<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi</title>
	<atom:link href="http://www.mimarist.org/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mimarist.org</link>
	<description>Mimarlar Odası Toplum Hizmetinde...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 05 May 2026 12:23:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://www.mimarist.org?v=4.9.22</generator>
	<item>
		<title>Tescilli Mimarlık Büroları</title>
		<link>http://www.mimarist.org/tescilli-mimarlik-burolari/</link>
		<pubDate>Tue, 05 May 2026 05:00:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Üyelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">/?p=588</guid>
		<description><![CDATA[2026 yılı tescilli mimarlık büroları. Liste sıralamaları Mimarlar Odası üye sicil numarasına göre yapılmıştır. Haftalık olarak güncellenmektedir. &#160; &#160;]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>2026 yılı tescilli mimarlık büroları.<br />
Liste sıralamaları Mimarlar Odası üye sicil numarasına göre yapılmıştır.<br />
Haftalık olarak güncellenmektedir.</p>
<a class="fullscreen-mode" href="http://www.mimarist.org/themencode-pdf-viewer-sc/?tnc_pvfw=ZmlsZT0vaW5jbHVkZS91cGxvYWRzL3lheWlubGFyL3Rlc2NpbGxpLnBkZiZzZXR0aW5ncz0xMTExMDEwMTExMTExMTExMTAwJmxhbmc9dHI=#page=&zoom=auto&pagemode=none" target="_blank">Tam Ekran Göster</a><br><iframe width="900" height="1030" src="http://www.mimarist.org/themencode-pdf-viewer-sc/?tnc_pvfw=ZmlsZT0vaW5jbHVkZS91cGxvYWRzL3lheWlubGFyL3Rlc2NpbGxpLnBkZiZzZXR0aW5ncz0xMTExMDEwMTExMTExMTExMTAwJmxhbmc9dHI=#page=&zoom=auto&pagemode=none" title=""></iframe>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>TMMOB Mimarlar Odası Basın Açıklaması: AFET RİSKLERİNE KARŞI MERKEZİ VE YEREL YÖNETİMLERİ ÖNLEM ALMAYA ÇAĞIRIYORUZ!</title>
		<link>http://www.mimarist.org/tmmob-mimarlar-odasi-basin-aciklamasi-afet-risklerine-karsi-merkezi-ve-yerel-yonetimleri-onlem-almaya-cagiriyoruz/</link>
		<pubDate>Mon, 04 May 2026 12:19:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Odadan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=25208</guid>
		<description><![CDATA[3 Mayıs 2026 tarihinde Gaziantep kent merkezinde ve Şanlıurfa Birecik İlçesinde gerçekleşen yoğun yağışların ardından yaşanan sel felaketlerinde bir yurttaşımız hayatını kaybederken çok sayıda yurttaşımız yaralanmıştır. Bazı bölgelerde ulaşım kısıtlanırken, kent merkezleri ve yerleşim alanları zarar görmüştür. Bölgede Çarşamba gününe kadar sürmesi beklenen kuvvetli...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>3 Mayıs 2026 tarihinde Gaziantep kent merkezinde ve Şanlıurfa Birecik İlçesinde gerçekleşen yoğun yağışların ardından yaşanan sel felaketlerinde bir yurttaşımız hayatını kaybederken çok sayıda yurttaşımız yaralanmıştır. Bazı bölgelerde ulaşım kısıtlanırken, kent merkezleri ve yerleşim alanları zarar görmüştür. Bölgede Çarşamba gününe kadar sürmesi beklenen kuvvetli yağışlar nedeniyle su baskını, dolu yağışı ve sel riski devam etmektedir.</p>
<p>Felaketlerde kaybettiğimiz yurttaşlarımızı saygıyla anıyor, ailelerine ve toplumumuza başsağlığı diliyor; yaralıların iyileşmesini ve yaraların bir an önce sarılmasını diliyoruz.</p>
<p>Geçmişte 2012’de Samsun, 2015’te Artvin, 2019’da Trabzon ve Düzce, 2020’de Giresun; 2021’de Kastamonu, Sinop ve Bartın; 2022’de Ankara, Bartın, Düzce, Kastamonu, Karabük, Sinop, Zonguldak; 2023’te deprem bölgesindeki Adıyaman, Malatya ve Şanlıurfa illerinde onlarca yurttaşımızın hayatını kaybettiği sel ve heyelan felaketlerine karşın; bilimsel şehircilik ilkelerini reddeden anlayış nedeniyle kentlerimiz deprem ve kuvvetli yağış gibi doğa olaylarının afetlere dönüşmesine kaynaklık etmektedir.</p>
<p>Meslek odaları, akademik kuruluşlar, bilim insanları ve ilgili tüm kesimler dikkate alınarak; afet ve afet sonrası süreçlerin yönetimine dair politikalar oluşturulmalı; rant odaklı politikalar terk edilmeli, çevre karşıtı yatırım ve plan kararları ivedilikle durdurulmalıdır.</p>
<p>Mimarlar Odası olarak merkezi ve yerel yönetimleri; doğal değerlerini yitirerek afetlere açık ve güvensiz hale gelen kentsel ve kırsal yerleşim alanlarında su baskını, sel ve taşkınların yanı sıra tüm afetlere karşı gerekli önlemleri almaya çağırıyoruz.</p>
<p>Afet baskısı altındaki kentlerimizin sağlıklı ve güvenli gelişimi için bu konudaki mesleki uzmanlık, deneyim, birikim ve bilgilerimizi kamu ve toplum yararına kullanmaya devam edeceğimizi değerli kamuoyumuzla paylaşıyoruz.</p>
<p>TMMOB MİMARLAR ODASI<br />
MERKEZ YÖNETİM KURULU<img class="aligncenter size-large wp-image-25209" src="http://www.mimarist.org/file/2026/05/mo_antep-822x1024.jpeg" alt="" width="822" height="1024" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/05/mo_antep-822x1024.jpeg 822w, http://www.mimarist.org/file/2026/05/mo_antep-241x300.jpeg 241w, http://www.mimarist.org/file/2026/05/mo_antep-768x957.jpeg 768w, http://www.mimarist.org/file/2026/05/mo_antep.jpeg 1320w" sizes="(max-width: 822px) 100vw, 822px" /></p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>ULUSLARARASI MİMARLAR BİRLİĞİ (UIA) “AFET SONRASI MİMARİ-DEPREM SONRASI FAS’TA SÜRDÜRÜLEBİLİR VE TOPLUM ODAKLI YENİDEN YAPILANMA FİKİR YARIŞMASI” SONUÇLANDI</title>
		<link>http://www.mimarist.org/uluslararasi-mimarlar-birligi-uia-afet-sonrasi-mimari-deprem-sonrasi-fasta-surdurulebilir-ve-toplum-odakli-yeniden-yapilanma-fikir-yarismasi-sonuclandi/</link>
		<pubDate>Thu, 30 Apr 2026 11:24:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Odadan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=25206</guid>
		<description><![CDATA[Yarışma, UIA’nın genç mimarlara yönelik çalışmalarının önemli bir parçasını oluştururken, aynı zamanda bu dönem yeni kurulan ve UIA’nın son yıllarda özel önem verdiği Doğal ve Beşeri Afetler Çalışma Programı kapsamında, Fas Mimarlar Odası’nın uzman desteğiyle düzenlendi...
