<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MO İstanbul &#8211; Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi</title>
	<atom:link href="http://www.mimarist.org/author/beyza/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mimarist.org</link>
	<description>Mimarlar Odası Toplum Hizmetinde...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Apr 2026 07:24:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://www.mimarist.org?v=4.9.22</generator>
	<item>
		<title>Nerede Kalmıştık? Mücadelede, Dayanışmada ve Mimarlar Odası’nda…</title>
		<link>http://www.mimarist.org/nerede-kalmistik-mucadelede-dayanismada-ve-mimarlar-odasinda/</link>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 07:24:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Erkan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Odadan Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=25133</guid>
		<description><![CDATA[TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nin 49. Dönem Genel Kurulu ve seçimleri, 20–21–22 Şubat tarihlerinde yoğun bir katılım ve güçlü bir ilgiyle gerçekleştirildi. Bu genel kurul, yalnızca bir dönem faaliyetinin değerlendirilmesi ve yeni bir yönetimin belirlenmesi açısından değil; mimarlık mesleğinin bugünkü durumu, meslek örgütümüzün karşı karşıya olduğu sorunlar ve kent]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nin 49. Dönem Genel Kurulu ve seçimleri, 20–21–22 Şubat tarihlerinde yoğun bir katılım ve güçlü bir ilgiyle gerçekleştirildi. Bu genel kurul, yalnızca bir dönem faaliyetinin değerlendirilmesi ve yeni bir yönetimin belirlenmesi açısından değil; mimarlık mesleğinin bugünkü durumu, meslek örgütümüzün karşı karşıya olduğu sorunlar ve kent mücadelelerinin geleceği açısından da önemli bir tartışma zemini oluşturdu.</p>
<p>Genel kurullar, meslek örgütlerinin idari süreçlerinin tartışılması ve güçlendirmek için gerekli eleştiri- özeleştirinin yapıldığı ve aynı zamanda kolektif hafızasını, mücadele birikimini de yeniden kurduğu alanlardır. Bu nedenle her genel kurul aynı zamanda bir dönemin muhasebesinin yapıldığı, yeni dönemin yönelimlerinin tartışıldığı ve meslek örgütü ile üyeleri arasındaki ilişkinin yeniden tanımlandığı önemli bir eşiktir.</p>
<p>Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nin 49. Dönem Genel Kurulu da tam olarak böyle bir eşik niteliği taşımıştır.</p>
<p><strong>Meslek Örgütlerinin İçinden Geçtiği Dönem</strong></p>
<p>Genel kurulun gerçekleştiği tarihsel moment, meslek örgütleri açısından oldukça dikkat çekici bir döneme denk gelmiştir. Uzun yıllar boyunca TMMOB bünyesinde güçlü bir mücadele geleneğini temsil eden meslek odalarından biri olan İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şbesinde yaşanan yönetim değişimi, meslek örgütlerinin içinde bulunduğu siyasal ve örgütsel koşulları daha görünür hale getirmiştir.</p>
<p>Bu gelişme, salt bir oda yönetiminin değişmesi olarak okunamaz. Aynı zamanda meslek örgütlerinin toplumsal ve siyasal alanla kurduğu ilişkinin, örgütlenme biçimlerinin ve üyelerle kurulan bağın yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılan bir durum olarak da okunmalıdır.</p>
<p>Bu açıdan bakıldığında Mimarlar Odası İstanbul Şubesi’nin genel kurulu yalnızca mimarlar odası ve mimarlar için değil, aynı zamanda TMMOB örgütlülüğünün geleceği açısından da önemli bir referans noktası olmuştur.</p>
<p>Çünkü meslek örgütleri, yalnızca mesleki dayanışma kurumları değildir. Aynı zamanda kamusal alanı, kentleri, doğayı ve toplumsal yaşamı savunan demokratik kurumlardır. Bu yönüyle meslek odaları, toplumun kamusal çıkarını savunan önemli toplumsal aktörlerdir.</p>
<p><strong>Mimarlık Mesleğinin İçinden Geçtiği Kriz</strong></p>
<p>Bugün mimarlık mesleği tarihinin belki de en zor dönemlerinden birini yaşamaktadır.</p>
<p>Türkiye’de son yirmi yılda hızlanan inşaat temelli büyüme modeli, mimarlık alanını niceliksel olarak büyütmüş görünse de mesleğin niteliği açısından ciddi sorunlar yaratmıştır. Çok sayıda mimarlık fakültesinin açılması, mimar sayısındaki hızlı artış ve meslek piyasasının kontrolsüz biçimde genişlemesi, mimarlık emeğinin giderek ucuzlamasına yol açmıştır.</p>
<p>Genç mimarlar mezun olur olmaz işsizlikle karşı karşıya kalmakta; iş bulabilenler ise çoğu zaman güvencesiz, düşük ücretli ve yoğun çalışma koşulları altında mesleklerini sürdürmeye çalışmaktadır. Birçok genç mimar için mimarlık, yaratıcı ve kamusal bir üretim alanı olmaktan çok, ağır emek koşullarının hüküm sürdüğü bir ofis pratiğine dönüşmektedir.</p>
<p>Bu süreç yalnızca ekonomik bir sorun değildir. Aynı zamanda mimarlığın toplumsal rolünün ve mesleki itibarının aşınması anlamına gelmektedir.</p>
<p><strong>Tekelleşme ve Mimarlık Emeğinin Dönüşümü</strong></p>
<p>Mimarlık alanında giderek belirginleşen bir diğer sorun ise tekelleşme eğilimleridir. Büyük sermaye gruplarıyla çalışan büyük ölçekli mimarlık ofislerinin belirleyici hale gelmesi, mimarlık alanındaki üretim ilişkilerini de değiştirmektedir.</p>
<p>Bu yapı içinde mimarlık üretimi giderek şirketleşmekte, proje süreçleri büyük ölçekli organizasyonlara dönüşmekte ve mimarlar çoğu zaman bu organizasyonların içinde parçalanmış teknik emek gücü olarak konumlandırılmaktadır.</p>
<p>Bu durum mimarlığın yaratıcı niteliğini zayıflatmakta, mimarlık emeğini standartlaştırmakta ve mesleğin kolektif üretim potansiyelini sınırlamaktadır.</p>
<p>Mimarlığın giderek piyasa mantığına göre şekillenen bir hizmet sektörüne indirgenmesi, mesleğin kamusal niteliği açısından da ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.</p>
<p><strong>Mimarlık Eğitimi Üzerine Tartışmalar</strong></p>
<p>Son yıllarda mimarlık eğitimi üzerine yapılan tartışmalar da mesleğin geleceği açısından önemli bir kaygı kaynağıdır. Zaman zaman gündeme getirilen mimarlık eğitiminin üç yıla düşürülmesi yönündeki öneriler, mesleğin niteliğini ciddi biçimde zedeleyebilecek girişimlerdir.</p>
