmazlığı da ortadadır&#8230;</p>
<p>Sonuç olarak; <strong>“Bu yazıda Yapay Zekâ</strong>(YZ) <strong>Kullanılmamıştır!&#8230;”</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>(*)</strong> <strong>&#8220;İnsan Yanlısı Yapay Zekâ Bildirgesi&#8221;</strong></p>
<p><a href="https://yapayzekarenkleri.com/insan-yanlisi-yapay-zeka-bildirgesi/"><strong>https://yapayzekarenkleri.com/insan-yanlisi-yapay-zeka-bildirgesi/</strong></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>(**) </strong><strong>“</strong><strong>Yapay Zekâ Etik İlkeleri” </strong></p>
<p><strong>TMMOB Bilgisayar Mühendisleri Odası (BMO &#8211;</strong> <a href="http://www.bmo.org.tr"><strong>www.bmo.org.tr</strong></a><strong>) </strong></p>
<p><a href="https://www.bmo.org.tr/include/uploads/2026/01/BMO-YAPAY-ZEKA-ETIK-ILKELERI-1.pdf"><strong>https://www.bmo.org.tr/include/uploads/2026/01/BMO-YAPAY-ZEKA-ETIK-ILKELERI-1.pdf</strong></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>(Resimlerin altı yazısı) &gt; <strong>(***)</strong> “<strong>Yapay Zekanın Yolu; Yapay Şizofreniden Geçiyor”</strong> -Metin Karadağ / Bilim ve Ütopya Dergisi / 25 Temmuz 1993 Pazar / Sayı: 13</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>(****) </strong><strong>Matteo Pasquinelli ile söyleşi:  “Yapay Zekâ Nedir?”</strong></p>
<p>“Deliliği, psikopatolojiyi ve her türden şizofreni ve paranoyayı örtük olarak tanımlamadan zekâyı tanımlayamazsınız. Dolayısıyla yapay zekânın tarihi, psikoterapinin tarihidir.”</p>
<p><a href="https://bianet.org/haber/yapay-zeka-nedir-303556"><strong>https://bianet.org/haber/yapay-zeka-nedir-303556</strong></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>(*****) </strong><strong>”2026 Uluslararası Yapay Zeka Güvenlik Raporu”</strong></p>
<p><a href="https://yapayzekarenkleri.com/2026-uluslararasi-yapay-zeka-guvenlik-raporu/"><strong>https://yapayzekarenkleri.com/2026-uluslararasi-yapay-zeka-guvenlik-raporu/</strong></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Mimarlara Mektup Bülteni, Haziran 2026, Sayı: 315</strong></p>
<p><img class="wp-image-25421 alignleft" src="http://www.mimarist.org/file/2026/07/metin-karadag_yapayzekaninyolu-1024x768.jpg" alt="" width="314" height="236" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/07/metin-karadag_yapayzekaninyolu-1024x768.jpg 1024w, http://www.mimarist.org/file/2026/07/metin-karadag_yapayzekaninyolu-300x225.jpg 300w, http://www.mimarist.org/file/2026/07/metin-karadag_yapayzekaninyolu-768x576.jpg 768w" sizes="(max-width: 314px) 100vw, 314px" /> <img class="wp-image-25422 alignleft" src="http://www.mimarist.org/file/2026/07/metin-karadag_yapayzekaninyoluu-768x1024.jpg" alt="" width="228" height="304" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/07/metin-karadag_yapayzekaninyoluu-768x1024.jpg 768w, http://www.mimarist.org/file/2026/07/metin-karadag_yapayzekaninyoluu-225x300.jpg 225w, http://www.mimarist.org/file/2026/07/metin-karadag_yapayzekaninyoluu.jpg 1536w" sizes="(max-width: 228px) 100vw, 228px" /></p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>Sıcak! Çok Sıcak!!! – Sıcak Kentler, Yeni Fikirler</title>
		<link>http://www.mimarist.org/sicak-cok-sicak-sicak-kentler-yeni-fikirler/</link>
		<pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:27:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Hasan Çakır / Dam Notları]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Odadan Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=25418</guid>