]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Yarışma, UIA’nın genç mimarlara yönelik çalışmalarının önemli bir parçasını oluştururken, aynı zamanda bu dönem yeni kurulan ve UIA’nın son yıllarda özel önem verdiği Doğal ve Beşeri Afetler Çalışma Programı kapsamında, Fas Mimarlar Odası’nın uzman desteğiyle düzenlendi. Yarışma, dünyanın her yerinden 40 yaşın altındaki genç mimarlara, bireysel ve ekip olarak katılım hakkı tanıyordu.</p>
<p>Patrick Coulombel, Salma Samar Damliji, William Higgins, Ghada Farouk Hassan ve Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA) Konseyi II. Bölge üyesi Prof. Dr. Ayşen Ciravoğlu’nun jüri üyesi olarak yer aldığı yarışmada, Ron Wickman ise yedek jüri üyesi olarak görev aldı.</p>
<p>Yarışma ile dünyanın dört bir yanından genç mimarlar; sürdürülebilirlik, toplumsal katılım ve uzun vadeli iyileşmeye odaklanarak, 2023 yılında Fas’ta meydana gelen depremin ardından ortaya çıkan sorunlara yönelik yenilikçi ve dayanıklı mimari çözümler önermeye davet edildi. Doğal ve insan kaynaklı krizler arasındaki karmaşık karşılıklı ilişkilere dikkat çekmeyi amaçlayan yarışma, iyileştirici, koruyucu ve yenileyici nitelikler taşıyan vizyoner önerilerin geliştirilmesini hedefliyordu.</p>
<p>Sonuçları kısa süre önce açıklanan yarışma, Haziran ayında Barselona’da gerçekleştirilecek ödül töreniyle tamamlanacak; ödüller sahipleriyle burada buluşacak.</p>
<p>Ödüller<br />
• First Prize: Tran Huu Khoa (Vietnam)<br />
• Second Prize: Patrick Yakana Baliaba, with Sidoine Baudrel Nde Keulek and Lizette Marlaine Tsafack Donfack (Kameron)<br />
• Third Prize: Oğuzhan Safa Yağcılar (Türkiye)<br />
• Fourth Prize: Asude Gündoğdu ve Sefa Cengiz Okan (Türkiye)<br />
• Fifth Prize: Uğur Özkalaycı, Müge Uysal ve Şevval Tatar ile birlikte (Türkiye)</p>
<p>Mansiyonlar<br />
• Mahdi Bayat, with Zahra Lak (İran)<br />
• Esraa Elazab, with Ahmed Hassan (Mısır)<br />
• Agustin Camicha, with Alejandro Rodriguez Silva and Fatima Gomez Rodriguez (Arjantin/İspanya)<br />
• Dang Le Nhu Ngoc, with Tran Khoa Thanh (Vietnam)<br />
• Dao Duy Tung, with Duong Ngoc Huy and Pham Nguyen Tung Chi (Vietnam)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img class="aligncenter size-large wp-image-25207" src="http://www.mimarist.org/file/2026/04/a117328e-c4da-4e5b-add8-ebb8cf85d86a-836x1024.jpg" alt="" width="836" height="1024" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/04/a117328e-c4da-4e5b-add8-ebb8cf85d86a-836x1024.jpg 836w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/a117328e-c4da-4e5b-add8-ebb8cf85d86a-245x300.jpg 245w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/a117328e-c4da-4e5b-add8-ebb8cf85d86a-768x941.jpg 768w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/a117328e-c4da-4e5b-add8-ebb8cf85d86a.jpg 1320w" sizes="(max-width: 836px) 100vw, 836px" /></p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>BİRLEŞMİŞ MİLLETLER HABITAT UZMANLAR FORUMU ANKETİ Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin Geleceği – 2030 Sonrası</title>
		<link>http://www.mimarist.org/birlesmis-milletler-habitat-uzmanlar-forumu-anketi-surdurulebilir-kalkinma-hedeflerinin-gelecegi-2030-sonrasi/</link>
		<pubDate>Thu, 30 Apr 2026 11:19:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Odadan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=25204</guid>
		<description><![CDATA[Birleşmiş Milletler HABITAT Uzmanlar Forumu; 2030 sonrası Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin, özellikle sürdürülebilir kentler ve topluluklar ile ilgili 11 no.lu hedefin geleceğine dair görüş ve değerlendirmeleri almak üzere çalışma yürütüyor. Uluslararası Mimarlar Birliği adına Konsey üyesi Prof.Dr. Ayşen Ciravoğlu’nun da görev aldığı Forum, ilgili meslek alanlarından...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-25205" src="http://www.mimarist.org/file/2026/04/hpfsurveyodadan2.jpg" alt="" width="500" height="455" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/04/hpfsurveyodadan2.jpg 500w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/hpfsurveyodadan2-300x273.jpg 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Birleşmiş Milletler HABITAT Uzmanlar Forumu; 2030 sonrası Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin, özellikle sürdürülebilir kentler ve topluluklar ile ilgili 11 no.lu hedefin geleceğine dair görüş ve değerlendirmeleri almak üzere çalışma yürütüyor. Uluslararası Mimarlar Birliği adına Konsey üyesi Prof.Dr. Ayşen Ciravoğlu’nun da görev aldığı Forum, ilgili meslek alanlarından uzmanlara yönelik hazırladığı anketle uzman görüşlerini alarak çalışmaları geliştirmeyi hedefliyor.</p>
<p>HABITAT Uzmanlar Forumu 1999 yılında BM-HABITAT himayesinde İnsan Yerleşimleri Uzmanları ve BM HABITAT arasında disiplinler arası bir ortaklık olarak kurulmuştur. Habitat Uzmanlar Forumu, sürdürülebilir kentleşme ve adil insan yerleşimleri gelişiminin sağlanmasını teşvik etmek amacını gütmektedir. Forum, sürdürülebilir kentleşmenin ve eşitlikçi insan yerleşimleri gelişiminin sağlanmasını teşvik etmeyi hedefler. Habitat Uzmanlar Forumu, demokratik, kar amacı gütmeyen, politik olmayan ve hükümet dışı olan İnsan Yerleşimleri Uzmanlarının uluslararası derneklerinin gönüllü bir birlikteliğidir. Forum, sürdürülebilir kentsel gelişmenin ekonomik, sosyal, kültürel ve çevresel boyutlarıyla ilgilenmektedir.</p>
<p>Birleşmiş Milletler Habitat Uzmanlar Forumu’nun uluslararası düzeyde tüm ülkelerin katılımına yönelik olarak düzenlediği ankete katılarak katkı sağlamak için lütfen <a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSdIommRwANEv0m_gmNR-3DK0mPrQKZOttkJv6D9Tim1OAU-qw/viewform" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>Yerel Yönetimlere Yönelik Müdahaleler Demokratik İradeye Müdahaledir!</title>
		<link>http://www.mimarist.org/yerel-yonetimlere-yonelik-mudahaleler-demokratik-iradeye-mudahaledir/</link>
		<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 10:50:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Odadan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=25196</guid>
		<description><![CDATA[Son dönemde yerel yönetimlere dönük müdahaleler, yalnızca belirli kurum ve kişileri hedef alan idari ya da hukuki girişimler olarak değerlendirilemez. Özellikle 2013 yılından itibaren giderek yaygınlaşan kayyım uygulamalarıyla başlayan süreç, önce belirli bölgelerdeki belediyeleri hedef almış, ardından farklı kentlere yayılarak yerel yönetim anlayışına yönelik kapsamlı bir müdahale biçimine dönüşmüştür...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><strong>28 Nisan 2026                                                                      </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Son dönemde yerel yönetimlere dönük müdahaleler, yalnızca belirli kurum ve kişileri hedef alan idari ya da hukuki girişimler olarak değerlendirilemez. Özellikle 2013 yılından itibaren giderek yaygınlaşan kayyım uygulamalarıyla başlayan süreç, önce belirli bölgelerdeki belediyeleri hedef almış, ardından farklı kentlere yayılarak yerel yönetim anlayışına yönelik kapsamlı bir müdahale biçimine dönüşmüştür. Bu gelişmeler, halkın demokratik iradesiyle seçilmiş yerel yönetimlerin işleyişini sekteye uğratan, yerel demokrasiyi zedeleyen ve kamu vicdanında ciddi kaygılar yaratan bir sürecin parçası olarak görülmektedir.</p>
<p>Yerel yönetimler, demokratik toplum düzeninin en temel yapı taşlarından biridir. Kentlerin geleceğine ilişkin kararların, o kentte yaşayan yurttaşların iradesiyle belirlenmesi; katılımcı, şeffaf ve hesap verebilir yönetim anlayışının temel gereğidir. Halkın oylarıyla seçilmiş belediye başkanlarının ve yerel yöneticilerin, henüz yargı süreçleri tamamlanmadan görevlerinden uzaklaştırılması, yerlerine kayyım atanması, tutuklanması ya da kamuoyu önünde suçlu ilan edilmesi; hukuk devleti ilkesini, masumiyet karinesini ve demokratik temsil anlayışını açık biçimde zedelemektedir.</p>