<p>Mimarlık yalnızca teknik bilgiye dayanan bir meslek değildir. Tarih, sanat, kent kuramı, sosyal bilimler ve kültürel çalışmalarla iç içe geçmiş disiplinler arası bir eğitim süreci gerektirir.</p>
<p>Bu nedenle mimarlık eğitiminin kısaltılması, yalnızca mesleğin niteliğini düşürmekle kalmayacak; aynı zamanda kentlerin, kamusal alanların ve yaşam çevrelerinin kalitesini de doğrudan etkileyecektir.</p>
<p>Çünkü mimarlık, insanların birlikte kurduğu yaşamın mekânını biçimlendiren bir toplumsal pratiktir.</p>
<p><strong>Genç Mimarlar: Geleceğin Özneleri</strong></p>
<p>İstanbul Mimarlar Odası Genel Kurulu’nun en dikkat çekici yönlerinden biri genç mimarların sürece gösterdiği ilgiydi. Genel kurul tartışmalarına ve seçimlere genç meslektaşlarımızın yoğun katılımı, meslek örgütümüzün geleceği açısından umut verici bir tablo ortaya koymuştur.</p>
<p>Ancak genç mimarların karşı karşıya olduğu sorunlar oldukça ağırdır. İşsizlik, güvencesiz çalışma, düşük ücretler ve mesleki yalnızlaşma genç mimarların en temel sorunları arasında yer almaktadır.</p>
<p>Bu nedenle meslek örgütümüzün önündeki en önemli görevlerden biri, genç mimarların sorunlarını merkeze alan yeni bir örgütlenme yaklaşımı geliştirmektir.</p>
<p>Genç mimarların yalnızca oda etkinliklerine katılan pasif üyeler değil, karar süreçlerine katılan aktif özneler haline gelmesi büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>Çünkü mimarlık mesleğinin yarını genç mimarların ellerinde şekillenecektir.</p>
<p><strong>Kadın Mimarlar ve Eşitlik Mücadelesi</strong></p>
<p>Mimarlık alanındaki dönüşümün bir diğer önemli boyutu ise kadın mimarların artan varlığıdır. Bugün mimarlık fakültelerinde kadın öğrencilerin sayısı oldukça yüksektir ve meslek pratiğinde de kadın mimarların varlığı giderek artmaktadır.</p>
<p>Ancak buna rağmen mimarlık alanı hâlâ önemli ölçüde erkek egemen bir yapıya sahiptir. Kadın mimarlar iş yaşamında ücret eşitsizlikleri, görünmez emek yükü ve karar mekanizmalarında yeterince temsil edilmemek gibi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır.</p>
<p>Bu nedenle meslek örgütümüzün toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda daha güçlü politikalar geliştirmesi büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>Kadın mimarların oda çalışmalarında daha fazla yer alması, meslek örgütünün demokratikleşmesi açısından da son derece önemli bir adımdır.</p>
<p><strong>Kent Mücadeleleri ve Mimarlığın Kamusal Rolü</strong></p>
<p>Bugün kentler yalnızca mimarlık üretiminin mekânları değil, aynı zamanda büyük toplumsal mücadelelerin de sahnesidir.</p>
<p>Plansız büyüme, rant odaklı kentleşme politikaları, doğa talanı, afet risklerinin göz ardı edilmesi ve kamusal alanların giderek daralması kentlerimizi yaşanması zor mekânlara dönüştürmektedir.</p>
<p>Türkiye’nin deprem gerçeği ise bu sorunları daha da yakıcı hale getirmektedir.</p>
<p>Afetlere dirençli kentler, kamusal alanların korunması ve doğayla uyumlu bir yapı üretim süreci için mimarların bilgi ve birikimine her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır.</p>
<p>Bu nedenle mimarlar yalnızca yapı tasarlayan teknik uzmanlar değil, aynı zamanda kentlerin geleceği üzerine söz söyleyen kamusal aktörlerdir.</p>
<p><strong>Örgütlenmenin Önemi</strong></p>
<p>Bütün bu sorunların çözümü bireysel çabalarla değil, örgütlü mücadeleyle mümkündür.</p>
<p>Meslek sorunlarımızın çözümü için, kentleri savunmak için ve mimarlığın kamusal sorumluluğunu büyütmek için güçlü bir meslek örgütüne ihtiyaç vardır.</p>
<p>Ancak güçlü bir meslek örgütü kendiliğinden ortaya çıkmaz. Onu güçlü kılan şey üyelerinin katılımı, dayanışması ve ortak iradesidir.</p>
<p>İstanbul Mimarlar Odası seçimlerine yaklaşık 1600 mimarın katılması olumlu bir gelişme olmakla birlikte, 31.000 üyeli bir şube için henüz yeterli değildir.</p>
<p>Bu nedenle önümüzdeki dönemde oda ile üyeler arasındaki bağın güçlendirilmesi ve katılımın artırılması önemli bir görev olarak durmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Nerede Kalmıştık?</strong></p>
<p>Bugün sorulması gereken soru belki de budur:</p>
<p>Nerede kalmıştık?</p>
<p>Cevap aslında çok basittir.</p>
<p>Kentleri savunmaya kaldığımız yerden devam edeceğiz.<br />
Mimarlığın kamusal sorumluluğunu yeniden hatırlatacağız.<br />
Meslektaşlarımızla dayanışmayı büyüteceğiz.</p>
<p>Çünkü biliyoruz ki güçlü bir meslek örgütü olmadan hiçbir mesleki sorun çözülemez.</p>
<p>Ve yine biliyoruz ki katılım olmadan güçlü bir örgüt yaratmak da mümkün değildir.</p>
<p>Bu nedenle mimarlık mesleğinin geleceğini savunmak isteyen herkesi aynı yerde buluşmaya çağırıyoruz:</p>
<p><strong>Mimarlar Odası’nda.</strong></p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>İMAR POLİTİKALARINA  MİMARLAR KARIŞMASIN DA KİM KARIŞSIN!?</title>
		<link>http://www.mimarist.org/imar-politikalarina-mimarlar-karismasin-da-kim-karissin/</link>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 07:23:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Hasan Çakır / Dam Notları]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Odadan Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=25131</guid>
		<description><![CDATA[Bizde, kimi çevreler, kent yöneticileri, politikacılar, hatta mimarlar, mimarların imar işlerine karışmasından rahatsız oluyor. Hangi sosyal ekonomik psikolojik dürtülerin bu rahatsızlığı yarattığını araştırmak ilginç olabilir… Mimar Doğan Hasol anlatıyor: 1954 Oda’nın kuruluşu… Tek parti döneminden çok parti dönemine geçilmiş. Demokratik Parti Hükümeti iktidarda. Başbakan A. Menderes. İşte o da biraz]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Bizde, kimi çevreler, kent yöneticileri, politikacılar, hatta mimarlar, mimarların imar işlerine karışmasından rahatsız oluyor. Hangi sosyal ekonomik psikolojik dürtülerin bu rahatsızlığı yarattığını araştırmak ilginç olabilir…</p>
