Şube Başkanı Eyüp Muhcu’nun Konuşması

 

Değerli meslektaşlarım,

Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şube’de yoğun ve kapsamlı çalışmaların gerçekleştiği 40. dönemini geride bırakıyoruz. “Mimarlar Odası Toplum Hizmetinde” ilkesini temel alan bir çalışma anlayışını 40. dönemde de sürdürmek ve Mimarlar Odası’nın bu mücadele ile örülmüş birikimini yeni ve güncel sorunlar çerçevesinde daha da zenginleştirmek; uygulanan politikalarla giderek çözümsüzlüğe itilen dünyamız ve ülkemiz koşullarında, mimarlığın kente, çevreye ve topluma karşı sorumlulukları bağlamında tarihsel bir önem taşıdığı bilinciyle hazırladığımız Çalışma Programını yaşama geçirmeye çaba gösterilmiştir.

 

Dünyamız son yıllarda ülkemizin de içinde yer aldığı Ortadoğu bölgesinde yaşanan ABD merkezli işgal ve yıkım süreci sonunda artık “çok daha az güvenli” ve barışa daha da çok uzaktır. İnsanları, kültürleri ve kentleri yok eden gelişmeler karşısında, barışın, kültürün ve insan yaşamının savunulması yönünde bir dünyanın biçimlenmesi, mimarlık toplumunun temel sorumlulukları arasında olduğu bilinci çalışmalarımıza yön vermektedir.

 

Küresel, bölgesel ve ulusal ölçekte uygulanan politikalar; mimarlığımızın ve kentlerimizin rant alanına dönüştürülmesine ve bunun yarattığı kapsamlı sorunlarla baş başa kalmamıza neden olmaktadır. Kentler tıkanan küresel anamalcı sistemin kendini yeniden üretmesi ve geçici de olsa yaşadığı krizin ertelenmesinin aracı olarak görülmektedir. Kentsel ranta el koyma, tarihi ve doğal çevrenin talan edilmesi, kent ve ülke kaynaklarının sömürülmesi, mimarlık ve kent değerlerinin yok edilmesi dönemin özgün davranışları olarak ortaya çıkmaktadır.

 

Bu çerçevede gündeme Haydarpaşa, Galata, Kazlıçeşme, Karayolları arazisi, Levent İETT Garajı, Sulukule, Balat, Tarlabaşı gibi alanlarda pek çok dönüşüm planı ve projesi gündeme gelmiştir. Dönüşüm plan ve projeleri toplamı olarak nitelenen 1/100.000 Ölçekli İstanbul İl Çevre Düzeni Planı “İstanbul’un Anayasası” olarak şaşalı törenlerle kamuoyuna takdim edilmiştir. Sürdürülen hukuk mücadelesi sonucu başta 1/100.000 planın yürütmesinin durdurulması olmak üzere mimarlık, kent, çevre ve toplum adına önemli kazanımlar elde edilmiştir.

 

Mimarlık ve kentlerimizin pazar ilişkisi içersinde, “karşılıklılık ve eşitlik” ilkesi göz ardı edilerek diğer ülkelere açılması, mimarlık hizmetlerinin yeniden sorgulanmasını zorunlu kılmıştır. Özellikle bu dönemde; İstanbul’un değerlerinin küresel yatırımcılara imarla ilgili tüm hukuk kuralları ve şehircilik ilkeleri çiğnenerek pazarlanması ve bunu kamu eliyle gerçekleştirilme çalışmaları olağanüstü hız kazanmıştır. Sürecin mesleki bakımdan sorgulanması ve Oda’nın bu tür organizasyonlarla ilgili geleneksel tavrı ortaya konmaya çalışılmıştır.

 

Uluslararası dayatmalar karşısında hükümetin izlenen “tam bir teslimiyetçi politikalar”a rağmen öneri geliştirme, sorunu kamuoyuna mal etme, toplumsal destek arama çalışmalarını bu dönemde de sürdürdük.