<p>2013 sonrasında yerel yönetimlere yönelik geliştirilen müdahale pratikleri, yalnızca belirli belediyelerle sınırlı kalmamış; zaman içerisinde farklı kentlerde ve farklı ölçeklerde uygulanarak merkezi yönetimin yerel demokrasi üzerindeki etkisini artıran bir yönelime dönüşmüştür. Bu durum, yerel yönetimlerin özerkliğini zayıflatmakta ve seçimlerle ortaya çıkan halk iradesinin idari kararlarla etkisizleştirilmesine zemin hazırlamaktadır.</p>
<p>Yargılama süreçleri sonuçlanmadan verilen idari kararlar, hukuk devleti ilkesinin en temel unsurlarından biri olan adil yargılanma hakkı ile bağdaşmamaktadır. Hukukun siyasal müdahalelerin aracı haline getirilmesi, yalnızca ilgili kişiler açısından değil, toplumun tamamı açısından güvensizlik ve belirsizlik yaratmaktadır.</p>
<p>Özellikle belediyelere yönelik operasyonlar kapsamında görevlerini kamusal sorumluluk çerçevesinde yürüten mimar, mühendis ve şehir plancılarının da benzer yöntemlerle görevden uzaklaştırılması, gözaltına alınması ya da tutuklanması; meslek insanlarının kamusal görevlerinin kriminalize edilmesi anlamına gelmektedir. Kentlerin planlanması, kamusal hizmetlerin yürütülmesi ve yerel yönetimlerin teknik işleyişinde sorumluluk üstlenen meslek insanlarına yönelik bu uygulamalar, yalnızca bireysel hak ihlali değil, aynı zamanda kamu yararını önceleyen mesleki faaliyetlere dönük bir baskı biçimidir.</p>
<p>Yerel yönetimlerin işlevsiz hale getirilmesi yalnızca belediyeleri değil, doğrudan kent halkını cezalandıran bir sonuç doğurmaktadır. Belediyelerin hizmet üretme kapasitesinin sınırlandırılması; sosyal hizmetlerden altyapıya, çevresel planlamadan kamusal yatırımlara kadar geniş bir alanda halkın gündelik yaşamını doğrudan etkilemektedir.</p>
<p>Bu tür uygulamalar, halkı bezdirmeyi, korkutmayı ve siyasal tercihleri baskı yoluyla dönüştürmeyi hedefleyen antidemokratik bir yaklaşımın göstergesi olarak değerlendirilmektedir. TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi olarak, demokratik toplum düzeninin vazgeçilmez unsurlarından biri olan yerel yönetimlerin bağımsızlığının ve işleyişinin korunmasının yaşamsal önemde olduğunu vurguluyoruz. Kentlerin yönetimine ilişkin kararların, halkın iradesine rağmen merkezi müdahalelerle şekillendirilmesi kabul edilemez. Kayyım uygulamalarının ve yerel yönetimlere yönelik idari müdahalelerin olağan bir yönetim pratiği haline gelmesi, yalnızca kurumları değil, doğrudan demokratik toplum düzenini tehdit etmektedir.</p>
<p>Kent hakkını, demokratik katılımı, hukukun üstünlüğünü ve halk iradesini savunan bir meslek örgütü olarak; yerel yönetimlere, seçilmişlere ve kamusal sorumluluk taşıyan mimar, mühendis ve şehir plancılarına yönelik baskılara karşı durduğumuzu kamuoyuna duyuruyoruz.</p>
<p>Demokratik toplumların temel güvencesi, halkın iradesine saygıdır. Seçilmiş yöneticilere ilişkin kararların, bağımsız ve tarafsız yargı süreçlerinin tamamlanmasının ardından verilmesi gerekmektedir. Aksi halde, demokratik temsil mekanizmalarının zayıflatılması ve yerel yönetimlerin işlevsizleştirilmesi yalnızca kurumları değil, toplumun demokratik geleceğini de tehdit edecektir.</p>
<p>Mesleğimizi, Kentimizi, Halkın İradesini Savunuyoruz!</p>
<p><strong>Kamuoyuna saygıyla sunarız.</strong></p>
<p><strong>TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi</strong></p>
<p><img class="aligncenter size-large wp-image-25200" src="http://www.mimarist.org/file/2026/04/11-819x1024.jpg" alt="" width="819" height="1024" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/04/11-819x1024.jpg 819w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/11-240x300.jpg 240w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/11-768x960.jpg 768w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/11.jpg 1080w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /><img class="aligncenter size-large wp-image-25197" src="http://www.mimarist.org/file/2026/04/12-819x1024.jpg" alt="" width="819" height="1024" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/04/12-819x1024.jpg 819w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/12-240x300.jpg 240w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/12-768x960.jpg 768w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/12.jpg 1080w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /> <img class="aligncenter size-large wp-image-25198" src="http://www.mimarist.org/file/2026/04/13-819x1024.jpg" alt="" width="819" height="1024" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/04/13-819x1024.jpg 819w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/13-240x300.jpg 240w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/13-768x960.jpg 768w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/13.jpg 1080w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /> <img class="aligncenter size-large wp-image-25199" src="http://www.mimarist.org/file/2026/04/14-819x1024.jpg" alt="" width="819" height="1024" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/04/14-819x1024.jpg 819w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/14-240x300.jpg 240w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/14-768x960.jpg 768w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/14.jpg 1080w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /></p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>Basına ve Kamuoyuna: 28 Nisan İş Sağlığı ve Güvenliği Gününde Güvencesiz Çalışma, Denetimsizlik ve İş Cinayetleri Karşısında Sessiz Kalmayacağız!</title>
		<link>http://www.mimarist.org/basina-ve-kamuoyuna-28-nisan-is-sagligi-ve-guvenligi-gununde-guvencesiz-calisma-denetimsizlik-ve-is-cinayetleri-karsisinda-sessiz-kalmayacagiz/</link>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2026 09:53:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Odadan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=25187</guid>
		<description><![CDATA[28 Nisan, dünya genelinde iş cinayetlerinde yaşamını yitiren emekçileri anma ve iş sağlığı ile güvenliği hakkını savunma günü olarak kabul edilmektedir. Bu tarih, yalnızca kaybedilen yaşamları hatırlamak için değil; aynı zamanda çalışma yaşamındaki eşitsizlikleri...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>28 Nisan, dünya genelinde iş cinayetlerinde yaşamını yitiren emekçileri anma ve iş sağlığı ile güvenliği hakkını savunma günü olarak kabul edilmektedir. Bu tarih, yalnızca kaybedilen yaşamları hatırlamak için değil; aynı zamanda çalışma yaşamındaki eşitsizlikleri, güvencesizliği ve ihmaller zincirini görünür kılmak için de önemli bir gündür.</p>
<p>Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği alanında yaşanan sorunlar, yalnızca ağır sanayi ya da inşaat işçilerini değil; mimarları, mühendisleri ve şehir plancılarını da doğrudan etkilemektedir. Özellikle yapı üretim süreçlerinin hızlandığı, denetim mekanizmalarının zayıflatıldığı ve kamusal sorumluluğun piyasa koşullarına terk edildiği bir ortamda, teknik elemanlar ciddi riskler altında çalışmak zorunda bırakılmaktadır.</p>
<p>Mimarlar, mühendisler ve şehir plancıları; şantiyelerde, saha denetimlerinde, proje uygulama alanlarında ve yapı üretim süreçlerinin farklı aşamalarında çoğu zaman gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığı koşullarda görev yapmaktadır. Koruyucu ekipman eksikliği, iş güvenliği kültürünün yeterince yerleşmemesi, yoğun çalışma baskısı, güvencesiz istihdam biçimleri ve denetim eksiklikleri; meslek insanlarını doğrudan hayati risklerle karşı karşıya bırakmaktadır.</p>
<p>Bugün, yalnızca işçilerin değil; teknik sorumluluk taşıyan mimar, mühendis ve şehir plancılarının da iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği bir çalışma düzeniyle karşı karşıyayız. Şantiyelerde yaşanan yüksekten düşmeler, elektrik çarpmaları, yapı çökmesi, kontrolsüz ekipman kullanımı ve iş güvenliği önlemlerinin eksikliği nedeniyle meslektaşlarımız yaşamlarını kaybetmekte; bu ölümler çoğu zaman “kaza” olarak tanımlanarak görünmez hale getirilmektedir.</p>
<p>Ancak biliyoruz ki; önlenebilir her ölüm bir iş kazası değil, bir iş cinayetidir. Gerekli tedbirlerin alınmaması, denetimlerin yapılmaması, iş güvenliği süreçlerinin maliyet unsuru olarak görülmesi ve çalışanların yaşam hakkının ikinci plana itilmesi; bu kayıpların temel nedenidir.</p>