		<description><![CDATA[Gazeteci: Ara sıra, şöyle büyük, sarsıcı bir kitap daha yazmayı canınız çekiyor mu? İklim Bilimci: Yıllar süren dervişliğim (abdallığım) bana dünyayı değiştiremeyeceğimi öğretti. Ayrıca insanoğlu sanki kendisini yok etmeye karar vermiş. Kendisini pencereden atmışsa &#8220;Dur, etme, yapma!&#8221; demenin ne anlamı var? *** 2015&#8217;te Paris kentinde toplanan ülkelerarası iklim doruğunda küresel]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazeteci:</strong> Ara sıra, şöyle büyük, sarsıcı bir kitap daha yazmayı canınız çekiyor mu?</p>
<p><strong>İklim Bilimci:</strong> Yıllar süren dervişliğim (abdallığım) bana dünyayı değiştiremeyeceğimi öğretti. Ayrıca insanoğlu sanki kendisini yok etmeye karar vermiş. Kendisini pencereden atmışsa &#8220;Dur, etme, yapma!&#8221; demenin ne anlamı var?</p>
<p>***</p>
<p>2015&#8217;te Paris kentinde toplanan ülkelerarası iklim doruğunda küresel ısınmanın 1,5 derecede tutulması için yapılan öneriler tüm katılımcı ülkeler tarafından benimsenmişti&#8230; Paris Doruğu&#8217;ndan sonra kaç iklim doruğu daha yapıldı, bilmiyorum&#8230; Ama bildiğim bir şey var: Paris Doruğu&#8217;ndan sonra yapılan bütün iklim doruklarında, Paris&#8217;te yapılan önerilerin hiçbirinin uygulanmadığı ve küresel ısınmanın artmaya devam ettiği tespit edildi.</p>
<p>Şimdi, Haziran ortasında sıcakların ortalığı kavurduğu günlerde DAM&#8217;daki <strong>Sıcak! Çok Sıcak!!!</strong> sergisini gezerken bunlar aklıma geliyor&#8230; İnsanoğulları ve kızlarının kronik vurdumduymazlığının ekonomik, sosyal, psikolojik ve biyolojik nedenleri araştırılsa&#8230; Kim bilir ne ilginç sonuçlar ortaya çıkar&#8230; Duyarlı insanların çektiği acılar daha iyi anlaşılır.</p>
<p>***</p>
<p>20 Haziran 2026&#8217;da DAM&#8217;da açılan <strong>Sıcak! Çok Sıcak!!!: &#8220;Hot Too Hot&#8221;</strong> sergisi, küresel ısınmanın kentsel yaşama olumsuz etkilerini, kentlerde kent yönetimlerinin aldığı önlem ve uygulamaları sergiliyor.</p>
<p>İklim değişikliği nedeniyle şehirler giderek daha sıcak hale geliyor – ve bunun belirgin sonuçları oluyor. Sıcaklık, kuraklık, su kıtlığı ve seller, kentsel alanların yeniden düşünülmesi ve yeniden tasarlanması gerektiğinin ne kadar acil olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Şehirler CO₂ emisyonlarının en büyük payından sorumlu oldukları için, örneğin altyapı ve kamusal alanların dönüşümünde özel bir sorumluluk taşıyorlar. Birçoğu önümüzdeki on beş yıl içinde iklim nötr olmayı hedefliyor. Bu, gelecek için – planlama, mimari ve kentsel yaşam için – ne anlama geliyor?</p>
<p><strong>Çok Sıcak</strong> sergisi, küçük kasabalardan metropollere kadar çeşitli iklimlere sahip on üç Avrupa şehrinden örnekler sunuyor. İklim krizine somut iklim koruma ve uyum önlemleriyle yanıt veriyorlar: bunlar arasında inşa edilmiş projeler, stratejik planlama ve sivil toplum girişimleri yer alıyor. Sergi, bu dönüşümün alabileceği çeşitli biçimleri ve buna eşlik eden sosyal sorunları ve sosyo-politik söylemleri göstermektedir.</p>
<p>***</p>
<p>Şimdi, sergiyi gezerken&#8230; 2015 Paris İklim Doruğu&#8217;nun başına gelenleri düşündükçe&#8230; İnsanın sorası geliyor: Tüm bu öneriler ve uygulamalar, küresel ısınma sürdükçe, kentsel yaşam için ne anlama geliyor?!!!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>Not:</strong> Sergiye kapsamlı bir etkinlik ve eğitim programı eşlik ediyor. Daha fazla bilgi için dam-online.de adresini ziyaret edebilirsiniz.</p>