<p>Mimar Doğan Hasol anlatıyor:</p>
<p>1954 Oda’nın kuruluşu… Tek parti döneminden çok parti dönemine geçilmiş. Demokratik Parti Hükümeti iktidarda. Başbakan A. Menderes. İşte o da biraz astığı astık kestiği kestik. İstanbulun imari tutkusuyla yanıyor. Istanbulu imar ediyor… Tabii ne oluyor,plansız proğramnsız. Zaten ekonomi çok güçlü değil. 1945’te 2’inci Dünya Savaşı bitmiş. Savaştan 5-6 yıl sonra iktidara geliyor. İlk yaptığı iş imar hareketleri. Tahran’a gitmiş. Tahranı ziyaret ettiği zaman geniş bulvarlar görmüş. İstanbulda da o bulvarları yapmaya çalışıyor. Tıpkı işte 3. Napolyon’un Paris’te yaptığına benzer bir takım uygulamalar. Zaten bu tür çalışmalaı yapanların çoğu Paris örneğini alırlar. Hausmann 3. Napolyon’un Sait valisidir. Onu tam yetkili kılmıştır. Ve işte geniş bulvarlar, geniş caddeöer… Surlar yıkılmıştı</p>
<p>Şimdi bizim durumumuza gelince… A. Menderes te işte 1955’te başladı istanbul’un imarına. Orda yine Oda’nın müdahaleleri var. Doğan Tekeli, gelmedi galiba onun, kitabında var.Bana da daha önce anlatmıştı.. Ben de Mimarlar Dik Durur‘a zaten o hikayeyi aktarmıştım.</p>
<p>Oda yeni kurulmuş zaten. Toplanıyorlar. Merkez İstanbul’da. Ne yapalım diyorlar. Yani Başbakan kendi bildiğince İstanbulda bir takım uygulamalar yapıp duruyor ama, bir yardımımız olsa en azından, bir şeyler yapsak…</p>
<p>Bir toplantı yapıyorlar. O toplantının sonunda Başbakanın kendisine bir mektup yazmaya karar veriyorlar ve diyorlark ki, işte sesimizi duyurmalıyız, işte keyfi imara karşı çıkmalıyız gerekçesinden hareketle çok nazik bir mektup yazıyorlar ve size nasıl yardımcı olabiliriz diye soruyorlar.</p>
<p>Tabii Menderes bunun altında yatan manayı anlıyor.</p>
<p>Aylarca cevap gelmiyor. Sonunda Oda’nın 1 numaralı üyesi &#8211; Profesör Emin Onat, o tarihte Demokrat Parti’den milletvekili – Emin Hoca’ya söylüyorlar durumu, ne olur Başbakanla bir konuşsanız diye. Cevap Emin Onat aracılığıyla geliyor. Diyor ki „Karışmasınlar, Odayı kapatırım.“</p>
<p>***</p>
<p>İmara karışmak mimarlığın doğasında var. Imara mimar karışmayacak da kim karışacak?</p>
<p>Yıl 1949. Ortada oda moda yok .Mimar Sedat Çetintaş yazıyor:</p>
<p>Fatihte Macar Kardeşler Caddesi… Bu cadde ki Türk İstanbulun en mühim ve en yeni caddesidir. Burada imar namına, zevki bedii namına vücuda gelen heyeti garibeyi birer birer tetkik ediniz. Sadeleri iptidaiye mekteplerinde (ilkokullarda) çocukların yptığı ev resimlerinden daha beceriksiz, külfetlileri sanki zevki selime isyan için düşünülmüş çizgiler, resimler, kemerler ve renklerle bezenmiş. Bir tane  ciddi zevk ve kalem mahsulü bina gösteremezsiniz. Artık en mühim cadde böyle olursa daha içerileri siz tahmin ediniz. Bu hal nedir ve nereye varacaktır? Bu gibi binalarla yumurcaklı kozalaklı, pis bir şekle girecek olan bu zavallı şehri, sonra hangi kuvvet temizliyebilir, mümkün mü?</p>
<p>***</p>
<p>Yalnızca mimarlar mı imara karışır? Kentinin imarına ilgi duyan herkes karışiyor. Hakkıdır. 1959. Edebiyatçı Nihad Sami Banarlı yazıyor:</p>
<p>„Gazetelerde okur ve sevinirsiniz: Belediye yeni ve güzel kararlar almıştır: Boğaz sahillerinde ve yamaçlarında dört kattan yüksek bina yapılmayacaktır. Hatta sahil binaları yalnız iki katlı olacak ve ahşap yapılacaktır.</p>
<p>Düşünürsünüz: Ne güzel görüş, ne isabetli bir karar. İşte bu kararda  hakiki bir İstanbul anlayışı, tam bir vatan sevgisi var. Çünkü Boğaz, bir yeşil yamaçlar diyarıdır. Evler, binalar onun yamaçlarına birbirini perdelemeden, birbirinin denizi görmesine engel olmadan, her çizgisi düşünülmüş, zevkli ve bilgili bir işleyişle, adeta oya gibi yerleştirilmelidir…</p>
<p>Fakat çok geçmeden hayretle hattâ dehşetle görürsünüz ki bu haberlar sanki sizi oyalayan birer balondur.“</p>
<p>***</p>
<p>Günümüzde vizyoner Belediyeler, kent yöneticileri- kentleri  cehaletin, toprak vurgunculugunun oyuncağı olmaktan korumak için- açık demokratik planlamayla kent ahalisinin, mimari yarışmalarla mimarların imar politikalarına karışmasını istyor ve özendiriyor.</p>
<p>Ahalisi, mimarları, yazarları, çizerleri, çöpçüleri, duvarcıları, marangozları, köpekleri, kedileri kentine sahip çıkmıyorsa- yanı kentinin imarına karışmıyorsa- karışması engelleniyorsa vay o kentin haline! Vay ki ne vay!  Bir kentte imar işlerine karışan güçlü bir kamuoyu yoksa, o kent cehaletin oyuncağı olur.</p>
<p>3500 yıl önce Filozof Perikles şöyle demiş:</p>
<p>Kentinin imarina ilgi göstermeyen bir kimse , yalnız ilgisiz bir kimse değil, aynı zamanda kötü bir kimsedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>2016’dan bir DAM Notları<img class="aligncenter size-large wp-image-25132" src="http://www.mimarist.org/file/2026/04/hasan-cakir_altyazi-bilgisi-verilecek-601x1024.jpg" alt="" width="601" height="1024" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/04/hasan-cakir_altyazi-bilgisi-verilecek-601x1024.jpg 601w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/hasan-cakir_altyazi-bilgisi-verilecek-176x300.jpg 176w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/hasan-cakir_altyazi-bilgisi-verilecek-768x1308.jpg 768w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/hasan-cakir_altyazi-bilgisi-verilecek.jpg 1010w" sizes="(max-width: 601px) 100vw, 601px" /></p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>İnsanlığın “Yaşam Direnci Üretiminin Kalıcı Evrimsel Kanıtı” Olarak; “Mimari Uzayı&#8230;”</title>
		<link>http://www.mimarist.org/insanligin-yasam-direnci-uretiminin-kalici-evrimsel-kaniti-olarak-mimari-uzayi/</link>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 07:10:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Metin Karadağ]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Odadan Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=25129</guid>