<p>İş sağlığı ve güvenliği, yalnızca mevzuatta yer alan teknik bir zorunluluk değil; aynı zamanda kamusal bir sorumluluk ve temel bir insan hakkıdır. Çalışma yaşamında güvenliğin sağlanması; yalnızca işverenlerin değil, merkezi yönetimin, yerel yönetimlerin ve ilgili tüm kurumların ortak sorumluluğudur.</p>
<p>TMMOB Mimarlar Odası olarak bir kez daha vurguluyoruz: İş cinayetlerinin kader ya da kaçınılmaz sonuçlar olarak görülmesi kabul edilemez. Yapı üretim süreçlerinde görev alan tüm teknik personelin güvenli çalışma koşullarına sahip olması zorunludur.</p>
<p>Bu nedenle;</p>
<ul>
<li>İş sağlığı ve güvenliği mevzuatının eksiksiz uygulanmasını,</li>
<li>Şantiye alanlarında etkin ve bağımsız denetim mekanizmalarının oluşturulmasını,</li>
<li>Kamu projelerinde ve özel sektörde çalışan mimar, mühendis ve şehir plancılarının iş güvenliği haklarının güvence altına alınmasını,</li>
<li>Meslek insanlarının güvencesiz ve baskı altında çalıştırılmasına son verilmesini,</li>
<li>Yerel yönetimlerin ve merkezi idarenin iş güvenliği konusunda daha etkin sorumluluk üstlenmesini,</li>
<li>İş cinayetlerinin üzerinin örtülmemesini ve sorumluların hesap vermesini talep ediyoruz.</li>
</ul>
<p>Yaşam hakkı, hiçbir ekonomik çıkarın, hiçbir rant ilişkisinin ve hiçbir piyasa baskısının gerisinde bırakılamaz. Kentleri planlayan, yapıları tasarlayan ve kamusal mekânları üreten meslek insanlarının güvenli çalışma koşullarına sahip olması, sağlıklı ve yaşanabilir kentlerin temel koşullarından biridir.</p>
<p>28 Nisan vesilesiyle, iş cinayetlerinde yaşamını yitiren tüm emekçileri, mimarları, mühendisleri ve şehir plancılarını saygıyla anıyor; güvenli çalışma yaşamı mücadelesini büyütme çağrımızı kamuoyuyla paylaşıyoruz.</p>
<p><strong>TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi</strong></p>
<p><img class="aligncenter size-large wp-image-25188" src="http://www.mimarist.org/file/2026/04/1-819x1024.png" alt="" width="819" height="1024" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/04/1-819x1024.png 819w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/1-240x300.png 240w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/1-768x960.png 768w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/1.png 1080w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /><img class="aligncenter size-large wp-image-25189" src="http://www.mimarist.org/file/2026/04/2-819x1024.png" alt="" width="819" height="1024" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/04/2-819x1024.png 819w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/2-240x300.png 240w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/2-768x960.png 768w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/2.png 1080w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /> <img class="aligncenter size-large wp-image-25190" src="http://www.mimarist.org/file/2026/04/3-819x1024.png" alt="" width="819" height="1024" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/04/3-819x1024.png 819w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/3-240x300.png 240w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/3-768x960.png 768w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/3.png 1080w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /> <img class="aligncenter size-large wp-image-25191" src="http://www.mimarist.org/file/2026/04/4-819x1024.png" alt="" width="819" height="1024" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/04/4-819x1024.png 819w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/4-240x300.png 240w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/4-768x960.png 768w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/4.png 1080w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /></p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>Kent Kimin?</title>
		<link>http://www.mimarist.org/kent-kimin/</link>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 14:59:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Erkan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Odadan Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=25182</guid>
		<description><![CDATA[Neoliberal Kuşatma Altında Mekân, İktidar ve Yerel Demokrasi Mücadelesi Ahmet Erkan TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi Kentler, insanlık tarihinin hiçbir döneminde yalnızca barınma ihtiyacına yanıt veren fiziksel yerleşimler olmamıştır. Aksine kent, üretim ilişkilerinin, iktidar biçimlerinin ve toplumsal örgütlenmenin somutlaştığı tarihsel bir mekândır. Bu nedenle kentlerin]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-25183" src="http://www.mimarist.org/file/2026/04/sulukule.jpg" alt="" width="740" height="370" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/04/sulukule.jpg 740w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/sulukule-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 740px) 100vw, 740px" /></strong></p>
<p><strong>Neoliberal Kuşatma Altında Mekân, İktidar ve Yerel Demokrasi Mücadelesi</strong></p>
<p><strong>Ahmet Erkan</strong><br />
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi</p>
<p>Kentler, insanlık tarihinin hiçbir döneminde yalnızca barınma ihtiyacına yanıt veren fiziksel yerleşimler olmamıştır. Aksine kent, üretim ilişkilerinin, iktidar biçimlerinin ve toplumsal örgütlenmenin somutlaştığı tarihsel bir mekândır. Bu nedenle kentlerin tarihi, aynı zamanda sınıf mücadelelerinin, egemenlik biçimlerinin ve direniş pratiklerinin tarihidir.</p>
<p>Arkeolojik ve tarihsel veriler, ilk kentlerin ortaya çıkışının üretim fazlasının denetimiyle doğrudan ilişkili olduğunu göstermektedir. Mezopotamya’da kurulan erken kentler —Ur, Uruk, Lagaş— yalnızca tarımsal üretimin yoğunlaştığı alanlar değil, aynı zamanda bu üretimin artı değerine el koyan siyasal ve dinsel elitlerin örgütlendiği merkezlerdir. Bu bağlamda kent, daha başlangıcından itibaren sınıfsal ayrışmanın ve devlet aygıtının mekânsal karşılığı olarak ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Bu saptama, kent kuramcısı Lewis Mumford’un kent tanımıyla örtüşür: Kent, yalnızca bir yerleşim değil, iktidarın örgütlenme biçimidir. Nitekim ilk kentlerin mekânsal düzeni incelendiğinde, merkezde yer alan tapınak ve saray komplekslerinin yalnızca işlevsel değil, ideolojik bir rol üstlendiği görülür. Bu yapılar, egemenliğin görünür kılınmasının araçlarıdır.</p>
<p><strong>Mekânın Siyasallaşması: Antikiteden Moderne</strong></p>
<p>Antik Yunan polisleri, kent mekânının siyasal katılım ile ilişkisini açığa çıkaran önemli örnekler sunar. Agora, yurttaşların bir araya gelerek karar aldığı kamusal bir alan olarak tarihsel bir kırılmayı temsil eder. Ancak bu katılımın sınıfsal ve cinsiyet temelli dışlayıcılığı göz ardı edilemez. Demokrasi, mekânsal olarak kurulmuş; fakat eşitsizlikler üzerine inşa edilmiştir.</p>
<p>Roma kentleri ise merkeziyetçi yönetimin mekânsal organizasyonunu daha ileri bir düzeye taşımıştır. Askerî yollar, forumlar ve idari yapılar, imparatorluk otoritesinin sürekliliğini sağlayan bir ağ oluşturmuştur. Kent, burada bir yönetim teknolojisi haline gelir.</p>
<p>Orta Çağ’da ise kentler, feodal yapıya karşı gelişen özerklik mücadelelerinin sahnesi olmuştur. Ticaretin gelişmesiyle birlikte ortaya çıkan kent burjuvazisi, yerel yönetim biçimlerini (loncalar, kent meclisleri) inşa ederek merkezi otoriteyi sınırlayan yeni bir güç odağı yaratmıştır. Bu dönem, yerel demokrasinin tarihsel köklerini anlamak açısından önemlidir.</p>
<p><strong>Kapitalist Modernite ve Kentin Yeniden Üretimi</strong></p>
<p>Sanayi devrimiyle birlikte kentler, kapitalist üretim ilişkilerinin merkezine yerleşmiştir. Kırdan kente göç, işgücünün yoğunlaşması ve üretimin mekânsal örgütlenmesi, kentleri sermaye birikiminin vazgeçilmez unsuru haline getirmiştir.</p>
<p>Bu süreci analiz eden Henri Lefebvre, kentin “toplumsal bir üretim” olduğunu vurgular. Ona göre mekân, tarafsız bir zemin değil; doğrudan doğruya üretim ilişkilerinin bir sonucudur. Kapitalizm, yalnızca malları değil, mekânı da üretir.</p>
