|
“Dönüşüm”ün Seçimi
Eyüp MUHCU  Dünyamız, ABD öncülüğünde, küresel kapitalizmin hegemonyal politikalarıyla “3. dünya savaşı” pahasına yeni çatışmalara sürüklenirken, ülkemiz giderek bu gerilimlerin merkezi haline gelmektedir. ABD ve ortaklarının stratejik hedefleri ve petrol kaynaklarının kontrolü doğrultusunda ülkemizin de içinde bulunduğu bölge ülkelerine Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) dayatılmakta, öngörülen “küresel kapitalist dönüşüm” doğrultusunda dünyaya yeni şekil verilmek istenmektedir. Bu süreçte AB’yi...
|
|
|
Geri Dönüşler...
Metin KARADAĞ Eğer, “üretilen toplumsal katma/artık değerin tekrar topluma geri dönüşü sorununa” küçük de olsa bir biçimde değişime yol açacak derecede çözüm getirilmiş olsaydı, hiç şüphemiz olmasın bugün büyük ölçüde sorunsuz bir refah toplumu olduğumuzdan söz ediyor olacaktık...
Yan etkileri giderilmemiş ya da gözardı edilmiş “öngörüsüz/plansız” mekanik “zihniyetli” modernleşme, aynı anlayış ve kavrayış yetersizlikleri nedeniyle sadece sorun üreten tapınaklara dönüşmüştür.
|
|
|
Milletvekillerine Mektup  İstanbul’u 2010 yılı Avrupa Kültür Başkenti olarak hazırlamak, 2010 yılında yapılacak etkinlikleri planlamak ve yönetmek, kamu kurum ve kuruluşlarının bu amaçla yapacakları çalışmalarda koordinasyonu sağlamak üzere kurulması öngörülen İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansının görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin hükümleri düzenlemek amaç ve kapsamı ile hazırlanan “İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Hakkında Kanun” Tasarısının TBMM’ye sunulduğunu öğrenmiş bulunuyoruz.
|
|
|
Tarihî Kadıköy Çarşısı
Arif ATILGAN  Kadıköy’de yerleşim, Osmanlı’nın İstanbul’u fethinden itibaren belirgin bir şekilde göze çarpmaktadır. Bu yerleşimle birlikte, bugünkü Kadıköy Çarşısının da kendiliğinden oluşmaya başladığı açıkça gözlemlenmektedir.
Burada Kethüda (Çarşı) Camii (1550), Osmanağa Camii (1612), Çarşı Hamamı (1612), Çarşı Hamamı yanında Sürmeli Ali Paşa Çeşmesi-1, St. Euphemie Kilisesi yanında Sürmeli Ali Paşa Çeşmesi-2 (1693), Surp Takavor Ermeni Kilisesi (1722), Sultan Mustafa Camii (İskele Camii, 1760), St. Euphemie Rum Ortodoks Kilisesi (1830), Caferağa Camii (1900) gibi yapıların inşa edilmesi ile birlikte bu alan giderek çarşılaşmaya başlamıştır.
|
|
|
Kimliksiz Kentlere Doğru
Osman GÜDÜ  Pendik sahil yolundan geçerken hepimizin gözüne çarpan, bir sanayi yapısı izlenimi veren çelik konstrüksiyon imalatı görmüşsünüzdür. Sahil dolgu alanı üzerine planlanan bu hantal yapı kitleleri Pendik halkına hizmet verecek bir pazaryeri projesinin uygulamasıdır.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından projelendirilip uygulamaya konulan yapının sahil yolu üzerindeki, gerek proje çözümü, gerekse konumu itibariyle son derece çirkin ve tartışılması gereken bir konumu vardır.
|
|
|
Dünya Mirası Listesindeki Zeyrek
Emine ERDOĞMUŞ
Kimyager, Ahşap Uzmanı  1985 yılında, içinde belli sınırları ile Zeyrek bölgesinin de bulunduğu İstanbul’un tarihî alanları, Türkiye Cumhuriyeti’nin başvurusu sonucunda UNESCO “Dünya Mirası Listesi”ne alınmıştır. Bu ne demektir? Zeyrek sokaklarında bulunan plakette yazılan aynen şudur: “ZEYREK, Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunması ile ilgili Konvansiyonun Dünya Mirası Listesine kayıtlıdır. Bu listeye alınmakla ZEYREK’in tüm insanlık için korunmayı hak eden olağanüstü bir evrensel değer olduğu onaylanmıştır.”
|
|
|
Mimarlık; Tüccarlık, Müteahhitlik Gibi Kâr Amaçlı mıdır?
Korhan GÜMÜŞ Zorlu Holding’in aldığı Zincirlikuyu’daki Karayolları arazisi için mimarlardan teklif istenmiş. Hiç olmazsa doğru dürüst bir bina yapılacak, diğerleri gibi müteahhidin proje bürosunda şekillenmeyecek, diye sevinebilirsiniz. Peki bu mimarlar ne yapacaklar? Arazinin sahibine para kazandırmaya çalışacaklar. Demek ki ilk önce bir kamu arazisinin dönüşümünde mimarlara tanınan rol, sermayeye bağımlı olmak. Ama sonuçta yapılan Şişli’de İETT Otobüs Garajı’nın yerine yapılan Cevahir’den ne farkı var?
|
|
|
Şeytanın "Yak" Dediği ya da "Manken"in Afişe Ettiği M. Şinasi SONUÇ Seçim gündemi, yaz havası filan derken ve bir yandan “terör örgütü” yeniden hareketlenmişken birden ortalık kızıla kesti, yer gök alev alev yüz binlerce dönüm ormanlar yanıverdi cayır cayır! Ve iş “terör örgütüne” yıkılacakken bir “manken” çıktı ortaya, iki gözü iki çeşme; “Rus mafyasına otel yapmak için yaktılar” deyiverdi! Yıllardır her yaz başında yakıp üç beş ay sonra unuttuğumuz nice güzelliklerin -Bodrum Cennetkoy vb.- bir iki yıl sonra otel ya da benzeri bir rant tesisine dönüştüğünü hatırlayınız... Şaşırdı medya, kimi alayla yer verdi, kimi orman yangınlarını es geçti, külleri soğusun diye bıraktı... Orman arazilerinin son bir örneğini Acaristan’da yaşamışken, tam da!
|
|
|
Göztepe Meteoroloji’de Kent Suçu
Sami YILMAZTÜRK  Geçtiğimiz günlerde İstanbul Büyükşehir Belediyesi üst geçitleri, köprüleri “yeşil alanları 550 artırdık” diye afişlerle donatmıştı. İnsanın gözüne gözüne giren bu aldatmacaya basında tepki geldiğini göremedim. Gerçekler saptırıldıkça yayılan sessizlik ortamına, yalanların gerçek olarak algılanması, gerçeklerin yerini yalan bir dünyanın sarmalaması sağlandı. Ve bu yüzden de tüm kenti saran ve milyarlarca liraya mal olan çiçek furyası, hizmet furyasının parçası olarak algılanırken yok edilen ormanlar, daha fazla rant adına yok edilen yeşil alanlar görülmez oldu. Bu da yetmezmiş gibi...
|
|