		<description><![CDATA[Ne kadar bilinçli korunma alışkanlıkları edinmiş olursak olalım, yaşamın içerisinde yer alan irili ufaklı ve değişik türde psikolojik travma şiddetlerinden payımızı alırız&#8230; Önemli olan sürekli bir biçimde psikolojik şiddetten arındırılmış ortamda bulunabilmek için sürekli kaçmak değil; karşı karşıya kalınabilecek psikolojik şiddeti önceden algılamaya ve ortamı şiddetten arındırabilmeye çalışmaktır. Sürekli şiddetsiz]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><em>Ne kadar bilinçli korunma alışkanlıkları edinmiş olursak olalım, yaşamın içerisinde yer alan irili ufaklı ve değişik türde psikolojik travma şiddetlerinden payımızı alırız&#8230;</em></p>
<p><em>Önemli olan sürekli bir biçimde psikolojik şiddetten arındırılmış ortamda bulunabilmek için sürekli kaçmak değil; karşı karşıya kalınabilecek psikolojik şiddeti önceden algılamaya ve ortamı şiddetten arındırabilmeye çalışmaktır.</em></p>
<p><em>Sürekli şiddetsiz ortam talebi de bir tür şiddet olarak karşımıza çıkabilir.</em></p>
<p><strong><em>“Psikolojik Çevre Kirliliği Sistemi”</em></strong><em> de denilebilecek ve farklı nedenlerle ortaya çıkan psikolojik şiddetlerin dinamik toplamı; sınır tanımaksızın zincirleme reaksiyonlarıyla üzerimizde etkilerini bırakmaktadır. Aldığımız bu etkileri ise bizler başka mekanlardaki başka insanlara doğru; aynen bizlere ulaştığı gibi sürekli taşımaktayızdır.</em></p>
<p><em>Nedeni anlamında ilk kaynağı olduğumuz herhangi bir psikolojik travmanın, bilmediğimiz yerlerde tanımadığımız insanlara ulaşıyor olmasını düşünmek bile bizlerde rahatsızlığa yol açabilir.</em></p>
<p><em>Burada saymaya ve sıralamaya yer bulamayacağımız nedenlerle ya da bahanelerle; toplumsal yaşam içerisinde psikolojik travmaya uğramamış insan yok gibidir&#8230;</em></p>
<p>Yaşamın, kendi gelişimini ve dönüşümünü sağlayan temel özellikleri de yine kendisinde taşımasının temel nedeni;<strong> “Evrimin Varlığı ve Sürekliliğidir&#8230;”</strong></p>
<p><em>Bundan neredeyse otuz yıl önce gazetelerden birinde, çok önemli ama gözden kaçtığı için de üçüncü sayfaya düşen fıkra gibi bir haber vardı: <strong>“En hukuki çete, yakalandı”</strong> ve <strong>“gasp, adam yaralama, tehdit&#8230; ilh..”</strong> suçlarından aranan çete elemanlarının üzerinden, bir <strong>“sözleşme”</strong> çıktı.</em></p>
<p><em>Son icraatları sırasında ele geçirilen çete elemanlarının her birinin üzerinden çıkan aynı fotokopi sözleşmenin maddeleri şöyleydi: <strong>“İşi” getiren % 60 alır. Eğer getirilen “iş” dolar, mark üzerindense, “işi” getiren % 70 alır. İşi getiren “icraata” doğrudan katılırsa, işin toplamının % 80’ini alır&#8230;</strong></em></p>
<p><em>Bu güzelim örneğe baktığımızda, tırnak içinde bile olsa <strong>“hukuku”</strong> hemen görebiliriz. Yalnızca çete elemanları arasında rızaya dayalı bir kural dizgesi oluşturulmuş ve alan razı veren razı biçimde; hukukseverleri bile kıskandıracak düzeyde de tıkır tıkır işleyen, gerçek bir <strong>“alan”</strong> yaratılmıştır diyebiliriz.</em></p>
<p><em>Düşünsenize, öyle kolay değildir bu tür sözleşmeleri bozmak, anayasa deler gibi delmek. Cemaat üyelerince uyulmadığında da bedeli çok ağır ödenen bir yasa olarak işlemektedir çünkü: <strong>“Takır takır, yani ‘aşil topuğuna, aşil topuğuna’ yaptırımı söz konusudur&#8230;”</strong></em></p>
<p><em>Ancak gel gör ki, çete elemanları arasındaki bu tıkır tıkır işleyen <strong>“hukuka”</strong> emsal kurallar; çetenin de üzerinde yaşadığı, beslendiği <strong>“alanda”</strong> eksikliklerini hemen belli eder.</em></p>
<p><em>Toplumu oluşturanların yaşamına müdahale etmekte olan <strong>“bu kurallar”</strong>, bu çete dışındakiler için, yani toplum için geçerli bir anlam taşımamaktadır. Ancak sonuç olarak oldukça kötü bir biçimde etkilemektedir.</em></p>
<p><em>Bu <strong>“eksiklik”</strong> de doğal olarak böyle bir hukuku savunmaya kalkanların karşılarına, toplumun meşruiyet talebinin dayatmasıyla ancak çıkmaktadır.</em></p>
<p><em>Burada bu anlama göre ancak <strong>“meşru olmayan bir hukuktan”</strong> söz edebiliriz. Ve bu durumda kısaca diyebiliriz ki, doğal olarak toplumun ortak çıkarları; <strong>“meşru bir hukuktan”</strong> yanadır&#8230; İşte bu nokta <strong>“kamuyasallıktan”</strong> söz edebilme noktasıdır.</em></p>
<p>Özetle; <strong>Devlet ile Mafya Arasındaki Tek Fark; “Hukuktur&#8230;”</strong></p>
<p>Bir ekmeği iki(2) kişi arasında <strong>‘en adaletli biçimde paylaştırmanın yolu’</strong>; birinin ekmeği <strong>&#8220;bölmesi&#8221;</strong>, diğerinin de <strong>&#8220;seçmesi&#8221;</strong> ikili kuralına dayanır. Bu kural <strong>&#8220;Kuvvetler Ayrılığı&#8221;</strong>nın da temelini oluşturur. Ayrıca temeli <strong>&#8220;Kuvvetler Ayrılığı&#8221;</strong> kuralına dayanan <strong>&#8220;Laiklik&#8221;</strong> de sadece devlet ve din bağlamının ayrılığı ile de sınırlı değil; çok daha önemli ve değerli olan temel insanlık hakkı olan ve herkesi kucaklayan <strong>&#8220;Eşitlik Hakkı&#8221;</strong>nın varlık kazanması ile de ayrılmaz bir bütünlük oluşturmaktadır.</p>
<p><em>Bu hukuk iştahsızlığının, bu sosyal empati yoksunluğunun, bu kamusal alan tanımazlığının esas nedeni, açıkça ya da gizlice olsun, bireyler olarak sorumluluklarımızdan kaçarak <strong>“içini boş bıraktığımız”</strong> özel alanlarımızın <strong>“cemaatlerce”</strong> işgal edilmesinden başka bir şey değildir&#8230;</em></p>
<p><em>Özellikle farklı dünyalarda yer alan <strong>“cemaatler”</strong>in her nasılsa <strong>“bir kenti dönüştürmek”</strong> gibi <strong>“tıpatıp aynı”</strong> gerekçe etrafında toplaşarak içinde yaşadığımız <strong>“İstanbul’u Meta gibi Pazarlama”</strong> talanında aynı safta yer tutabilmesi, aklıma <strong>Stanley Kubrick</strong>’in <strong>“2001: Uzay Macerası”</strong> filminin son sahnelerini getirdi.</em></p>