<p><strong>HASAN ÇAKIR, Frankfurt</strong></p>
<p><img class="aligncenter size-large wp-image-25419" src="http://www.mimarist.org/file/2026/07/hasan-cakir-725x1024.jpg" alt="" width="725" height="1024" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/07/hasan-cakir-725x1024.jpg 725w, http://www.mimarist.org/file/2026/07/hasan-cakir-212x300.jpg 212w, http://www.mimarist.org/file/2026/07/hasan-cakir-768x1084.jpg 768w" sizes="(max-width: 725px) 100vw, 725px" /></p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>Mimarlara Mektup Sayı: 315</title>
		<link>http://www.mimarist.org/mimarlara-mektup-sayi-315/</link>
		<pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:13:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimarlara Mektup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=25415</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<a class="fullscreen-mode" href="http://www.mimarist.org/themencode-pdf-viewer-sc/?tnc_pvfw=ZmlsZT0vd3AtY29udGVudC91cGxvYWRzLzIwMjYvMDcvMzE1LnBkZiZzZXR0aW5ncz0xMTExMDEwMTExMTExMTExMTAwJmxhbmc9dHI=#page=&zoom=auto&pagemode=none" target="_blank">Tam Ekran Göster</a><br><iframe width="850" height="1024" src="http://www.mimarist.org/themencode-pdf-viewer-sc/?tnc_pvfw=ZmlsZT0vd3AtY29udGVudC91cGxvYWRzLzIwMjYvMDcvMzE1LnBkZiZzZXR0aW5ncz0xMTExMDEwMTExMTExMTExMTAwJmxhbmc9dHI=#page=&zoom=auto&pagemode=none" title=""></iframe>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>Yerel Yönetimlere ve Meslektaşlarımıza Yönelik Baskı İhraç ve Görevden Uzaklaştırmalara Son Verilmelidir!</title>
		<link>http://www.mimarist.org/yerel-yonetimlere-ve-meslektaslarimiza-yonelik-baski-ihrac-ve-gorevden-uzaklastirmalara-son-verilmelidir/</link>
		<pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:06:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Odadan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=25412</guid>
		<description><![CDATA[31 Mart 2024 tarihinde yapılan Yerel Seçimlerin ardından pek çok Belediye Başkanı ve yerel yönetimlerde görev alan meslektaşlarımız görevden uzaklaştırılmış; son olarak ise İstanbul Üsküdar ve Ankara Etimesgut Belediyesi Başkanları, yöneticileri ve meslektaşımız Serpil Zengin açılan soruşturma kapsamında gözaltına alınmıştır...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>31 Mart 2024 tarihinde yapılan Yerel Seçimlerin ardından pek çok Belediye Başkanı ve yerel yönetimlerde görev alan meslektaşlarımız görevden uzaklaştırılmış; son olarak ise İstanbul Üsküdar ve Ankara Etimesgut Belediyesi Başkanları, yöneticileri ve meslektaşımız Serpil Zengin açılan soruşturma kapsamında gözaltına alınmıştır.</p>
<p>Türkiye’nin de tarafı olduğu uluslararası sözleşmeler ve Anayasa gereği; yerel yönetimlerin gizli seçim sistemine göre serbestçe seçilmiş üyelerce yerinden yürütülmesi esastır. Yapılan düzenlemelerle yerel yönetimler üzerinde hiyerarşik ilişki oluşturulmuş; demokratik yönetim, temel insan hak ve özgürlükleri ve hukukun üstünlüğü gibi evrensel ilkeler yok sayılmıştır. Seçme ve seçilme hakkı Anayasaya ve seçimlerin temel hükümlerini belirleyen ilgili kanunlara aykırı biçimde kısıtlanmıştır.</p>
<p>Mimarlar Odası olarak; bu hukuksuz uygulamaları, seçim sonucu göreve gelen yerel yönetimlerin baskı, istifaya zorlama, görevden uzaklaştırma ve ihraç gibi yöntemlerle itibarsızlaştırılmalarını reddediyoruz.</p>