<p>Bu çerçevede modern kent planlaması, çoğu zaman teknik bir faaliyet olarak sunulsa da gerçekte sınıfsal bir müdahaledir. 19. yüzyılda Paris’in yeniden düzenlenmesi (Haussmann planları), yalnızca hijyen ve ulaşım sorunlarını çözmek için değil; aynı zamanda işçi sınıfının isyan potansiyelini dağıtmak için gerçekleştirilmiştir. Geniş bulvarlar, askeri müdahaleyi kolaylaştıran bir mekânsal stratejidir.</p>
<p><img class="aligncenter size-large wp-image-25186" src="http://www.mimarist.org/file/2026/04/sulukule-3-745x1024.jpg" alt="" width="745" height="1024" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/04/sulukule-3-745x1024.jpg 745w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/sulukule-3-218x300.jpg 218w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/sulukule-3-768x1055.jpg 768w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/sulukule-3.jpg 770w" sizes="(max-width: 745px) 100vw, 745px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Neoliberal Dönüşüm: Kentin Metalaşması</strong></p>
<ol>
<li>yüzyılın son çeyreğinden itibaren kapitalizm yeni bir evreye girmiştir: neoliberalizm. Bu süreçte kentler, küresel sermayenin yatırım ve spekülasyon alanlarına dönüştürülmüştür.</li>
</ol>
<p>Neoliberal politikaların kent üzerindeki etkileri üç temel eksende gözlemlenebilir:</p>
<ol>
<li><strong> Kamusal alanın tasfiyesi:</strong><br />
Parklar, meydanlar, kıyılar ve hatta sokaklar giderek özelleştirilmekte; kamusal kullanım daraltılmaktadır. Kent, yurttaşların ortak yaşam alanı olmaktan çıkarılarak tüketim mekânına indirgenmektedir.</li>
<li><strong> Mekânsal eşitsizliklerin derinleşmesi:</strong><br />
Kentsel dönüşüm projeleri, çoğu zaman düşük gelirli kesimlerin yerinden edilmesine yol açmakta; kent merkezleri yüksek gelir gruplarına tahsis edilmektedir. Bu süreç, literatürde “soylulaştırma” (gentrification) olarak tanımlanır.</li>
<li><strong> Planlamanın tasfiyesi ve piyasalaşma:</strong><br />
Şehir planlama disiplini, kamusal yarar ilkesinden uzaklaştırılarak piyasa dinamiklerine bağımlı hale getirilmiştir. Planlama, bilimsel bir süreç olmaktan çıkarılıp yatırım kararlarının meşrulaştırma aracına dönüştürülmüştür.</li>
</ol>
<p>Bu noktada mimarlık ve planlama disiplinlerinin sistematik biçimde dışlandığı görülmektedir. Karar alma süreçleri, teknik uzmanlık yerine sermaye gruplarının ve siyasi iktidarın çıkarlarına göre şekillenmektedir. Meslek odalarının yetkilerinin sınırlandırılması, denetim mekanizmalarının zayıflatılması ve proje süreçlerinin şeffaflıktan uzaklaştırılması bu dönüşümün somut göstergeleridir.</p>
<p><strong>Kent: Bir Yönetim ve Denetim Aygıtı</strong></p>
<p>Neoliberal kent, yalnızca ekonomik bir dönüşümü değil; aynı zamanda yeni bir yönetim biçimini de temsil eder. Kent mekânı, artık yalnızca üretimin değil; toplumsal kontrolün de aracıdır.</p>
<p>Güvenlikli siteler, kapalı alışveriş merkezleri, kamera sistemleri ve kontrollü kamusal alanlar, kentte yaşayan bireylerin davranışlarını düzenleyen birer disiplin mekanizmasıdır. Bu durum, Michel Foucault’nun “iktidarın mikro-fizikleri” kavramıyla açıklanabilir. İktidar, yalnızca devlet aygıtı üzerinden değil; mekânın organizasyonu üzerinden de işler.</p>
<p>Böylece kent, yaşamın üretildiği bir alan olmaktan çıkar; itaatin, gözetimin ve tüketimin yeniden üretildiği bir yapıya dönüşür. İnsanlar artık kentte yaşayan öznelere değil; yönetilen, izlenen ve yönlendirilen nesnelere indirgenir.</p>
<p><strong>Yerel Demokrasi ve Alternatif Arayışlar</strong></p>
<p>Bu dönüşüme karşı geliştirilen en önemli kuramsal ve pratik yaklaşımlardan biri yerel demokrasi fikridir. Murray Bookchin, merkeziyetçi devlet yapısının yerine, mahalle meclisleri ve yerel konseyler aracılığıyla doğrudan demokrasiyi savunur. Ona göre gerçek demokrasi, insanların yaşadıkları mekân üzerinde söz sahibi olmalarıyla mümkündür.</p>
<p>Bu yaklaşım, Lefebvre’nin “kent hakkı” kavramıyla birleşir. Kent hakkı, yalnızca barınma hakkını değil; kentin üretimine katılma hakkını da içerir. Bu, mekânın yeniden politikleştirilmesi anlamına gelir.</p>
<p><strong>Sonuç: Kentlerin Geleceği</strong></p>
<p>Bugün kentler, tarihsel olarak belki de en keskin çelişkilerinden birini yaşamaktadır. Bir yanda küresel sermayenin kontrol ettiği, metalaşmış ve parçalanmış kentler; diğer yanda demokratik, katılımcı ve kolektif yaşam alanları olarak yeniden kurulmak istenen kentler.</p>
<p>Bu çelişki, yalnızca mekânsal değil; aynı zamanda sınıfsaldır.</p>
<p>Kentlerin geleceği, bu mücadelenin sonucuna bağlıdır. Ya kentler sermayenin birikim alanı olarak kalacak; ya da toplumsal yaşamın yeniden üretildiği özgürleşmiş mekânlara dönüşecektir.</p>
<p>Bu nedenle temel soru hâlâ geçerliliğini korur:</p>
<p><strong>Kent kimin?</strong></p>
<p>Bu soruya verilecek yanıt, yalnızca kentlerin değil; toplumun geleceğini de belirleyecektir. Çünkü kent sorusu, özünde bir demokrasi sorusudur.</p>
<p><img class="aligncenter size-large wp-image-25184" src="http://www.mimarist.org/file/2026/04/barcelona-1024x683.png" alt="" width="900" height="600" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/04/barcelona.png 1024w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/barcelona-300x200.png 300w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/barcelona-768x512.png 768w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /> <img class="aligncenter size-large wp-image-25185" src="http://www.mimarist.org/file/2026/04/cerda-barselona-1024x665.jpg" alt="" width="900" height="584" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/04/cerda-barselona-1024x665.jpg 1024w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/cerda-barselona-300x195.jpg 300w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/cerda-barselona-768x499.jpg 768w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/cerda-barselona.jpg 1200w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>Dilovası işçi katliamı duruşmasının ardından: Biz mimarlara buradan nasıl dersler çıkar?</title>
		<link>http://www.mimarist.org/dilovasi-isci-katliami-durusmasinin-ardindan-biz-mimarlara-buradan-nasil-dersler-cikar/</link>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 14:57:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Elif Karçık]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Odadan Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=25181</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili meslektaşlarım, 8 Kasım 2025 günü Kocaeli’nin Dilovası kentinde, fason parfüm dolumu yapan atölyede meydana gelen patlamada 3 çocuk 6’sı kadın 7 işçinin hayatını kaybettiği davanın ilk duruşması 24-27 Mart’ta Kocaeli Kandıra Cezaevi Kampüsünde görüldü. Davayı iki gün yerinde takip etme imkânım oldu ve izlenimlerimle birlikte buradan biz mimarları da]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili meslektaşlarım,</p>
<p>8 Kasım 2025 günü Kocaeli’nin Dilovası kentinde, fason parfüm dolumu yapan atölyede meydana gelen patlamada 3 çocuk 6’sı kadın 7 işçinin hayatını kaybettiği davanın ilk duruşması 24-27 Mart’ta Kocaeli Kandıra Cezaevi Kampüsünde görüldü. Davayı iki gün yerinde takip etme imkânım oldu ve izlenimlerimle birlikte buradan biz mimarları da ilgilendirdiğini düşündüğüm konuları siz meslektaşlarımla paylaşmayı bir zorunluluk olarak görmemden kaynaklı bu metni kaleme almayı görev bildim.</p>
<p>Öncelikle belirtmek isterim ki, bu davanın alenileşmemesi ve duruşmaya katılımın daha az olması için kent merkezinden oldukça uzak olan Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Kampüsüne adeta kaçırılması bilinçli bir tercihtir. Aileler yalnızlaştırılamaya çalışılmış, duruşmanın ilk celsesi izole bir mekânda görülmüştür. Buna rağmen, duruşmaya birçok demokratik kitle örgütü; meslek örgütü, emek örgütü, siyasi parti temsilcileri, milletvekilleri katılmıştır. Duruşmanın gerçekleştiği dört gün boyunca, yalnızca patlamanın meydana geldiği Raviva Kozmetik’e özgü bir tabloyla karşı karşıya olmadığımız, bugün özellikle kadın ve çocuk işçilerin nasıl bir sömürü içerisinde olduğunu, Türkiye’deki vahşi çalışma düzeninin teşhirini ve bu düzenin nereye doğru gittiğini de gözler önüne seren bir süreç yaşadık.</p>