<p><em>Filmde, ışık hızındaki uzay yolculuğundan sonra her nasılsa tekrar dünyadaki evine dönen astronot, bir odada henüz yeni doğmuş haliyle kendi çocukluğunu, diğer odadaki yatakta ise yine kendisinin yaşlanmış halini görür. Başını aynaya çevirip baktığında ise giydiği astronot kıyafetinin <strong>“içi boştur,”</strong> kendisini göremez.</em></p>
<p><em>Cemaatçi davranışlar, kendi kendimize karşı yabancılaşarak, <strong>“boş bıraktığımız”</strong> özel alanımız /bizim boşluğumuz/ üzerinden kamusal alanlarımızı kemirmekteler.</em></p>
<p><em>Çünkü <strong>“Uzay boşluk kaldırmaz&#8230;”</strong></em></p>
<p><strong>Mimarlara Mektup Bülteni, Şubat 2026, Sayı: 311</strong><img class="aligncenter size-large wp-image-25130" src="http://www.mimarist.org/file/2026/04/metinkaradag-576x1024.jpg" alt="" width="576" height="1024" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/04/metinkaradag-576x1024.jpg 576w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/metinkaradag-169x300.jpg 169w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/metinkaradag-768x1365.jpg 768w, http://www.mimarist.org/file/2026/04/metinkaradag.jpg 1125w" sizes="(max-width: 576px) 100vw, 576px" /></p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>Mimarlara Mektup Sayı: 311</title>
		<link>http://www.mimarist.org/mimarlara-mektup-sayi-311/</link>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 06:57:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimarlara Mektup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=25126</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<a class="fullscreen-mode" href="http://www.mimarist.org/themencode-pdf-viewer-sc/?tnc_pvfw=ZmlsZT0vd3AtY29udGVudC91cGxvYWRzLzIwMjYvMDQvMzExLnBkZiZzZXR0aW5ncz0xMTExMDEwMTExMTExMTExMTAwJmxhbmc9dHI=#page=&zoom=auto&pagemode=none" target="_blank">Tam Ekran Göster</a><br><iframe width="850" height="1024" src="http://www.mimarist.org/themencode-pdf-viewer-sc/?tnc_pvfw=ZmlsZT0vd3AtY29udGVudC91cGxvYWRzLzIwMjYvMDQvMzExLnBkZiZzZXR0aW5ncz0xMTExMDEwMTExMTExMTExMTAwJmxhbmc9dHI=#page=&zoom=auto&pagemode=none" title=""></iframe>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>Şerafettin Can Atalay Belgesel Gösterimi Gerçekleştirildi.</title>
		<link>http://www.mimarist.org/serafettin-can-atalay-belgesel-gosterimi-gerceklestirildi/</link>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 14:13:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Odadan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=25116</guid>
		<description><![CDATA[TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi tarafından düzenlenen “Şerafettin Can Atalay Belgesel Gösterimi”, 24 Mart 2026 Salı günü saat 19.00’da Karaköy Binası’nda gerçekleştirildi. Şubemizin avukatı, meslek örgütümüzün ve kent mücadelesinin önemli isimlerinden Şerafettin Can Atalay’ın yaşamını, mücadelesini ve dayanışma pratiklerini konu alan belgesel gösterimi, yoğun katılımla gerçekleşti. Gösterim öncesinde düzenlenen...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-large wp-image-25120" src="http://www.mimarist.org/file/2026/03/31bb342b-cc86-467e-989d-a31c3e05f98e-1-1024x576.jpg" alt="" width="900" height="506" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/03/31bb342b-cc86-467e-989d-a31c3e05f98e-1-1024x576.jpg 1024w, http://www.mimarist.org/file/2026/03/31bb342b-cc86-467e-989d-a31c3e05f98e-1-300x169.jpg 300w, http://www.mimarist.org/file/2026/03/31bb342b-cc86-467e-989d-a31c3e05f98e-1-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi tarafından düzenlenen “Şerafettin Can Atalay Belgesel Gösterimi”, 24 Mart 2026 Salı günü saat 19.00’da Karaköy Binası’nda gerçekleştirildi. Şubemizin avukatı, meslek örgütümüzün ve kent mücadelesinin önemli isimlerinden Şerafettin Can Atalay’ın yaşamını, mücadelesini ve dayanışma pratiklerini konu alan belgesel gösterimi, yoğun katılımla gerçekleşti. Gösterim öncesinde düzenlenen açılış bölümünde TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi ÇED Danışma Kurulu Sekreteri Mücella Yapıcı, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Alper Ünlü, TMMOB Mimarlar Odası Genel Başkanı Zeynep Eres, Kemal Aytaç, Yonca Şık ve Can Atalay&#8217;ın kıymetli annesi Şükran Atalay söz alarak konuşmalarını gerçekleştirdi. Konuşmalarda, Can Atalay’ın hukuk, meslek ve kent mücadelesindeki yeri; dayanışma, adalet ve kamusal sorumluluk kavramları üzerinden değerlendirildi.</p>
<p>Açılış konuşmalarının ardından belgesel gösterimine geçildi. Gösterim boyunca Can Atalay’ın yaşam öyküsü, birlikte yürütülen mücadeleler ve meslektaşları ile yol arkadaşlarının tanıklıkları izleyicilerle buluştu.</p>
<p>Program, katılımcıların yoğun ilgisi ve dayanışma vurgusuyla sona erdi.</p>
<p><img class="aligncenter size-large wp-image-25121" src="http://www.mimarist.org/file/2026/03/2ddf3d92-27c5-4a15-b41c-6460abbb76da-1-768x1024.jpg" alt="" width="768" height="1024" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/03/2ddf3d92-27c5-4a15-b41c-6460abbb76da-1-768x1024.jpg 768w, http://www.mimarist.org/file/2026/03/2ddf3d92-27c5-4a15-b41c-6460abbb76da-1-225x300.jpg 225w, http://www.mimarist.org/file/2026/03/2ddf3d92-27c5-4a15-b41c-6460abbb76da-1.jpg 1536w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>mimar.ist Dergi Yayın Kurulu Yeni Dönemin İlk Toplantısını Gerçekleştirdi</title>
		<link>http://www.mimarist.org/mimar-ist-dergi-yayin-kurulu-yeni-donemin-ilk-toplantisini-gerceklestirdi/</link>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 13:46:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Odadan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=25113</guid>
		<description><![CDATA[mimar.ist dergisinin yeni dönem Yayın Kurulu toplantısı, 24 Mart 2026 Salı günü, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Karaköy Binası’nda gerçekleştirildi.