<p>Yurttaşların kamu işlerinin yürütülmesine katılma hakkının en doğrudan kullanım alanı yerel düzeydedir. Bu durum, demokratik bir şekilde oluşan karar organlarına ve sorumlulukları bakımından, bu sorumlulukların kullanılmasındaki olanak ve yöntemler bakımından ve bu sorumlulukların karşılanması için gerekli kaynaklar bakımından geniş bir özerkliğe sahip yerel makamların varlığını gerektirmektedir.</p>
<p>Toplumcu ve özerk belediyeciliğin yaşama geçirilmesi; demokratik, eşitlikçi ve adaletin sağlandığı ortamın hem yerelde hem de ülkede kurgulanması geniş bir toplum dayanışmasını ve mücadelesini zorunlu kılmaktadır.</p>
<p>Bu bağlamda bütün ilgilileri hukuki sorumlulukları çerçevesinde hareket etmeye; toplumun, bütün kurum ve kurallarıyla işleyen tam ve eksiksiz demokrasi beklentisini özenle gözetmeye çağırıyoruz.</p>
<p>TMMOB MİMARLAR ODASI<br />
MERKEZ YÖNETİM KURULU</p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>MİAK Tarafından Hazırlanan &#8220;2026-2027 Mimarlık Lisans Programları Kontenjanları ve 2025-2026 Yerleşme Verileri Üzerine Değerlendirme&#8221; Rapor</title>
		<link>http://www.mimarist.org/miak-tarafindan-hazirlanan-2026-2027-mimarlik-lisans-programlari-kontenjanlari-ve-2025-2026-yerlesme-verileri-uzerine-degerlendirme-rapor/</link>
		<pubDate>Fri, 31 Jul 2026 10:58:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=25409</guid>
		<description><![CDATA[Mimarlık Eğitimi Akreditasyon Kurulu (MiAK) tarafından hazırlanan "2026-2027 Mimarlık Lisans Programları Kontenjanları ve 2025-2026 Yerleşme Verileri Üzerine Değerlendirme" başlıklı raporu, mimarlık eğitiminin mevcut durumuna ilişkin önemli bir değerlendirme zemini oluşturacağı düşüncesiyle üyelerimizin ve kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Mimarlık Eğitimi Akreditasyon Kurulu (MiAK) tarafından hazırlanan <strong>&#8220;2026-2027 Mimarlık Lisans Programları Kontenjanları ve 2025-2026 Yerleşme Verileri Üzerine Değerlendirme&#8221;</strong> başlıklı raporu, mimarlık eğitiminin mevcut durumuna ilişkin önemli bir değerlendirme zemini oluşturacağı düşüncesiyle üyelerimizin ve kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.</p>
<p><strong>TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi</strong></p>
<p>Mimarlık Eğitimi Akreditasyon Kurulu, &#8220;ulusal mimarlık eğitiminin kalitesinin yükseltilmesinde öncü kurum olmak&#8221; olarak tanımladığı misyonu çerçevesinde Türkiye’deki mimarlık eğitimi üzerine araştırmalar yapmakta; özellikle her sene mimarlık programlarının sayıları, öğrenci kabul puanları, kontenjan ve doluluk durumlarını ele aldığı raporlarla Türkiye’de yükseköğretimde mimarlık eğitiminin yerini değerlendirmektedir.</p>
<p>Bu sene de Yükseköğretim Kurulu tarafından lisans programlarının alacağı öğrenci kontenjanlarının açıklandığı, içinde bulunduğumuz tercih döneminde gerçekleştirilen araştırmayla; güncel veriler üzerinden mimarlık eğitiminin temel unsurlarından olan programlar ve öğrenci dağılımlarının durumu ile yıllar içindeki değişimleri ortaya koyan bir çalışma yapılmıştır.</p>
<p>Bu çerçevede Mimarlık Eğitimi Akreditasyon Kurulu, mimarlık lisans eğitiminin önemli belirleyicileri üzerine oldukça çarpıcı verilerle güncel tabloyu ortaya koyan ve paylaşımcı, şeffaf süreçlerde tartışılarak doğru politikaların belirlenmesine katkıda bulunacağı düşünülen <strong>&#8220;2026-2027 Mimarlık Lisans Programları Kontenjanları ve 2025-2026 Yerleşme Verileri Üzerine Değerlendirme&#8221;</strong> başlıklı raporu sunmaktadır.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Ela Alanyalı Aral</strong><br />