<p>Bu süreçte dinlediğimiz tanıklar ve aile yakınları; işçilerin güvencesiz, kayıt dışı, sigortasız çalıştırıldığı, düşük ücretlerle, günlük 600-700 lira yevmiye ile, gece mesailerine kadar çalıştırıldığı, düzgün bir yemek dahi verilmeden, tuvalete gitme imkânı bulamadan, iş güvenliği ekipmanları olmadan, kendi evlerinden getirdikleri kıyafetler ve yiyeceklerle çalışmak zorunda bırakıldıkları gerçekliğini ifade ettiler. Babası kanser olduğu için çalışmak zorunda olan çocukların, 60 yaşında kalp rahatsızlığı olmasından kaynaklı başka bir yerde iş bulamadığı için sigortasız çalışmayı mahkûm edilen teyzelerin, üç çocuğunun bakımının yanında eğitim ve diğer ihtiyaçları için eve gelir getirmek zorunda olan kadınların öyküsüydü bu, dile kolay. Esnekliği, kuralsızlığı ve keyfiliği dayatan neoliberal politikalar ile kadınları ve çocukları ucuz işgücü olarak gören erkek egemen düzen iç içe geçerek kaçak atölyede çalışmaya mecbur etmişti yaşamları. Sömürü derinleşmiş, kadın ve çocuklar iş cinayetinde hayatını kaybetmişti.</p>
<p>Diğer taraftan binanın yalnızca kaçak bir tadilat geçirmediğini, başlı başına kaçak bir yapı olduğunu ve hakkında yıkım kararı olmasına rağmen yıkılmadığını da öğrendik. İŞKUR binasının hemen yanı başında bulunan bir imalathaneden bahsediyoruz ve bunun görülmemiş, duyulmamış olmasının imkânı olmasa gerek. Ailelerin, defalarca CİMER üzerinden, belediyelere ve ilgili kurumlara şikâyette bulunduğunu; hem yaşanılan sömürüyü ve çalışma koşullarını hem kayıt dışı çalıştırmayı hem de ruhsatsız yapı ile ilgili başvurular yaptığını biliyoruz. Ancak buna rağmen ne Dilovası Belediyesinin ne Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin ne de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının bu konuda gerekli adımları atmadığını ve süreçleri işletmediğini görüyoruz. Denetime giden zabıta memurları ise parfüm dolu kutularla ve çeşitli hediyelerle geri gönderilmiş; herkes her şeyi bilmesine rağmen müdahale etmemiş! Denetimden sorumlu yerel yönetim ve merkezi yönetimin, işçileri denetimsizliğe mahkûm ettiğini, kamu görevlilerinin de görevlerini yerine getirmediğini hep birlikte duymuş, görmüş, bilmiş olduk.</p>
<p>Tutuklu yargılanan sanıkların savunmalarına bakıldığı zaman ise öfkelenmemek elde değildi. İşverenlerin, daha fazla kar hırsı uğruna işçiler için hayatı nasıl cehenneme çevirdiklerini dinledik, kendilerinin ne kadar basiretli, saygın ve özverili iş insanları olduklarını anlattılar bize (!) Özellikle suçluyu kayırma suçundan yargılanan Ali Osman Akat’ın savunması sırasında mağdurların avukatlarına ve hayatını kaybeden aile yakınlarına dönerek “sesim basiretli geliyor mu?” ve “şov yapmayın, benim üzerimden prim yapmayın” çıkışı, hatta kendisini “büyük balina”, etrafındaki herkesi ise “küçük balık” olarak nitelendirmesi patronların neye ve kime güvendiğini yukarıda da ifade ettiğim gerçekler düşünüldüğünde açık bir biçimde gösteriyor. Üstelik mahkeme heyeti bu konuda gerekli müdahaleyi yapmadı ve mağdurların avukatlarının zorlamasıyla bu konuşmalar tutanaklara geçmiş oldu. Yine Ali Osman Akat, Kocaeli İl Emniyet Müdür Yardımcısı ile bağlantısı olduğunu ve patlamadan sonraki gelişmeleri bu bağlantı üzerinden takip ederek bilgi sahibi olduğunu itiraf etti. Ali Osman Akat’ın Ravive Kozmetik ile doğrudan bağlantısı olmasa da dolayımlı olarak burada dolum işleri yaptırdığı ve şirket sahibi yeğenlerinin danışanı, akıl hocası olduğu gün gibi ortadaydı.</p>
<p>İsmail Oransal ve abisi Ali Altay Oransal ise şirketin sahibi olmalarına rağmen herhangi bir yetkilerinin ve görevlerinin olmadığını, sadece kâğıt üzerinden şirketin sahibi gibi göründüklerini ifade ettiler. İddialarına göre tutuklu yargılandığı sırada hayatını kaybeden babaları Kurtuluş Oransal işletmeyi yönetiyordu, kendilerinin ise hiçbir bağı yoktu (!) Ancak ölen işçi ailelerinin anlattıkları ve bu isimlerin çelişkili ifadeleri bu durumun böyle olmadığını da açıkça ortaya koydu. Ali Altay Oransal’ın mezun olduğu lisans bölümü düşünüldüğünde, imalat ve iş güvenliğiyle ilgili herhangi bir bilgisinin olmadığını inanmak anormal bir durum olurdu. İsmail Oransal’ın eşi Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör ise Ravive Kozmetik ile ortak üretim yaptığı bilinen LYKKE Kozmetik’in sahipleri olarak olası kastla yargılandılar ve aynı biçimde suçu Kurtuluş Oransal’ın üzerine yıktılar. Olası kastla yargılanan dört isim de asıl suçlunun, Kurtuluş Oransal olduğunu iddia ederek kendilerini aklamaya çalıştılar, tanıkların ifadeleri ise durumun hiç de böyle olmadığını herkese gösterdi.</p>
<p>Bugün, her 4 saatte bir işçinin hayatını kaybettiği bir çalışma rejiminin kurulduğu bir düzlemde, avukatların mücadelesiyle bankalara müzekkere yazılarak banka hesaplarının incelenmesi, şirket bağlantılarının araştırılması ve Lider Kozmetik sahibi Nail Köse’nin dinlenmesine karar verildi. Buradaki ilişki ve ticari ağlarının ortaya çıkarılarak tüm bir sorumluların yargılanması ve hak ettikleri cezayı alması bir daha benzer iş cinayetlerinin yaşanmaması açısından kritik öneme sahip. Kamu görevlileri açısından ise soruşturma devam ediyor, mahkeme heyeti soruşturmanın akıbetinin de sorulmasına karar verdi. İkinci celsesi 20 Mayıs’ta görülecek davanın ilk celsesini bir ölçüde özetlemeye çalıştım.</p>
<p>Bunun yanında, işçi sağlığı açısından yapı güvenliğinin, yapı üretim ve denetim süreçlerinin kritik bir öneme sahip olduğunu da görmüş olduk. Patronun, 300 bin lira ücreti fazla bulduğu için yangın merdiveni yaptırmadığının ifade edilmesi, iş güvenliğinin bir maliyet unsuru olarak görüldüğünü gözler önüne sermiş oldu. Ravive Kozmetik’in yer aldığı bina tamamen kaçaktı ve yalnızca arsa tapusu bulunuyordu. Kaçak yapının işletme ruhsatı da yoktu elbette, üstelik parfüm dolum gibi yüksek risk sınıfına giren bir iş yapılıyordu! Yapı inşaatının veya bir işletmenin ruhsat, projelendirme ve uygulama süreçlerinin nasıl yürütüleceği yönetmeliklerde açık biçimde tanımlanmıştır. Ancak burada daha baştan başlayan bir sorun olduğu ve bu konuda ilgili kurumların harekete geçmediği ve müdahale etmediğini öğrenmiş olduk.</p>
<p>Üstelik karşı karşıya olduğumuz durum sadece tekil bir işletmeyle sınırlı değil, öyle ki tutuklu yargılanan bina sahibi duruşmada, “Dilovası’nın %80’inin kaçak olduğunu ve herkesin bunu bildiğini” ifade etti. Buna rağmen binayı kira vermişti çünkü kamusal denetim eksikliğinden güç bulmuştu; herkesin bilip görmezden geldiği onu mu bulacaktı! Kaçak yapılaşmanın olağan hale geldiği, birçok işletmenin de ruhsatsız bir biçimde her türlü güvenlik önleminden ve tedbirden yoksun bir biçimde üretime devam ettiği işçi havzası Dilovası’nda yaşanan bu katliamın, biz mimarlara da düşündürmesi gereken konular, müdahale etmesi gereken sorunlar olduğunu göstermektedir.</p>
<p>Bunlardan ilkinin yapı üretim ve denetim sürecinin bir bütün olarak kamusal denetime tabii tutulması meselesi olduğunu düşünüyorum. Fiziksel çevre ve planlama dokusunu bozan, kentsel ve sosyal donatıların yetersiz kalmasına yol açan, altyapı hizmetlerinin eksik kalmasına neden olan, birçok çevresel sorunları beraberinde getiren; planlama, mühendislik ve mimarlık hizmetinden faydalanılmadan üretilen yapılar, en başta o yapıda yaşayan halkın can güvenliğini riske atmakla beraber kentlinin, kentin hakkını ihlal etmektir. Burada, yerel yönetimlere planlama, ruhsatlandırma ve denetim konularındaki sorumluluğunu hatırlatmak gerekir. Yerel yönetimlerin bu sorumlulukları etkin bir şekilde sürdürmesi önemli bir konudur. Yerinde tespitler ve gerekli müdahaleler yapılmalıdır. Bu bağlamda, biz mimarlara ve Mimarlar Odasına da görevler düştüğüne inanıyorum. Kaçak yapılaşma konusu on yıllardır tartışılan ancak hala önüne geçilemeyen bir durum olarak karşımızda dururken, politik bir yatırım aracına dönüştürülmüşken bizlere düşen görev, halkın sağlıklı, nitelikli, güvenli yapılarda yaşama hakkını, bilim ve tekniği, mimarlığı savunmaktır. Piyasalaşmış yapı denetim sisteminin karşısında durmak, etkin bir kamusal denetimi savunmaktan ve bunun yol ve yöntemini belirleyip yerel yönetimleri harekete geçirmekten geçmektedir.</p>