Toplantıda, derginin yeni yayın dönemine ilişkin genel çerçeve değerlendirilirken, devam eden sayıların içerik süreçleri, hakem değerlendirme aşamaları ve yayın takvimi ele alındı...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>mimar.ist dergisinin yeni dönem Yayın Kurulu toplantısı, 24 Mart 2026 Salı günü, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Karaköy Binası’nda gerçekleştirildi.<br />
Toplantıda, derginin yeni yayın dönemine ilişkin genel çerçeve değerlendirilirken, devam eden sayıların içerik süreçleri, hakem değerlendirme aşamaları ve yayın takvimi ele alındı. Özellikle dosya konuları kapsamında yürütülen çalışmalar, önerilen yazılar ve katkılar üzerinden kapsamlı bir değerlendirme yapıldı.<br />
Önümüzdeki sayılara ilişkin dosya temaları, yazar önerileri ve yayın stratejileri üzerine değerlendirmeler yapılarak, yeni dönem çalışma programına ilişkin yol haritası oluşturuldu.<br />
mimar.ist dergisi, yeni yayın döneminde de mimarlık alanındaki güncel tartışmaları görünür kılmayı ve disiplinlerarası bir platform olarak katkı sunmayı sürdürecektir.<img class="aligncenter size-large wp-image-25115" src="http://www.mimarist.org/file/2026/03/006273f6-547e-4175-89f5-4a077b2fbf0b-1024x768.jpg" alt="" width="900" height="675" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/03/006273f6-547e-4175-89f5-4a077b2fbf0b-1024x768.jpg 1024w, http://www.mimarist.org/file/2026/03/006273f6-547e-4175-89f5-4a077b2fbf0b-300x225.jpg 300w, http://www.mimarist.org/file/2026/03/006273f6-547e-4175-89f5-4a077b2fbf0b-768x576.jpg 768w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /> <img class="aligncenter size-large wp-image-25114" src="http://www.mimarist.org/file/2026/03/dab48eda-14a0-408a-8a7f-3e7062b0720d-1024x768.jpg" alt="" width="900" height="675" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/03/dab48eda-14a0-408a-8a7f-3e7062b0720d-1024x768.jpg 1024w, http://www.mimarist.org/file/2026/03/dab48eda-14a0-408a-8a7f-3e7062b0720d-300x225.jpg 300w, http://www.mimarist.org/file/2026/03/dab48eda-14a0-408a-8a7f-3e7062b0720d-768x576.jpg 768w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>Beykoz Riva&#8217;ya Yönelik Kent Suçu Niteliğindeki Müdahaleleri Kabul Etmiyoruz!</title>
		<link>http://www.mimarist.org/beykoz-rivaya-yonelik-kent-sucu-niteligindeki-mudahaleleri-kabul-etmiyoruz/</link>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 14:20:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Odadan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=25105</guid>
		<description><![CDATA[Basına ve Kamuoyuna; İstanbul’un kuzey ormanlarını, doğal sit alanlarını ve ekolojik rezervlerini sermayenin rant hırslarına kurban eden yeni bir kentsel yıkım projesi, bugünlerde uluslararası mimarlık ofislerinin isimleri ve yeşil aklama kavramları ardına gizlenerek meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;">18.03.2026</p>
<p style="text-align: right;">49/1</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Basına ve Kamuoyuna;</strong></p>
<p style="text-align: left;">
İstanbul’un kuzey ormanlarını, doğal sit alanlarını ve ekolojik rezervlerini sermayenin rant hırslarına kurban eden yeni bir kentsel yıkım projesi, bugünlerde uluslararası mimarlık ofislerinin isimleri ve yeşil aklama kavramları ardına gizlenerek meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Beykoz ilçesi, Riva (Çayağzı) Köyü, Beylik Mandıra Mevkii sınırları içerisinde yer alan ve özel orman statüsündeki 84 hektarlık devasa bir alan üzerinde hayata geçirilmek istenen “ION Riva” isimli proje, İstanbul’un mutlak korunması gereken alanlarındaki mimarlık ve şehircilik ilkelerine dayalı tüm dinamiklerine açıkça karşıdır.</p>
<p>Söz konusu alan, İstanbul III Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 15.11.1995 gün ve 7755 sayılı kararı ile tespit ve ilan edilen <strong><em>İstanbul Kuzey Kesimi Karadeniz</em> Kuşağı Doğal Sit Alanında</strong> kalmakta olduğu ayrıca anılan kurulun 05.06.1996 gün ve 8284 sayılı kararı ile de 1/25000 ölçekli sit derecelendirme paftasında kısmen II. derece kısmen ise III. derece doğal sit alanını olarak tespit edilmiştir.</p>
<p>Diğer bir yandan 2009 tasdikli 1/100.000 ölçekli İstanbul İl Çevre Düzeni Planı planında <strong><em>“Çevresel Sürdürülebilirlik Açısından Kritik Öneme Sahip Alanlar, Gelişimi ve Yoğunluğu</em> Denetim Altında Tutulacak Alanlar ve Orman Alanı”</strong> statüsündedir. Bu bağlamda Çevresel Sürdürülebilirlik Açısından Kritik Öneme Sahip Alanlar başlığında 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı plan açıklama raporu 7.1.3.5’de belirtildiği üzere;</p>
<p><em>“İstanbul’da sürdürülebilirlik temelinde yürütülen Plan çalışmalarında yaşam destek sistemleri ve doğal risk alanları, doğal yapı ve kaynaklar üstündeki kentleşme baskısının hafifletilebilmesi ve zaman içerisinde de ortadan kaldırılarak iyileşmenin sağlanması amacıyla doğal sınırlayıcılar olarak ele alınmıştır. Yapılan doğal yapı sentez çalışması sonucu çevresel sürdürülebilirliğe dayalı mekansal kümelerle, doğanın insan yerleşimleri açısından riskler barındırdığı sakınım kümeleri oluşturulmuştur. Çevresel sürdürülebilirliğin her ölçekteki planlama çalışmalarında birincil araştırma konusu olarak ele alınması gerektiren bu alanlar Plan’da çevresel sürdürülebilirlik açısından kritik öneme sahip alanlar sembolü ile gösterilmiştir.”</em></p>
<p>Durum böyle iken, son günlerde çeşitli medya organları üzerinden kamuoyuna duyurulan ve tanınmış mimarlık ofislerinin tasarımlarıyla parlatılan ION Riva projesinin, 84 hektarlık orman ve sit alanında 3.000 sakine ev sahipliği yapacak bir lüks yerleşim kurguladığı ilan edilmektedir. Tamamen rant odaklı bu girişim, <em><strong>&#8220;sürdürülebilir&#8221;, &#8220;ekolojik&#8221;, &#8220;doğa ile bütünleşen peyzaj&#8221;</strong></em> gibi içi boşaltılmış kavramlarla süslenerek, üst gelir grubuna hitap eden bir doğa talanını ve kentin kuzeyinde yalıtılmış ayrıcalıklı bir mahalleyi makul gösterme çabasından başka bir şey değildir. Yüzlerce dönümlük orman ve doğal sit alanına binlerce kişilik bir nüfus ile devasa bir inşaat kütlesi yığmak, hiçbir mimarlık ilkesi ile bağdaşamaz ve uluslararası marka etiketleri ile çevreci hale getirilemez. Üst ölçekli planın mutlak surette korumayı ve kentleşme baskısından uzak tutmayı öncelediği bu hassas ekosistemi pazar mantığına teslim eden böylesi bir müdahale, İstanbul&#8217;un kuzeyindeki orman dokusunu geri dönülemez biçimde yok edecek ağır bir kent suçudur ve hiçbir şekilde meşruiyeti savunulamaz.</p>
