|
|
İstanbul Ayaklar Altında!
Eyüp MUHCU
Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi
Yönetim Kurulu Başkanı  Kuşların cıvıltısı ile uyandı bahar. Vapurlar düdüklerini bir kez daha bahar için çaldılar. Umut yeniden doğdu. Karamsarlık ne demek! Kara bulutlar nasılsa dağılacaktı. Sımsıcak yürekleriyle güzel bir gelecek düşledi insanlık. Kardeşlik ve barış egemen olacaktı bu topraklarda. Sevgiyle kucaklaşmayı bekliyordu ülkemiz ve dünyamız...
|
|
|
Mimarlar Odası Basın Bildirisi, 1 Mayıs 2008
Dünya Emekçilerinin Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs Bayramının, Bir Şölen Olarak Kutlanmasına İzin Verilmelidir!  Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun, bugün rahatlıkla kullandığımız sekiz saatlik işgünü hakkını kazanmak için Chicago’da 1 Mayıs 1886 tarihinde yaptığı eylemleriyle simgeselleşen ve 1889’da Uluslararası İşçi Birliği tarafından tüm dünyada Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü olarak kutlanmasına karar verilen 1 Mayıs, bugün 166 ülkede, 23 AB ülkesinde ve ABD’de bayram ve tatil günüdür.
1 Mayıs, ülkemizde ilk olarak 1923 yılında Amele Bayramı olarak kutlanmış olmasına karşın, bugün hâlâ gerilimlerin ve yasakların günü olarak anılmaktadır. 1 Mayıs 1977 katliamından bu yana...
|
|
|
Geleceğin Mimarlar Odası; Gelecek İçin Mimarlık!... Hem dünyamız, ülkemiz, hem mimarlığımız, mimarlarımız, hem de örgütlenmemiz önemli günlerden geçiyor. 41. Dönem (2008–2010) bu gündemlerin kesiştiği bir dönemeç olacak...
Bütün ekonomik veriler, günümüz dünyasında tek egemen sistem haline gelen küresel kapitalizmin; devresel krizlerinin ötesinde derinleşen bir krize ve büyük bir çöküşe doğru yol aldığını gösteriyor. Finansal kârların tüm değerleri yok ettiği, hemen her şeyi metalaştırdığı bu pazarın sonuna doğru; doğamızla birlikte tüm hayat kaynaklarımız da kurutuluyor...
Ne yazık ki bu süreçte umudun olgunlaşmasına şimdilik kapı aralanamıyor; dünya genelinde olası karşı duruş politikalarının yeterli güveni sağlayacağı düğümler henüz atılmış değil. Dünya genelinde yaygınlaşan mutsuzluk, işsizlik, açlık, yoksulluk ve göç dalgalarına rağmen
|
|
|
Mimar Sinan’ın ölümünün 420. yıldönümü nedeniyle düzenlenen anma etkinlikleri çerçevesinde, bu senenin Mimar Sinan bildirisini değerli hocamız Prof. Dr. Afife Batur hazırlamıştır. Sinan İçin
Prof. Dr. Afife BATUR
“Geçdi bu demde cihandan  Her toplumun, tarihini inşa ederken değerlendirdiği adlar ve olaylar vardır. Toplumsal var oluşun ve bir ortaklık bilincinin simgeleri olan bu kahramanlar, bazen daha yaşadıkları çağda bazen de zaman içinde üstlendikleri rolle toplumsal hafızaya yerleşir ve onu temsil ederler.
Sinan, bu simge kişiliklerden biridir. Ölümünde, cihan padişahı Kanuni’nin adını taşıyan külliyeye gömülmesindeki ayrıcalık...
|
|
|
Ölümünün 420. Yılında Mimar Sinan’ı Anma Töreni
Prof. Dr. Demet BİNAN
MSGSÜ Mimar Sinan Araştırma Merkezi Müdürü Mimar Sinan, doğum tarihi kesin olmamakla birlikte 1490-1588 yılları arasında yaşamış ve Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murad devirlerinde İmparatorluğun en güçlü olduğu dönemde yarım yüzyıl Hassa Mimarbaşı olarak görev yapmıştır. İmparatorluğun altın çağı olarak tanımlanabileceği bir dönemde bu görevde olması onun şanslı bir kişi olduğunu da göstermektedir. İmparatorluğun mali gücü ve yapı üretim düzenindeki güçlü örgütsel yapı; Sinan’ın duyarlılığı, yetenekleri ve aklıyla birleşince Osmanlı Klasik Dönem Mimarisi olarak tanımlanan muhteşem eserler ortaya çıkmıştır.
|
|
|
“Doktor bey ne olur söyleyin!..”
Metin KARADAĞ  Benliksiz bir cumhuriyet ya da benliksiz bir demokrasi nasıl bir “şey”dir? Öğrencisiz maarif... Demokrasisiz cumhuriyet... Cumhuriyetsiz demokrasi... Cumhursuz cumhuriyet... Halka rağmen halk için... Ötekisiz benlik ve benliksiz öteki...
Bireysel ya da toplumsal olarak kendi kendimizle yüzleşemediğimiz oranda, ötekimizi yaratırız; “yok etmek için...”
Kendimizde görmeye dayanamadığımız şeyleri; öteki üzerinde yeniden şekillendirip yok edebiliriz.
Bireysel ya da toplumsal; daha önce almış olduğumuz travmanın türü ve şiddeti ne olursa olsun aidiyet kimliği; kimlik travması ile birlikte bir ihtiyaç olarak belirir.
Aidiyet kimliği edinebilme baskısı altında kül tablasında söndürülmüş sigaraya dönen benliğimiz, kimlik problemimizin en önemli belirtisidir.
|
|
|
Süreyya Paşa Sineması
Arif ATILGAN  Süreyya Paşa, Sultan 2. Abdülhamid zamanı seraskerlerinden Rıza Paşa’nın üç oğlundan biri idi. Aileden zengin olan Paşa, 1. Dünya Savaşı sonrası askerlikten ayrılmış, ticarete başlamış ve daha da varlıklı olmuştu. 1874-1955 yılları arasında yaşamış, milletvekilliği de yapmış olan Süreyya Paşa, Ülkeye batı kültürünü getirebilme gayretleri içerisinde bulunmuş ve bu anlamda, Başıbüyük Süreyya Paşa Sanatoryumu, Maltepe Süreyya Paşa Plajı, Kadıköy Yoğurtçu Parkı, Moda Kanalizasyonu yapımları gibi çeşitli hayırlı işleri gerçekleştirmiştir.
|
|
|
Kartal Güneyi Nazım İmar Planı Üzerine
Hüseyin PERÇİN Kartal’ın 07.05.1971 yılında onaylanan 1/5000 ölçekli Kartal Nazım İmar Planı esas alınarak 25.02.1972 tarihinde 1/1000 ölçekli imar uygulama planı yürürlüğe girmiştir.
Otuz yılı aşkın bir süre lokal tadilatlar ile 11.10.2004 tarihli Dragos Doğal Sit Alanı ve 30.04.2005 tarihli Kartal Kentsel Sit Alanı planları dışında 1971-1972 tarihli planlarda kapsamlı değişiklikler yapılmamıştır.
Planlar, değişmeyen, değiştirilemeyen ilahi yasalar değildir. Elbette zaman içinde gereksinim duyulduğunda değiştirilmesi de olağandır. Nitekim 12.03.2003 tarihinde 1/5000 ölçekli Kartal II. derece alt merkez nazım imar planı devreye sokulmuştur. Ancak 2. İdare Mahkemesi kararıyla yürütmenin durdurulması kararı verilmiştir.
|
|
|
|