1.6.3.5.1. Üniversite Döner Sermaye İşletmeleri ve Vakıflar Mimarlık Hizmeti Yapabilirler mi?
Devlet Üniversiteleri’nde yıllardır kaynak sıkıntısı çekildiği, devletin milli gelirden eğitime ayırdığı payın yetersiz olduğu, öğretim üyelerinin düşük ücretlerle çalıştırıldığı ve kamuda çalışanların bir kısmı için yapılan maaş düzeltme işlemlerinin dışında tutuldukları ve buna bağlı olarak sürekli olarak nitelikli insan gücü kaybına uğranıldığı bilinmektedir. Özellikle 19 Şubat 2001 krizi sonrası alınan ekonomik kararlarla devlet harcamalarının reel olarak % 8 oranında daralmasının uzun vadede ekonomide yaratacağı olumsuzluklar bir yana, kamu hizmetlerinden olan eğitimde yaratacağı etki çok büyük olumsuzluklar taşımaktadır. Adeta devlet üniversiteleri gözden çıkarılmaktadır.
Üniversiteler, kaynak sıkıntısını aşabilmek ve öğretim üyelerinin daha fazla gelir elde etmelerine katkıda bulunabilmek amacıyla vakıflar kurmakta, bu vakıflar da kurdukları şirketler eliyle değişik sektörlerde piyasaya girmektedirler. Bu arada üniversite vakıflarının
Mimari proje yapmak üzere de örgütlendikleri görülmektedir. Ancak, bu sorunların çözümü, devletin üniversitelere ve öğretim elemanlarına daha fazla kaynak ayırmasında yatmaktadır. Çözümü ticari amaçla mimarlık hizmeti yapmakta görmek çeşitli sorunlara neden olmaktadır;
Üniversitelerin eğitim, öğretim ve araştırma amacı dışında ticari amaçla mimarlık hizmeti yapması, bilimsel çalışmalar yerine ticari çalışmaların konması, iş edinme için ticari kaygının ağır basmasına neden olacaktır. Bu bağlamda bilimsel çalışma yapma sorumluluğunda olan üniversitelerin giderek bilimsel saygınlıklarını yitirmeleri söz konusudur. 17 Ağustos Marmara Depremi sonrası yaşanan süreç ortaya yeterince kanıt koymaktadır.
Nitelikli proje edinmede en iyi yolun, yarışma ile proje elde etme olduğu herkes tarafından kabul edilen bir gerçektir. Oysa, üniversitelerin konumlarından ve ihale yasasından dolayı üniversite vakıfları, yarışma yoluyla elde edilebilecek işleri direkt olarak yapma durumundadırlar. Bu durum yarışmaların önünde engel oluşturmakta ayrıca, haksız rekabet de yaratmaktadır.
Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanun, mimarlık mesleğinin icra edilebilmesi için mimarlık diplomasına sahip olma gereğini öngörmektedir. Mimarlık diplomasına sahip olan kişinin de mesleğini icra edebilmesi için, kamu kurumu ve kuruluşları ve iktisadi devlet teşekkülleri ve kamu iktisadi kuruluşlarında asli ve sürekli olarak çalışanlar dışında, Mimarlar Odasına kayıtlı olmaları gerekir.
Mimarların mimarlık mesleğini icra edebilmeleri, elbette işin sahibiyle doğrudan iş ilişkisi içinde olmalarını gerektirir. Araya bir başka kişi ya da kurumun girmesi, mimarlık işinin doğrudan yapılmaması sonucunu doğurur.
Bir şirkette ücretli mimar olan kişi, elbette o şirketin sahip olduğu taşınmazlarla ilgili mimari proje çizecektir, bunun için ücret almaktadır. Ancak, şirket başkalarının taşınmazları ile ilgili proje yapılması konusunda anlaşmalar yaparsa, burada mimarlık hizmetini yürütecek mimar ile mimarlık işini talep eden arasına mimarın ücretli çalıştığı şirket girecektir ki, bu hukuki ilişki şirketin mimarlık işi yaparak kazanç elde etmesi sonucunu doğuracaktır. Bu ise yukarıda anılan her iki yasanın ruhuna aykırıdır.
Şirketler gibi vakıflar da özel hukuk tüzel kişileridir. Vakıfların kurdukları şirketlerin ise, kişilerin kurdukları şirketlerden farkı yoktur. Üniversitelerin vakıf şirketlerinin ya da vakıf döner sermaye işletmelerinin, mimar öğretim üyelerini ücretli çalıştırarak mimarlık hizmeti icra etmeleri yasalara aykırıdır.
Üniversitelerin hem kendi gelişimlerini sağlamak hem de öğrencilerini uygulama içinde yetiştirmek bakımından mimari proje yapmaları ve uygulamasını denetlemeleri gereklidir. Öğretim üyelerinin eğitim, öğretim ve araştırma amacıyla mimari proje yapıp uygulamayı denetlemeleri mümkündür. Bu tür çalışmalar, öncelikle üniversitenin kendi ihtiyacını karşılamak için gerekli mimarlık hizmetlerinin verilmesiyle yapılabilir. Böyle bir ihtiyaç yok ya da yetersiz ise, üniversite döner sermayeleri, eğitim, öğretim ve araştırma amacıyla dışarıdan mimari proje siparişi alabilir. Bu tür projelerin gerçekleştirilmesi için, Odanın olur vermesi, mimarlık eğitim ve öğretiminin gereği gibi yapılabilmesi, geliştirilmesi ve bu alanda araştırma yapılabilmesi için kaçınılmazdır.
Burada sınır, üniversite döner sermayesinin aldığı mimarlık işlerinin ticari boyuta varmamasıdır. Üniversite kendi kaynak yetersizliğini gidermek ve öğretim üyesine parasal destek sağlamak amacıyla, eğitim, öğretim ve araştırma için gerekli iş hacmini aşan miktarda / büyüklükte iş alırsa, amacını aşmış ve yasaların ruhuna aykırı bir davranış içine girmiş olur.
Üniversitenin yaptığı işin ticari faaliyet kapsamında olması ya da olmaması üniversite ve Odanın birlikte koyabilecekleri kriterler doğrultusunda ve üniversitenin işin niteliğini belgelemesi ile belirlenebilir. 22.05.2001
MİMARLAR ODASI
İSTANBUL BÜYÜKKENT ŞUBESİ
HUKUK KOMİTESİ