<strong>MiAK Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>
<h3><span style="color: #0000ff;"><a style="color: #0000ff;" href="http://www.mimarist.org/file/2026/07/260730_mimarlikpdf.pdf"><strong>2026-2027 Mimarlık Lisans Programları Kontenjanları ve 2025-2026 Yerleşme Verileri Üzerine Değerlendirme Raporu için lütfen tıklayınız&#8230;</strong></a></span></h3>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>Tekirdağ’da Bina ve Kentsel Dönüşüm Amaçlı Plan Notları Hakkında Yürütmeyi Durdurma Kararı!</title>
		<link>http://www.mimarist.org/tekirdagda-bina-ve-kentsel-donusum-amacli-plan-notlari-hakkinda-yurutmeyi-durdurma-karari/</link>
		<pubDate>Thu, 30 Jul 2026 13:19:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Odadan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=25398</guid>
		<description><![CDATA[Tekirdağ Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 11.03.2026 tarih ve 377 ile 381 sayılı kararlarıyla kabul edilen "Bina ve Kentsel Dönüşüm Amaçlı 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı Plan Notları"na karşı açtığımız davada, Tekirdağ 2. İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı vermiştir!]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-large wp-image-25399" src="http://www.mimarist.org/file/2026/07/kent-mucadelemiz_tekirdag-819x1024.png" alt="" width="819" height="1024" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/07/kent-mucadelemiz_tekirdag-819x1024.png 819w, http://www.mimarist.org/file/2026/07/kent-mucadelemiz_tekirdag-240x300.png 240w, http://www.mimarist.org/file/2026/07/kent-mucadelemiz_tekirdag-768x960.png 768w, http://www.mimarist.org/file/2026/07/kent-mucadelemiz_tekirdag.png 1080w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tekirdağ Büyükşehir Belediye Meclisi&#8217;nin 11.03.2026 tarih ve 377 ile 381 sayılı kararlarıyla kabul edilen &#8220;Bina ve Kentsel Dönüşüm Amaçlı 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı Plan Notları&#8221;na karşı açtığımız davada, Tekirdağ 2. İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı vermiştir!</p>
<p>Dava konusu düzenleme, Tekirdağ genelinde parsel ve ada bazında %15 ila %50 arasında değişen kontrolsüz emsal (yapılaşma) artışları öngörüyordu. Mahkeme, kararında; zorunlu olan plan açıklama raporu hazırlanmadan; hiçbir araştırma, inceleme ve analiz-sentez çalışması yapılmadan doğrudan plan notu değişikliği yapıldığını; belediye meclisi kararıyla, her bölgenin kendine özgü koşulları, kentsel ve mimari dokusu ile siluet bütünlüğü göz ardı edilerek, tüm il genelindeki uygulama imar planları için geçerli genel bir plan notu düzenlemesinin yapılamayacağını; hukuka aykırılığı açık olan bu düzenlemenin uygulanmaya devam etmesi hâlinde telafisi güç zararların doğabileceğini vurgulayarak, işlemin yürütmesinin durdurulmasına hükmetmiştir.</p>
<p>Söz konusu karar kentimizin plansız gelişme, yoğunluk baskısından ve kamu yararına aykırı uygulamalardan korunması bakımından önemli bir karardır. Hukuk mücadelemiz sürmekte olup sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz.</p>
<p>TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi</p>
]]></content:encoded>
			</item>
	</channel>
</rss>