<p>TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi olarak, kamu yararını ve doğanın üstünlüğünü savunma konusundaki sorumluluğumuz gereği; süslü kelimelerle ambalajlanan, ancak özünde İstanbul’un kuzey ormanlarına rant projesi niteliği taşıyan, uluslararası sermayeye pazarlanmak üzere hazırlanan bu talan projesinin her anlamda karşısında durduğumuzu; kent suçu niteliğindeki tüm mekânsal müdahalelere karşı sürecin hukuki ve teknik tüm boyutlarıyla takipçisi olduğumuzu, bu konuda resmi kurumlardan acil açıklama beklediğimizi kamuoyuna duyururuz.</p>
<p>Saygılarımızla,</p>
<p><strong>TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi</strong></p>
<p><img class="aligncenter size-large wp-image-25106" src="http://www.mimarist.org/file/2026/03/beykoz-riva-819x1024.jpg" alt="" width="819" height="1024" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/03/beykoz-riva-819x1024.jpg 819w, http://www.mimarist.org/file/2026/03/beykoz-riva-240x300.jpg 240w, http://www.mimarist.org/file/2026/03/beykoz-riva-768x960.jpg 768w, http://www.mimarist.org/file/2026/03/beykoz-riva.jpg 1080w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /></p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul İli, Beşiktaş İlçesi, Dikilitaş Mahallesi Rezerv Yapı Alanı ve Çevresine İlişkin 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği ve 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği’ne Dava Açtık!</title>
		<link>http://www.mimarist.org/istanbul-ili-besiktas-ilcesi-dikilitas-mahallesi-rezerv-yapi-alani-ve-cevresine-iliskin-1-5000-olcekli-nazim-imar-plani-degisikligi-ve-1-1000-olcekli-uygulama-imar-plani-degisikligine-dava/</link>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 13:34:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Odadan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=25103</guid>
		<description><![CDATA[Beşiktaş Dikilitaş Mahallesi’nde mülkiyetin bir kısmı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne, bir kısmı Beşiktaş Spor Kulübüne ve bir kısmı da Beşiktaş Belediyesi’ne ait olan, mevcut planlarda %93 oranında "Açık Spor Tesisi Alanı" ve "Zemin Altı Otopark ve Yol Alanı" olarak ayrılan parseller...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-large wp-image-25104" src="http://www.mimarist.org/file/2026/03/besiktas_kent-819x1024.jpg" alt="" width="819" height="1024" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/03/besiktas_kent-819x1024.jpg 819w, http://www.mimarist.org/file/2026/03/besiktas_kent-240x300.jpg 240w, http://www.mimarist.org/file/2026/03/besiktas_kent-768x960.jpg 768w, http://www.mimarist.org/file/2026/03/besiktas_kent.jpg 1080w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /></p>
<p>Beşiktaş Dikilitaş Mahallesi’nde mülkiyetin bir kısmı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne, bir kısmı Beşiktaş Spor Kulübüne ve bir kısmı da Beşiktaş Belediyesi’ne ait olan, mevcut planlarda %93 oranında &#8220;Açık Spor Tesisi Alanı&#8221; ve &#8220;Zemin Altı Otopark ve Yol Alanı&#8221; olarak ayrılan parseller, afet riskini azaltma amacı taşıyan 6306 sayılı yasa aracılığıyla rezerv alan ilan edilerek; yapılaşma ve nüfus yoğunluğu arttırıcı, kentin donatı alanlarını ise azaltıcı bir nitelik taşımaktadır. Kamu yararı gözetilmesi gereken alanın %70’i &#8220;Ticaret ve Konut&#8221;, %17’si “Özel Açık Spor Tesisi Alanı” ve bir kısmı “Yol+Otopark” ile “Belediye Hizmet Alanına” fonksiyonuna dönüştürülmektedir.</p>
<p>Plan raporunda ise bu dönüşümün Nişantaşı, Şişli, Beşiktaş Merkez gibi yoğun ticaret alt merkezlerine ve metro hatlarına kısa erişim mesafesinde olmasının &#8220;önemli bir avantaj&#8221; olarak sunulduğu görülmektedir. Kamusal bir spor alanının, etrafındaki ticari yoğunluk gerekçe gösterilerek ticarete açılmasının bir planlama &#8220;avantajı&#8221; olarak görülmesi, kamu yararı ilkesine mimarlık ve şehircilik esaslarına aykırıdır.<br />
Söz konusu plan değişikliğine dava açtığımızı kamuoyunun bilgisine sunarız,<br />
Saygılarımızla,</p>
<p><strong>TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi</strong></p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>ÇANAKKALE ZAFERİ’NİN 111. YILDÖNÜMÜNÜ KUTLUYORUZ!</title>
		<link>http://www.mimarist.org/canakkale-zaferinin-111-yildonumunu-kutluyoruz/</link>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 08:14:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Odadan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=25101</guid>
		<description><![CDATA[Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde, 18 Mart 1915’te kazanılan Çanakkale Zaferi’nin 111. yıldönümünde; bağımsızlık ve özgürlük uğruna verilen büyük mücadelenin tarihsel anlamını bir kez daha hatırlıyor, bu toprakları savunanları saygı ve minnetle anıyoruz. Egemenliğin kayıtsız şartsız ulusa ait olduğu anlayışıyla kurulan çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p align="right">18 Mart 2026</p>
<p>Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde, 18 Mart 1915’te kazanılan Çanakkale Zaferi’nin 111. yıldönümünde; bağımsızlık ve özgürlük uğruna verilen büyük mücadelenin tarihsel anlamını bir kez daha hatırlıyor, bu toprakları savunanları saygı ve minnetle anıyoruz.</p>
<p>Egemenliğin kayıtsız şartsız ulusa ait olduğu anlayışıyla kurulan çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılında; laik ve demokratik parlamenter sistemin tüm kurum ve kurallarıyla yeniden işlerlik kazanması; eşitlik, temel hak ve özgürlükler ile insanca ve onurlu bir yaşam hakkının güvence altına alınması doğrultusunda, bağımsız, eşitlikçi ve özgürlükçü Cumhuriyet mücadelesinin güçlendirilmesi tarihsel bir sorumluluktur.</p>
<p>Mimarlar Odası olarak; tarihsel, bilimsel ve kültürel gelişimin durdurulamayacağı, Cumhuriyet’in aydınlanma ve çağdaşlaşma sürecinin geriye döndürülemeyeceği bilinci ve umuduyla Çanakkale Zaferi’nin 111. yılını kutluyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>TMMOB MİMARLAR ODASI<br />
</strong><strong>MERKEZ YÖNETİM KURULU</strong></p>
]]></content:encoded>
			</item>
		<item>
		<title>2026 / XX. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri’nde Büyük Ödüller ve Ödül Adayları Belirlendi</title>
		<link>http://www.mimarist.org/2026-xx-ulusal-mimarlik-sergisi-ve-odullerinde-buyuk-oduller-ve-odul-adaylari-belirlendi/</link>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 13:31:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[MO İstanbul]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Odadan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mimarist.org/?p=25098</guid>