<p>İkincisi ise yapı güvenliğiyle ile işçilerin sağlığı ve güvenliğini önceleyen mekânsal üretim sürecinin göz ardı edilmesi meselesi. Bu konuda meslektaşlarımızla birlikte bütünlüklü bir politik hattın oluşturulmasının acil bir ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi bünyesinde kurulacak İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Komisyonu’nun, bu tartışmaların kolektif bir biçimde yürütülmesi açısından önemli bir zemin olabileceğine inandığımı belirtmek istiyorum. İSİG konusunun, mesleki sorumluluğumuzun asli bir parçası olarak ele alınması ve buradan üretilecek politikaların hayata geçirilmesi için tüm meslektaşlarıma da bir çağrıda bulunuyorum. İş cinayetlerine karşı mücadeleyi büyütmenin gerekliliğinin yanında; bizlerin, işçi sağlığını ve iş güvenliğini gözeten mekânsal üretimler yapmanın ilke ve normlarını, bunu hayata geçirme biçimini birlikte düşünmemiz, birlikte tartışmamız ve birlikte eylememiz gerekiyor. Tüm meslektaşlarımı bu konuda duyarlı ve bilinçli olmaya, usulsüzlüklerin karşısında durmaya ve yapılacak çalışmalara omuz vermeye davet ediyorum.</p>
<p>Bununla birlikte 20 Mayıs’ta Dilovası işçi katliamının ikinci duruşması Kocaeli Kandıra Ceza İnfaz Kurumunda görülecek. Bu davanın takipçisi olmak, ailelerle dayanışma içinde olmak ve adalet mücadelesinin birlikte sürdürmek bir daha benzer katliamların yaşanmaması için önem taşıyor. İş cinayeti düzenine dur demek, mesleki ve toplumsal bir sorumluluğumuz gereğidir.</p>
<p>İş cinayetlerine karşı örgütlü mücadeleyi büyütelim!</p>
<p>Elif Karçık</p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>Mimarlık bir gösteri, bir şov değildir</title>
		<link>http://www.mimarist.org/mimarlik-bir-gosteri-bir-sov-degildir/</link>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 14:56:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Hasan Çakır / Dam Notları]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Odadan Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=25178</guid>
		<description><![CDATA[DAM’da bu yılın ilk sergisi: DAM Ödülü 2026. &#160; 2026 DAM ödülü Peter Grundmann &#8211; Mimarlar Grubu‘na verildi. Mimarların Berlin’de eski bir depo binasını bir kültür merkezine dönüstürmede çevreye ve kentsel yasama karsı duyarlı mimarlık eylemi  ödüle layık görülmüs. &#160; Mimar Peter Grundmann , Mimarlık bir gösteri, bir ṣov deǧildir,]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>DAM’da bu yılın ilk sergisi: DAM Ödülü 2026.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>2026 DAM ödülü Peter Grundmann &#8211; Mimarlar Grubu‘na verildi. Mimarların Berlin’de eski bir depo binasını bir kültür merkezine dönüstürmede çevreye ve kentsel yasama karsı duyarlı mimarlık eylemi  ödüle layık görülmüs.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mimar Peter Grundmann , Mimarlık bir gösteri, bir ṣov deǧildir, demis. İyi demiṣ!. Üzerinde durulmaya deǧer bir söz. Kentlerimizi, mimari ṣovların ötesinde, olsa olsa doǧaya ve yaṣama duyarli bir mimarlık eylemi, topluma ve insana uygun bir biçimde ṣekillendirebilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sergiyi gezerken mimarilk eyleminin toplum için ne kadar önemli olduǧunu düṣündüm  Mimar, mimarlık eylemi ile toplum hayatını doǧrudan etkiler, kentsel yasamı güzellestirmeye önemli katkılarda bulunabilir. Evet, P Grundmann Mimarlar Grubu‘nun DAM Ödülü verilen mimarlık eylemi bunun kanıtı adeta.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>30 Ocakta açılan Sergi 10 Mayısa kadar sürecek:  <a href="http://www.dam-online.de/dampreis">www.dam-online.de//dampreis</a> 2026</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kent ve Spor</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>DAM’da bu yıl  ilgi çeken sergilerden biri de „Kent ve spor“ Sergisi</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Epeydir Avrupa kentlerinde, kamusal alanları, spor aktivitelerinin de yapılabilecegi alanlara dönüstürme eylemleri giderek artıyor; kamusal yeşil alanlar ve açık alanlar spor, oyun ve rekreasyon için geçici veya hatta kalıcı mekanlara dönüştürülüyor. Spor, kentsel yasamın önemli bir ögesi sayılıyor.</p>
<p>Spor ve Kent Sergisi, Avrupa kentlerinde uygulanmıṣ on iki projeyi kapsamlı bir biçimde sunuyor. Bu projeler  spor aktivitelerini kentsel kamusal alanlara &#8211; şehrin en gözde yerlerindeki kentsel futbol sahalarından, çeşitli spor programlarına sahip nehir kenarı parklarına ve hatta oyun ve spor tesisleriyle çevredeki mahalleye açılan okul bahçelerine &#8211; yeni mimari yöntemlerle entegre ediyor. Sergide Son yıllarda gerçekleştirilen iddialı tasarımların yanında mevcut mekanlarda yapılan minimal düzenlemeler de yer alıyor.</p>
<p>Sergiyi gezerken, sporun  kamusal alanlarla entegrasyonunun kentsel yasam kalitesine  olumlu etkisini fark ediyor insan.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>21 Subatta açılan sergii 7 Hazirana kadar sürecek: <a href="http://www.dam-online.de/">www.dam-online.de//</a>die Stadt ist der Sport</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hasan Çakır, Mart 2026, Frankfurt<img class="aligncenter size-large wp-image-25179" src="http://www.mimarist.org/file/2026/04/hasan-cakir_dam-notlari_2-446x1024.jpg" alt="" width="446" height="1024" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/04/hasan-cakir_dam-notlari_2-446x1024.jpg 446w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/hasan-cakir_dam-notlari_2-131x300.jpg 131w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/hasan-cakir_dam-notlari_2-768x1764.jpg 768w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/hasan-cakir_dam-notlari_2.jpg 1184w" sizes="(max-width: 446px) 100vw, 446px" /> <img class="aligncenter size-large wp-image-25180" src="http://www.mimarist.org/file/2026/04/hasan-cakir_dam-notlari-666x1024.jpg" alt="" width="666" height="1024" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/04/hasan-cakir_dam-notlari-666x1024.jpg 666w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/hasan-cakir_dam-notlari-195x300.jpg 195w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/hasan-cakir_dam-notlari-768x1181.jpg 768w" sizes="(max-width: 666px) 100vw, 666px" /></p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>Bireysel ve Toplumsal/Kamusal Hakların ya da Kent Bütününde Hukukun; Uyumlu Bir Doku Kültürü Oluşturmasında Mimarinin Rolü&#8230;</title>
		<link>http://www.mimarist.org/bireysel-ve-toplumsal-kamusal-haklarin-ya-da-kent-butununde-hukukun-uyumlu-bir-doku-kulturu-olusturmasinda-mimarinin-rolu/</link>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 14:54:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Metin Karadağ]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Odadan Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=25173</guid>
		<description><![CDATA[Metin Karadağ Bu konuda herkesin mutlaka söyleyebileceği bir söz vardır&#8230; Her “Eleştiri”nin içinde; yani bir köşesinde “Özeleştiri”yi barındırdığı gibi&#8230; Nasıl ki her “Eleştiri” belirli bir “Tecrübeye” dayanıyorsa; tüm o deneyimlerden oluşan birikim içinde bir yerlerde; şimdiki “an”ın tam tersi bir açıdan bakan bir gözlem “an”ı da vardır&#8230; Çünkü “Nedensellik Bağlamı”,]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Metin Karadağ</strong></p>
<p>Bu konuda herkesin mutlaka söyleyebileceği bir söz vardır&#8230; Her <strong>“Eleştiri”</strong>nin içinde; yani bir köşesinde <strong>“Özeleştiri”</strong>yi barındırdığı gibi&#8230; Nasıl ki her <strong>“Eleştiri”</strong> belirli bir <strong>“Tecrübeye”</strong> dayanıyorsa; tüm o deneyimlerden oluşan birikim içinde bir yerlerde; şimdiki <strong>“an”</strong>ın tam tersi bir açıdan bakan bir gözlem <strong>“an”</strong>ı da vardır&#8230; Çünkü <strong>“Nedensellik Bağlamı”</strong>, eytişimsel/diyalektik bir olgular zincirinden ortaya çıkar; gelişir&#8230;</p>
<p><strong>Bu nedenle, gelinen nokta; önceki geçilmiş noktaların Matematiksel Toplamının izlerini de taşır&#8230;</strong></p>
<p>Bir toplumda <strong>“Birey”</strong> için <strong>“Bireysel Haklar ve Kamusal Haklar”</strong> ilişkisi hangi <strong>“Nicelik ve Nitelik Haklar Toplamını”</strong> ifade edebiliyorsa; toplumun bütünü için de aynı <strong>“Nicelik ve Nitelik Haklar Toplamını”</strong> ifade etmek durumundadır&#8230;</p>