 

Mimarlığın ve mesleğimizin niteliğinin yükseltilmesi amacıyla dünya ile eş zamanlı olarak Sürekli Mesleki Gelişim (SMG) programı yaşama geçirilmeye çalışılmıştır. Meslektaşlarımızın mesleki çalışmalarının belgelenmesi ve SMG eğitimlerinin mesleki yaşamlarında katkıya dönüşmesinin sağlanması sistemin sürdürülebilir ve sağlıklı işleyişinin temel koşuludur. Yeni dönemde, sistemin, üyelerimizin deneyim ve önerileriyle zenginleştirilmesi ve amaca uygun olarak yapılanmanın gözden geçirilmesi zorunluluğu vardır.

 

Çalışma dönemimizde; Türkiye’nin yeniden yapılandırılması kapsamında “Kamunun Yeniden Yapılandırılması”, “Yerel Yönetim Yasası” gibi yasama süreçleri izlenmiş ve öneriler sunulmuştur. Temel hizmetlerden kamuya el çektirilmesi, “sosyal devlet” anlayışının bütünüyle tasfiyesi, yerelin küresel şirketlerin egemenlik alanı haline gelmesi, çalışanların haklarının geriye götürülmesi, meslek odaları, sendikalar, sivil-demokratik kitle örgütlerinin etkisizleştirilmesi gibi düzenleme ve girişimler karşısında tavır ve öneri geliştirilmek için çaba gösterilmiştir. TMMOB, sendikalar, sivil-demokratik kitle örgütleri ile ortaklaşa etkinlikler gerçekleştirilerek çözüm önerileri sunulmuş, beklentiler dile getirilmiştir.

 

Mimarlığımıza özgün eserler kazandırmak, meslektaşlarımızın mesleki becerilerini ortaya koyabilmelerine olanak sağlamak, mimarlık öğrencilerini yarışmalara teşvik etmek amacıyla yarışmalara özel bir önem verilmiş bu nedenle kimi yarışmalar bizzat düzenlenmiş ya da pek çok yarışmanın düzenlenmesinde katkı sağlanmıştır. Ancak dönem içersinde yarışmaların dönüşüm projelerinin –bir başka deyimle yağma projelerinin– meşrulaştırılmasının aracı olarak kullanılması sık sık gündeme gelmiştir. Bu nitelikteki yarışmalar protesto edilerek Mimarlar Odası yarışma ilkeleri ve meslek etiği savunulmuştur.

 

Mimarlık ve Kent Şenlikleri, Dünya Mimarlık Günü nedeniyle her ekim ayının ilk haftasında, hafta boyunca süren etkinliklerle geleneksel olarak gerçekleştirilmektedir. Etkinlikler süresince çok sayıda meslektaşımızla, kültür ve sanat çevreleriyle buluşma olanağı yakalanmaktadır.

 

Yukarıda açıkladığım Oda çalışmalarının dışında geçmişten gelen Oda’nın rutin işleri dahil olmak üzere pek çok sergi, konferans vb etkinlik, çalışma raporumuzda açıklanan konularla ilgili çalışmalar gerçekleştirilmiştir.

 

Değerli meslektaşlarım,

Tüm bu çalışmaları sizlerden aldığımız yetki ve sizlerin desteğiyle gerçekleştirmeye çalıştık. Bu dönemde demokratik dayanışmanın erincini sizlerle birlikte yaşadık. Tüm bu yoğun çalışmalar içersinde yer alan, omuz veren, katkıda bulunan tüm meslektaşlarımıza, Oda çalışanlarına ve kentli kuruluşlara Yönetim Kurulumuz adına teşekkür ediyorum.

 

Genel Kurulumuzun saygın bir mimarlık ortamının yaratılması, meslek onurunun korunması, kamu ve toplum yararı doğrultusunda meslek politikalarının gözetilmesi, “kent-çevre ve toplum için dayanışma” örgülerinin yaratılması anlamında katkı sağlayacağına ve başarılı olacağına olan inancım tamdır.

 

Bu duygular içersinde sizleri selamlıyor ve saygılarımı sunuyorum.

 

Eyüp MUHCU

Mimarlar Odası

İstanbul Büyükkent Şubesi

Yönetim Kurulu Başkanı