		<description><![CDATA[2026 / XX. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri kapsamında yapılan başvurular, Cânâ Bilsel başkanlığında, Aygül Ağır, Zafer Akdemir, Ahmet Alataş ve Doğan Türkkan’dan oluşan Seçici Kurul tarafından 12-13 Mart 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleşen toplantıda değerlendirildi. Semra Uygur ve Özcan Uygur “Mimar Sinan Büyük Ödülü”ne; Ömür Bakırer...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-large wp-image-25099" src="http://www.mimarist.org/file/2026/03/98c7ec7e-51cc-4032-9fed-9bc6e7805bf0-1024x1020.jpg" alt="" width="900" height="896" srcset="http://www.mimarist.org/file/2026/03/98c7ec7e-51cc-4032-9fed-9bc6e7805bf0-1024x1020.jpg 1024w, http://www.mimarist.org/file/2026/03/98c7ec7e-51cc-4032-9fed-9bc6e7805bf0-150x150.jpg 150w, http://www.mimarist.org/file/2026/03/98c7ec7e-51cc-4032-9fed-9bc6e7805bf0-300x300.jpg 300w, http://www.mimarist.org/file/2026/03/98c7ec7e-51cc-4032-9fed-9bc6e7805bf0-768x765.jpg 768w, http://www.mimarist.org/file/2026/03/98c7ec7e-51cc-4032-9fed-9bc6e7805bf0.jpg 1320w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>2026 / XX. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri kapsamında yapılan başvurular, Cânâ Bilsel başkanlığında, Aygül Ağır, Zafer Akdemir, Ahmet Alataş ve Doğan Türkkan’dan oluşan Seçici Kurul tarafından 12-13 Mart 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleşen toplantıda değerlendirildi.</p>
<p><strong>Semra Uygur</strong> ve <strong>Özcan Uygur</strong> “Mimar Sinan Büyük Ödülü”ne; <strong>Ömür Bakırer</strong> ve <strong>Celal Abdi Güzer</strong> “Mimarlığa Katkı Dalı Ödülü”ne; <strong>Mücella Yapıcı</strong> “Mimarlığa Katkı Dalı Seçici Kurul Özel Ödülü”ne değer görüldü. <strong>Ali Saim Ülgen</strong> ise <strong>“Anma Programı (2026–2028)”</strong> için seçildi.</p>
<p>Yapı, Proje ve Fikir Sunumu dallarında toplam <strong>57 eser</strong> değerlendirmeye alındı. Yapı Dalı’nda <strong>10</strong>, Proje Dalı’nda <strong>6</strong>, Fikir Sunumu Dalı’nda <strong>2</strong> olmak üzere <strong>toplam 18 eser ödül adayı</strong> olarak belirlendi.</p>
<p>Ödül töreni <strong>10 Nisan 2026 Cuma günü saat 19.00’da</strong> Ankara’da <strong>Zübeyde Hanım Sosyal Tesisi</strong>’nde düzenlenecek; törenin ardından sergi açılışı gerçekleştirilecektir. Ödüle değer görülen eserler tören sırasında açıklanacak ve ödüller sahiplerine takdim edilecektir.</p>
<p>Seçici Kurul değerlendirmesine sunulan tüm eserlerle birlikte sergi, <strong>17 Nisan 2026</strong> tarihine kadar <strong>Zübeyde Hanım Sosyal Tesisi</strong>’nde ziyaretçilere açık olacaktır.</p>
<p>Meslektaşlarımıza katılımları için teşekkür eder, meslek hayatları boyunca başarılar dileriz.<strong> </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>BÜYÜK ÖDÜLLER</strong></p>
<p>Mimar Sinan Büyük Ödülü</p>
<p><strong>SEMRA UYGUR &#8211; ÖZCAN UYGUR</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Anma Programı (2026-2028)</p>
<p><strong>ALİ SAİM ÜLGEN</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mimarlığa Katkı Dalı Ödülleri</p>
<p><strong>ÖMÜR BAKIRER</strong></p>
<p><strong>CELAL ABDİ GÜZER</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Mimarlığa Katkı Dalı Seçici Kurul Özel Ödülü</p>
<p><strong>MÜCELLA YAPICI</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>YAPI / PROJE / FİKİR SUNUMU DALLARI ÖDÜL ADAYLARI</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>YAPI DALI (Yapı / Koruma / Çevre) ÖDÜL ADAYLARI</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>MANİSA KURTULUŞ MÜZESİ</strong>, Yunusemre-MANİSA</p>
<p>Ömer Selçuk Baz</p>
<p><strong>SCORPIOS BODRUM</strong>, Bodrum-MUĞLA</p>
<p>Ali Çalışkan</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>FERDİ TAYFUR SANAT MERKEZİ VE MÜZESİ</strong>, Sarıçam-ADANA</p>
<p>Eylem Kırbaş Özdemir</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>MAMURBABA HOUSE</strong>, Çeşme-İZMİR</p>
<p>Gökçe Kursav, Barış Kursav</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>BALÇOVA CEMEVİ</strong>, Balçova-İZMİR</p>
<p>Nevzat Sayın</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>HAYAL URLA EVLERİ</strong>, Urla-İZMİR</p>
<p>Ali Kemal Şeremet, Ayhan Usta, Gülay Usta, Osman Güneş Erden</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>TÜRKİYE DENİZCİLER SENDİKASI YÖNETİM BİNASI</strong>, Kadıköy-İSTANBUL</p>
<p>Sinan Şerifoğlu, Çetin Ayık, Fadime Kul Taşkın</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>GTÜ HAVACILIK VE UZAY BİLİMLERİ FAKÜLTESİ</strong>, Gebze-KOCAELİ</p>
<p>İbrahim Türkeri, Gönül Karademir Türkeri</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>ARKAS SANAT ALAÇATI</strong>, Çeşme-İZMİR</p>
<p>Uğur Yıldırım, Ülkü İnceköse</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>ÇUKURHAN: İZMİR&#8217;DE BİR MİMARİ MİRASIN KORUNMASI</strong>, Konak-İZMİR</p>
<p>Öget Nevin Cöcen Efthymiou</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>PROJE DALI (Proje / Koruma / Çevre) ÖDÜL ADAYLARI</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>PODGORICA SOSYAL KONUT PROJESİ</strong>, Podgorica-KARADAĞ</p>
<p>Aslı Aydın Çağbayır, Emine Derya Ertan Şen, Tuğçe Nur Coşkun</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>ÜSKÜDAR AMERİKAN LİSESİ PERFORMANS MERKEZİ</strong>, Üsküdar-İSTANBUL</p>
<p>Hasan Çalışlar, Kerem Erginoğlu</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>DJILAKH ORTAOKULU</strong>, Djilakh-SENEGAL</p>
<p>Ali Manço, Zühtü Usta, Ümit Arar, Sema Alaçam</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>KUVEYT ULUSLARARASI TREN İSTASYONU</strong>, KUVEYT</p>
<p>Orhan Uludağ, Zeynep Uludağ</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>MİKROCERRAHİ VE REKONSTRÜKSİYON VAKFI BİNASI</strong>, Çankaya-ANKARA</p>
<p>Fatih Yavuz, Emre Şavural</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>DEYRULZAFARAN MANASTIRI KONUK EVİ VE SOSYAL TESİSLERİ</strong>, Artuklu-MARDİN</p>
<p>Şevket Eser Ergün</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>FİKİR SUNUMU DALI ÖDÜL ADAYLARI</strong></p>
<p><strong>ANTAKYA’DA TOPLUM TEMELLİ İYİLEŞME YAKLAŞIMLARI</strong></p>
<p>Aslı Aydın Çağbayır</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>SESSİZ YOL &#8211; YERYÜZÜ ÜZERİNE</strong></p>
<p>Mert Uslu, Nilay Özcan Uslu</p>
]]></content:encoded>
			</item>
	</channel>
</rss>