<p>Çünkü <strong>“Hukuk”</strong> kavramı <strong>“Hak”</strong> kavramının <strong>“Karşılıklı Hak”</strong> dizisi, yani <strong>“Çoğulu”</strong> durumunda ortaya çıkarak varlık kazanabilmektedir&#8230;</p>
<p><strong>“Hukukun İmarı”</strong> ile <strong>“İmarın Hukuku”</strong> arasındaki paralellikler gözden kaçırılmamalıdır&#8230; Farkında olsak da olmasak da her yönü ve çeşidi ile çok sayıda ve ayrıntıda yer alan haklar tarafından kuşatılmışızdır&#8230;</p>
<p><strong>Hukuk, işte bu haklar silsilesinin bütünleyici adıdır&#8230;</strong></p>
<p>En temel tanımla <strong>“Hukukun tek kaynağı, insanlar arasındaki; insani, doğal ve açık olan her türlü ilişkilerdir&#8230; Kanunlar ancak bu ilişkileri korumak üzere yazılırlar&#8230;”</strong></p>
<p>Yaşamın temeli olan haklar; <strong>“Bireysel Haklar”</strong>dan başlamak üzere içinde yaşanılan ortamın yani <strong>“Yeryüzünün Bütünü”</strong>nü oluşturan <strong>“Doğal ve Çevresel Hakları”</strong> da kapsar&#8230;</p>
<p>“<strong>Bir başka haklar silsilesine hiçbir şekilde zarar vermeyen/engellemeyen her hak; varlığını korumak ve sürdürmek hakkına da sahiptir&#8230;”</strong></p>
<p>Şimdi gözlerinizi kapatınız ve <strong>“30. Yılı”</strong> dolan <strong>“Habitat-2 1996 İstanbul, İnsan Yerleşimleri Konferansı”</strong>nın <strong>“Kent ve Kentli Hakları”</strong> bütününde <strong>“Açık; Şeffaf; Hesap Verebilir; Denetlenebilir”</strong>lik ilkeleri ışığında; <strong>“Evsahibi Ülke”</strong> adına bu konferansın tüm organizasyon ve koordinasyonunu yapan Başbakanlığa bağlı <strong>“TOKİ-Toplu Konut İdaresi”</strong>nin bugün işlemekte olduğu <strong>“Kent Suçları”</strong>nı(Örneğin: <strong>“Fikirtepe!&#8230;”</strong>) düşünmeye çalışınız&#8230;</p>
<p>Nasıl olabilir ki böyle akıl almaz bir TOKİ saçmalıklar dizisi?&#8230;</p>
<p>Yeniden ve yeniden düşünmek gerek; çünkü yanlışın neresinden dönülürse kâr olacak!&#8230;</p>
<p>Bunun için önce <strong>“Açık; Şeffaf; Hesap Verebilir; Denetlenebilir” </strong>olmanın kaynağı yani <strong>“Kuvvetler Ayrılığı”</strong> ilkesi hakkını yeniden kazanmamız gerekir&#8230;</p>
<p><strong>Biz de burada işe sıfır(0)dan başlayalım: &#8230;</strong></p>
<p><em>Gazeteciliğin <strong>&#8220;5N 1K&#8221;</strong> ilkesi: Haberciliğin temel sorularını kapsar. Bu yöntem, bir olayın tüm yönlerini açıklığa kavuşturarak okuyucuya detaylı bilgi sunmayı amaçlar. Her bir soru, haberin farklı bir boyutunu ele alır:</em></p>
<p><strong><em>Ne?</em></strong><em>: Olay nedir? Haberin ana konusu nedir? / <strong>Ne zaman?</strong>: Olay ne zaman gerçekleşmiştir? / <strong>Nerede?</strong>: Olayın geçtiği yer neresidir? / <strong>Nasıl?</strong>: Olayın gerçekleşme şekli nasıldır? / <strong>Neden?</strong>: Olayın sebepleri nelerdir? / <strong>Kim?</strong>: Haberin aktörleri kimlerdir?</em></p>
<p><strong><em>Bu sorular, sadece gazetecilikte değil, akademik araştırmalardan hukuk analizlerine kadar pek çok alanda kullanılmaktadır.</em></strong></p>
<p><strong>Dahası: &#8230;</strong></p>
<p><em>Vitruvius, on kitaptan oluşan ve mimarlık üzerine yazılmış en eski ve en kapsamlı eserlerden biri olan <strong>&#8220;De Architectura&#8221;</strong> adlı eseriyle tanınır.</em></p>
<p><strong><em>Vitruvius Üçlemesi</em></strong><em> (Vitruvian Triad), Romalı mimar Vitruvius&#8217;un De Architectura (Mimarlık Üzerine On Kitap) eserinde tanımladığı, iyi bir yapının sahip olması gereken üç temel ilkedir: <strong>Firmitas</strong> (Sağlamlık/Konstüksiyon), <strong>Utilitas</strong> (Kullanışlılık/İşlevsellik/Fonksiyon) ve <strong>Venustas</strong> (Güzellik/Estetik).</em></p>
<p><strong><em>Bu üç ilke, tarih boyunca mimaride yapısal bütünlük ve estetik dengenin temeli sayılmıştır.</em></strong></p>
<p>O halde, <strong>“Kendimizden Kentimize”</strong> kadar her aşamada nicelik ve nitelik olarak ve tüm ölçü, ölçek v.b. değerlerimizi düşünerek dünyamızı daha yaşanılır hale getirmek için yola çıktığımızda; içinde yer aldığımız toplumda hiçkimseyi mutsuz ve huzursuz etmeyecek bir dizi kurguya önceden sahip olmalıyız.</p>
<p>Örneğin bu; <strong>iki(2) kişilik bir yerde/kentte/ülkede, bir(1) ekmeği adaletli biçimde paylaşmanın yolu;</strong> birinin ekmeği <strong>“Bölmesi”</strong>, diğerinin de <strong>“Seçmesi”</strong> yani <strong>“Kuvvetler Ayrılığı”</strong> ilkesi ile olanaklıdır.</p>
<p>Çünkü <strong>“Kuvvetler Ayrılığı”</strong> ilkesi, çok daha önemli ve değerli olan temel insanlık hakkı olan ve herkesi kucaklayan <strong>&#8220;Eşitlik Hakkı&#8221;</strong>nın varlık kazanması ile de ayrılmaz bir bütünlük oluşturmaktadır&#8230;</p>
<p><strong>-Nokta!&#8230;-</strong></p>
<p>Bu arada aynı ilkenin <strong>“Devlet Kuvveti”</strong> ve <strong>“Din Kuvveti”</strong>nin ayrılığı için geçerli olması haline de <strong>“Laiklik”</strong> denilir!&#8230;</p>
<p>Ayrıca <strong>&#8220;Laiklik&#8221;</strong> ve doğal olarak <strong>“Kuvvetler Ayrılığı”</strong> sadece <strong>Devlet</strong> ve <strong>Din bağlamı</strong> ile de sınırlı değildir&#8230;</p>
<p>Çünkü <strong>“Kuvvetler Ayrılığı”</strong>ndan doğan <strong>&#8220;Eşitlik Hakkı&#8221;</strong> yok ise <strong>&#8220;Hiçbir Şey Yok!&#8230;&#8221;</strong> demektir! Aynı biçimde eğer <strong>&#8220;Eşitlik Hakkı&#8221;</strong> yok ise <strong>&#8220;Demokrasi&#8221;</strong> de yok demektir&#8230;</p>
<p>İşte bu nedenle; <strong>&#8220;Devlet ile Mafya arasındaki Tek Fark; Hukuktur&#8230;”</strong></p>
<p>Şimdi bir kez daha <strong>“Mafya Raconu”</strong>na karşıt olanı tekrar edelim; <strong>“Hukukun tek kaynağı, insanlar arasındaki insani, doğal ve açık olan her türlü ilişkilerdir&#8230; Kanunlar ancak bu ilişkileri korumak için yazılırlar&#8230;”</strong></p>
<p>Çünkü <strong>“Hammurabi Kanunları da Hukuk İçermez; çünkü sadece Kralın(Raconu) Buyruklarıdır&#8230;”</strong></p>
<p>O halde <strong>“Kralların Buyruklarını”</strong> pekala <strong>“YOK”</strong> sayabiliriz!&#8230;</p>
<p><strong>-Üç Nokta!&#8230;-</strong></p>
<p>Ya <strong>“Ortak Toplumsal Hafıza Kaybı!&#8230;”</strong> ya da <strong>“Evrensel Hukuk!&#8230;”</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> <img class="aligncenter size-large wp-image-25174" src="http://www.mimarist.org/file/2026/04/mk_0204-matematiksanati-1024x576.jpg" alt="" width="900" height="506" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/04/mk_0204-matematiksanati-1024x576.jpg 1024w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/mk_0204-matematiksanati-300x169.jpg 300w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/mk_0204-matematiksanati-768x432.jpg 768w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/mk_0204-matematiksanati.jpg 1200w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /> <img class="aligncenter size-large wp-image-25175" src="http://www.mimarist.org/file/2026/04/mk_0304-matematiksanati.png" alt="" width="735" height="821" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/04/mk_0304-matematiksanati.png 735w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/mk_0304-matematiksanati-269x300.png 269w" sizes="(max-width: 735px) 100vw, 735px" /> <img class="aligncenter size-large wp-image-25176" src="http://www.mimarist.org/file/2026/04/mk_0404-matematiksanati.jpg" alt="" width="473" height="621" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/04/mk_0404-matematiksanati.jpg 473w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/mk_0404-matematiksanati-229x300.jpg 229w" sizes="(max-width: 473px) 100vw, 473px" /> <img class="aligncenter size-large wp-image-25177" src="http://www.mimarist.org/file/2026/04/mk_0104-matematiksanati.png" alt="" width="680" height="680" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/04/mk_0104-matematiksanati.png 680w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/mk_0104-matematiksanati-150x150.png 150w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/mk_0104-matematiksanati-300x300.png 300w" sizes="(max-width: 680px) 100vw, 680px" /></strong></p>
<p><strong>Mimarlara Mektup Bülteni, Mart 2026, Sayı: 312</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			</item>
	</channel>
</rss>
